• Piyasalar
  • up
    BIST 100
    1331
  • up
    USD
    7.8023
  • up
    EURO
    9.4809
  • up
    GBP
    10.4871
  • up
    Altın
    461.382
  • TGRT Haber Arama
  • TGRT Haber Facebook
  • TGRT Haber Twitter
  • TGRT Haber Youtube
  • TGRT Haber RSS
REKLAMI KAPAT
Tarih : 03.11.2020 - 13:53 Yorum : 0

Bridge of Spies (Casuslar Köprüsü 2015)

Steven Spielberg'in yönetmen koltuğuna oturduğu, Bridge of Spies (Casuslar Köprüsü) filmi 1960'lı yılların; "Soğuk Savaş" döneminde geçmektedir. Amerikalı bir pilot Sovyetler Birliği'nde esir olmuştur. Tutsak pilotu kurtarabilmek için Amerikalı bir avukat ünlü istihbarat teşkilatı CIA tarafından vazifelendirilmiştir. Oldukça tehlikeli ve zorlu bir görevi kabul eden Avukat (Tom Hanks)'in muhteşem performansı, Amy Ryan ve Billy Magnussen gibi oyuncuların rol aldığı filme gelin hep birlikte bir göz atalım... İşte tüm yönleriyle Casuslar Köprüsü...

Bridge of Spies (Casuslar Köprüsü 2015)

Hem tarihi hem dram hem de bir gerilim filmi olan Bridge of Spies (Casuslar Köprüsü 2015) filmi, 1960'lı yıllarda Amerika ve Rusya arasındaki istihbarat teşkilatlarının rekabet sürecinde karşılıklı bir casus takasını konu ediniyor. Amerikan Devleti, yakaladığı Rus casusunu kendi hukukuna göre yargılamak ve cezasını kesmek istemekte. Bunun için de bir sigorta avukatı olan James Donovan (Tom Hanks)'ı görevlendirirler. Ancak avukat Donovan görevini hukuk çerçevesinde ciddiye alıp uygulamaya başlayınca yargıcın, halkın, FBI’ın ve CIA’in hiç de istemediği şeyler yaşanmaya başlar...

Casuslar ve Köprüsü

Filmi öncelikle hukukçuların, avukatların, siyaset ve politika ile uğraşanların seyretmesini tavsiye edebiliriz. Elbette Matt Charman, Ethan ve Joel Coen kardeşlerin kaleme aldığı, Steven Spielberg'in yönettiği, Tom Hanks, Mark Rylance gibi usta oyuncuların oynadığı ve gerçek hikayeden beyazperdeye aktarılmış bir film olması münasebetiyle tarih meraklılarınında seyretmesinin iyi olacağını düşünüyoruz.

Casuslar Köprüsü

Neden özellikle böyle düşünüyoruz? Ülkemizde söz sahibi olan bu kitlenin konu ile ilgili aydınlanmasını da ümit ediyoruz. Çünkü bu filmin Hollywood yapımı olması ve kültür endüstrisini en iyi besleyen yönetmen Steven Spielberg gibi biri tarafından çekiliyor olması, seyircilerin filmi üç boyutlu seyrederek olası bir manipülasyona uğramamasını ümit ediyoruz... Zira yönetmenin; "Indiana Jones, Jaws", Schindler’in Listesi" gibi Amerikan ulusu ve kapitalizminin propagandasının bolca yapıldığı filmleri çektiğini bazı sahnelerin aldatılıcığına kanmamaları gerektiğini hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Casuslar Köprüsü

Filmin ilk bölümünde; Amerikan'ın güvenliğini her şeyden üstün tutan, insan hakları ve etik değerlerin evrensel üstünlüğüne inanan avukat J. Donovan (Tom Hanks)'ın, Soğuk Savaş döneminde ABD’de esir alınmış eski bir Rus KGB ajanı ve onun casusu Rudolf Abel’in avukatlığına getirilir. Kahramanımız evrensel insan hakları noktasında ABD anayasasının eşitlikçi yaklaşımını parlatmak adına büyük bir fırsat olarak görülen bu durum karşısında, ajan Abel’ı idam mahkumiyetinden kurtararak 30 yıl hapis cezası almasını sağlar...

Casuslar Köprüsü

Ancak Rus ajanına idam yerine hapis cezası verilmesine öfkelenen Amerikan ulusu, avukat Donovan’ı kendi ülkesine ihanet etmekle suçlamaya başlamıştır. Diğer taraftan Donovan'ın Sovyetler tarafından yakalanan bir CIA casusunu kurtarmak için Abel’ın CIA tarafından görevlendirilmiş Amerikan casusu Francis Gary Powers ile takas edilmesinin mümkün olduğu söylemesi üzerine süreçte de etkin bir rol almak zorunda kalan Donovan, Berlin’de takas anlaşmalarını yapmak üzere görevlendirilir ve başka bir ABD vatandaşı olan ve Berlin’de doktora yapan Frederic Pryor’un yanlış zamanda, yanlış yerde olması ve Alman hükümeti tarafından hapse atıldığını öğrenmesi üzerine Donovan’ın sırtına büyük bir yük binmesine neden olmuştur.

Casuslar Köprüsü

Casuslar Köprüsü filminin ilk yarısında Donovan'ın karakterini eşitlikçi, sıradan bir Amerikan vatandaşına nazaran daha insancıl yönlerini ele alarak anlatmaya çalışan yönetmen Spielberg, aynı bölümde Soğuk Savaş döneminde ABD’nin kendi halkını korkutma, sindirme politikalarına da eleştirel bir biçimde beyaz perdeye aktarmaya çalıştığını görüyoruz. Ancak Spielberg'in bu yaklaşımı oldukça cılız kalıyor. Hatta izleyenler tarafından bu durum çok da inandırıcı ve samimi gelmiyor. Çünkü yönetmen iki zıtlık üzerinden Amerikan halkının ve politikalarının savunmasını yaparak, kendi kültürü ile komünizm arasındaki farkları seyirciye sunmanın hakkını tam olarak veremiyor. Spielberg'in bu filmde de maalesef objektifliğini kaybederek inandırıcılığını yitirmiş olarak görüyoruz... 

Casuslar Köprüsü

Evet film hakkında teknik olarak; hikayeyi, oyunculuğu, iyi bulduğumuzu, fakat karşımıza Amerikan ideolojisinin çıkıyor oluşuna da oldukça üzülüyoruz...

Son tahlilde filmi seyretmenizi ve neler hissettiğinizi bizlerle paylaşmanızı diliyoruz... 

Keyifli seyirler...

 
 

YORUM YAPIN

 
 
© 2004 - TGRT Haber