Tarih : 31.01.2021 - 02:47 Yorum : 0

Şüphe (Disturbia 2007) Filmi Üzerine

2007 yılında gösterime girmiş Hollywood yapımı bir gerilim filmi olan "Şüphe (Disturbia 2007)" Alfred Hitchcock'un klasikleşmiş filmi: "Rear Window (1954)"un milenyuma uyarlanmış ya da modernize edilmiş sürümü diyebiliriz. "Şüphe"den şüphelenmemek mümkün değil. Düşünün ki bundan 14 yıl önce, 1954 yılında beyazperdeye aktarılmış, bir korku filmi ile romantik komedi tadında üç beş hazır filmden kesitler alınarak montajlanıp sinemaseverlerin ilgisine sunulmuş, koruk tadı veren bir film gibi geldi bize... İşte tüm yönleriyle Şüphe...

Şüphe (Disturbia 2007) Filmi Üzerine

İçinde bulunduğumuz bu çağda teknoloji öylesine hızlı ilerleyor ve gelişiyor ki olup biteni takip edebilmek için yarı robot yarı insan türü bir mahluk olmak gerekiyor herhalde. Çünkü birbirinden öylesine farklı teknolojik cihazlar, oyuncaklar, programlar, uygulamalar piyasada dolaşıyor ki insanın bunları nerede, nasıl, ne için kullanılabileceğini öğrenmesi bile enaz iki hafta zaman alıyor... Sanıyorum benim yaşımdakilerin ya da dünyaya düz bakanların ciddi manada çoğu yeniliğe geç kalmışlık sendromu sebebiyle uzun zamana ihtiyacı oluyor...

Her ne ise.. Biz filme odaklanalım. Şüpheli konuşmalardan da uzak duralım değil mi?

Evet, işte 2007 yılında sinemalarda gösterime giren ve bir kaç arkadaşın "eleştir artık şu filmi de seyredilecek gibiyse seyredelim" dediği, 'Şüphe' de eski - yeni pek çok klişeyi şüphe uyandıracak şekilde ve tuhaf bir kolajla bir araya getirip montajlanmış bir film izlenimi bıraktığı bizde.

Nasıl mı?

Efendim, ergenlik çağı, bir babanın ölümüne neden olma türünde ödipal ögeler, suçluluk duygusu, tek başına kalmış bir annenin üst seviye sorumluluk duygusu ile baş etme zorunluluğu, kendini anneye bir türlü anlatamama, sistemle çatışma, komple tikiciyiz vurgusu için sürekli el altında bulunan video oyunları, webcam'ler ve kameralar; en hızlısından internet bağlantıları, lüks cep telefonları; üvey baba olarak tezahür etmesi muhtemel bir adama anneyi kaptırmama sendromu, üvey baba olabilecek adamın katil, cani, manyak çıkması ama sistemle çatışan ve psikolojik buhranları ile bilinen gencimizin çığlıklarına kimsenin kulak asmaması, komşu kızına sardırma ve perdesiz pencereler... Yahu bir evin perdesi hiç mi örtülmez? Hani sen katil adamsın abiciğim üstelik seri katilsin biraz gizemli olsana! Yok onun perdesi bile açık filmde.. Perdesiz cama filmde kan bile sıçratıyor hasbam! Bir de gözetleme, röntgenleme ve aniden çok çok önemli şeylere tanıklık etme babında Hitchcock abiden ve Arka Pencere var ki inanın iş oraya gelene kadar akşam olur ve siz de karanlığa kalırsınız diye daha da detaylara inmek istemiyorum...

Bir yazarın oğluşu olmasına karşın film boyunca eline tek bir kitap almamış olan Kale Brecht'in (soyisme de bakın hele), kazaen babasının ölümüne sebep olmaktan dolayı uyum sorunları vardır; okulda İspanyolca hocasını döver ve 3 ay ev hapsine mahkûm olur. Ayağında elektronik pranga, video oyunları, televizyon ve bilgisayar arasında vakit geçirmeye çalışır bebe.

Yan tarafa Ashley adında güzel bir kızları olan sorunlu bir ailenin taşınması ile birlikte Kale'e bir uğraşı edinme fırsatı ortaya çıkar. Dürbün ve pranganın eşsiz birleşiminden ortaya masum gibi görünen garip bir eğlence peyda olur: "Röntgencilik"
Bu arada televizyon haberlerinde de mavi Ford Mustang'lı bir adamın seri katil oluşundan ve cinayetlerden bahsedilir.
Ve o da ne?
Sanki komşusu, Mr. Turner'in de bir mavi Ford Mustang'ı vardır ve kendisi de oldukça kuşkulu hareketler içinde izlenim bırakır.
Kale Brecht, o kadar çok bakar ki, baktığı kişinin de kendisine baktığını ve bunun kendisini nasıl bir maceraya sürükleyeceğini bilemez.
Tabii, Ashley ile arkadaşlık kurabilmiş olmanın verdiği bir sersemlik de vardır zaar üzerinde. Mr. Turner'in annesiyle yakınlık kurması işte bu yüzden olayların çığırından çıkmasına sebep olur.

Valla senaristler üşenmeden gelmiş - geçmiş ne kadar klişe varsa hepsini boca etmişler bu filmde. Filmin detaylarında ilerleyebilmenin mümkünü yok. Modernliğin vasat figürlerini, dijital ve teknolojik aletlerin verdiği imkanları öylesine serpiştirip; 'röntgenciliğin' aklanıp masumlaştırılıyor ki biz küçük dilimizi yuttuk! Zira diğer klişelerle bir araya geldiğinde işin sonucunu alabildiğine muhafazakâr bir dünya görüşüne bu yüzden sıvayabilmişler filmin senaryosunu...

Ne mutlu onlara tabi. Biz size filmden çıkarttığımız bir takım dersleri sıkılmayacaksanız sıralamak istiyoruz.

Herkesin gönlü hoş olsun işte filmden çıkarttığımız dersler:

  • Bir kere dul kadınlar, çocukları 'o adam tekin değil' huzursuzluğuna kapıldığında, bu sezgiyi büyüklerin ciddiye alması gerekiyor bu bir! Çocuklarınızın bu durumda yeni bir hayat kurmanızı istemediğini anlayın artık anne babalar! Üstelik bakın, çocuklar her zaman haklı çıkıyor, o adamlar sahiden hep tekinsiz, hep tekinsizler...
  • Ey sizi gidi veletler! Genç, sivilceli ve sorunlu ergen tavrını bir davranış paterni haline getirmekten siz de uzak durun lütfen. Her daim öyle boş boş sırıtıp; 'hayat ne güzel' deyin ki, netameli bir durumda uyarılarınızı büyükler ciddiye alsınlar değil mi? Hüznün hastalıktan sayıldığı bir çağda yaşadığımızı da unutmayın! Sorunlarınızın bilinmesi, sorunlarınızı size karşı kullanacak olanların eline koz verir. Ne yapmanız gerekiyormuş? Tüm sorunlarınızı içinize atın, balon gibi patlamazsınız merak etmeyin!
  • Kadın dünyanın her yerinde bir kere potansiyel bir avdır! Hele o kızıl ve sarı saçlı ise kesinlikle muhteşem bir avdır. Belirgin saç renkleriyle kategorik düşünen ve eyleme geçen seri katillerin işini kolaylaştırıyorsunuz "etme"yin kıymayın kendinize lütfen. Hem açık kestane rengi ile de yetinebilirsiniz.
  • Canı sıkılan ve yapacak iş bulamayanlara gelince... Kitap okumak, kendini geliştirmek gibi şeyler artık geride kaldı! Gönüllü kamu gözetmenliği tam da size göre bir iş. Elinize dürbünü alın, kamerayı çalıştırın, izleyin ve kaydedin. Bakarsınız kameranız çok ama çok değerli bir görüntü kaydetmiş, bakarsınız bir suçluyu enselemişsiniz... Sonra paşa gönlünüze sorar, duruma göre ya şantaja meyleder para kazanırsınız ya suçluyu enseler kahraman olursunuz. En kötü ihtimalle görüntüleri Youtube'a verirsiniz havanız olur. Belki Google'dan izlenme oranlarınıza göre ayda üç beş bin dolar kazancı yeni satın aldığınız mustang'ın benzinine harcarsınız.
  • Burası çok önemli! Bir kere yakın gördüğünüz kişiler beyaz Anglosakson olsun. Çünkü onlar böyle hafif kırık tipler olduğundan, kabul görme, onay bulma duygusuyla ne kadar gizli, karanlık işiniz varsa bir çırpıda yapabilirler.

Velhasılı 'Şüphe'li her şeyden uzak durun diyorum.
Aksi halde başınıza olmadık ağrıları çağırmış olursunuz.
Notçuk: Filmi seyrederken çaya ve patlamış mısıra yazık olmasın diye bir bardak soğuk su ile seyretmenizi öneriyoruz.
Şimdiden keyifli seyirler...

Diğer film eleştirilerimizi okumak için aşağıdaki linke tıklamanız yeterli.

Kayıp Aranıyor: Debra Winger (Searching for Debra Winger 2002)

Bir Andrei Konchalovsky Filmi: Deliler Evi (Dom Durakov) 2002

Restorasyon (Restoration 1995) Filmi Üzerine

Kral Arthur (King Arthur 2004) Filmi Üzerine

Cenneti Beklerken (2006) Filmi Üzerine

Death Proof (Ölüm Geçirmez, 2007) Filmi Üzerine

 
 
YORUM YAPIN

 
 
© 2004 - TGRT Haber