Tarih : 23.06.2018 - 08:33 Yorum : 0

Ne çabuk unuttuk?

İnsan refaha kolay alışıyor, geçmişi unutuveriyor. CHP’li yılların İstanbul’unda bir gün yaşayabilir miyiz acaba?

Ne çabuk unuttuk?

Eski yazarlar İstanbul’un üç düşmanı var derlerdi: Yangınlar, zelzeleler ve Belediye başkanları…

Yangın ve zelzeleyi kim ister ki beklenmeden gelir ve elinizi ayağınızı bağlar. Ama siyasileri siz seçersiniz, bilerek, isteyerek ve çok şey umarak.
İstanbul 80 evveli CHP’li Ahmet İsvan ve Aytekin Kotil devrinde tarihinin en karanlık günlerini yaşar.
Çöpler alınmaz, sular akmaz, otobüsler gelmez, trafik bugünkünden daha perişan. Düşünün Eminönü’nden kalkan bir otobüs ya halin önündeki seyyarlara saplanır ya da Sirkeci’nin ara sokaklarındaki nakliye ambarlarına.
Musluklardan tısss sesi gelir, çocuklar yıkanamaz, mektebe gidip de bitlenmeyen talebe olmaz.
Türkiye’nin otobüs imalatında sıçrama yaptığı yıllarda, sosyalist dayanışması adına Macaristan’dan adı duyulmadık otobüsler alınır. Bu 495 Ikarus’a verilen para ile üç fabrika kurulabilir oysa. Avrupa standartlarında olmayan ucubeler şoförlerimizi yormaktan başka işe yaramaz. CHP’li belediye gümrük kanunlarını da deler arabaları trafiğe plakasız çıkararak bir ilke imza atar.
Niye?
Paramız yok da ondan.
Hâlbuki işleri afişe çıkıp bildiri dağıtmak olan sendikalı militanlar memurların dört katı maaş almaktadırlar.
81-84 arasındaki İsmail Hakkı Akansel, Ecmel Kutay ve Abdullah Tırtıl paşalar şehre nispeten nefes aldırırlar. Ardından gelen ANAP’lı Bedrettin Dalan, Özal’ın desteği ile Haliç’e ve Kazlıçeşme’ye dalar. Tarlabaşı Bulvarı ile Taksim girilmez olmaktan çıkar. Ardından gelen Nurettin Sözen klasik bir CHP’lidir. Yatırımdan korkar. Hâlbuki İstanbul’un bekleyecek hâli yoktur şehir çekilmez hâle gelir onun zamanında. Vatandaşa su sunamayan İSKİ, yolsuzluğun merkezi olur ve Ergun Göknel krizi patlar.
Sözen yüz binlerce hemşehrisini İstanbul’a getirip işe yerleştirir ama çalıştıramaz, semt çöplükleri varil bombası gibi patlar, uçuşan gecekondular, ölüler yaralılar.
Bu günlerde siyaset hızlı herkes konuşuyor, yok canım deyip geçiyorlar. Dilerseniz biz fotoğraflara dönelim, onların inkârı mümkün değil zira…

SU TANKERLERİ PARA BASAR
CHP’li yıllarda para getiren işlerden biri de tankere su doldurup satmaktır vatandaşa. Derelerden kuyulardan çekilen sular kullanılmak üzere satılır ama insanlar susuzdur, içer ve iş alırlar başlarına. Zaman zaman kolera ve dizanteri salgınları şehri sarar.

BALIKLAR ÇIKTIĞI DENİZE
Balık halinde kolpo bir düzen vardır, balıkları suya döker fiyatların düşmesine mâni olurlar. İnsafsızca tut ve dök. Denizlerimizde niye balık kalmadı diyenler bu resme baksınlar.

UCUZLAMASIN DİYE SUYA
Yer Eminönü. İstanbul halinin önünde deniz serapa zerzevat. O yıllarda kabzımallar fiyat dengesini suya dökerek ayarlar. Diyelim fazla patlıcan geldi deviriverirler denize, malı ucuz yedirmezler halka. Peki belediye. Öyle bir kurumu unutalı çok olmuştur, hem rüşvet diye bir şey var di mi ama!

KAZLIÇEŞME ZEHİR KUSAR
İstanbul’un tabakhaneleri Kazlıçeşme’ye çöreklenmişlerdir, kimyevi işlemlerden dolayı Marmara sahilleri zırnıkla çalkalanır âdeta. Yetmez gibi çöp kamyonları da yüklerini buraya bo-şaltır, martıların iştahına sunarlar. Zaman zaman kedi büyüklüğündeki fareler Zeytinburnu’nu basar. Efendim tabakhaneler kaldırılsa, deniz arındırılsa, burası büyük bir park olsa. “Yaa git hayal kurma” derler adama.  

Kaynak : Türkiye Gazetesi
 
 
YORUM YAPIN

 
 
© 2004 - TGRT Haber