Tarih : 10.05.2021 - 14:44 Yorum : 0

Estetiğin asıl amacı nedir? Estetiksel olan nedir?

Güzellik özneldir ve kişiden kişiye değişim gösterir. Ancak estetik objektif ölçütleri olan bir disiplinler bütünüdür. Denilebilir ki güzellik görecelidir, estetik ise evrensel. Peki, estetik insan ne demek, estetik bakış açısı nedir, estetiğin asıl amacı nedir, estetiksel olan nedir gibi soruların cevaplarını vermeye çalışacağız?

Estetiğin asıl amacı nedir? Estetiksel olan nedir?

Estetiksel olan en geniş anlamda insansal kültürün bir öğesidir. Estetiksel olanın oluşumu, tarihsel gelişimi ve toplumsal işlevi, bilimsel estetiğin kendi konusudur. Genel olarak Estetiksel olan diye güzel olan gösterilir. Böyle bir şey, eğer nesnel ve öznel görünüşlerin estetiksel özelliği, bunların güzel’le olan ilişkisini içeriği ve biçimiyle belirlenmişse, doğrudur; nitekim, sözgelişi, trajik, yüce ve uyumlu olanda karmaşık bağlılaşma ilişkilerinin ya da çirkin, aşağı olanda çelişkin ilişkilerin varlığı söz konusudur. bu tür ilişkiler dışında hiçbir estetiksel oluntu yoktur; estetiksel duygulardaki en karmaşık psikolojik olaylar olsun, sanatsal imgeler genellendirici düşünce olsun, hep bu ilişkileri dayanır, bu ilişkileri içine alır.

Estetiğin asıl amacı nedir? Estetiksel olan nedir?

Estetiksel olan ne varsa tümü, tarihsel insansal praksiste ortaya çıkan en karmaşığından nesne özne ilişkisinin bir anlatımı olup, tarihsel toplumsal bir özellik gösterir, temelinde tarihsel gelişme yasadıklarına dayanır. Nesnel Estetiksel olan, yani güzel, trajik, komik vb. hiçbir zaman maddenin kendi bir özelliği değildir. Estetiksel olan, toplumu, doğayı ve dış dünyayı pratikte tanıma ve değerlendirme sürecindeki bir nesnelleşme, insanın kendi güçlerinin açığa çıkması biçiminde var olur. Böyle bir şey ilke olarak doğadaki görünüşler için de geçerlidir; çünkü doğadaki görünüşlerin estetiksel niteliği, insanların hemen dokunmasıyla oluşmaz. İnsanın daha el atmamış olduğu doğal yasallıklar, insanın yaşamsal etkinliğinin bir nesnesi haline geldiği zaman estetiksel bir nitelik kazanmışlardır. Estetiksel olanın nesnel niteliği, insanın kendi güçleri ile kendi soyu özelliklerinin nesnel bir anlatımı oluşundan gelir, insanın evrenselliği, insanın yaşamsal etkinliğinin dolayımsız bir yaşamsal aracı, maddesi, nesnesi ve çalışma aracı olduğu sürece tüm doğayı onun kendi inorganik gövdesi haline getiren yine o evrensellikte ortaya çıkar. Buradan da şu çok iyi anlaşılmaktadır ki, insan her şeyi kendi ölçüsüne göre üretebilmekte, nesnelerin ölçüsünü bulmakta, onun için de insan güzelliğin ölçüsüne göre biçimlendirmektedir. Dolayısıyla insan eliyle ortaya konmuş çalışma araçlarında, nesnel gerçek bir özellik taşıyan, nesnel olarak belirlenmiş bir dünya haline gelen, nesnel dünyada kuşaklar boyunca birikmiş praksis, bilgi, güç ve duyu, insanın bir yaşamsal etkinliği olarak ortaya çıkmaktadır. İşte Estetiksel olanın özü, bu tarihsel olarak gelişmiş güçlerin, özelliklerin özel bir tarzda biçimlenmiş oluşunda; estetiksel duyum ve duygular yoluyla tanınıp öznel olarak özümsenecek ve sanatsal imgeler halinde üretilerek genelleştirilip yeniden ortaya konacak somut doğasal nesnel ya da toplumsal görünüş biçimlerinin olağanüstü doluluğunda yatmaktadır. Sanatın gerekliliği işte bu sürece dayanır.

Estetiğin asıl amacı nedir? Estetiksel olan nedir?

Nesnel şeylerle görünüşlerin estetiksel niteliği, her zaman için insanla ilintilidir, maddenin kendi bir özelliği olmayıp, yalnızca ve ancak insanlar için vardır. İnsansal özne için bir değeri dile getiren bu insansal özneyle olan ilinti, Estetiksel olanın vazgeçilmez varlık belirtisidir. Estetiksel olan, öznel estetiksel yaşantının ve sanatsal üretimin her düzleminde özel bir biçimde ortaya çıkar. Buradan da su anlaşılmaktadır ki, Estetiksel olanın özü, varlığı ve tümel etkisi, bir ‘insan imgesi’ amacı taşımakta olup bunun nesnel biçimi, insanoğlu eliyle ortaya konmuş nesnel zenginlik ile insanoğlunun gerçek toplumsal ilişkilerinin zenginliğinde yatmakta, öznel olarak özümlenişi ise, en karmaşığından tarihsel yasalara bağlı bulunmaktadır. Estetiksel olan, kendi duyusal somut özelliği içinde, nesnel varlıkta olduğu kadar, estetiksel algı ile sanatsal imgesel düşüncede de var olur. Burada, tüm varoluş biçimleri içinde, Estetiksel olanın somutluğu, ortadaki çokluk içindeki ilişki ve belirlenimleri dile getirir; bu ilişki ve belirlenimler, Estetiksel olanın kesinkes bütünsel özelliğin ve biçimsel kapalılığı bize gösterir. Bu nedenle tüm estetiksel görünüşlerde biçim, özgül, özlü bir önem taşır. Estetiksel olanın özgül içeriği, kendi özgül estetiksel biçimi olmaksızın var olamaz. Burada estetiksel biçimin öğeleri, kural olarak, doğal yasallıklara bağlı ya da (örneğin, ritimde olduğu gibi) insanın maddi praksisinde ortaya çıkmış, insanlar tarafından özümlenmiş oran, ölçü, renk vb. ilişkilerine dayanır; bu ilişkilerin somut içeriğince hep daha soyutlanır ve sonunda özgül biçim ve anlatım sistemleri olarak (örneğin, müziksel dildeki ses sistemleri ve anlatım araçları olarak), sanat tarihsel süreçler içinde bir gelişme gösterir; böylece özgül biçim ve anlatım sistemlerinin nesnel estetiksel biçimler içinde karşılığı da ortadan kalmış olur.

Estetiğin asıl amacı nedir? Estetiksel olan nedir?

Tüm estetiksel görünüş ve öğelerdeki.ortak özelliklerle yanları kapsayan estetik kategorisi olarak, Estetiksel olan kategorisi, bilimde yalnızca kuramsal ve yöntemsel bir önem taşımakla kalmaz. Bir toplumda Estetiksel olan sorusu, pratik ve kuramsal bir önem taşır. Uzlaşmaz toplumlarda estetiksel kültürün insancıl temelleri kısılmış, çarpılmış ve bozulmuştur. Bu gibi toplumların kültürlerindeki sanatta, güzellik ile hakikat aşılmaz bir karşıtlık içindedir. Ya yoz kitle sanatında görüldüğü gibi, ‘güzellik’ hakikatin bütünüyle uzağında yalana boğulmuştur ya da toplumda güzel’in, uyum’un insansal ilişki ve yaşam çizgilerinde bütünlüğün var olabilmesi olanağını yadsıyan ve karalayan biçimde, çirkin kültü yayılmıştır. Emperyalist kültürde Estetiksel olana ilişkin bunalım, aynı biçimde, sanat dışı öğeler için de geçerli olup, insanların estetiksel gereksinimleriyle oynanışta kendini gösterir. İnsancıl anlamından soyulmuş olan ‘güzel’, toplumda büyük satış evlerinin albenisi halinde düzeysizleşmiş, doğada kendini çirkinleşmeye bırakmış, diyelim, tarihsel anıtılara yalnızca ticari turizm aracı halinde bakılmasına, çevrenin reklam yoluyla biçimlendirilmesine vb. dönmüştür. Bu tür bir kültürde Estetiksel olana duyulan gereksinim, insanın daha özgürce gelişmesine ve kendini gerçekleştirmesine duyulan bir gereksinim gibi ortaya çıkması rastlantısal değildir; böyle bir şey varlıkçı olmanın olumlanışının özel bir anlatımı olup, çeşitli estetiksel moda değişiklikleriyle buna yön verilir. Buysa, tüketim toplumlarında, estetiksel kültürel gereksinimlerde, kendi gereği, bir çöküşmenin yer aldığını gösterir ancak. Oysa önemlisi, tüm toplumda uyumlu bir estetiksel kültür bütünlüğünün kurulması ve bunun koşullarının oluşmasıdır. Böyle bir şey, sanatsal ve sanat dışı tüm estetiksel öğelerin, yani üretimdeki estetiksel kültürden, tüm maddi dış dünyanın güzel olarak biçimlendirilmesinden, sanatların estetiksel duyum ve duygu kültürüyle olduğu kadar, estetiksel gereksinimlerle de birlikte karşılıklı ilişki içinde gelişmesine kadar, tüm alanlardaki estetiksel öğelerin gerçekleşmesini öngörür.

Estetiksel kültürde birlik oluşturulması, insanların kendi dış dünyalarıyla, toplumda ve kendi kendileriyle olan ilişkilerinde uyum içinde olmalarının başlıca koşuludur. Böyle bir şey, insanın kendisini inşan olarak doğrulayışının, kendi zengin bireyselliğini ortaya koyuşunun da bir kaynağıdır. Burada nesnel ve sanatsal imgeler biçimleri içinde Estetiksel olanın kapsamı da, toplumsal praksisle uyumluluğun kuruluşunda, tüm karmaşıklığı içinde gelişir; insanın topluma, doğaya ve kendine egemenliğinin, gerçekçiliği dönüşüme uğratma gücünün, kendi gelişmiş kişiliğinin bir anlatımı haline gelir.

 
 
YORUM YAPIN

 
 
© 2004 - TGRT Haber