2022-07-04 17:38:19 | Son Güncelleme : 2022-07-04 22:47:38

Bakan Soylu: Avusturya ile terör örgütlerine karşı ortak mücadele etmenin zeminini karşılıklı değerlendirdik

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avusturyalı mevkidaşı Karner ve Avusturya Dışişleri Bakanı Schallenberg'le yapılan görüşmenin ardından konuştu. Toplantıda iki ülke arasında terörle mücadele konusunun masaya yatırıldığını ve güvenlik konuları hakkında adımlar atıldığına vurgu yapan Soylu, terör örgütleri PKK,KCK, PYD, FETÖ, DHKP-C, MLKP ve diğer örgütlerle ilgili ortak mücadele etmenin zeminini karşılıklı olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

Bakan Soylu: Avusturya ile terör örgütlerine karşı ortak mücadele etmenin zeminini karşılıklı değerlendirdik
fotoğrafı büyüt
Fotoğrafı Paylaş

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avusturya İçişleri Bakanı Gerhard Karner ve Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg arasında Ankara'da gerçekleştirilen görüşme sona erdi. Bakanlar, görüşmenin ardından ortak basın toplantısında konuştu.

Türkiye ile Avusturya arasında güvenlik konularıyla ilgili görüşme gerçekleştirildiğini hatırlatan Bakan Soylu, iki ülke arasında ortak bir mekanizma kurma kararı alındığını ifade etti. Bu mekanizmanın iki ülke arasında güvenlik alanındaki yeni iş birliklerin atılmasına vesile olacağını belirten Soylu, "Bakanların koordinasyonlarında ve ilgili yetkilendirecekleri kişi ve heyetler ile birlikte bunu Avusturya ve Türkiye’nin gerek uyuşturucuyla, gerek güvenlik, gerek terörle, gerek kaçak göçle ve diğer göçlerle, gerek mali suçlarla, gerek bilişim suçlarıyla, gerekse sanal kumar ile mücadele dahil olmak üzere birçok sınır aşan suçlarla mücadelede önemli bir adım olduğunu değerlendirmek isterim. Onun için de sayın bakana teşekkür ederim. İnanıyorum ki bu mekanizma iki ülke arasındaki güvenlik alanındaki hem yeni iş birliklerin hem yeni pencerelerin hem de yeni adımların atılmasına vesile olacaktır" diye konuştu.

Soylu, iki ülke arasında terörle mücadele konularının da görüşüldüğünü ifade ettiği açıklamasında, “Elbette içinde bulunduğumuz süreç açısından terörle mücadeleyi konuştuk. PKK,KCK, PYD, FETÖ, DHKP-C, MLKP gibi birçok terör örgütü ile ilgili ortak mücadele etmenin zeminini karşılıklı değerlendirdik. Yine aynı zamanda Türkiye’nin DEAŞ ile yaptığı mücadeleyi masada hep birlikte konuşmuş olduk. Belki de 21. yüzyılın ve bizim de çok önem verdiğimiz kripto para gibi sermaye aktarma sebebiyet verecek araçlar nedeni ile mali suçların bütün ülkeler üzerindeki yaygınlığına hep birlikte tedbir almanın önemli olduğunun altını çizdik. Bütün bunlarla birlikte ülkelerimizin ve nesillerimizin en önemli meselelerinden birisi olan uyuşturucuda bugüne kadar ortaya koyduğumuz iş birliğinin bugünden sonra da aynı şekilde devam edilmesinin altı çizildi” dedi.

Bölgede yaşanan göç meselesinin 21. yüzyılın ortak meselesi olduğunu belirten Soylu, "Gerek kaçak veya düzensiz olarak nitelendirdiğimiz göç gerekse iç savaşlardan kaynaklanan kitlesel göçler. Elbette bunlarla ilgili de Türkiye’nin ne noktada olduğunu, nasıl bir süreci göğüslediğini ve göğüslemeye çalıştığını ama esas itibariyle yapılması gerekenin göçü kaynağında durdurmak olduğunu, temel politikanın bu olması gerektiğini, yani göçün kaynağı olan ülkelere yönelik yapılacak iyileştirmelerin gerek oradaki istikrarın sağlanması gerek gelir eşitsizliğinden oluşan süreçlerin bir şekilde destekler ile şekillendirilmesinin göçün kaynağından hareket etmesinin engellemekle en önemli süreç odluğunu beraber değerlendirdik. Şunu ifade etmek istiyorum, bizim de bilgilendiğimiz, bizim de bu formattaki bir toplantıda önemli bir zemin bulduğumuz adım oldu. Sadece karşılıklı yaptığımız değerlendirmeler değil aynı zamanda böyle bir formatın daha güç kazandırdığının da altını çizmek isterim. Ortak bir mekanizmanın kurulması bizim açımızdan da önemliydi” ifadelerini kullandı.

'GÖÇ 21. YÜZYILIN GERÇEĞİ'

Soylu, “Göçü yöneteceğimiz alan da göçe kaynaklı ülkelerde. Formül ve mühendislik açık olarak ortada. Eğer göç bizi yönetmeye başlarsa farklı tartışmaların içerisine hep beraber gireriz. Daha önceki yüzyıllarda olduğu gibi göç 21. yüzyılın gerçeğidir. Bu yüzyıldaki farkı, hem ekonomik göçler hem gelir eşitsizliğinden kaynaklanan göçler hem de iç savaşlardan kaynaklanan göçler bugün bütün dünyaya ciddi bir şekilde sonuç ve maaliyet üretmektedir. Bunun için şunun altını çizmek gerekir, göç bir sınır meselesi değildir. Türkiye ile Yunanistan arasında, Türkiye ile Suriye arasında, Türkiye ile İran arasında, İran ile Afganistan arasında değerlendirilirse göç meselesi de alt düzeyden bir bakış ortaya çıkar. Bunu engelleyebilmek de mümkün değildir. İnsanlar ölümü göze alarak açlıktan ve yokluktan kaçıyorlar veya iç savaşlardan kaçıyorlar. Bizim yapmamız gereken ortak bir mutabakatla göçü kaynağında engelleyecek bir meseleyi ortaya koymaktı” diye konuştu.

Bugüne kadar kendi ülkesine giden Suriyeli sayısının 510 bin olduğunu hatırlatanSoylu, “Fırat Kalkanı Harekatıyla, Zeytin Dalı Harekatıyla, Barış Pınarı Harekatıyla hem sınırdaki terör tehdidini ortadan kaldırmaya hem güvenli bölge oluşturmaya hem de Türkiye’deki Suriyeli vatandaşların o güvenli bölgelere gidişini temin etmeye çalışan biz strateji ve politikayı uzun dönemlerdir devam ettirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar 510 bin Suriyeli kardeşimiz güvenli bölgelere gönüllü bir şekilde gitmişlerdir. Bu durum, orada hayatın olan akışının sağlıyor, günlük ticareti, günlük eğitimin, sağlık hizmetlerin devam etmesini ve oluşmasını sağlıyor. Göçün oradan tekrar Türkiye’ye cazibeli bir şekilde de akışını engelliyor” dedi..

'2.7 MİLYON KAÇAK GÖÇMENİN GİRİŞİ ENGELLENDİ'

Türkiye’de bulunan göçmen sayısının 5 milyon 500 olduğunu açıklayan Soylu, “Türkiye son 5 yılda 2 milyon 700 bin civarında kaçak göçmenin Türkiye’ye girişini engelledi. Aynı zamanda 1 milyon 300 bin kaçak göçmen yakalandı. 3 milyon 700 Suriyeli, 300 bini aşkın çeşitli uyruklardan mülteci ve sığınmacı, 1 milyon 200 bin civarında ikameti bulunan mülteci bulunmakta. Toplamda mülteci sayısı 5 milyon 500 bin. Son 5 yılda deniz ve kara dahil olmak üzere Avrupa’ya geçen toplam sayı 700 bin. Bizim kendi ülkelerine gönderdiğimiz mülteci sayısı ise 400 bin. Türkiye burada göç ile mücadelesinde gerek dünyanın diğer ülkelerinden göç hareketini durdurmak için gerek başka ülkelere göç akımını engelleyebilmek için elinden gelen mücadeleyi hem insani şekilde hem de tüm kuralları ile yerine getirmeye çalışmaktadır. Onun için 18 Mart Mutabakatını tekrar değerlendirmek elbette en önemli önümüzdeki süreçlerden birisi olarak durmaktadır” dedi.
“İş birliğini yoğunlaştırmak istiyoruz”

Düzenlenen görüşmede suç örgütleri ile mücadele konusunda iş birliği yapıldığını kaydeden Avusturya İçişleri Bakanı Karner, “Bunun dışında İpek Yolu konusunda bir iş birliği söz konusu. Sadece bu proje kapsamında Avusturya’da 2 buçuk yıl içerisinde 300 fail yakalanabilmiştir. Bu durum da iki ülke arasındaki iş birliğinin ne kadar olumlu olduğunu gösteriyor. Bu iş birliğini yoğunlaştırmak istiyoruz. Düzenli olarak bu toplantıları gerçekleştireceğiz. Kısaca insan kaçakçılığı konusuna da değinmek istiyorum. Tabii ki bu konu Avusturya’yı ve Türkiye’yi de ilgilendiriyor. Uluslararası insan kaçakçılığı var ve Ukrayna’daki kriz ile insan kaçakçıları tarafından bilinçli şekilde kullanılmaktadır. Çalışma piyasasında da Ukraynalıların farklı düzenleme olduğu için insan kaçakçıları da bu konuda faaliyet göstermekte. Avusturya’da da yüzde 50’den çok iltica başvurusu artışı bulunmakta” diye konuştu.