• Piyasalar
  • up
    BIST 100
    109314
  • up
    USD
    5.8112
  • up
    EURO
    6.4329
  • up
    GBP
    7.642
  • up
    Altın
    273.392
  • TGRT Haber Arama
  • TGRT Haber Facebook
  • TGRT Haber Twitter
  • TGRT Haber Youtube
  • TGRT Haber RSS
REKLAMI KAPAT
Tarih : 09.11.2013 - 08:34 Yorum : 0

Başbakan Erdoğan'dan 'AB' açıklaması

Başbakan Erdoğan, "Türkiye'nin AB'ye üye olması ön yargıların kalkması için önemlidir" dedi.

Başbakan Erdoğan'dan 'AB' açıklaması

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Polonya'daki temasları kapsamında, Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü tarafından Primasowski Sarayı'nda düzenlenen "Türkiye-AB İlişkileri" konulu konferansta konuştu. Türkiye ile Polonya ilişkilerinin Avrupa'da eşine ender rastlanır köklü bir maziye sahip olduğunu, iki ülkenin dostluk itibarıyla 90 yılı, diplomatik ilişkiler bakımından da 2014'te 600 yılı geride bırakacağını ifade eden Erdoğan, Polonya Cumhurbaşkanı Bronislaw Maria Komorowski'nin mart ayında Türkiye'ye yapacağı ziyarette 600'üncü yıl dönümünün kutlanacağını ve kutlamaların çeşitli etkinliklerle yıl boyunca devam edeceğini belirtti.
Erdoğan, bu konuda ilgili kurum ve kuruluşların çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti. Başbakan Erdoğan, Avrupa ile Türkiye'nin tarihlerinin ortak olduğuna işaret ederek, halklar noktasında kesişmenin çok daha yoğun olduğunu söyledi. Şu anda AB üyesi ülkelerde yaşayan, çalışan, çoğunluğu o ülkelerin vatandaşlığına geçmiş Türklerin sayısının 6 milyona yaklaştığını ifade ederek, "Biz zaten şu anda AB'ye girmişiz. Peki, bu engel niye?" diye konuştu. Erdoğan, Avrupa'daki Türkiyeli sayısının birçok üye ülkenin nüfusundan daha fazla olduğunu, hatta kat kat fazla olduğunu bildirdi. "Türkiye siyaseten, ekonomik olarak, güvenlik olarak, fiziken yani tarihin ve coğrafyanın gereği olarak AB ile zaten bütünleşmiştir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'nin, halkı Müslüman ülke olması AB'ye üye olması için asla engel değildir. Hepimiz Avrupa tarihinin, tıpkı bugün Ortadoğu'da olduğu gibi çok kanlı din ve mezhep savaşlarına sahne olduğunu biliyoruz. Avrupa'da ırkçılık üzerinden çıkan savaşların geride milyonlarca ölü insan bıraktığını hepimiz biliyoruz. Avrupa, esasen farklılıkların ortadan kaldırıldığı, her türlü farklılığın zenginlik olarak değerlendirildiği yani din, mezhep, etnik köken farklılıklarını dışlamış bir birliktir, müktesebat bunu gerekli kılıyor. Böyle bir birliğin, Müslüman olduğu için bir ülkeyi dışarıda bırakması kendi ilkelerine, kendi özüne, kendi birlik ve varlık sebebine tamamen aykırıdır. Biz, en başından itibaren, AB'nin böyle bir ayrımcılık yapmadığına inanıyor, bundan sonra da yapmayacağını umuyor ve bekliyoruz. Eğer öyle bir şey varsa o zaman AB bunu açık, net ortaya koymalı. İkircikli bir davranış içerisinde olmamalı, tam tersine AB'nin hem Türkiye'ye hem İslam coğrafyasına böyle bir dışlama yapmadığını göstermesini beklemek bizim hakkımızdır. Türkiye'nin AB'ye tam üye olması, AB ile İslam dünyası arasında yeni bir kaynaşmanın kapılarını aralayacak, kafalardaki soru işaretini giderecektir. Türkiye'nin AB üyeliği bölgesel barış adına çok güçlü bir adım olacak, medeniyetlerin ittifakına, ön yargıların kırılmasına büyük fayda sağlayacaktır. Şu anda medeniyetlerin çatışmasının bedellerini ödüyoruz. Bundan kurtulmamız gerekiyor.""Şu anda dört dörtlük üye olanlarla kısa bir yarışa girelim, onlarda ne varsa hepsi bizde var" diyen Başbakan Erdoğan, yasal düzenlemelerde eksik olması durumunda bunların hepsini yapacaklarını söyledi.
Buna muktedir olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu: "Ama bunu bize diyemiyorlar. Yani 'sizin şu noktada eksiğiniz var' diyemiyorlar. Çünkü biliyorlar ki dedikleri takdirde, Türkiye'de bu siyasi irade var, bunu yaparlar ve AB'ye gelip girerler. Ama samimi olanlar şunu söylüyor, 'biz, 76 milyonluk Türkiye'nin yükünü çekemeyiz.' Biz size yük olmaya gelmiyoruz zaten, yük almaya geliyoruz. Türkiye'nin buna ihtiyacı yok. Ama şu anda AB üyesi ülkelerin içerisinde AB'ye yük olanlar hem de nasıl var. İşte Avro Bölgesinde olanları gördünüz değil mi? Milyonlarca değil, yüz milyarlarca avro ödediler, üyelerini ayağa kaldırabilmek için. İsim vermeyeceğim, siz anlarsınız. Bunlar hep yaşandı. Türkiye'nin böyle bir durumu yok. Türkiye bir kuruş sizden bu noktada almıyor, tam aksine veriyor. Bugüne kadar birlikle ilişkilerimizde, ülkemize verilen sözlerin tutulmamış olması ve uygulanan çifte standartlar Türkiye kamuoyunun AB üyeliğine olan inancını maalesef azaltmaktadır. Bakınız 2004'te müzakere süreci ile ilgili adım atıldığında o zaman Türkiye'de AB sürecine olan destek yüzde 70, yüzde 75'lerdeydi. Ama şimdi bu yüzde 30-35'e düştü. 'AB'ye girmek istiyor musunuz?' diye soruyorsunuz, vatandaşımız o noktada istediğini söylüyor, 'peki alırlar mı?' diye soruyorsunuz, yüzde 70-75 'almazlar' diyor. Niye? İnancını kaybetti."
Türkiye'nin AB'ye tam üyelik noktasındaki kararlılığını muhafaza ettiğini de belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: "Önümüze çıkarılan tüm engellere, tüm olumsuzluklara rağmen, sabırla biz bu süreci götürüyoruz. Sadece müktesebata uyum için değil, ülkemiz için, milletimiz için, geleceğimiz için reformlarımızı yapıyoruz. Demokratikleşme ve insan hakları konusunda yaptığımız çalışmalar, esasında vatandaşlarımızın da bu konudaki beklentilerinin bir sonucudur. Türkiye'nin üyeliğinin AB küresel alanda sağlayacağı katkının AB içindeki vizyon sahibi liderlerce görüleceğine inanıyorum. AB, inanıyorum ki stratejik muhasebesini yapmalıdır, yapacaktır ve buna göre hareket etmelidir. Türkiye'nin içinde yer almadığı AB ise tekemmül etmemiş bir siyasi proje olarak kalacaktır." Erdoğan, Polonya'nın Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği desteğin takdirle karşılandığını da dile getirdi.Başbakan Erdoğan, NATO'nun gelecek yıllarda hangi yönlerde gelişmesi gerektiğine ilişkin soruyu yanıtlarken, Türkiye'nin NATO'nun genişlemesini her zaman desteklediğine dikkati çekti. "Bizim beklentimiz şudur, NATO dünya barışına destek vermelidir. Tek hedefi olmalı, insanlığın barışına desteğini vermelidir" diyen Erdoğan, NATO'nun sadece üye ülkelere yönelik herhangi bir saldırı karşısında yanında olmak yerine dünya barışına nasıl destek verebileceği üzerinde çalışılması gerektiğini söyledi. Birleşmiş Milletler'in de yapısal reforma ihtiyaç duyduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: "Özellikle BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) şu andaki yapısıyla insanlık, barışı yakalayamaz. Birinci Dünya Savaşı şartlarında alınmış bir kararla oluşmuş bir yapı artık bugünün dünyasına yardımcı olamıyor. Dünya, beş ülkenin iki dudağı arasına sıkışmış kalmıştır. Bunların içinden bir tanesi, herhangi bir karara 'hayır' dese, oradan karar çıkarmanız mümkün değil. Şimdi Suriye'de olan olaylar... 150 bin insan öldürüldü, hala BMGK karar alamıyor. Hala ölümler devam ediyor. Oturmuşlar, şunu konuşuyorlar, 'Kimyasal silah Suriye'de var mı yok mu.'  Kimyasal silahla bin 500, bin 750 kişi ölmüş. Bin 750 kişi kimyasal silahla ölüyor, 150 bin insan konvansiyonel silahla öldürülüyor, bunu niye konuşmuyorsun? Onu göz ardı ediyorlar. Olayı kimyasala yönlendirip 150 bin insanın öldürüldüğü konvansiyonel silahları gündeme getirmiyorlar. Şu anda, beş daimi üyenin tarih önünde çok büyük vebali vardır, çok büyük sorumluluğu vardır. Çünkü bu beş üye kararını verdiği anda Suriye'deki problem çözülür. Ama bu beş üye kararı vermediği için Suriye'deki problem çözülmüyor." Suriye'de insanların, "ölmüş hayvanların leşlerini yeme durumuna geldiğini" belirten Erdoğan, siyasiler olarak bu durumdan sorumlu olduklarını dile getirdi. Türkiye'de, 600 bin Suriyeli sığınmacı bulunduğunu anımsatan Başbakan Erdoğan, bu kişiler için Türkiye'nin 2 milyar dolar harcandığını ifade etti.
Mısır'da yapılan darbeye de batının "darbe" diyemediğini vurgulayan Erdoğan, "Şimdi Mısır'daki gelişmeler bana göre hiç isabetli ve hayırlı değil. Müslüman Kardeşler'e, seçimlere girme noktasında bile müsaade etmiyorlar. Çünkü gelişmelerin kendi aleyhlerine olacağını görüyorlar. Hani demokratlar, hani demokrasi, demokrasiyi savunanlar nerede, niçin bu işi sahiplenmiyorlar? Eğer samimiysek, dürüstsek başta batı olmak üzere hep birlikte buna sahip çıkılması lazım. Arap Ligi de buna dahil" diye konuştu.

 

 
 

YORUM YAPIN

 
 
© 2004 - TGRT Haber