• Piyasalar
  • up
    BIST 100
    104954
  • up
    USD
    5.7549
  • up
    EURO
    6.3423
  • up
    GBP
    7.4164
  • down
    Altın
    271.063
  • TGRT Haber Arama
  • TGRT Haber Facebook
  • TGRT Haber Twitter
  • TGRT Haber Youtube
  • TGRT Haber RSS
REKLAMI KAPAT
Tarih : 30.10.2019 - 13:46 Yorum : 0

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gerekirse güvenli bölge sahamızı genişleteceğiz

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, "Güvenli bölge dışından gelecek saldırılara en sert şekilde karşılık verecek ve gerekirse güvenli bölge sahamızı genişleteceğiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gerekirse güvenli bölge sahamızı genişleteceğiz

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

"Cumhuriyet Bayramlarını hizmet şölenine çevirdik"

Erdoğan, konuşmasında, dün Cumhuriyet'in kuruluşunun 96. yıl dönümünü coşkuyla kutladıklarını anımsattı. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, İstiklal Harbi'nin tüm kahramanlarını, ilk günden bugüne kadar TBMM'de görev yapan tüm milletvekillerini, ülkeye hizmet eden herkesi tazimle yad eden Erdoğan, vatanın bekası için canlarını feda eden aziz şehitlere Allah'tan rahmet diledi.

Erdoğan, halen sınırların içinde ve dışında ülkenin güvenliği, milletin geleceği için fedakarca görev yapan güvenlik güçlerine ve diğer kamu personeline şükranlarını sundu.

Binlerce yıllık tarih yolculuğundaki son devletleri olan Cumhuriyeti yaşatmak ve daha ileriye taşımak için gayret gösteren, emek veren, ter döken herkese teşekkür eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AK Parti olarak hem Mecliste hem hükümette yaptığımız çalışmalarla ülkemize Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanlardan katbekat daha fazla eser, hizmet, yatırım kazandırdık. Bunun için Cumhuriyet Bayramlarını sadece sözde ve resmi törenle kutlamakla kalmadık, eserlerimizin açılışıyla birer hizmet şölenine çevirdik. Marmaray'ı bundan 6 yıl önce bir 29 Ekim günü hizmete açtık. Bugüne kadar Marmaray'dan geçen yolcu sayısı 403 milyonu buldu. Bundan 3 yıl önceki 29 Ekim'de de başkentimizin gurur abidelerinden olan Yüksek Hızlı Tren Gar Binasını hizmete aldık. Geçen yıl 29 Ekim'de Cumhuriyet tarihimizin en büyük yatırımlarından biri olan İstanbul Havalimanı'nın resmi açılışını yaptık. Tam kapasiteyle çalışmaya başladığı nisandan beri 41 milyon yolcu kullandı. Cumhuriyet'e birilerinin yıllardır yapageldiği gibi buram buram özenti kokan saçmalıklarla değil işte böyle ülkeye ve millete en büyük hizmetleri kazandırarak layık olunur. İnşallah Cumhuriyetimize en büyük hizmetimiz de ülkemizi 2023 hedeflerimize ulaştırmak olacaktır."

"2023 hedeflerimize sıkı sıkıya bağlıyız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 6 yıldır ardı ardına yaşadıkları saldırılar nedeniyle kimi alanlardaki rakamların gerçekleşmesi sonraki yıllara kaysa da 2023 hedeflerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını bildirdi. Erdoğan, "Evlatlarımıza bırakacağımız en büyük mirasın, onlara 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirebilecekleri bir ülke teslim etmek olduğuna inanıyorum." dedi.

Türkiye'nin, önündeki psikolojik ve fiziki bariyerleri yıktığını vurgulayan Erdoğan, bugün artık karşılarında kendine güvenen, tarihinden güç alan, milleti ve devletiyle aynı ideallere kenetlenmiş bir ülke olduğunu söyledi.

Erdoğan, dün adeta yok sayılan, sadece kendisine bahşedilen sınırlar içinde hareket eden bir ülke görünümünden bugün küresel düzeyde oyun kuran bir devlet haline geldiklerine işaret etti. 

"Meydan okuyabilen bir Türkiye"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "3-5 milyar dolarlık manipülasyonlarla ekonomimizin çökertildiği, 3-5 kontra hamleyle siyasetimizin dize getirildiği, 3-5 terör eylemiyle ülkemizin hizaya sokulduğu günler hamdolsun geride kaldı. Artık her alanda kendi iradesini ortaya koyabilen, gerektiğinde 7 düvele meydan okuyabilen bir Türkiye var." diye konuştu.

Türkiye'nin, 360 derece görüş açısına sahip bir ülke haline geldiğini dile getiren Erdoğan, bu noktaya milletle birlikte verdikleri 17 yıllık mücadelenin sonucunda ulaşabildiklerini söyledi.

Erdoğan, siyasette ve yönetimde millete rağmen değil, milletle birlikte hareket etmeyi prensip edinen bir anlayışın hakim olması halinde Türkiye'nin neler yapabileceğini tüm dünyaya gösterdiklerini anlattı.

"Kibire kapılmadık"

"İnşallah hep birlikte çok daha fazlasını da başaracağız." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Elbette bugüne kolay gelmedik. Hem ülkenin yöneticileri olarak bizler hem de en büyük güç ve moral kaynağımız olan milletimiz çok büyük bedeller ödedi. Vesayet odaklarının direnişinden darbe teşebbüslerine, terör saldırılarından sınırlarımızın tacizine, uluslararası alanda köşeye sıkıştırılma gayretlerinden milli birlik ve beraberliğimize yönelik tuzaklara kadar pek çok badireyle yüzleştik. Tüm bu süreçte sadece Rabb'imizden yardım istedik, sadece milletimize güvendik. Hamdolsun başımızı yere eğecek, yüzümüzü kızartacak, bizi güçsüz bırakacak, hezimete uğratacak hiçbir durumla karşı karşıya kalmadık. Girdiğimiz her mücadelede Rabb'imizin yardımını da milletimizin desteğini de hep yanımızda bulduk. Biz de başarılarımıza güvenerek, kibire kapılmadık. Kerameti kendimizde görmedik, dik durduk ama diklenmedik. Zaferle değil seferle mükellef olduğumuzun bilinciyle hep daha çalıştık, daha çok gayret gösterdik, daha çok dua ettik, milletimizle daha çok bütünleştik. Eksikliklerimiz, hatta hatalarımız elbette olmuştur ama art niyetimiz, içten pazarlığımız, korkumuz asla olmadı. Şartlara, rakiplere veya düşmanlara değil sadece Rabb'imize teslim olduk, sadece milletimize tabi olduk."

"Cevabımızı inlerine girerek, güvendikleri dağları başlarına yıkarak verdik"

Erdoğan, en karanlık gecenin bile bir sabahı olduğu gerçeğini asla unutmadıklarını belirterek, bu hakikatin en çarpıcı örneğinin 15 Temmuz gecesi yaşandığını söyledi.

15 Temmuz gecesi, 16 saatin sonunda darbecilere gereken dersin verildiğini ifade eden Erdoğan, "FETÖ'cü teröristler uçaklarıyla, helikopterleriyle, tanklarıyla, silahlarıyla gecenin karanlığında üzerimize geldiğinde milletimizle birlikte direndik ve sabahın ilk ışıklarıyla beraber zaferle buluştuk. Nasıl oldu bu? O tankların altına kendini atan milletimizle oldu, o tankların üzerine çıkan milletimizle oldu, silahların karşısında adeta ölüme meydan okurcasına yürüyen kardeşlerimizle oldu. Bütün bunlarla beraber Rabbim de zaferi lütfetti." diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin her meselesinde bu anlayışla, bu kararlılıkla, bu cesaretle hareket ettiklerinin altını çizdi. 

"Türkiye'yi Suriye gibi, Irak gibi, Libya gibi yapabileceklerini sananlara cevabımızı inlerine girerek, güvendikleri dağları başlarına yıkarak verdik." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar karşısında eski Türkiye refleksleriyle hareket etseydik inanın bana, çok büyük bir felaketi yaşıyor olurduk. Şayet bugün boynumuzda esaret zinciriyle yıkıntıların karşısında halimize ağlıyor durumda değilsek bunu milletimizle beraber ortaya koyduğumuz o büyük direniş ve yeniden şahlanış iradesine borçluyuz. Her ne kadar birileri hala Türkiye'nin verdiği bu büyük mücadelenin farkında değilse de milletimiz olup biteni görüyor ve hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyor. Türkiye, yeni bir istiklal harbi veriyor ve hamdolsun zafere doğru adım adım yürüyor."

Bu büyük mücadelenin başarısı için önce AK Parti olarak kendilerinin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini güçlendirmeleri gerektiğini söyleyen Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak ortaya koydukları performansın, parlamento içinde de kendini gösterdiğini vurguladı. Erdoğan, temennilerinin bunun daha ileri safhalara aynı şekilde yürümesi olduğunu dile getirdi.

"Milletimizle birlikte bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız." ifadesini kullanan Erdoğan, Türkiye'nin en büyük gücünün, bunu başarması olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz kendi içimizde birliğimizi, beraberliğimizi sağlam tuttuğumuzda sahada ve masada sözümüzü dinletebiliyoruz. Ekonomimizin de savunma sanayimizin de ticaretimizin de ihracatımızın da başarısı buna bağlıdır. Siyasi tercihi, kökeni, inancı, meşrebi ne olursa olsun büyük ve güçlü Türkiye mücadelemizde bize destek veren milletimizin her bir ferdine, dünyanın dört bir yanındaki dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum." dedi. 

"Enflasyonda tek haneli rakama ulaşacağız"

Yaşanan dönemin ehemmiyetinin, iç siyasetteki gaflet ve dalalet ürünü kimi sataşmalardan, iftiralardan, hezeyanlardan uzak durmaya mecbur bıraktığını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"İşte ekonomiyle ilgili, 'Çökerttik, çökertiyoruz', 'Battı, bitti' dediler ne oldu? Bitti mi? Battı mı? Elhamdülillah biz küllerimizden nasıl tarihte ayağa kalktıysak şimdi yine aynı şekilde ayağa kalktık ve yola devam ediyoruz. Görüldüğü gibi faiz sürekli iniyor. Enflasyon aynı şekilde geriliyor. En yakın zamanda inşallah enflasyonda da tek haneli rakama ulaşacağız. Faizde aynı şekilde ulaşacağız. Bunu başaracağız ki ekonomi rayına oturmuş olsun. Hiç bundan endişeniz olmasın, bu olacak. Elbette densizlik düzeyine varan söz ve davranışlara ilgili arkadaşlarımız gereken cevabı veriyorlar, verecekler. Ama biz tüm vaktimizi, enerjimizi ve konsantrasyonumuzu ülkemizi bu fırtınadan sağ salim bir şekilde çıkarmak için teksif ediyoruz."

Millete sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getirmenin gayretinde, Türkiye'yi hayalleri ve hedefleriyle kucaklaştırmanın derdinde olduklarını belirten Recep Tayyip Erdoğan, her bir arkadaşının da bulunduğu yerde işini en güzel, en verimli, en samimi şekilde yürüterek bu mücadeleye destek olacağını kaydetti.

"Toplantı yeter sayısında grubumuzu darda, zorda bırakmayın"

Erdoğan, AK Parti Meclis Grubundan, komisyon ve Genel Kurul gündemindeki kanun çalışmalarının en küçük boşluğa ve hataya yer vermeyecek şekilde hassasiyetle yürütülmesi ricasında bulundu.

"Buraya bir parantez açıyorum." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Allah rızası için, parlamento çalışmalarımızda lütfen karar yeter sayısı noktasında grubumuzu darda, zorda bırakmayın. Toplantı yeter sayısında grubumuzu darda, zorda bırakmayın. Önce toplantı yeter sayısı, karar yeter sayısı, hep birlikte orada yer alacağız ki muhalefetin karşısında gülünç duruma düşmeyelim. Bir iktidar partisine yakışan budur. Bu millet sizleri, bizleri, buraya bunun için gönderdi. Eğer bunu yapmazsak bunun vebalinden kurtulamayız. Açık konuşuyorum, aldığımız ücreti de kendimize helal kılamayız.

Grup başkanımızın, başkan vekillerimizin müsadesi olmadan, yurt dışında bazı görevlendirmeler olmadan, arkadaşlarımızın salı, çarşamba, perşembe, fevkalade bir şey olmadıktan sonra üç gün şu Meclisteki çalışmalarda sürekli bulunmamız lazım. Bulunacağız ki işin hakkını verelim. Şimdi bir bütçe dönemine giriyoruz. Bu dönemde sürekli olarak malum komisyon çalışmaları var, vesaire. Ondan sonra parlamentoda takvimler olacak. Tüm bunlarda eğer iktidar partisi olarak, Cumhur İttifakı olarak yerimizi almazsak, bunun izahı olmaz. Bunu, harfiyen yerine getirmemiz lazım."

"Bunun hesabını Amerika tarihe nasıl verecek?"

Türkiye'nin sadece 81 vilayetten ve artık 82 milyona ulaşmış olan vatandaşlarından ibaret bir ülke olmadığını ifade eden Erdoğan, "Geçmişte, yıllarca bizi kendi içimize hapsederek ve kendi içimizde kavga ettirerek hem medeniyet hem tarih misyonumuzdan uzak tuttular. AK Parti'nin Türkiye'ye belki de en büyük hizmeti işte bu kısır döngüyü kırmış olmasıdır." dedi.

Milleti yeniden kadim geçmişiyle buluşturmayı ve büyük hedeflere sahip bir vizyon kazandırmayı başardıklarını dile getiren Erdoğan, artık hiç kimsenin "Türkiye" deyince Edirne ile Kars, Sinop ile Hatay arasında sınırlı bir coğrafyayı anlamadığını söyledi. Erdoğan, "Bu sadece devletimizin resmi sınırıdır. Gönüllerimizin sınırı ise neredeyse tüm dünyayı kucaklayacak genişliğe sahiptir. Ecdadımızın asırlar boyunca üç kıta yedi iklimi yönettiği Topkapı Sarayı'nın Bab-ı Hümayun Kapısı'nın yanıbaşında aynen şöyle yazıyor: 'Ye-vi ileyhi külli mazlumin.' Yani 'Bütün mazlumlar ona sığınır.' Kime? Osmanlı'ya. Kapısı çalınacak olan yer neresi? İşte Topkapı. Bu söz, medeniyetimizin ve tarihimizin insana, dünyaya, hayata bakışının en sarih ifadesidir." değerlendirmesini yaptı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yeni Zelanda'da cami basıp katliam yapan alçağın silahına kazıdığı sembollere baktığımızda ise tam tersi bir zihniyet karşımıza çıkıyor. Bu anlayışın yücelttiği isimlerin neredeyse tamamı, dönemlerinin katilleri olduğu halde zalimler tarafından sembolleştirilmiş kişilerdir. Halbuki bizim ecdadımız asırlarca idaresi ve nüfusu altında kalan milyonlarca kilometrekarelik coğrafyayı 'tüm mazlumlar ona sığınır' anlayışıyla yönetmiştir. İspanya'daki Yahudilerden Rusya'daki muhaliflere, Kafkasya ve Balkanlar'daki masumlardan Afrika'daki gariplere kadar herkes başı dara düştüğünde buraya sığınmıştır.

Senegal, Gore Adası, oradan on binlerce köle, ayaklarında, boyunlarında zincirlerle Amerika'ya kadırgalarla taşınmışlardır. Şimdi bunun hesabını acaba Amerika tarihe nasıl verecek? Asıl sorumlu olan bunlar. Ama böyle bir hesap verildi mi? O adadaki hücreleri gördüğümüzde 'insanlık bunu da yaşamış' dedik.

İstiklal Harbimizi verirken bu coğrafyanın tamamından maddi ve manevi destek aldık. Bugün Osmanlı coğrafyasının neresine giderseniz gidin 'Türk' dendiğinde insanların gözlerinde bir sevgi, saygı, muhabbet ışıltısı görürsünüz. Hatta bu coğrafyaların elimizden çıktığı dönemlerde milletimize husumet besleyenler dahi şimdi bizi muhabbet dolu bir şekilde karşılıyor. Bu büyük coğrafyada 'Türk' bir kavmin değil, bir medeniyetin adıdır. 

İşte bugün bu büyük medeniyeti yeniden ayağı kaldırmanın, yeniden özlemle beklenen hale getirmenin çabası içerisindeyiz. Dün olduğu gibi bugün de kalbimizi ve imkanlarımızı rengine diline inancına fikrine zikrine bakmadan tüm mazlumlara açıyoruz. Peki karşı cenahta durum nedir? Barış Pınarı Harekatımızla bir kez daha gördük ki karşımızdakiler bir iki asır önce ne hissediyorlarsa, şimdi de onu hissediyor, ne yapıyorlarsa onu yapıyorlar. Görünüşte ne kadar medeni, ne kadar zengin, ne kadar gelişmiş olursa olsun içlerindeki kini, nefreti ve ilkelliği her fırsatta ortaya koyuyorlar, değişen bir şey yok."

"Kendi ellerinizle beslediğiniz terör yılanı eninde sonunda sizi de ısıracak"

Erdoğan, Avrupa ülkelerinin terör örgütlerine karşı ortaya koyduğu tutumu eleştirdi.

Barış Pınarı Harekatı başladığından beri yurt dışında özellikle de Avrupa'da terör örgütü mensupları tarafından Türkiye aleyhine 700'ye yakın eylemin gerçekleştiğini vurgulayan Erdoğan, "Bunların çoğu bizimle NATO'da beraberler. Çoğu müzakereci olduğumuz Avrupa Birliği'nde muhatabımız ama bütün bunlara rağmen eylemler bu ülkelerin polislerinin nezaretinde düzenleniyor. Bir ses var mı? Yok. Bu eylemlerin 79'u doğrudan bayrağımıza, misyonlarımıza camilerimize, derneklerimize veya vatandaşlarımıza yönelik şiddet içeriyor." diye konuştu.

Erdoğan, gerçekleştiren saldırılarda 36 kişinin yaralandığını belirterek, "Bu saldırılarda ülkemize veya insanlarımıza ait birçok bina, araç ve iş yeri zarar gördü. Üstelik terör örgütü yandaşları, bu saldırılarını Avrupa devletlerinin siyasi ve fiili himayesinde gerçekleştirdi. Terör örgütü yandaşları, vatandaşlarımızı hedef alırken o ülkelerin emniyet güçleri masumları korumak yerine ellerini kollarını tutarak, karış tarafın daha rahat hareket etmesini sağlıyor. Türkiye lehine en küçük söze ve davranışa izin vermeyenler, kendi ülkelerinde terör örgütü olarak kabul ettikleri PKK sembollerinin sokaklarda dolaştırılması için her türlü kolaylığı gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa başta olmak üzere terör örgütlerini destekleyen ülkelere seslenen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yanlış yapıyorsuz, bugün kendi ellerinizle beslediğiniz terör yılanı eninde sonunda sizi de ısıracaktır. Sokaklarınızda bombalar patlamaya, teröristlerin silahları ölüm kusmaya, vandallar etrafı yakıp yıkmaya başladığında yaptığınız yanlışı elbette anlayacaksınız. Sarı yelekliler var ya sadece bir ülkede olmayacak, bütününde olacak. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste ama o zaman da iş işten geçmiş olacak. Gelin yol yakınken bu yanlıştan dönün.

Sırf bir beladan kurtulmak için ülkenize içi silah dolu çantayla uçağa binip ayrılan teröristlere dahi yıllarca göz yumduğunuzu biliyoruz. Size isimlerini bildirdiğimiz teröristler konusunda hiçbir işlem yürütmediğinizi de biliyoruz. Şimdi de kendi vatandaşlarınız olan teröristleri teslim almamak için kıvranacağınızı da biliyoruz. İşte DEAŞ'ta sizin teröristleriniz var, hadi alın diyoruz ama kaçıyorsunuz, almıyorsunuz. Bu teröristleri siz yetiştirdiniz, niye almıyorsunuz? Hadi alın, alamazlar, neden? Çünkü bu biraz da karakter meselesidir. Böyle yaparak aslında kendi geleceklerini tehlikeye atıyorlar."

Erdoğan, Türkiye'nin içeride ve dışarıda her türlü terör ve teröristin üstesinden geleceğini belirterek, "Çünkü bu coğrafyada bin yıldır kesintisiz bir mücadelenin içindeyiz. Ama bunlar başaramaz, bunlarda bunu yapacak yürek de cesaret de irade de yok. Bunlar sadece sömürmeyi bilir. Siz sadece sivilleri acımasızca katletmeyi bilirsiniz, siz sadece çıkarınız için herkesi ve her şeyi kullanmayı bilirsiniz." diye konuştu.

"Bugüne kadar Suriye'ye, Irak'a ve Kuzey Afrika'ya hapsettiğinizi sandığınız o terör balonları bir gün mutlaka patlayacaktır." ifadesini kullanan Erdoğan, "İşte o zaman buradan saçılacak pislikler her tarafınıza şiddet olarak, kan olarak, acı ve kaos olarak bulaşacak. Ülkelerinizde himaye ettiğiniz, destek verdiğiniz, temsilcilerini en üst düzeyde ağırladığınız teröristlerin ellerinde nice masumların kanı var. Onları kucaklayarak siz de aynı insanlık suçuna ortak oluyorsunuz." dedi.

Bazı ülkelerin milli güvenliklerine tehdit olarak gördükleri teröristleri her nerede olurlarsa olsun bulup ortadan kaldırdığına işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Öyleyse Türkiye'nin de aynı hakka sahip olduğunu kabul ediyorlar demektir. Buna ellerini sıktıkları, övgüler düzdükleri teröristler de dahildir. İnşallah yakında bu konuda milletimize müjdelerimiz olacaktır. Biz her fırsatta ikaz görevimizi yaparak, bununla yetinmeyip gerekirse istihbarat vererek vicdanı ve ahlaki sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. Diğer ülkelerden tek beklentimiz, teröriste terörist gibi, masuma masum gibi, haklıya haklı, haksıza haksız gibi davranmalarıdır. Bu denge bozulduğunda mazlumun ahı göğe yükselir ve o ah dağları devirir. Biz mazlumun bedduasının arada hiç bir perde olmadan doğrudan Rabbi'ne ulaştığına inanıyoruz, işte o zaman ilahi adaletin de tecellisi de kaçınılmaz hale gelir." 

Erdoğan, yurt dışında yaşayan vatandaşlara da seslenerek Türkiye tüm gücü ve imkanları ile daima onların yanında olacağını, uğradıkları haksızlıklar konusunda her türlü girişimde bulunacaklarını ve mutlaka hesap soracaklarını söyledi.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlara çağrıda bulunan Erdoğan, sivil toplum, siyaset ve ekonomik güç yoluyla bulundukları ülkelerin karar mekanizmalarında etkin olmalarını istedi. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Eskiden beri Ermeni terör örgütleri ve PKK, son dönemde de FETÖ'yü destekleyenler bunu yapabiliyorsa bizim vatandaşlarımızın da aynı başarıyı göstermeleri gerekir. Avrupa'da yaşayan 5 milyonun üzerindeki vatandaşımız, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek gücünü ortaya koyduğunda bunun karşısında kendine çeki düzen vermeyecek hiç bir ülke yoktur. Bunlar Barış Pınarı Harekatı nedeniyle askerini selamlayan sporcularımızdan korkacak kadar zavallıdır. Bir kız tekvandocumuz şampiyon oluyor, asker selamını çakıyor, bunlar korkuyor. İşte bunların durumu bu, tablo bu. Onun için biz yılmadan kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz, selamımıza da ara vermeyeceğiz. 'Selam tüm Mehmetçiğimize' diyerek yola devam edeceğiz.

Artık aramızdaki küçük farklılıklardan kaynaklanan ayrılıklara, çekişmelere, husumetlere bir son vermenin vakti gelmiştir. Türkiye'nin burada yürüttüğü beka mücadelesinin en önemli ayaklarından birini de yurt dışındaki vatandaşlarımızın oluşturduğunu görmeli, kabul etmeli ve gereğini yerine getirmeliyiz. Özellikle Avrupalı ve ABD'li Türklere yakışan budur. Dış temsilciliklerimiz ve resmi kurumlarımız vasıtasıyla bu konuda yapılacak tüm girişimlere elbette destek vereceğiz ama asıl olan vatandaşlarımızın kendi inisiyatifleriyle bu başarıyı sağlamalarıdır. İnşallah o günlerin de yakın olduğuna inanıyorum."

Bu arada, Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşması sırasında asker selamı vererek, Mehmetçiğe desteğini yineledi.

"Bu aslında bir bölgeyi terörden temizleme harekatıdır"

Erdoğan, terörle mücadele ve Türkiye'deki Suriyelilerin geri dönüşleri konusunda atılan adımlara, 9 Ekim'de başlatılan Barış Pınarı Harekatı'yla yenisini eklediklerini belirtti.

"Harekatın asla bir sürpriz olmadığını" dile getiren Erdoğan, Fırat Kalkanı Harekatı'yla Suriye topraklarını güvenli hale getirmeye başladığımız günden beri bu bölgeyi de teröristlerden temizleyeceğimizi söylüyoruz. Bu aslında bir bölgeyi terörden temizleme harekatıdır. Zira o kuşak 44 kilometre. Irak sınırından Cerablus'a kadar olan o kuşak bizim için her an bir tehdit, bir taciz kuşağıydı. Burası terörle adeta bezenmiş, oradan sürekli olarak da sınır illerimize taciz atışlarının yapıldığı bir yerdi." dedi.

"Burayı temizleyin, temizlemediğiniz takdirde gereğini yaparız." dediklerini ve gereğini yaptıklarını söyleyen Erdoğan, "Buna rağmen harekata başladığımızda hem bölgede etkinlik gösteren güçler hem de genel olarak dünya kamuoyunda bir şaşkınlık hali belirdi. Çünkü onlar bu kadar kısa sürede bir netice alacağımıza ihtimal vermiyordu." diye konuştu.

Türkiye'nin söylediğini yapacak güce, iradeye, kararlılığa ve imkana sahip bir ülke olduğunun halen yeterince kabul edilemediğinin anlaşıldığını ifade eden Erdoğan, "Biz kimin ne dediğine değil, kendimizin neye ihtiyacı olduğuna bakıyoruz. Sınırlarımızı teröristlerden arındırmak ve ülkemizdeki Suriyelilerin geri dönüşünü sağlamak için bu harekata ihtiyacımız vardı ve yaptık." ifadesini kullandı.

"Mağdur ve mazlumun yanında değiller"

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda görüştüğü 20'ye yakın dünya liderine plan ve projelerini anlattığını, "Buyurun, haydi siz de buraya destek verin." dediğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hepsi çok güzel bakıyorlar ama desteğe gelince maalesef hiçbirinden ses yok. Çünkü bunlar mağdur ve mazlumun yanında değiller, asla böyle bir adım atma niyetleri de yok. Bunlar sadece öldürmeyi bilirler, sadece silah satmayı bilirler. 'Gelelim de burada bir destek verelim.' Böyle bir şeyin içinde yoklar. Bunu sadece burada yapmadılar. Bunu daha önce ilk attığımız adımlarda Irak'ta da yaptılar, burada da yaptılar. Bizim tabii ki B planımız da var, C planımız da var. İnşallah vakti saati gelince onu da yapacağız. 'Petrol' dediğin zaman hemen dalarlar, petrole yürürler. Bunda hiç geri durmazlar. Çünkü bunlar için petrolün bir damlası, binlerce insanın kanına bedel. Böyle bir yapının içindeler."

Kahraman Mehmetçiğin ve Suriye Milli Ordusu'nun neredeyse birkaç saat içinde harekat sınırı olan 30 kilometrelik derinliğe indiğini hatırlatan Erdoğan, "Şu anda Barış Pınarı Harekatı bölgesinde 4 bin 219 kilometrekare alan içindeki 558 yerleşim birimini, 900'ün üzerinde teröristi etkisiz hale getirerek temizlemiş durumdayız." dedi.

"Ayn el-Arap'ın da teröristlerden boşaltılması lazım"

Tel Abyad ve Resulayn arasının kontrol altında bulunduğunu ancak bunun yeterli olmadığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Tel Rıfat'taki teröristlerden buranın temizlenmesi sözünü aldık ve şu an itibarıyla bu teröristlerden temizlendiğine dair bize Rusya Federasyonu gerekli bilgileri veriyor. Yeterli mi? Yine değil. Münbiç'ten de YPG'yi temizleme sözünü aldık. Onun için de 'Temizledik.' diyorlar. Silahlı Kuvvetlerimiz bunun da takibi içinde. Yeter mi? Yine yetmez. Bizim için bir diğer önemli adım da özellikle Tel Rıfat. Tel Rıfat'ın batısına doğru gidiyoruz, bugünkü adıyla Kobani, eski adıyla Ayn el-Arap'ın da teröristlerden boşaltılması, kontrolümüzün altına girmesi lazım. Peki ne olacak? Buraya biz mi gireceğiz? Hayır. Buraya Suriyeli kardeşlerimiz girecek, buraların gerçek sahipleri girecek. Bizim derdimiz onların yerlerine gitmesi, yerlerine girmesi. Biz bu adımları bunun için atıyoruz. Dedim ya mazlumlar meselesi."

İdlib'te de benzer şeylerin yaşandığını dile getiren Erdoğan, "İdlib yaklaşık 4 milyon civarında insanın yaşadığı bir yer. Buradan 300-400 bin insan sınırlarımıza doğru yürüdüler. Bu insanlar, sınırlarımızdan herhalde içeri girdiği zaman bu 4 milyonun üzerine çıkacaktı ama biz buna rağmen gerekli müdahaleyi yerinde yaptık ve orada bunun önünü kesmiş olduk. Şimdi kontrolü devam ettiriyoruz." diye konuştu.

"7 kilometrelik derinlikte devriye çalışmasını sürdüreceğiz"

Erdoğan, "İstiyoruz ki bir an önce Tel Abyad ve Resulayn'ı bir halledelim. Ondan sonra diğer bölgeleri ki şimdi Rusya'yla birlikte devriye çalışmasına başlayacağız. Bu devriye çalışmasıyla sınırımızdan güneye doğru 7 kilometrelik derinlikte devriye çalışmasını sürdüreceğiz. Daha sonra gereğini görüşmeler yoluyla devam ettireceğiz." dedi.

Kısa sürede elde edilen bu başarının, sahada ve uluslararası alanda adeta bir panik halinin ortaya çıkmasına yol açtığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Maalesef teröristlerin şehit ettiği 20 evladımız ve yaralamış olduğu 185 sivil vatandaşımız var. Bunlarla ilgili üzüntülerini belirtmek üzere arayan hiçbir Batılı ülke olmadı. Yine arayanlar içinde şehit olan 9 ve yaralanan 137 güvenlik görevlimizden söz eden de hiçbir Batılı olmadı. Aynı şekilde Suriye halkının gerçek evlatları olan Suriye Milli Ordusu saflarında vatanlarını teröristlerden temizlerken şehit olan 124 ve yaralanan 463 kardeşimizi de soran bizden başka olmadı. Onlara 'terörist' diyorlar. Kim? Amerika. Niye terörist? Bunlar bu toprakların sahipleri. Topraklarını savunuyorlar. Bunlara nasıl terörist dersiniz? Bunlar şu anda bizim askerlerimizle beraber bu topraklarda kendi evlerini, topraklarını savunurken şehit olanlar. Bunlar ölümü korkutan, ölümü öldüren mücahitler. Askerimizle dayanışmalarının neticesi, bu zafere doğru bizleri götürüyor. Rabbim bizlere en yakın zamanda zaferi nasip etsin."

'Gerekirse güvenli bölge sahamızı genişleteceğiz'

Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı'na değinerek, Batı ülkelerinin, Türkiye'ye "Ne kadar kalacaksınız?" diye sorduğunu, kendisinin de "Siz ne zaman çıkıyorsunuz? Onu söyleyin." dediğini aktardı. 

Berlin'de, Londra'da bir toplantı yapılmasının teklif edildiğini belirten Erdoğan, "Bu toplantının yapılacağı üç yer var; ya Şanlıurfa ya Gaziantep ya İstanbul, gelin burada yapalım. Şimdi bu teklifin, gerçekten akılla, mantıkla izahı yok. Olayın olduğu yer burası, sen beni Berlin'e çağırıyorsun. Ben turist miyim? Ne işim var benim orada. Eğer bu konuda samimi, dürüstseniz olayın yaşandığı yere gelin. Gelin de belki size bir de sınırları gezdiririz. Buraları da görme fırsatınız olur ama yok." diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3-4 Aralık'ta Londra'da NATO liderler zirvesinin gerçekleştirileceğini, zirvede zaten bir genelleme yapılacağını, bu görüşmelerin Londra'da ayrıca yapılabileceğini ilettiklerini söyledi.

Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı bir telefon görüşmesinin ardından Başkan Yardımcısı Mike Pence başkanlığındaki bir heyetin Türkiye'ye geldiğini, müzakere sonucu varılan 13 maddelik mutabakat metnini kamuoyu ile paylaştıklarını anımsattı. 

Bu mutabakata göre Resulayn ve Tel Abyad arasında yer alan 120 kilometre genişlik ve yaklaşık 30-32 kilometre derinlikteki bölgenin terör örgütlerinden arındırılması gerektiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunun için harekatımıza 120 saatlik süreyle ara verdik. Belirlenen sürenin sonunda maalesef hala teröristler tarafından bölgedeki askerlerimize ve Suriye Milli Ordusuna yönelik saldırılar devam ediyordu. Adeta karış karış tarayarak hem teröristleri imha ediyor hem tahkimatları yıkıyor hem de kalan mühimmat ve malzemeleri topluyoruz. Açık konuşuyor ve muhataplarımızı ikaz ediyoruz. Bu hattın dışından gelecek saldırılara en sert şekilde karşılık verecek ve gerekirse güvenli bölge sahamızı genişleteceğiz." 

"Aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz"

Suriye sınırının diğer kesimleri için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Soçi'de görüştüğünü hatırlatan Erdoğan, Rusya ile de 10 maddelik bir mutabakat metni üzerinde uzlaşıp bunu da kamuoyuna açıkladıklarını dile getirdi. 

Buna göre, Barış Pınarı Harekatı bölgesinin doğusundaki Ayn El Arap ile batısında kalan uzunca bir bölgede yine 30 kilometre derinliğinde teröristlerden arındırılmış bir bölge oluşturulacağını söyleyen Erdoğan, ilk 10 kilometre derinlikte Ruslar ile ortak devriye yaparak durumu bizzat kontrol altında tutacaklarını bildirdi. 

Erdoğan, diğer bölgeler için Rusya'nın güvenceler verdiğini dile getirerek şunları ifade etti:

"Bilindiği gibi bu konularda Ruslarla vardığımız 150 saatlik mutabakatın süresi dün akşam saat 18.00'de sona erdi. Dün heyetlerimiz arasında yapılan görüşmelerde, Rusya tarafı bize Tel Rıfat, Münbiç ve Fırat'ın doğusundaki bölgelerden 34 bin terör örgütü mensubunun beraberindeki 3 bin 260 ağır silahla birlikte 30 kilometrelik hattın dışına çıktığını ifade etmişlerdir. Her ne kadar bizim elimizdeki bilgiler, bu konuda henüz tam manasıyla başarılı olunamadığına işaret ediyorsa da sahadaki tespitlerimizin ardından kendilerine gereken cevabı vereceğiz. Bu kapsamda cuma günü sahada Ruslarla ortak çalışmaları başlatıyoruz. Yani devriye çalışmalarını başlatıyoruz. Şayet terör örgütü mensuplarının 30 kilometrelik alanın dışına çıkartılamadığını görürsek veya her nereden olursa olsun saldırılar sürerse, kendi harekatımızı gerçekleştirme hakkımızı saklı tutuyoruz. Gelişmelere göre bu konudaki tavrımızı belirleyecek ve hayata geçireceğiz. Şimdilik elimizdeki kazanımları güçlendirmeye bakacağız. Güvenli hale getirdiğimiz yerlerde altyapının güçlendirilmesi, idare kapasitesinin geliştirilmesi çalışmalarına hemen başladık. Suriyelilerin güvenli hale getirdiğimiz yerlere geri dönüşleriyle ilgili projemizi de süratle hayata geçireceğiz. Avrupalı liderlerle ya kasım ayı içinde ülkemizde ya da aralık başında NATO zirvesinde bu konuyu detaylı bir şekilde ele alacağız. 

Unutmayın bu tür mücadeleler uzun solukludur. Bazen bize '30 kilometrenin ötesindeki teröristler ne olacak?' diye soruyorlar. Diğerlerine ne olacaksa onlara da aynısı olacak, son teröriste kadar tamamı temizlenecek. Gerektiğinde sahada gerektiğinde masada oyunu değiştirecek hamleler yaparak, hedeflerimize doğru ilerlemeyi sürdüreceğiz. Biz, bölgemizde neredeyse yarım asırdır ilmek ilmek işlenen bir büyük oyunu bozduk, bozuyoruz. Şimdi adım adım kendi planlarımızı, projelerimizi, önceliklerimizi hayata geçiriyoruz. Aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz."

"Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı'nın, özellikle Amerika'da sadece güvenlik politikaları, diplomatik ilişkiler düzeyinde değil iç politikada da çok ciddi sonuçlar doğurmaya başladığına işaret ederek, bunun iki ayrı örneğine dün gece Temsilciler Meclisinde kabul edilen tasarılarla şahit olduklarını söyledi.

Bu tasarılardan birinin sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili olduğunu hatırlatan Erdoğan, esasen Amerikan siyaseti içinde bir ekibin yaklaşık 20 yıldır bu yönde gayret gösterdiğini, bugüne kadar yönetimlerin feraseti sayesinde engellenen bu yöndeki girişimlerin, Amerikan kamuoyunda Türkiye aleyhinde oluşan hava kullanılarak Temsilciler Meclisinden geçirildiğini ifade etti.

"Yani bir anlamda fırsatçılık yapıldı." diyen Erdoğan, "Buradan Amerikan kamuoyuna da tüm dünyaya sesleniyorum; bu atılan adımın hiçbir kıymeti harbiyesi yok, bunu tanımıyoruz zaten. Açık konuşmak gerekirse, kendi dilimizle buna cevap verelim; kendileri çalıp kendileri oynuyorlar, yapılan bu." diye konuştu.

Buna rağmen Türkiye'ye atılan bu iftiranın bir ülke parlamentosunda kabul görmüş olmasından dolayı üzüntülü olduklarını dile getiren Erdoğan, "Bu nasıl bir anlayıştır? Biz yıllarca şunu söyledik; bu iş tarihçilerin işidir. Bu iş arkeologların işidir. Görevlendirelim, heyetleri oluşturalım, onlar bu çalışmayı yapsınlar. Bu işe bir siyaset gömleği giydirilmesin. Bütün bu çalışmalar yapıldıktan sonra siyasetçiler masaya otursunlar, ondan sonra da bunun adını koyalım." dedi. 

'Amerika, bir FETÖ'ye mahkum olacak kadar küçüldü mü?'

"Tarihleri soykırım, kölelik, sömürü lekeleriyle dolu bir ülkenin Türkiye'ye ne söz söyleme ne ders verme hakkı olamaz." diyen Erdoğan, "Temsilciler Meclisinde kabul edilen diğer tasarı Barış Pınarı Harekatı bahanesiyle ve ipe sapa gelmez iddialarla şahsıma, aileme, bakanlarıma yaptırım uygulanması talebiyle ilgilidir. FETÖ'nün yıllarca piyasada dolaştırıldığı iddialara dayandırılan ve hiçbir tutarı olmayan bu tasarıyı da şiddetle reddediyoruz. Amerika, bir FETÖ'ye mahkum olacak kadar küçüldü mü?" ifadesini kullandı.

ABD ziyaretinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği

Erdoğan, partisinin Meclis Grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

ABD'ye yönelik tepkiyi toplantıda dile getirdiği hatırlatılarak, 13 Kasım'daki ABD ziyaretinin bu koşullarda gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine yönelik soru üzerine Erdoğan, "Şu anda henüz kararımı vermedim. Ama soru işareti." ifadesini kullandı. 

"Grup toplantısındaki konuşmanızda, terörle ilgili mücadeleye ilişkin yakın zamanda müjde vereceğinizi söylediniz. O müjde teröristbaşı Mazlum Kobani'nin Türkiye'ye iadesi konusunda mı?" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, "Niye acele ediyorsun? Bu işlerin haberi verilir mi? Amerika haber vere vere mi geldi?" şeklinde konuştu. 

Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı kapsamında B ve C planlarının neler olduğuna ilişkin soru üzerine de şunları kaydetti:

"Şu anda A planını uyguluyoruz. Bu devriyeler vesaire filan, bunlar devam edecek. Bu devriyelerden sonra arazideki bütün gelişmelere göre de nerede ne gibi adımlar atılması gerekiyor? İşte Ayn El Arab'da, Münbiç'te beklenenler eğer yerine getirilmiyorsa buralarda B planına, C planına geçebiliriz." 

Bu hafta içerisinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir görüşmesinin olup olmayacağı sorusuna Erdoğan, "Her an olabilir. Gelişmelere göre." yanıtını verdi. 

 
 

YORUM YAPIN

 
 
© 2004 - TGRT Haber