2022-01-13 14:35:27

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AB'ye tam üyelik tepkisi: Oyalama taktiği uyguladılar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik süreciyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. AB'nin Türkiye'ye karşı oyalama taktiği uyguladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tam üyelik sürecinde attığımız adımların nasıl engellendiğini bizzat gördüm, yaşadım" sözleriyle tepkisini gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AB'ye tam üyelik tepkisi: Oyalama taktiği uyguladılar
fotoğrafı büyüt
Fotoğrafı Paylaş

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çankaya Köşkü’nde Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin Ankara Büyükelçilerine hitap etti. Tam üyelik sürecinde sürekli engellemelere maruz kaldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye karşı oyalama taktiğinin uygulandığını dile getirdi. AB ile Türkiye arasındaki krizlerin çözülmemesi durumunda göç sorununun artacağına dikkat çeken Erdoğan, "Biz olmasak göç krizi daha da derinleşecek, terör daha çok azacaktı" ifadelerini kullandı.

Kıbrıs meselesine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin tavrının net olduğunu vurgulayıp, AB'ye Kıbrıs Türklerini tanıma çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"AB içindeki ayrışmalar daha belirgin hale geldi. Türkiye müzakere sürecini yöneten aday ülke olarak, göç, sağlık, enerji gibi konularda sorun çözücü role sahiptir. Türkiye ve AB'nin ilişkileri ileri taşıması her anlamda önem kazanmıştır.

"BİZE KARŞI OYALAMA TAKTİĞİ UYGULANDI"

Diyalog ve diplomasiden yana çaba gösterdik. Üzülerek söylemek isterim ki AB'den beklediğimiz karşlığı göremedik. Bize karşı oyalama taktiği uygulandı. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken birliğin çıkarlarının birkaç ülkenin ihtiraslarına teslim edilmesidir. Türkiye'nin tam üyelik sürecindeki kararlı, dirayetli ve sabırlı tutumu ile birlik içindeki yazılım hatalarını da görülmesine katkı sağladığını düşünüyorum.

Dünyanın küresel bir köye dönüştüğü dönemde insan hareketliliği de artmaktadır. Avrupa ve Türkiye'nin merkezindeki krizler çözülmedikçe göç baskısı artacaktır. Göç sorunu derinleşerek devam edecektir. Türkiye olarak politikalarımızı hakikatler ışığında şekillendiriyoruz. Düzensiz göçe kaynaklık eden ülkelere yardımlarımızı artırıyoruz. Suriye'nin tüm dünyaya terör ihraç eden terör merkezine dönüşmesine sınır ötesi operasyonlarımız ile engel olduk.

Bizim gayretlerimiz olmasa göç krizi daha da derinleşecek, terör daha çok azacak, istikrarsızlık daha geniş bir coğrayaya yayılacaktı. Suriyelileri terörden arındırdığımız bölgelere doğru yerleştirme çabalarımıza destek verilmedi. Bölgelerdeki iskan ve altyapı çalışmalarımızı biz kendi imkanlarımız ile hayata geçirdik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyükelçiler toplantısında AB'ye sert sözlerle yüklendi

"5 ALANDA İLERLEME BEKLİYORUZ"

Burada bir kez daha altını çizerek belirtmek isterim ki, AB'den bizim beklentimiz adil yük ve sorumluluk paylaşımından ibarettir. Anlaşma güncellenmedikçe burada geniş bir iş birliğinden söz etmek mümkün değildir. Özellikle basına da yansıyan Ege'deki olaylar ile ilgili Avrupa'dan daha vicdanlı ve yüksek sesli tepkiler bekliyoruz.

Türkiye, AB ilişkilerinde 5 alanda daha ilerleme kaydetmeyi bekliyoruz. Vize serbestisi alanında ilerleme kaydetmemiz gerekiyo. Biz üzerimize düşenler için adımları zaten atıyoruz. Vize serbestisi turizm ve ticaretin yanı sıra Türkiye'nin önündeki önyargıların kırılmasına da fayda sağlayacaktır.

AB'nin 2022 yılında stratejik miyopluktan kurtularak Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesinde daha cesur davranmasını bekliyoruz. Birlik içi dayanışma bahanesinin özellikle ardına sığınılarak Avrupa Türkiye ilişkilerinin sabote edilmesinin önüne geçilmelidir. Bazı ülkelerin AB koridorlarında sorunlarını çözmeye çalışmaktan vazgeçmeleri gerekiyor.

"AB, KIBRIS TÜRKLERİNİ TANIMALIDIR"

İki komşu ülke olarak doğrudan ve yapıcı diyalog ile sorunları halledebileceğimize samimiyet ile inanıyorum. Kıbrıs meselesi konusunda Türkiye'nin tavrı nettir. 50 yıldır sorunun neden çözüme ulaşmadığı hepinizin malumudur. Rumlar adanın tek hakimi olduğu zihniyetinden ne yazık ki kurtulamadı. Sergilenen çifte standartlar artık hepimizi dünün güneşi ile bugünün çamaşırlarını kurutmanın mümkün olmadığı noktasına getirdi.

AB açısından artık samimi bir muhasebe yapma zamanı gelmiştir. AB çözüme katkı yapmak istiyor ise 2004'te verdiği sözleri yerine getirerek Kıbrıs Türkklerinin varlığını tanımalıdır. Yoksa taktik ve oyalama olarak görülecek ve bir anlam ifade etmeyecektir.

"ATTIĞIMIZ ADIMLARIN NASIL ENGELLENDİĞİNİ BİZZAT GÖRDÜM"

Yarım asırdan fazla süredir AB'ye üyelik için çaba harcıyoruz. 20 yıllık zaman diliminde AB'de sayısız liderler, bakan ile, birlik temsilcisi ile görüştüm. Tam adaylık noktasında attığımız adımların nasıl engellendiğini gördüm, bizzat yaşadım. Coğrafi, tarihi ve beşeri olarak Avrupa'nın bir parçası olan Türkiye AB tam üyelik hedefine bağlıdır. AB bizim stratejik önceliğimiz olmayı sürdürüyor.

Yargı reformu, kadına şiddet ile mücadele ve 5 yargı paketi strateji paketleri kararlılığımızın en büyük göstergeleridir. Sıfır emisyon hedefimizi ilan ettik. Yeşil eylem planını yürürlüğe aldık.

FON MİKTARININ ARTIRILMASI ÇAĞRISI

Son 20 yılda ülkemize tahsis edilen 9,2 milyar euroluk AB fonu sayesinde 900'e yakın proje gerçekleştirdi. Birliğin Türkiye'ye yönelik fon miktarını artırması da ortak yararımıza olacaktır.

AB, Suriye meselesine sadece göç perspektifinden yaklaşmak yerine siyasi sürecin ivme kazanması için somut çaba göstermelidir. Seçimler kalıcı istikrar sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Üyelik sürecimize asıl ket vuran sorunların ortadan kalkacağına inanıyorum."

Etiketler