• Piyasalar
  • down
    BIST 100
    100237
  • up
    USD
    5.7344
  • up
    EURO
    6.3129
  • down
    GBP
    7.1344
  • up
    Altın
    280.08
  • TGRT Haber Arama
  • TGRT Haber Facebook
  • TGRT Haber Twitter
  • TGRT Haber Youtube
  • TGRT Haber RSS
REKLAMI KAPAT
Tarih : 09.05.2019 - 11:40 Yorum : 0

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'dan CHP'ye sert tepki

Eski vesayetçi alışkanlıklarını terk edemeyen, 21. yüzyıl Türkiye’sini anlamakta zorlanan ve ülkenin sorunları karşısında özgün politika üretme becerisini gösteremeyen CHP, son dönemde çelişkiler ve tutarsızlıklarla boğuşmaya devam etmektedir.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'dan CHP'ye sert tepki

Bu durum, her geçen gün daha hırçın ve daha kavgacı bir hüviyete bürünen CHP’yi tepki çeken ve güvenilmez bir parti hâline getirmektedir. 
Söz konusu tutarsızlıkların ve huysuzlukların merkezinde; hemen her konuda birbirini nakzeden, Türkiye gerçekleriyle örtüşmeyen ve çatal dilli açıklamalarıyla yalancı pehlivanı andıran Kemal Kılıçdaroğlu yer almaktadır. 
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Sayın Genel Başkanımıza yönelik “kapaklı” göndermesinden, eteğinde çok sayıda taş biriktirdiği ama bir türlü dökemediği anlaşılmaktadır. 
Lakin Kılıçdaroğlu, hıncını Sayın Devlet Bahçeli’den çıkarma işini avenesine havale etmiş olmalı ki CHP sözcülerinden Engin Özkoç dün çıkıp MHP Lideri Sayın Bahçeli hakkında bir alay seviyesiz ve boş iddia dillendirmiştir.
Özkoç’un açıklamaları da tıpkı patronu Kılıçdaroğlu’nunki gibi Türkiye’nin gerçeklerinden, politikanın dinamiklerinden bihaber zavallı bir kafanın hezeyanlarını yansıtmaktadır. 
“Devlet Bahçeli yok hükmündedir.” diye boyundan ve partisinin millet nezdindeki ederinden büyük laflar eden Engin Özkoç’u, Sayın Genel Başkanımıza yaptığı göndermeler ve içindeki erik kurusunu açığa vuran dokundurmalarla bizzat kendi patronu yalanlamaktadır.
Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu’nın politikada hakkını avucuna sayan, hep Devlet Bahçeli olmuştur.
Kemal Kılıçdaroğlu’na her seferinde dersini veren, CHP’nin canına ot tıkayan, Devlet Bahçeli olmuştur.
Devlet Bahçeli; hep Kılıçdaroğlu’nu açıkta yakalamış, CHP’nin kirli planlarını bozmuştur.  
Muhtemelen Sayın Devlet Bahçeli zaman zaman CHP liderinin rüyalarına da girmekte, uykularını kaçırmaktadır.
Devlet Bahçeli’yi sırf yok sayma gayreti bile Sayın Genel Başkanımızın politikadaki dominant rolünün zımnen itirafıdır.
CHP’lilerin bir türlü kabullenmek istemedikleri gerçek şudur:
15 Temmuz’dan sonra hem ülkemizin hem de politikanın atmosferi değişmiştir. 
Bazı siyasi partilerin durduğu yer ve tutumları değişmiştir. 
Türkiye’nin beka ve güvenlik öncelikleri; iktidar için yeni ve akılcı politikalar üretmeyi, yanlıştan dönmeyi bir zaruret hâline getirmiştir.
Bu bağlamda MHP; devletimizin bekası, milletimizin birlik ve bütünlüğü için elini taşın altına koymuş, Ak Parti de bunu karşılıksız bırakmamıştır.
Sayın Cumhurbaşkanı, önceki gün gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çözüm süreci diye bir şey söz konusu değildir.” diyerek tartışma ve yersiz iddialara son noktayı koymuştur.
Buna karşılık CHP ise bozuk bir zaman makinesinde kalmışçasına hâlâ eski atmosferde gezinmekte, bir türlü günümüze gelememektedir. Bu halleriyle hiç var olamamışlardır.
CHP; aklını başına alacağına, 15 Temmuz ve sonrasından ders çıkaracağına daha çok azgınlaşmış, daha çok yoldan çıkmıştır.
CHP; 15 Temmuz sonrasında Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu millî mutabakat ruhundan hızla uzaklaşarak, politikayı kendi çıkarı paralelinde yeniden dizayn etmek isteyen uluslararası aktörlerin uydusu haline gelmiştir.
CHP; açılımcı, çözümcü olmuştur. CHP ve onun başındaki yalancı zat; artık ihanetin korucusu, hainlerin hamisi, “FETÖ yamaklarının abisi” olmuştur.  
Yani Engin Özkoç sadece göğe ok atmakta, suya yazı yazmaktadır.
Zaten CHP altı okun altısını da göğe atmış; elinde ne bir fikri, ne bir ilkesi ne de bir felsefesi kalmıştır.
İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminin YSK tarafından iptalinden sonra şaşkına dönen CHP ve yancıları, halay havasından yanık gazele dönmüşlerdir.  
Buna rağmen CHP’lilerin sesi hâlâ pek bir gür çıkmakta, sözcüleri pek şımarık açıklamalar yapmaktadır.
Anlaşılan CHP kazandığı belediyeleri kendi başarı hanesinde yazmakta, iktidar rüyaları görmektedir.  
Oysa CHP’nin hangi kirli ittifaklar sayesinde palazlandığı, kamuoyunun malumudur. 
Bir takım kripto ittifak ve destekler artık aleniyete de dökülmüştür. 
Cumhuriyet’i kuran parti, Cumhuriyet’in değerlerine düşman ve onu parçalamaya azmetmiş terör örgütüyle siyasi ilişki içine girmekten bir türlü vazgeçmemektedir. CHP bunu inkâr etse de PKK’nın siyasi kanadı açıkça kamuoyuna duyurmaktadır. 
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri YSK tarafından iptal edilince Kandil’den yine HDP’ye destek yönünde talimat ulaşmış, HDP derhal safını belli etmiştir. 
CHP, sözde PKK terörüne karşıymış gibi görünmekte ama icraatta sürekli söylem, eylem ve ideoloji geçişgenliği içinde olduğu PKK’nın siyasi kanadı HDP’yle politik bağ ve kader ortaklığı kurmakta ısrar etmektedir. 
Her ne kadar CHP sözcüleri İP’ten başka müttefiklerinin olmadığını söyleseler de tevek yaprağı bile yalanlarının üstünü örtmeye yetmemektedir.
Bu inkâr dilinin hemen ardında, zillet ittifakının 31 Mart Yerel seçimlerinde HDP tarafından desteklenmiş olmasını kamuoyunda makul ve mantıklı gösterme çabası sırıtmaktadır. Aynı tespitimizin 23 Haziran için de geçerli olduğunu hep birlikte göreceğiz. 
İstanbul’da İmamoğlu’na mazbata verilince ağızlarından bal damlayan; demokrasi, hoşgörü, sevgi ve kardeşlik sayıklamaktan dilleri şişen CHP sözcüleri, YSK kararı belli olunca derhâl gerçek tıynetlerini göstermişlerdir. Vesayetçi, darbeci ve tehditkâr asıllarına rücu etmişler, yılana bile rahmet okutan zehirli dillerini yeniden açığa çıkarmışlardır.
CHP, HDP ile 31 mart 2019 Yerel seçimlerine yönelik kripto iş birliğini gizlemek için ikiyüzlü demokratlığı, sahte adalet arayışını, yalancı hoşgörüyü, “Ben de milliyetçiyim.” mavrasını ve “T.C” ibaresine sahip çıkıyor gibi görünmeyi, gerçek yüzünü gizlemek için maske olarak kullanmıştır. 
CHP’nin bu kırılgan ve saydam maskesi, 23 Haziran’da zillet ittifakının yaşayacağı yıkım, hayal kırıklığı, sefalet ve perişanlığı önleyemeyecektir.
“T.C.” ibaresi üzerinden MHP’yi yaftalamaya çalışan CHP’ye ve onun “kâzip” lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na, MHP’li belediyelerde baştan beri kapı gibi duran T.C.’li levhaların hepsi kapak olsun! 
İstanbullu seçmenin bütün bunları dikkate alacağından, CHP’nin çenesi düşük sözcülerinin de 23 Haziranda “İstanbul ağıdı” yakacaklarından kimsenin şüphesi olmasın.

Etiketler : semih yalçın
 
 

YORUM YAPIN

 
 
© 2004 - TGRT Haber