Tarih : 08.01.2022 - 17:15 Yorum : 0

Anksiyete bozukluğu nedir, belirtileri ve tedavisi nelerdir?

Anksiyete bozukluğu diğer adıyla kaygı bozukluğu olarak bilinen psikolojik rahatsızlık durumu günlük hayatın sağlıklı bir şekilde devam etmesine engel olan önemli bir hastalıktır. Kişilerde en sık rastlanan anksiyete, mutlaka tedavi edilmesi gereken psikolojik bir rahatsızlıktır. Son dönemde sıklıkla duymaya başladığımız anksiyete ile ilgili ne kadar şey biliyoruz? Anksiyete nedir? Anksiyete belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir? Anksiyete bozukluklarının nedenleri nelerdir? gibi anksiyete ile ilgili bilinmesi gereken tüm soruların cevaplarını sizler için derledik. İşte anksiyete ile ilgili tüm detaylar…

Anksiyete bozukluğu nedir, belirtileri ve tedavisi nelerdir?

Günümüzde birçok kişinin şikayet ettiği ve günlük işlevselliğini ve sağlıklı bir yaşam sürmesini olumsuz yönde etkileyen anksiyete bozukluğu oldukça sık görülen psikolojik rahatsızlıktır. Bireyin hayat kalitesini düşüren anksiyete bozukluğu, genetik veya çevresel faktörlerden kaynaklanabilir. Anksiyete bozukluğu yaşayan bir kişinin mutlaka tedavi olması gerekir. Peki günlük yaşamı çekilmez hale getiren anksiyete nasıl anlaşılır, nasıl tedavi edilir?

ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU NEDİR?

Anksiyete, diğer adıyla kaygı bozukluğu şiddetli bir korku ve panik duygusu hissinin sürekli olarak kişinin yaşamını etkileyen hoş olmayan bir histir. Anksiyete ile kişi kendini sürekli olarak endişeli hissederken hoş olmayan bir iç çatışma durumu olarak tanımlanırken sıklıkla ileri geri ilerleme gibi sinirsel davranışların eşlik ettiği duygu durumudur.

Kişileri etkileyecek bazı önemli durumlar sonrasında korkmuş ve aşırı talaş içerisine girmesine neden olan duygu durumu doğaldır. Beklenen önemli olay sona erdiğinde korku, panik ve anksiyete duyguları da sona erer. Fakat kişi, korku ve panik duygusunu beklenen olay geçtikten sonra bile yaşam kalitesini etkileyecek düzeyde hissediyorsa kişide bir anksiyete problemi olduğundan söz etmek mümkündür. Aşırı endişe sonrasında oluşan anksiyete, hoş olmayan bir iç çatışma durumudur ve bu kişinin hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyen çeşitli korku, kaygı veya anksiyete bozukluklarına verilen genel kapsamlı bir addır.

Anksiyete aslında herkesin zaman zaman hissettiği normal ve yaygın bir duygudur. İçerisinde bulunulan her tür korku ve kaygı durumu Anksiyete bozukluğu olarak tanımlanamaz. Anksiyete, ancak kişinin günlük hayatındaki işlevselliğini olumsuz yönde etkilemeye başladığı zaman sorun olarak kabul edilir ve bir uzmana başvurulması durumunda Anksiyete bozukluğu tanısı konabilir.

Anksiyete, erkeklere oranla kadınlarda iki kat daha fazla örülür ve ortalama olarak başlangıç yaşı 30'lu yaşlardır. Ansiyete genetik faktörler, kalp hastalıkları, uyku bozuklukları, kendini değersiz hissetme, duygusal şiddete maruz kalma, aşırı koruyucu bir tutuma maruz kalma gibi çeşitli faktörlerin etkisiyle oluşabiliyor.

Sürekli olarak gelecek hakkında düşünüp bir şeyler için kaygı ve endişe duymaya ve endişe düzeyinin anormal düzeyde seyretmesi durumuna anksiyete denir. Anksiyete bozukluğu olan birey günlük yaşamında hiçbir şey yapmak istemez çünkü kafasındaki düşüncelerden dolayı bir şey yapsa da keyif alamaz. Anksiyete bozukluğu olan birey aile ve iş ortamındaki bireylerle iletişim kurmada güçlük çekebilir. Bu durum sosyal hayatın sekteye uğramasına neden olur. İletişim kuramayan birey bir süre sonra içine kapanacaktır ve anksiyete bozukluğunun derecesi gittikçe artacaktır.

Hemen hemen herkes belli dönemlerde endişe ve kaygı yaşayabilir. Kaygı ve endişe karşısında oluşan paniklilik hali normaldir. Ancak bu panik halin anormal düzeyde seyretmesiyle kişinin yaşam kalitesi düşmeye başlar. Anksiyete yani kaygı bozukluğu yaşayan kişiler bazı durumlarda normal olmayan belirtiler gösterebilir. Anksiyetenin sebep olduğu kriz anlarında kişilerde panik seviyeleri yükselir ve normalin dışında sanki çok kötü bir şey olacakmış hissine kapılır. Yaşadıkları bu kriz anlarında içerisinde bulundukları durumu olduğundan çok daha kötü ve tehlikeli bir durum varmış gibi görmeye başlarlar. Anksiyete bozukluğu olan kişiler yaşadıkları bu kriz anında hissettikleri bu kaygı o kadar yoğundur ki sanki hiç geçmeyecekmiş gibi bir hisse kapılırlar. Fakat anksiyete bozuklukları çoğunlukla bilişsel davranışçı terapi uygulamalarıyla rahatlıkla kontrol altına alınabilir.

ANKSİYETE BELİRTİLERİ NELERDİR?

  • Sinirli, gergin, huzursuz hissetme
  • Kötü bir şey olacakmış gibi hissetme, panik duygusu
  • Kalp atışlarında hızlanma
  • Nefes alışın hızlanması
  • Terleme
  • Ellerde titreme
  • Kendini zayıf, güçsüz hissetme
  • Odaklanmakta güçlük, dikkati kaygı yaratan düşünceden uzaklaştırmakta zorlanma
  • Uykuya dalmakta güçlük
  • Mide problemleri, hazımsızlık
  • Kaygıyı kontrol etmede güçlük
  • Anksiyeteye neden olduğu düşünülen durumlardan kaçınma hissi
  • Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerde yoğun bir panik duygusunun yanı sıra ellerde aşırı terleme, kalp atışlarında hızlanma, nefes almakta zorluk çekme, şiddetli baş ağrıları, mide krampları, sık idrara çıkma gibi fiziksel belirtiler de görülebilmektedir.
  • Araştırmalar, genellikle çocukluk çağında ortaya çıkan kaygı bozukluklarında hem genetik hem de çevresel faktörlerin neden olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılar özellikle erken yaşta yaşanan travmatik olayların bireylerin korku işleme mekanizmalarında hassasiyete sebep olarak stres tetikleyicilerine karşı aşırı duyarlı hale gelmelerine yol açtığını da belirtmektedir.

SIK RASTLANAN ANKSİYETE TÜRLERİ

  • Obsesif - kompulsif bozukluklar,
  • Panik atak,
  • Travmatik stres bozukluğu (TSSB),
  • Genel anksiyete bozukluları,
  • Sosyal fobi ve belirli bir obje ya da duruma karşı geliştirilen fobi çeşitleri olarak sıralanabilir.
  • Panik bozukluğu: beklenmedik zamanlarda tekrarlayan panik atak geçirme. Panik bozukluğu olan bir kişi bir sonraki panik atak korkusuyla yaşayabilir.
  • Obsesif kompulsif bozukluk: Belirli, tekrarlanan davranışlar gerçekleştirmenize neden olan tekrarlayan irrasyonel düşünceler
  • Ayrılık kaygısı bozukluğu: Evden veya sevdiklerinden uzak olma korkusu.
  • Hastalık kaygı bozukluğu: Sağlığınızla ilgili kaygı (eski adıyla hipokondri).
  • Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB): Travmatik bir olayı takiben kaygı.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Kişinin günlük yaşantısına devam etmesine engel olacak şiddette yoğun ve süreğen bir kaygı durumu yaşamasıyla kendisini gösterir. Bu şiddetli ve yoğun kaygı duygusuna, huzursuzluk, sürekli yorgunluk hissi, konsantre olmakta zorluk, kaslarda kasılma ve uykuya dalmakta güçlük gibi semptomlar da eşlik edebilir. Yoğun kaygı oluşturan durumlar çoğunlukla günlük ev işleri, rutin toplantılar, işle ilgili olağan durumlarda da ortaya çıkabilmektedir.

Panik Atak: Panik atak yaşayan kişiler ortada hiçbir sebep veya uyaran yokken birden ortaya çıkan yoğun bir korku ve panik hissine kapılırlar. Panik atak yaşayan kişilerde aynı zamanda ellerde terleme, göğüs ağrısı, fazla hızlı ya da düzensiz kalp atışları, nefes alamama gibi fiziksel belirtiler de görülebilir. Panik atak yaşayan kişiler çoğunlukla bu durumu “kalp krizi geçiriyorlarmış” ya da “boğuluyorlarmış” gibi hissettiklerini ifade ederler.

Sosyal kaygı bozukluğu: Sosyal durumlarda başkaları tarafından yargılanma korkusu. Sosyal fobi olarak da bilinen sosyal kaygı bozukluğunda bireyler sosyal hayata karşı aşağılanacakları, reddedilecekleri ya da üstünlük taşlanacakmış gibi endişelerle yoğun bir kaygıya kapılabilirler. Bu sebeple sosyal kaygı bozukluğu yaşayan kişiler insanlarla bir araya gelmekten kaçınabilirler. Sosyal kaygı bozukluğunun en belirgin örnekleri toplum önünde konuşmaktan çok fazla korkma, yeni insanlarla tanışmaktan çekinme ya da toplum içinde yemek yemekten kaçınma şeklinde kendisini gösterebilir.

Fobi: Belirli bir nesne, durum veya faaliyetten aşırı korku. Fobiler, kişide belirli bir obje ya da durumlara karşı gösterilen aşırı korku olarak da ifade edilir. En sık rastlanan fobiler uçak fobisi, yükseklik fobisi, kedi- köpek fobisi, kapalı yerde kalma fobisi (klostrofobi),açık alanlara çıkma fobisi (agorafobi) olarak sıralanabilir. Fobiye sebep olan objeye karşı duyulan korku bazen o kadar şiddetli olabilir ki kişiler günlük hayatını idame ettirmede zorlanmaya başlayabilir.

Bir Sağlık Sorununa Bağlı Anksiyete Bozukluğu: Fiziksel bir sağlık sorunun sebep olduğu, şiddetli panik ve anksiyete semptomlarını içeren anksiyete bozukluğudur.

Seçici Konuşmazlık Bozukluğu: Çocuklarda görülen bir anksiyete bozukluğudur. Seçici konuşmazlık bozukluğu olan çocuklar konuşma yetilerinde fiziksel bir sorun olmamasına rağmen bazı durumlarda konuşmazlar. Seçici konuşmazlık bozukluğu olan bir çocuk okulda hiç konuşmazken, evde ailesiyle rahatlıkla iletişim kurabilir. Bu durum çocuğun okuldaki başarısını ve sosyal uyumunu etkileyebilir.

Ayrılma Kaygısı Bozukluğu: Genellikle çocukluk çağında görülen, çocuğun ebeveynlerinden ayrılmaya karşı gösterdiği şiddetli kaygıyı ifade eden bir kaygı bozukluğu türüdür.

ANKSİYETE BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ NELERDİR?

Anksiyete bozukluklarının neden kaynaklandığı tam olarak bilinememekle birlikte travmatik bir olayın veya genetik yatkınlığın anksiyete bozukluklarına neden olduğu düşünülmektedir.

Tıbbi Nedenler: Bazı kişilerde anksiyete altta yatan tıbbi bir sağlık sorunundan kaynaklanıyor olabilir. Bazı durumlarda ise anksiyete belirtileri tıbbi bir rahatsızlığın ön işaretçileri olabilmektedir. Anksiyete belirtilerine neden olabilecek bazı tıbbi durumlar şu şekilde sıralanabilir;

  • Kalp hastalıkları
  • Diyabet,
  • Tiroid problemleri, hipertiroid,
  • Solunum yolu problemleri, astım,
  • Madde bağımlılığı ya da yoksunluk,
  • Kronik ağrılar ve huzursuz bağırsak sendromu,
  • Savaş/Kaç mekanizmasını etkileyebilecek nadir tümörler.

ANKSİYETE BOZUKLUKLARI RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Bu alanda yapılan araştırmalar anksiyete bozukluklarında genetik ve çevresel faktörlerin bir arada etkili olduğunu gösteriyor. Anksiyete bozukluklarına neden olan başlıca faktörler şu şekildedir;

  • Çocukluk çağında başlayan utangaçlık, davranışlarda tutukluk
  • Kadın olmak
  • Sınırlı ekonomik kaynaklara sahip olmak
  • Boşanmış ya da dul olmak
  • Çocukluk çağından itibaren stresli yaşam olaylarına maruz kalmak
  • Kan bağı olan yakın akrabalarda anksiyete bozukluğu teşhisi konması
  • Aile öyküsünde psikolojik problemler olması
  • Öğleden sonra tükürükte kortisol seviyesinin artması (Özellikle sosyal kaygı bozukluğu risk faktörleri arasındadır)

ANKSİYETE BOZUKLUĞU NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Anksiyete bozukluklarında en sık tercih edilen tedavi yöntemleri antidepresan kullanımı ve psikoterapi uygulamalarıdır. En sık kullanılan psikoterapi uygulamaları ise konuşma terapisi ve bilişsel davranışçı terapi uygulamalarıdır. Bilişsel davranışçı terapi kişilerde anksiyeteye neden olan düşünce kalıplarını yeniden ele alınmasını ve farklı davranış alışkanlıkları edinmelerine olanak sağlayan bir psikoterapi türüdür.

Tedaviler psikoterapi, davranış terapisi ve ilaç kombinasyonundan oluşacaktır. Bunun için ilk yapılması gereken ise öncelikle psikiyatri uzmanına başvurmaktır. Tedavi öncesi kapsamlı bir değerlendirme sürecinden geçilmektedir. Anksiyete belirtilerinin fiziksel hastalıklar yüzünden oluşup oluşmadığını anlamak için çeşitli testler ve incelemeler yapılmalıdır.

İlaç tedavisi: Çeşitli depresyon ilaçları (anti depresanlar), anksiyete tedavisinde semptomları önlemek için kullanılır.

Psikolojik terapi: Bilişsel davranışçı terapi ve konuşma terapisiyle, olumsuz düşüncelerin yerine olumlu düşünceleri koymayı öğrenmek mümkündür. Bilişsel davranışçı terapi, kişilerde anksiyeteye sebep olan düşüncelerin köküne inmeyi ve sorunun çözümü için farklı davranış alışkanlıkları edindirmeyi sağlamaktadır.

Anksiyete tedavisi için bu yöntemlerden biri ya da ikisi bir arada da kullanılabilmektedir. Kişiye uygun hangi tedavinin uygulanacağı ise doktor ve kişinin birlikte karar vereceği bir süreçtir. Anksiyete tedavisi herkes için aynı değildir.

DOKTORA NE ZAMAN GİTMEK GEREKİR?

Fazla kaygılı olduğunuzu düşünüyorsanız ve bu durum iş, aile ve özel yaşamınızı etkilemeye başladıysa, yaşadığınız korku, kaygı ve anksiyetenin kontrolünüzden çıktığını hissetmeye başladıysanız, kendinizi depresyonda hissetmeye, alkol ya da uyuşturucu kullanımına başladıysanız, yaşadığınız kaygıların fiziksel bir sağlık sorunu sebebiyle olabileceğini düşünüyorsanız ve intihar ya da ölüm ile ilgili düşünceleri aklınızdan çıkaramıyorsanız mutlaka bir doktora görünmeniz gerekmektedir.

ANKSİYETE ATAKLARINA KARŞI NE YAPILABİLİR?

  • Hangi tür bir anksiyete bozukluğu yaşadığınızı, belirtilerini ve özelliklerini öğrenin.
  • Mutlaka bir psikoterapist ile görüşmeye başlayın.
  • Anksiyetenin sağlığınızı hem psikolojik hem fiziksel olarak etkileyen bütünsel bir rahatsızlık olduğunu unutmayın.
  • Anksiyete atağı yaşadığınızı anladığınız anda sizi destekleyen kişilerle iletişime geçin.
  • Vücudunuzu düzenli olarak hareket ettirin, oturma sürenizi bir saatten uzun tutmayın.
  • Vücudunuzun ihtiyacı olan uykuyu aldığından emin olun, gece uykunuzun bölünmemesine dikkat edin.
  • Rahatlama tekniklerini öğrenin.

ANKSİYETE NASIL GEÇER?

Anksiyetenin tedavi edilmesi, bu problemin kaynakladığı psikolojik nedenlere bağlı olarak kişiden kişiye değişir. Kaygı bozukluğunu tedavi etmeden kullanılan en yaygın yöntem bir uzman yardımı eşliğinde terapi görmek ve ilaç kullanmaktır.

Anksiyete tedavisi genellikle kısa zaman içinde olumlu sonuçlar alınan bir tedavi yöntemidir. Uzman tarafından verilen antidepresan ilaçlarının düzgün kullanımı ve kaygı bozukluğu olan hastanın terapilerde önerilen gündelik hayat alıştırmalarını yerine getirmesi ile bu sorundan kurtulmak mümkündür.

Alkol gibi madde bağımlılığı kaynaklı anksiyetelerde ise bu sorunun kontrol altına alınması biraz daha uzun sürmektedir.

ANKSİYETE ANINDA YAPILMASI GEREKENLER

  • Uzmanlar tarafından önerilen 3-3-3 kuralı, anksiyete atağı geçirmekte olan kişinin zihnini sakinleştirmesinde etkili bir yoldur. Çevrenizde gördüğünüz 3 şeyin adını söyleyin. Daha sonra duyduğunuz 3 sesi söyleyin ve ardından da vücudunuzun 3 bölümü olan bileklerinizi, kollarınızı ve parmaklarınızı hareket ettirin.
  • Oturur bir vaziyetteyseniz mutlaka ayağa kalkın ve dik durun. Bu hareket, aniden gelen korku ve kaygı durumuna karşılık, vücudunuza bir sorun olmadığı ve her şeyin normal bir şekilde devam ettiği mesajını iletmiş olursunuz. Böylelikle biraz daha sakinleşebilirsiniz.
  • Anksiyete rahatsızlığı olanlar genellikle atak anında nefes almakta güçlü çekiyor gibi hissederler. Bu durumda bol bol derin nefesler alıp vermek yaşadığınız kaygıların hafiflemesine yardımcı olur. Tüm dikkatinizi alıp verdiğiniz nefesinize odaklayarak rahatlayabilirsiniz.
  • Anksiyete atağının başlayacağını fark ettiğiniz andan itibaren şeker içeren gıdaları tüketmekten uzaklaşmalısınız. Kaygı-durum bozukluklarında, bu tarz yiyeceklerin iyi hissettirdiği düşüncesi yaygın olsa da bu düşünce doğru değildir. Atak anlarında bir bardak su veya yüksek proteinli gıdalar fiziksel semptomları azaltacaktır.
  • Dikkatinizi başka yöne vermenize yardımcı olacak ufak işler yapmak da atak zamanlarında kişiyi içinde bulunduğu olumsuz ruh halinden uzaklaştıracaktır. Yürüyüş yapmak, komik bir şeyler izlemek gibi etkinlikler işe yarayabilir.
 
 
YORUM YAPIN

 
 
© 2004 - TGRT Haber