2022-06-17 12:55:00 | Son Güncelleme : 2022-06-17 13:05:27

İçtiğimiz çay değil plastikmiş! Uzmanlar 11 markayı inceledi, sonuçlar çok vahim

Sakarya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, 11 farklı markanın poşet çayı incelenerek sonuçlar kamuoyu ile paylaşıldı. Tehlikenin gözler önüne serildiği çalışmada incelenen 11 markanın bardak poşet çaylarının 4’ünde, demlik poşetlerin ise tamamında mikroplastik olduğu ortaya çıktı.

İçtiğimiz çay değil plastikmiş! Uzmanlar 11 markayı inceledi, sonuçlar çok vahim
fotoğrafı büyüt
Fotoğrafı Paylaş

Sakarya Üniversitesi'nde poşet çaylar üzerinde yapılan bir araştırma, plastiğin burnumuzun dibine kadar geldiğini ispatladı. Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr. Meral Yurtsever'in başkanlık ettiği poşet çaylarda bulunan plastik miktarı konulu araştırma, vahim sonuçları ortaya koydu. 11 farklı markanın 4 bardak poşet çayında plastik maddeye rastlanırken demlik poşetlerin ise tamamında mikroplasti olduğu öğrenildi.

İNSANDA İLK KEZ RASTLANDI

Doğada çözünmesi yüzyıllar süren plastikler bu süreçte boyutları 1 mikrometreyle 5 milimetre arasındaki parçacıklara, yani mikroplastiklere dönüşebiliyor.  Hollanda'da yapılan ve sonuçları bu yılın Mart ayında açıklanan bir araştırmada, ilk kez insan kanında mikroplastiğe rastlanmıştı. Çalışmada, kan örneklerinde, içecek şişeler, gıda ambalajları ve giysi üretiminde yaygın kullanılan PET plastik, gıda ve ev ürünlerinin paketlenmesinde kullanılan polistiren ve plastik poşet yapımında kullanılan polietilen tespit edilmişti.

Doç. Dr. Meral Yurtsever, TÜBİTAK (118Y515) projesi kapsamında poşet çayla demleme yapıldığında çaya poşetten mikroplastik geçip geçmediğini araştırdı.

3-5 MİLİMETRE ARASI 13 BİN MİKROPLASTİK

Çalışmasında bazı poşet çaylarda mikroplastiğe rastlayan Yurtsever, "Ortalama olarak bir demlik poşetinden 13 bin mikroplastik parçacığın içeceğimize, yani çaya geçtiğini gördüm. Burada benim incelemede kullandığım teknikle 3 mikrometre boyutuna kadar olan mikroplastik parçalarını tespit edebiliyoruz. Yani çaya 3 mikrometreyle 5 milimetre arasında 13 bin kadar mikroplastiğin geçtiğini söyleyebiliriz." dedi.

"11 DEMLİK POŞET ÇAYIN TAMAMI PLASTİK KATKILI"

Araştırmada selüloz olarak bilinen, farklı markalarda 11 bardak poşetini ve 11 demlik poşetini incelediğini anlatan Yurtsever, demlik poşetlerinin tamamının plastik ilaveli dokudan yapıldığını, bardak poşetlerinin 4'ünün yüzde 100 selülozdan imal edildiğini, 7 tanesinin ise plastik içerdiğini saptadığını söyledi. Yurtsever, "Benim incelediğim 11 demlik poşetinin tamamının plastik katkılı olduğunu ve bu plastiklerin de polyester, polipropilen, polietilen olduğunu gördüm." diye konuştu.

STİCK ÇAYLARDA DA VAR

Yurtsever, son dönemde piyasaya çıkan çubuk çaylar hakkında da şu uyarılarda bulundu:

"Bir de yeni nesil poşette stick çaylar ya da kalem çay olarak bilinenler var. Baktığımızda bunlar bir çubuk görünümünde ve delikleri var, içinde de çay var. Bunu analiz ettiğimizde polipropilen malzeme ile kaplanmış olduğunu gördük ve bundan da içeceğimiz çaya plastik salımı oluyor."

Küçük parçalara bölünse dahi plastiklerin hiçbir özelliğinin değişmediğini vurgulayan Yurtsever, yutulan veya temas edilen mikroplastiklerin toksik etkiye neden olduğunu aktardı.

“PRATİKLİĞİ İNKAR EDİLEMEZ AMA…”

Poşet çay yerine dökme çay kullanılmasını tavsiye eden Yurtsever, "Tüketicinin aslında çok ambalaj içermeyen ürünlere yönelmesi daha doğru olur. Dökme çayları tercih edebiliriz. Poşet çaylar, tamam, pratikliği inkar edilemez ama gerçekten çevreye ve insana etkileri ve yükü olabilir. Sadece mikroplastik kirliliği açısından değil. Poşet çayları düşündüğümüzde o ilave poşet, etiket, zımba ya da yapıştırıcı, pamuk iplik vs. düşündüğümüzde ekstradan çöp üretmiş oluyoruz ama dökme çay kullandığımızda doğrudan onu alıp bir çaydanlıkta demliyoruz." dedi.

"PLASTİK KULLANIMI AŞIRI MİKTARDA"

Plastiklerin ilk üretildiği günden beri hafiflik, esneklik, dayanıklılık, kolay işlenebilirlik, iyi elektrik ve ısı yalıtkanlığı ve ucuzluğu gibi çeşitli özelliklerinden dolayı mucizevi maddeler olarak değerlendirildiğini anlatan Yurtsever, tüm bu sebeplerden plastik kullanımında aşırıya kaçıldığına, bunun da çevre kirliliğini tetiklemiş olduğuna değindi.

Yurtsever, şöyle devam etti:

"Özellikle bundan 70 yıl önce böyle hızlı büyümeyle aşırı şekilde hayatımıza girmiş plastiklerin üretimi, 1950'lerden 2020'lere doğru geldiğimizde, 200 kat artarak devam etmiş. Şu anda plastik üretimini düşündüğümüzde 400 milyon tonluk bir üretimden bahsediliyor. Pandemiyle bunun katlanarak arttığını da biliyoruz ama buna ilaveten bir de 2050'lere gelindiğinde, bunun iki katına çıkacağını da biliyoruz. Lütuf gibi hayatımıza girdi ama kesinlikle şu anda bela durumunda."

“FATURASI GELECEK NESİLLERE KESİLDİ”

Yurtsever, tek kullanımlık plastiklerin kullanımının bırakılması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Tek kullanımlık ürünlerin tamamen bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Hatta şu andan itibaren bırakmamız gerekiyor çünkü mevcut haliyle bile çevremize yeteri kadar plastiği yaydık, saçtık, dağıttık. Bu haliyle bile doğanın kendini temizlemesi imkansız. Uzun vadede düşündüğümüzde şu anki yaptığımız kirliliğin faturası aslında gelecek nesillere kesilmiş vaziyette, o yüzden bırakmamız gerekiyor. Plastikler, çevrede yok olan, biten, eriyen çözünen bir şey değil, kalıcı bir şey. O yüzden de birçoğunun doğada yüzyıllar boyunca hiç bozulmadan kalabilme ihtimalleri var. Bırakabildiğimiz kadarını bırakmalıyız. Özellikle tek kullanımlık ürünlerden başlamalıyız."

PLASTİK ŞİŞELERDEN BİLE DAHA FAZLA MİKTARDA

Kanada’da McGill Ünüversitesi’nde yapılan ve “Environmental Science & Technology” sitesinde yayımlanan bir araştırmanın sonucuna göre poşet çaylar kaynar suda demini alırken suya milyonlarca mikro ve nanoplastik parçacığın sızmasına neden olmaktadır. Demlenmeden sonra yapılan Elektron Mikroskobik çalışmalar, tek bir poşet çaydan, 11.6 milyar mikro partikül ve 3.1 milyar nanopartikül plastiğin suya sızdığını göstermiştir. Araştırmadan ortaya çıkan bu rakamlar, plastik şişelerde satılan sular da dâhil olmak üzere diğer yiyecek ve içeceklerde bulunan plastik partiküllerinden çok daha fazladır.

Yapılan çalışmanın sonucunda söz konusu nanopartiküllerin poşet çayların poşetinde hâlihazırda bulunmadığı, demlenme esnasında, kaynar suyla temasla ortaya çıktığı görülmüştür. 

POŞET ÇAYLAR HANGİ MADDEDEN YAPILIYOR?

Poşet çay üretiminde herkesin bildiğinin aksine normal selüloz kâğıt kullanılmaz. Tam da bu sayede, pilastik vb kimyasal kullanılmamasına rağmen poşet çaylar kaynar suda erimez. Bitkilerdeki sklerenkima lifleri adını verdiğimiz yapı, sandığımızdan çok daha kuvvetlidir. Gemi halatları, bez çuvallar, keten ve pamuklu kumaşlar da bitkinin bu lifli yapısından elde edilir ve haliyle hiçbiri suya girdiğinde erimez.

Poşet çay torbaları da, bir muz türünün (Musa textilis) yapraklarının kalın saplarından çıkan ve 10-25 yaprak taşıyan sürgünden elde edilen liflerden hazırlanıyor. Hazırlanan kâğıt hamuru hidrojen peroksit ile beyazlatılıyor. Hidrojen peroksit bizim yaralarımızı temizlemede kullandığımız “oksijenli su” dur. Geçmişte sağlığa zararlı başka kimyasallar kullanılmış ancak günümüzde kullanılmamaktadır.

Bazı çay üreticileri, anlatılan çay poşetleri yerine plastik çay poşetleri kullanıp, Türk Gıda Kodeksi’ne uymayan, gıdaya uygunluk sertifikası bulunmayan alüminyum tel kullanıp maliyeti düşürerek insan sağlığını tehlikeye düşürebilirler. Veya çaya boyar madde eklenmesi sonucunda tüketicilerin sağlığı olumsuz yönde etkilenir.

GIDADAKİ MİKROPLASTİKLER

Mikroplastik terimi ilk olarak 2004 yılında, Britanya İmparatorluk Nişanı sahibi profesör Richard Thompson (Plymouth Üniversitesi) tarafından kullanılmıştır. Bu sebeple Thompson, “mikroplastiğin babası” olarak anılmaktadır. Oluşumlarına göre mikroplastikler, birincil ve ikincil mikroplastikler olmak üzere iki gruba ayrılır.

Bazı ürünlerin üretim süreçleri aşamasında, bazılarında ise paketlemede kullanılan ambalajlardan dolayı ve ürünün tüketimi esnasında (ortamdan), bazılarında ise elde edildiği kaynaktan gıdalara mikroplastik kirliliğinin ve başka birçok katkı maddesinin geçmesi söz konusudur. Bilimsel araştırmalar sonucunda, içme sularında (şişe su, çeşme suları), midye, karides, balık, tuz, şeker, bal gibi yiyeceklerde, soda ve bira gibi ürünlerde mikroplastik tespit edilmiştir.

SOKAK LEZZETLERİNE DİKKAT

Mikroplastikler ayrıca sokak lezzetleri olarak adlandırılan gıdalara da hem gıdanın kaynağından hem de üretim ve tüketim aşamalarından bulaşabilmektedir. Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi 8 Kasım 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlenen ve Greenpeace Akdeniz tarafından gerçekleştirilen ortak bir çalışmada, Türkiye'nin çeşitli illerinde satılan midye dolamalarda midye dolma başına 0.6 adet mikroplastik olduğu bulunmuştur.

Yapılan bir araştırma, bir Amerikalının yılda 81000 - 123000 adet mikroplastiğe maruz kalabileceğini belirtmektedir. Ayrıca, Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan 2019 tarihli bir raporda, içme sularındaki MP’lerin sağlığa zararlı olduğuna dair henüz kesin bir kanıt bulunmadığı ve MP parçacıklarının oranları hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulduğunu bildirilmiştir.

MİKROPLASTİKLERİN İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLARI

Plastikler sadece fiziksel olarak zarar vermezler. Çoğu plastikler, örneğin polietilenler (PE) ve polipropilenler (PP) genellikle biyolojik olarak ilgisiz (inert) kabul edilir. Fakat bunların üretiminde kullanılan bazı monomerlerin ve oligomerlerin, kullanım sırasında sızarak daha sonra da insanlara ve diğer canlılara bulaşabildiği tespit edilmiştir. Bunun en yaygın bilinen örnekleri, polikarbonatın (PC) bir monomerik yapım bileşiği olan bisfenol A (BPA) ‘dır. Aynı zamanda strafor yapıdaki ambalajlarda yaygın olarak kullanılan polistirenin (PS) içeriğindeki stiren de bir katkı maddesi olarak sızıntı yapma potansiyeline sahiptir. Bu monomerlerin her ikisinin de endokrin bozucu kimyasal maddeler olduğundan şüphelenilmektedir (EDC’ler). BPA’nın idrar, kan, anne sütü ve doku örneklerinde bulunabildiği defalarca bildirilmiştir. Ana maruz kalma yollarının inhalasyon, deri teması ve yutma olduğu düşünülmektedir ve plastiklerin bünyesindeki monomer, oligomer ve diğer kimyasallara maruz kalındığında, örneğin üreme anormallikleri gibi olumsuz etkileri olabileceğine dair kanıtlar da bulunmaktadır.

Plastik ürünlerinde yaygın katkı maddesi olarak kullanılan kimyasallardan bazıları, di-oktil ftalat (DnOP) ve di (2-etilheksil) ftalat (DEHP) gibi ftalatlardır. Fitalatlar, hayvanlarda ve insanlarda oldukça geniş yelpazedeki sağlık sorunlarına neden olabilmektedir ve kullanım alanlarındaki genişlikten kaynaklı olarak insanlarda idrar ve kan örneklerinde yaygın olarak bulunabilmektedir.

Yapılan araştırmalara göre mikroplastikler;

  • Bilişsel gelişim bozukluklarının ortaya çıkmasında etkili olabilir.
  • Obezite ve kanser gibi önemli hastalıkların oluşmasına yol açabilir.
  • Doğumlarda kusurların ve üreme sorunlarının oluşmasında etkisi olabilir.

Mikroplastiklerin insan vücudunda ortaya çıkaracağı zararlar henüz kesin olarak bilinemese de plastiklerin çevreye ve deniz yaşamına verdiği zararı zaten biliyoruz. 

Etiketler

Hale 14 Haziran 2022 01:43

İyi güzel bizleri bilgilendirdinizde o markaları niye açıklamıyorsunuz

Gemlik13 Haziran 2022 13:35

Yazıyı sonuna kadar okudum çayla dikkat çekmek istemişsiniz yerlere atılan her plastik ürün toprağa suya karışarak su olarakiçicez sebze meyve olarak yiyecez. Lütfen daha az kullanmaya bakalım daha fazla kamuspotu okullarda bilgilendirme olsun deniz kenarları piknik alanlarıgörüyorum berbat çöpler yerlerde belamızı buluyoruz

Gülnaz13 Haziran 2022 09:59

Tüm sallama ve demlik poşetli çaylarda var dişleri çürütüyor insan sağlığıyla oynanıyor

Mehmet Sait 7 Haziran 2022 12:56

Neden marka isimlerindie yazmadınız ve yazmamanızın sebebi ne yada bu haberi neden verdiniz vermeseydiniz daha iyiydi

Çiçek 7 Haziran 2022 10:40

Lütfen markaları yazınız... Önerileriniz nedir? Bilsinler belki düzeltirler. Poşet çay kullanmadım ama düşünüyor dum emeğinize sağlık

Yılmaz 7 Haziran 2022 10:34

Tek tek firma isimlerini yazında herkes bilsin

Kimse kim 7 Haziran 2022 07:30

Keşke o markaları tek tek açıklasaydıdınız.bu ülkede para için insan sağlığı hiçe sayılması ayrı bir konu denetim olmaması daha ayrı bir konu yani kısacası hayatımız maalesef bu ülkede pamuk ipliğine bağlı her an her şey olabilir

Cemal Süreyya 6 Haziran 2022 20:03

Neden markaları yazmıyorsunuz Reklam vermezler diye mi?