16˚
İstanbul
16˚
kapalı
Nem %57
Rüzgar 7.26 /s
Cuma
20˚/12˚
Cumartesi
23˚/13˚
Pazar
23˚/16˚
Pazartesi
20˚/16˚
19 Mayıs 2022 Perşembe
Sonuç
Son dakika: Osman Kavala'nın tahliye talebi reddedildi

Son dakika: Osman Kavala'nın tahliye talebi reddedildi

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı dava, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlanmıştı. Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında verilen beraat kararları ise Yargıtay tarafından bozulmuştu. Yargıtay, bozma kararında Gezi Parkı ile Çarşı davasının arasında hukuki bağlantı olduğu gerekçesiyle birleştirilmesine karar verilmesi gerektiği vurgulamıştı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda davaların birleşmesine onay verdiğini belirtmişti. Davalar 30 Temmuz’da birleştirilmiş ve sanık sayısı 52’ye çıkmıştı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 1’i tutuklu, 8’i firari 52 sanığın yargılandığı davanın en son görülen duruşması 26 Kasım tarihinde görülmüş ve sanık Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmişti. OY ÇOKLUĞUYLA KARAR VERİLDİ Tutuklu sanık Osman Kavala’nın tutukluluk incelemesi bugün yapıldı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinden yapılan tutukluluk incelemesinde, Kavala’nın suçunun vasıf ve mahiyeti ile kuvvetli suç şüphesi gösterir somut deliller doğrultusunda adli kontrol şartlarının yetersiz kalacağı gerekçesiyle, tutukluluk halinin devamına oy çokluğuyla karar verildi. Karara muhalefet şerhi koyan üye hakim, sanığın savunmasının alınmış olması ve delilleri karartma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliye edilmesi gerektiğini kaydetti. Davanın bir sonraki duruşması 17 Ocak 2022 tarihinde Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda görülecek. OLAYIN GEÇMİŞİ Gezi Parkı eylemlerine ilişkin aralarında işadamı Osman Kavala, gazeteci Can Dündar, Ayşe Mücella Yapıcı ve oyuncu Mehmet Ali Alabora'nın da aralarında bulunduğu 16 sanığın ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan yargılandığı dava, 18 Şubat 2020'de karara bağlanmıştı. Tutuklu sanık Osman Kavala’nın tahliyesine karar veren İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Osman Kavala’nın da aralarında olduğu 9 sanığın beraatına, firari sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi ve Mehmet Ali Alabora'nın ise dosyalarının ayrılmasına hükmetmişti. Kararla birlikte tahliye edilen Kavala, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişime ilişkin soruşturma kapsamında 19 Şubat 2020’de yeniden tutuklanmıştı. Savcılığın yerel mahkemenin kararını istinafa taşımasının ardından İstanbul Bölge Adliye 3. Ceza Dairesi 22 Ocak 2021’de 9 sanık hakkındaki beraat kararını bozmuştu. Bozma kararının ardından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Nisan 2021’deki duruşmada bu dava ile yakalamalı sanıklar Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi'nin dosyasının birleştirilmesine karar vermişti. Bunun yanı sıra Osman Kavala ile CIA eski danışmanı Henri Barkey’in FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin ‘Anayasa'yı ihlal’ ve ‘Devletin gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme’ suçlarından İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandıkları davanın Gezi Parkı ana davasıyla birleştirilmesine karar verilmişti. Öte yandan Gezi Parkı olaylarına ilişkin Beşiktaş'ın taraftar grubu Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuştu. YENİDEN TUTUKLANMIŞTI İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Gezi Parkı olaylarına ilişkin dava ile Çarşı davası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunun belirtildiği kararda, ‘örgüt üyeliği suçunun özelliği nazara alınarak, her iki dosyanın birleştirilmesi tarafına gidilmesi, sanıkların hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma neticesinde beraatlarına karar verilmesi’nin bozma nedeni sayıldığı vurgulanmıştı. Davalar verilen bozma kararlarının ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilmişti. Gezi Parkı davasındaki beraat kararıyla birlikte 18 Şubat 2020 tarihinde tahliye edilen Kavala, casusluk soruşturması kapsamında 19 Şubat 2020 tarihinde yeniden tutuklanmıştı. #r-2804869,2804043,2803991,#

Haberler
23 Aralık 2021 - 12:06
Son dakika! Elmalı davasında karar: Anne, üvey baba ve dayı beraat etti

Son dakika! Elmalı davasında karar: Anne, üvey baba ve dayı beraat etti

Antalya'nın Elmalı ilçesinde iki kardeşin istismara uğradığı iddiasıyla ilgili yargılanan çocukların annesi, üvey babası ile dayısı beraat etti. ANNE GÖZYAŞI DÖKTÜ Elmalı Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada çocukların tutuksuz yargılanan annesi M.A, üvey babası R.A. ve dayısı S.C.G. hazır bulundu. Çocukların babası G.G. ve babaannesi G.S, taraf avukatları ile farklı illerden gelen baro avukatı ve dernek temsilcileri de salonda yer aldı. Duruşmada son sözleri sorulan sanıklardan M.A, önceki ifadelerini tekrarlayarak, kendisine iftira atıldığını ve konuşamadığını söyleyerek gözyaşı döktü. Çocukların babaannesi G.S'nin "İnşallah bir daha konuşamazsın." sözleri üzerine M.A, "Bunların hepsini sen yaptın. Sen çocuklarımı hasta ettin. Bunlar hepsi senin iftira ve yalanların." dedi. Sanık R.A. ve S.C.G. savunmalarında suçlamaları kabul etmedi. 3 SANIK BERAAT ETTİ Sanık avukatı İbrahim Şimşek'in savunma yaptığı sırada mağdur çocukların avukatı Yusuf Tuğbay'ın karşı çıkması üzerine tartışma yaşandı. Sanık avukatının mağdur avukatına "Başından beri sürekli savunmamızı bölüyorsunuz, kes sesini lan!" demesi üzerine mahkeme başkanı, tarafları bir daha tartışmamaları ve savunmaya müdahale edilmemesi konusunda uyardı. Baba G.G, çocukların hem bedenen hem de ruhen travma altında olduklarını, çocuklarına kavuşacağı günü sabırsızlıkla beklediğini belirterek, "Sanıkların cezalandırılmasını istiyorum. Bu sanıklar dışarıda olduğu her gün başka çocuklar da tehlike altındadır." dedi. Babaanne G.S. de 6 yaşındaki çocuğun bütün detayları ile istismarı anlattığını, çocukların anneyle görüşmek istemediklerini söyledi ve sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep etti. Müşteki ve baro avukatları, çocukların istismara uğradığını öne sürerek, sanıkların cezalandırılmalarını istedi. Verdiği aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, "çocuğa yönelik cinsel istismar" ve "eziyet" suçlarından yargılanan anne M.A, üvey baba R.A. ve S.C.G'nin beraatine hükmetti. NE OLMUŞTU? Balıkesir'de Edremit Cumhuriyet Başsavcılığına 5 Mayıs 2020'de başvuran babaannenin, Antalya'nın Finike ilçesindeki torunları G.E.G. (7) ile ağabeyi İ.E.G'nin (10), anne, üvey baba ve dayıları tarafından 2019'da cinsel istismara uğradıkları iddiasıyla ihbar ve şikayette bulunması üzerine soruşturma başlatılmıştı. 24 Temmuz 2020'de düzenlenen iddianameyle sanıkların cezalandırılması istemiyle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı. 21 Mayıs'taki duruşmada sanıkların tutuksuz yargılanmasına karar verilmiş, 2 kardeş devlet korumasına alınmıştı. #r-2801083,2795340,2787316,#

Haberler
15 Kasım 2021 - 13:33
Zanlılar serbest kalmış, dosya kapanmıştı! Leyla Aydemir cinayetinde gerekçeli karar

Zanlılar serbest kalmış, dosya kapanmıştı! Leyla Aydemir cinayetinde gerekçeli karar

Ağrı'da kaybolduktan sonra cansız bedeni bulunan ve baş şüphelileri, birinci dereceden yakın akrabaları olan 4 yaşındaki Leyla Aydemir, tüm ülkeyi yasa boğmuştu. Herkesin sağ salim bulunması için dua ettiği Leyla'nın cansız bedeninin çalılıklarda bulunmasının ardından başlayan dava sürecinde, şüpheli olarak kabul edilen ancak eniden yargılanmalarının ardından beraat eden 7 sanık hakkındaki hükmün gerekçeli kararı hazırlandı. ÖLÜM SEBEBİ HALA BİLİNMİYOR Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi, daha önceki kararının Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince bozulmasının ardından yeniden yargıladığı 7 sanık hakkında verdiği beraat hükmünün 73 sayfalık gerekçesini tamamladı. Gerekçeli kararda cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaası, sanık savunmaları, tanıkların, avukatların ve katılanların beyanlarına yer verildi. Değerlendirme ve gerekçe kısmında otopsi raporlarındaki mevcut verilerle Leyla'nın ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği, aç ve susuz kalarak öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, böceklerin cesede ilgisinin az olmasının nedeninin bir süre soğuk ortamda tutulması veya sonrasında suya atılması sonucu olduğu kanaatinin oluştuğu ve kesin olmamakla birlikte bulunduğu tarihten önceki 3 gün ile kaybolduğu tarih arasında ölümün meydana gelmiş olabileceği bildirildi. 4 yaşındaki Leyla, 2018 yılında Ramazan Bayramı için geldikleri Ağrı'da dedesinin yaşadığı Bezirhane Köyü'nde kaybolmuştu. "BEYANLARINI DEĞİŞTİRMELERİNE SEBEBİYET VERİLDİ" Tüm bilgi, belge, beyan ve raporlar doğrultusunda mahkemenin olayın gelişimine yönelik kabul kısmında baba Nihat ile kardeşi Y.A. arasında aileye ait traktör, birden çok altın ve miras dolayısıyla büyük tartışma ve anlaşmazlık yaşandığı belirtilen kararda, şunlar kaydedildi: "Olayın aydınlanacağı telaşı ile suçun Y.A. tarafından işlendiğinin aile ve köy büyüklerince anlaşılması ile adli yargılamadan kurtulmak amacıyla ve olayın aile içerisinde kapanması hedeflenerek köyün önde gelenlerince ve Y.A. tarafından olayın aydınlatılmaması ve tüm köylünün bildiklerini anlatmayarak tek bir ifade çevresinde beyan vermeleri hedeflenmiş ve bu konuda tanıkların tamamına baskı yapılarak kovuşturma aşamasında beyanlarını değiştirmelerine sebebiyet verilmiştir." Kararda anne Şükran Aydemir'in soruşturma aşamasında alınan beyanında, eşinin kendisinden önce evlilik geçirdiğini ve kayınvalidesi yüzünden bu evliliğin bittiğini ifade ettiği bilgisi yer aldı. "AİLE İÇİNDEN BİRİNİN YAPTIĞINI DÜŞÜNÜYORUM" Annenin beyanlarıyla ilgili şu ifadelere yer verildi: "2011'de kayınvalidem ile tartıştım ve önemli günler haricinde köye gidip gelmeyi kestim. Kayınpederim M.A. iki yıl boyunca bizde kaldı. Elimden geleni yaptığım halde eşimin ailesi beni kabul etmedi. Kızımı kaçıranların dışarıdan biri olmadığını, cinsel istismara uğramadan dereye cansız bedeninin atılmış olmasından da bu işi aile içinden birinin yaptığını düşünüyorum. Eşimin ailesi kendi içinde mal davasından kavga etti. Bundan eşimle beni suçladılar." "KAYINPEDERİMLE BİRLİKTE OLDUĞUMA YÖNELİK İFTİRA ATTI" "Kayınvalidem, sürekli olarak kayınpederim ile birlikte olduğuma yönelik iftira attı. Kızımın derede bulunduğu gün Y.A. olay yerine geldi, çok ağladı ve aşırı tepki verdi. Kızımın kaçırılmasından sonra Y.A. ve eşi F.A. her gün banyo yapıp geldi ve bu durumları nedeniyle onlardan şüphelendim. Bunu kızımın kokusunun üstlerine sinmesini önlemek için yaptıklarını düşünüyorum." 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Leyla'nın vücudunda darp ya da yara izine rastlanmamıştı. "AİLE İÇİNDE HERKES KONUŞUYOR ANCAK MAHKEMEDE ANLATMIYORLAR" "Yiğit" kod adlı gizli tanığın beyanlarıyla ilgili de "Kızı kaçıranların B.D. ile Y.A. olduğunu, sonrasında olayın büyümesi üzerine çocuğu bırakamadıklarını ve ellerinde kaldığını aile içerisindeki konuşmalardan duydum. Çünkü aile içinde rahat konuşuyorlar ancak mahkemeye gelince kimse bir şey anlatmıyor. Şükran'ın da her şeyi bildiğini ancak eşi Nihat ve diğer aile üyelerinden korktuğu için sustuğunu düşünüyorum." ifadeleri yer aldı. Kararda Leyla Aydemir'in amcası Y.A. ile Y.A, B.D, H.D, M.A, M.A.A. ve A.A. hakkında üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ve sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri sabit olmadığından "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" ve "kasten öldürme" suçlarından beraatlerine hükmedildiği bildirildi. NE OLMUŞTU? Ağrı'da 15 Haziran 2018'de Ramazan Bayramı dolayısıyla ailesiyle dedesini ziyarete gittiği Bezirhane köyünde kaybolan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in bulunması için çalışma başlatılmış ve cansız bedeni kaybolduktan 18 gün sonra köye 2 kilometre mesafede, kent merkezine giden yolun yakınında akarsu kenarındaki ağaçların arasında bulunmuş, vücudunda darp ya da yara izine rastlanmayan çocuğun cenazesi Bezirhane köyünde defnedilmişti. AMCAYA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET Olayın ardından minik Leyla'nın ölümüne ilişkin 7 sanık hakkında Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı. Davanın 2 Ekim 2020'de bu mahkemede görülen karar duruşmasında tutuklu sanık amca Y.A. "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve "cebir ve hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 4 yıl hapis cezasına çarptırılmış, diğer sanıklar Y.A, B.D, H.D, M.A, M.A.A. ve A.A. ise delil yetersizliğinden beraat etmişti. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TAHLİYE KARARI VERDİ Dosyayı inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, sanığa ceza verilebilmesi için her türlü şüpheden uzak delil olması gerektiğine ve çeşitli usul eksikliklerine işaret ederek yerel mahkemenin kararını tüm sanıklar yönünden bozmuştu. Yerel mahkemenin kararını hem esas hem usul yönünden bozan mahkeme, Y.A'nın tahliyesine de karar vermişti. Bu karara Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığının 4 Ocak 2021'de yaptığı itiraz da Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince reddedilmişti. Dosyayı inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu da 1. Ceza Dairesinin bozma kararını hukuka uygun bulmuştu.   #r-2797617,2783945,2753797,248144,#

Haberler
14 Kasım 2021 - 17:07
Leyla Aydemir davası sil baştan! Amca Yusuf Aydemir dahil tüm sanıklar beraat etti

Leyla Aydemir davası sil baştan! Amca Yusuf Aydemir dahil tüm sanıklar beraat etti

Ağrı’da 2018 yılında kaybolmasının ardından tüm Türkiye'nin bulmak için seferber olduğu, kaybolmasından 18 gün sonra çalıların arasında cansız bedeni bulunan Leyla aydemir davası, Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Davada tutuksuz yargılanan 7 sanık hakkında beraat kararı verildi. 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in ölümüne ilişkin "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan amca Yusuf Aydemir ile beraatine karar verilen 6 sanığın, haklarındaki bu hükmün bozulması üzerine yeniden yargılamasına devam edildi. 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, Leyla Aydemir'in tahliye edilen amcası sanık Yusuf Aydemir ile tutuksuz sanıklar Y.A, B.D, H.D, M. Aydemir, M.A. Aydemir ve A.A. katıldı. Küçük Leyla'nın annesi Şükran Aydemir ile yurt dışında olduğu belirtilen babası Nihat Aydemir, duruşmaya gelmedi. Taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu. SES KAYDININ ÇÖZÜMLEMESİ Duruşmada geçen celse mahkeme sunulan ve olayla ilgili olduğu öne sürülen bir ses kaydının çözümlemesi okundu. Mahkeme heyeti daha sonra bu ses kaydına karşı diyeceklerini sorduğu Leyla Aydemir'in ailesinin avukatı Erdoğan Tunç, şunları söyledi: "Geçen celse sunulan ilk ses kaydını AFAD görevlisi olmayan biri vermişti. Bu ses kaydını doğrulayan yeni 4 farklı ses kaydı var. Bunları ismini vermek istemeyen bir AFAD görevlisi verdi. Ses kayıtlarının sunulduğu CD’de AFAD görevlilerinin ses kaydı olduğu söyleniyor. Ses kayıtlarını dinledim. İki önemli unsur dikkatimi çekti. Biri diğerine soruyor 'kiler meselesi nedir bilgin var mı' diye. Diğeri de 'evet bizimkiler ilk gün görmüşler nasıl olsa bırakılacak diye müdahale etmemişler.' Bizimkilerden kastının AFAD'da görevli bir kaç başka kişi olduğunu düşünüyorum. Diğer ses kaydında “biz avukat yerinde olsak ekiplerdekileri çağırır görüşürdüm.' diyen birine diğeri 'avukat çağıramaz savcı çağırır' diyor. Diğeri de 'biz konuşmayız, avukat ses kaydı alır' diyor.” "SİZ BU YETKİYİ NEREDEN ALIYORSUNUZ?" Tunç, mahkeme heyeti başkanının ses kayıtlarıyla ilgili sorular sorması üzerine "Soruşturmayı mahvettiniz, soruşturma başka tamamlandı. Konuşmama izin vermiyorsunuz, başkanlık taslıyorsunuz” deyince mahkeme heyeti başkanı, Tunç'un ifadesinin sonra alınacağını söyledi. Bu karara tepki gösteren Tunç'un “Siz bu yetkiyi nereden alıyorsunuz?” demesi üzerine mahkeme heyeti başkanı "Bunu yetkilerden alıyorum" yanıtını verdi. Duruşmada sanıklar ile avukatlarının söz konusu ses kayıtları hususunda beyanlarının alınması sonrası yeniden Tunç'a söz verildi. "AFAD GÖREVLİLERİ BU İŞİN SUÇ ORTAKLARIDIR" Tunç, beyanında "Sanıklar en başından beri suçu inkar yoluna gittiler. Kimsenin aklıyla alay edilmesin. Bu kişiler kendi akrabasını ve yeğenini öldürmekle suçlanıyor, hapse giriyor. Kimse suçlunun bulunması için yardımda bulunmuyor. Bir an önce davanın kapanmasını istiyorlar. Kendileri de biliyor ki dosyayı istismar edenler oldu. Mahkemeye yeni sunduğumuz bu ses kayıtları ciddiye alınmalıdır ve araştırılması gerekmektedir. Orada çalışan AFAD görevlileri bu işin suç ortaklarıdır. Tüm sanıkların tutuklanmasını ve cezalandırılmasını talep ediyorum." Söz konusu ses kayıtlarına ilişkin yeni CD'ye ilişkin diyecekleri sorulan sanık avukatları ise mahkemeye sunulan ses kayıtlarının davayı etkilemeyeceği için mevcut deliller üzerinden karar verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti ara kararında, Tunç'un mahkemeye yeni sunduğu ses kayıtlarının davayı etkisi olmayacağından bu kayıtların yer aldığı CD'nin çözülmesi ve içeriklerinin araştırılması yönündeki talebini reddetti. Esas hakkındaki mütalaasını veren cumhuriyet savcısı, sanıklardan Yusuf Aydemir, M.A. Aydemir ve B.D'nin “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “kasten öldürme” suçlarından A.A. ile Y.A'nın bu suçlara iştirakten cezalandırılmasını, M. Aydemir. ile H.D'nin beraatını talep etti. AMCA SUÇLAMALARI REDDETTİ Savcı, sanıklardan Yusuf Aydemir, M.A. Aydemir ve B.D'nin tutuklanmasına karar verilmesini de istedi. Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan sanıklardan Yusuf Aydemir, suçsuz olduğunu ve kendisine iftira atıldığını öne sürerek, “Defalarca söyledim, katilin bulunmasını istiyorum. Beraatimi talep ediyorum.” dedi. Diğer sanıklar da suçsuz olduklarını savunarak beraat talebinde bulundu. CESEDİ 18 GÜN SONRA BULUNDU Ağrı'da 15 Haziran 2018'de Ramazan Bayramı dolayısıyla ailesiyle dedesini ziyarete gittiği Bezirhane köyünde kaybolan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in bulunması için çalışma başlatılmıştı. Bu kapsamda ekiplerce bölgedeki dere yatakları, sazlık alanlar, otla kaplı araziler, köydeki metruk yapılar, tandır evleri, ahır ve çocuğun gidebileceği bütün alanlar, kadavra köpekleri de kullanılarak aranmıştı. Leyla Aydemir'in cesedi, kaybolduktan 18 gün sonra köye 2 kilometre mesafede, kent merkezine giden yolun yakınında akarsu kenarındaki ağaçların arasında bulunmuş, vücudunda darp ya da yara izine rastlanmayan çocuğun cenazesi Bezirhane köyünde defnedilmişti. 'AĞABEYİNİ TEHDİT MAKSADIYLA KIZINI KAÇIRDI' Olayın ardından minik Leyla'nın ölümüne ilişkin 7 sanık hakkında Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı. Davanın 2 Ekim 2020'de bu mahkemede görülen karar duruşmasında tutuklu sanık amca Yusuf Aydemir "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve "cebir ve hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 4 yıl hapis cezasına çarptırılmış, diğer sanıklar Y.A, B.D, H.D, M.Aydemir, M.A.Aydemir ve A.A. ise delil yetersizliğinden beraat etmişti. Yerel mahkeme gerekçeli kararında, amca Yusuf Aydemir'in husumetli olduğu ağabeyini tehdit maksadıyla kızını oyun oynama bahanesiyle kaçırıp sakladığı, ölümü üzerine de serin bir alanda beklettiği, aramaların gevşetilmesi ve köyde normal hayata dönülmesini fırsat bilerek de cesedini dereye attığı kanaatine varıldığını vurgulamıştı. YEREL MAHKEMENİN KARARI BOZULDU Dosyayı inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, sanığa ceza verilebilmesi için her türlü şüpheden uzak delil olması gerektiğine ve çeşitli usul eksikliklerine işaret edip "Yusuf Aydemir'in tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin ileride telafisi güç mağduriyete sebebiyet verebileceğine ve tutuklamanın bir ceza değil tedbir niteliğinde olduğuna işaret edilerek yerel mahkemenin kararını tüm sanıklar yönünden bozmuştu. Yerel mahkemenin kararını hem esas hem usulden bozan yüksek mahkeme, Yusuf Aydemir'in tahliyesine de karar vermişti. Bu karara Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığının 4 Ocak 2021'de yaptığı itiraz da Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince reddedilmişti. Dosyayı inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu da 1. Ceza Dairesinin bozma kararını hukuka uygun bulmuştu #r-2783945,2760043,#

Haberler
08 Ekim 2021 - 14:24
Yargıtay'dan misafirhane ücretini eksik ödeyen müdüre kötü haber

Yargıtay'dan misafirhane ücretini eksik ödeyen müdüre kötü haber

İlçede bir kurumun müdürlüğünü yapan kişi hakkında, yönetim ve sorumluluğu altında bulunan misafirhanede 4 yıl boyunca muhtelif zamanlarda kalmasına rağmen, misafirhane konaklama ücretini eksik ödediği iddiasıyla soruşturma açıldı. Sulh Ceza Mahkemesi’nde yargılanan sanık, ‘Görevi kötüye kullanmak’ suçundan beraat etti. KONAKLAMA ÜCRETİ DAHA FAZLA OLMALI Kurum Genel Müdürlüğü, kararı temyiz edince devreye giren Yargıtay 9. Ceza Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kararda, müdürün muhtelif zamanlarda kalmasına rağmen, misafirhane konaklama ücretini eksik ödediğine ilişkin tespitlere vurgu yapıldı. Sanık müdürün, kaldığı odayı kalmadığı günlerde boşaltmadığı, özel eşyalarını bulundurulduğu göz önüne alındığında sanığın ödemesi gereken konaklama ücretinin daha fazla olması gerektiği hatırlatıldı. KARARIN BOZULMASINA KARAR VERİLDİ Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararında, misafirhanenin amiri ve sorumlusu olması sebebiyle, eksik ödemede bulunmasının hukuki ihtilaf olarak kabul edilemeyeceği anlatıldı. Kararda, “İlçe Müdürü olan sanığın, yönetim ve sorumluluğu altında bulunan misafirhanede muhtelif zamanlarda kalmasına rağmen, misafirhane konaklama ücretini eksik ödediğine ilişkin katılan kurum tespitleri ortadadır. Misafirhane kayıt defteri, bilirkişi raporu ve sorumlu memur beyanı ile sabit olduğu, ayrıca sanığın, kaldığı odayı kalmadığı günlerde boşaltmadığı, özel eşyalarını bulundurulduğu göz önüne alındığında sanığın ödemesi gereken konaklama ücretinin daha fazla olacağı anlaşılmaktadır. Sanığın; misafirhanenin amiri ve sorumlusu olması sebebiyle, eksik ödemede bulunmasının hukuki ihtilaf olarak kabul edilemeyeceği, toplanan deliller ve tüm dosya münderecatı karşısında görevi kötüye kullanma suçunun tüm yasal unsurları ile sübut bulduğunun anlaşılması karşısında; görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi yasaya aykırıdır. Katılan kurum avukatının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüştür. Mahkeme kararının bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir” denildi. YARGITAY ÜYESİ KARAR ŞERH KOYDU Karara şerh koyan Yargıtay üyesi ise şu ifadeleri kullandı: “Öncelikle gerek mahkeme gerek daire bu hukuki uyuşmazlığı bu çerçevede çözmekle yükümlüdür. Yerel mahkeme davada eksik misafirhane ücreti ödememekten kaynaklanan bu eylemi değerlendirmiş ve beraat kararı vermiştir. Dairemiz ise eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı hususunda çoğunluk görüşüne ulaşmıştır. Bu hususta iki ayrı mevzuat unsuruna dikkat çekmek gerekir. Aslında burada bir disiplin suçu oluşmaktadır zira kurumunda kendi personeline düzenli olarak denetleme ve eksiklik varsa bu konuda yaptırım uygulama hak ve yetkisi mevcuttur. Eğer bir görevi kötüye kullanma suçundan bahsedilecekse mahiyeti görevi ihmal olmak üzere müdürü ve ekonomik sistemi denetlemeyen PTT yönetimi bundan sorumludur. Kaldı ki bilirkişi raporunda ve mahkemenin sübuta göre de zaten ne kadar alacak verecek olduğu hususu da şüphelidir.” #r-2796228,2795583,2794628,2794258,#

Haberler
28 Eylül 2021 - 09:36
Temizlik kovasında bebek cesedi davasında karar bozuldu: Anneye beraat istendi

Temizlik kovasında bebek cesedi davasında karar bozuldu: Anneye beraat istendi

İstanbul Kadıköy'de, evlilik dışı ilişkiden olduğu öğrenilen bir bebeğin ölümünden günler sonra temizlik kovasında cesedinin bulunmasına ilişkin davada İstinaf Mahkemesi, şaşırtan bir karara imza attı. Müebbet hapis cezasına çarptırılan anne F.D. hakkındaki müebbet hapis kararını bozan mahkeme, bebeğin canlı doğup doğmadığının ve ölüm sebebinin tespitinin yapılamadığını belirterek, anne hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetti. 'KEDİLERİ BESLE AMA YATAK ODAMA GİRME' Kadıköy’de 2018 yılında, 31 yaşındaki F.D., iddiaya göre evlilik dışı ilişkisinden hamile kaldı. Karnı büyüyen genç kadının çevresindekilere “Sadece kilo aldım. Kist ameliyatı oldum bebeğim olamaz” dediği öne sürüldü. F.D. rahatsızlanarak komşusu L.D. tarafından hastaneye kaldırıldı. Hastanede kadının doğum yaptığı tespit edilirken, kendisi doğum yaptığını kabul etmedi. Kanaması nedeniyle ameliyata alınan F.D., komşusuna "Evime gidip kedilerime bak, onları besle ancak yatak odama sen de girme, kimseyi de sokma" dedi. Eve giden komşu L.D. bir koku olduğunu fark etti. L.D. yatak odasındaki temizlik kovasının içinde bulunan suyu döktüğünde bebek cesedi ile karşılaştı. Komşu L.D. durumu polis ekiplerine bildirdi. CESEDİ 5-6 GÜN BEKLEDİ Adli Tıp Kurumu yaptığı otopsi incelemesinde bebeğin boğularak ölmüş olabileceğini ancak iç organlarda meydana gelen çürüme nedeniyle ayrıntılı değerlendirme yapılamadığı ve bebeğin cesedinin 5-6 gün beklediğini belirtti. Olaya ilişkin hazırlanan iddianamede F.D.’nin ağırlaştırılmış müebbet hapis ile cezalandırılması talep edildi. Yapılan yargılama sonucu ise sanığın müebbet hapis ile cezalandırılmasına hükmedildi. CANLI DOĞUP DOĞMADIĞI BİLİNMEDİĞİNDEN BERAAT Kararı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, sanığın hamile kalıp doğum yaptığının sabit olduğunu, ancak bebeğin canlı doğup doğmadığının ve ölüm sebebinin tespitinin yapılamadığını belirtti. Mahkeme sanığın atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını inceleyen Yargıtay ise duruşma açılmadan beraat kararı verildiğini belirterek kararın usul yönünden bozulmasına hükmetti. Sanık F.D. kararın bozulması nedeniyle önümüzdeki günlerde yeniden hakim karşısına çıkacak. "SUÇLULUĞUNA YÖNELİK YORUM SÖZ KONUSU DEĞİL" Yargılama sürecine ilişkin açıklama yapan davanın avukatlarından Seda Alçınar, ilk derece mahkemesinde adil bir yargılama yapılmadığını belirterek, “Tanıklara doğrudan soru sorma hakkımız engellendi ya da sorduğumuz sorular beğenilmeyerek reddedildi. İlk derece yargılaması devam ederken müvekkil tutukluydu ve cezaevinde şiddet gördü. Bu sebeple koğuş değişikliği yapılmak zorunda kalındı. Nihayet müvekkil hakkında müebbet hapis cezası verildi. İstinaf başvurumuz sanık hakkında yeterli delil olmadan mahkumiyet hükmü kurulduğu gerekçesiyle kabul edildi ve müvekkilin beraat ve tahliyesine karar verildi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz başvurusu üzerine İstinaf Mahkemesi'nin duruşma açmadan karar vermesi nedeniyle dosya Yargıtay tarafından usulden bozuldu. Şunu önemle vurgulamak gerekir ki Yargıtay esasa dair yorum yapmamıştır, yani müvekkilin suçluluğuna yönelik bir yorumu söz konusu değildir” ifadelerini kullandı. #r-2794556,2794570,#

Haberler
11 Eylül 2021 - 10:47
Berat Kandili | Berat Gecesi ne zaman? | (Berat kandilinde Yapılacak İbadetler, Beraat gecesi namazı)

Berat Kandili | Berat Gecesi ne zaman? | (Berat kandilinde Yapılacak İbadetler, Beraat gecesi namazı)

2020 Berat Kandili ne zaman? Berat Gecesi ne zaman?Berat kandili Hangi Gün? Berat kandilinde Yapılacak İbadetler neler?  Bu kutlu geceyi tam manasıyla ifa etmek isteyen müminler internette sık sık "2020 Berat Kandili / Gecesi ne zaman? Berat kandili Hangi Gün? Berat kandilinde Yapılacak İbadetler..." şeklinde arama yapmaya başladı. Peki 2020 Berat Kandili / Gecesi ne zaman? Berat kandili Hangi Gün? Berat kandilinde Yapılacak İbadetler... Berat gecesinde kılınan bir nâfile namaz var mıdır? İşte Berat Kandili / Gecesi ile ilgili merak ettiğiniz tüm detaylar... BERAT KANDİLİ/GECESİ NE ZAMAN? Berat Kandili Şaban ayının 14. gününü 15. gününe bağlayan gece idrak edilir. Miladi takvime göre bu sene Berat Kandili 7 Nisan Salı günü idrak edilecek. Sual: Berat Gecesi ne zamandır, önemi nedir? CEVAP Berat Gecesi, Şaban ayının 15. gecesidir Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki: (Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3] Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi. Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki: (Şaban öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.) [Nesaî] Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir: (Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.) [Nesai, Beyheki, A, Münziri] (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizî] (Şaban ayında üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey Oğul İlmihâli] (Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib Gecesi, Berat Gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramı gecesi.) [İbni Asakir] (Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek, kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç, herkesi affeder.) [İbni Mace] (Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa istesin, vereyim.” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace] (Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan mağfiret olunmaz.) [Beyheki] (Cebrail aleyhisselam gelip, “Kalk, namaz kıl ve dua et! Bu gece Şaban ayının 15. gecesidir” dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşahin, içkici, faizci ve zaniyi affetmez.) [Taberani] (Müşahin, bid’at ehli demektir.) (Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani] (Allahü teâlâ Berat gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindarları da, bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.) [Taberani, Beyheki] (Allahü teâlâ, Şabanın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace] (Allahü teâlâ, Şabanın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi] (Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi] (Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace] (Allahü teâlâ şu dört geceyi hayırla süsler: Kurban Ramazan bayramı gecesi, Arefe gecesi Şabanın yarısının [Berat] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.) [Deylemi] (Salih akrabayı terk eden, ana babaya asi olan Berat gecesi affa kavuşamaz.) [Beyheki] İçki içmek, cimrilik, kin gütmek gibi günahları işleyen kâfir olmaz. İmanı düzgünse, günahlarının cezasını çektikten sonra Cennete girer. Sevabları günahlarından daha çok gelirse, Cehenneme girmeden de Cennete gider. Hazret-i Âişe validemiz buyuruyor ki: Resulullah’ın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şaban ayının tamamını oruçla geçirirdi. (Buhârî) Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istigfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, bilhassa ilim öğrenmeli. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihâl bilgileridir. Peygamber efendimiz, “sallallahü aleyhi ve sellem” Berat Gecesi'nde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve la şakiyyâ) duasını çok okurdu. Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi: (Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun. Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz! Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!) Hazret-i Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu hâlde, neden Berat Gecesi'nde çok ibadet ettin?) diye sordu. Cevabında buyurdu ki: (Şükreden kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) [Gunye] Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. Hasan-ı Basri hazretleri, Şabanın 15. günü, sanki mezardan çıkmış gibi, yüzü çok solgun görülürdü. Bu üzüntünün sebebini sorduklarında buyurdu ki: (İlm-i yakîn ile biliyorum ki, günahım vardır. Günahım affedilmezse, sevaplarım da kabul edilmezse, hâlim nice olur diye korkumdan benzim sararıyor.) Sual: Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur? CEVAP Onbeşinci günü tutulur. Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir. Berat gecesinde Sual: Berat gecesinde, kaderimiz tekrar mı yazılıyor? CEVAP Hayır. Kader, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır. Allahü teâlânın ezeldeki ilmi nasılsa, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur. (Tefsir-i Hazin) Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce her şeyi takdir etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, Berat gecesinde meleklere bildirir. (S. Ebediyye) Sual: Berat gecesinde vefat edecekler, dünyaya gelecekler ve amelleri yazılırmış. Bu gece insanın alın yazısı mı değişir? Yani bu gece ettiğimiz dualar yüzünden alın yazımız değişebiliyor mu? CEVAP Alın yazısı iki türlüdür: Biri dua ile, sadaka vermekle, iyilik etmekle değişir. Biri ise asla değişmez. Mesela evlenmemiz, iş sahibi olmamız ya değişen kısımdandır veya değişmeyen. Biz bilemeyiz. Onun için dua ederiz, iyilik ederiz, değişen kısımdan ise o değişir. Mesela birine bir bela geleceği alın yazısında var ise, yine alın yazısında bu kimse dua edecek o beladan kurtulacak diye yazılır. Biz de dua ederiz o belayı önlemiş oluruz. Berat gecesinde yazılacak olanlar da yine ezelde bildirilmiş olanlardır. Ömrün uzaması kısalması da böyledir. Şu iyiliği yapacak ve ömrü uzayacak yahut şu kötülüğü yapacak ve ömrü kısalacak diye yazılıdır. Demek ki hep iyilik yapmaya çalışmalıyız. Yaptığımız şeyler alın yazımızdır. Berat gecesi namazı Sual: Berat gecesinde kılınan bir nâfile namaz var mıdır? CEVAP Sadece Berat gecesinde değil, her gece nâfile namaz kılınır. Ancak kaza namazı borcu varsa iki rekât kaza namazı kılmanın sevabı, ömür boyu kılınacak nâfile namazların sevabından fazladır. İmam-ı Rabbanî hazretleri, farzın yanında nâfile namazların denizde damla bile olmadığını bildirmektedir. Eğer farz namaz borcu yoksa, isteyen nâfile namaz kılabilir. Bazı kitaplarda, (Berat gecesinde kılınacak namaza Salat-ül-hayr [Hayır Namazı] denir. Bu namaz yüz rekâttır. Her rekâtta Fatiha sûresinden sonra on defa İhlâs sûresi okunarak kılınır) deniyor. Bir kimse, kazası olmasa da, kaza namazı kılınca, o kaza namazı zaten nâfile olur. (Nâfile kılmadım) diye üzülmeye gerek kalmaz. Oruç da böyledir. Yani oruç kazası olmayan Ramazan orucunu kaza etse nâfile olur. Zekât da böyledir. Zekât borcu olmayan zekât diye para verse nâfile olur. Yani farz diye niyet edince, o farz değilse nâfile olur, boşa gitmez. Berat gecesinde kaza namazı kılınırsa, kazamız olmasa da, yine nâfile sevabı alınır. Eğer mekruh olarak kılınan namazlarımız varsa, kaza kılınca onlar telafi edilmiş olur. Berat kandilinde Sual: Berat gecesinde neler yapmalı? CEVAP Büyüklerimiz, şunları yapmayı tavsiye ediyor: 1- Gece bir saat kadar ibadet etmekle, gece ihya edilmiş olur. Fakat vakti müsait olan, gece daha az uyumalı. 2- Mümkünse din büyüklerimizin kabirlerini ziyaret edip feyizlerine kavuşmalı. Büyüklerimiz için çok dua etmeli. 3- Kendimiz ve bütün müminler için, dua ve istigfar etmeli. Namazdan sonra çok dua etmeli, özellikle hayırlı dua etmeli. Duada ısrar etmeli, yani duayı çok tekrarlamalı. Peygamber efendimizin Berat gecesinde okuduğu, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen min-eş-şirki beriyyen lâ kâfiren ve şakiyyen) duasını çok okumalı. 4- Aile efradıyla merhametli konuşmalı, onlara iyi davranmalı. 5- Kur’an-ı kerim okumalı, özellikle Rabbenâ âtinâ ve Âmenerresûlü’yü çok okumalı. 6- En önemlisi de, ilim öğrenmeli, bunun için de, Seadet-i Ebediyye ilmihâlini okumalı. 7- Kazası olmasa da, çok kaza namazı kılmalı. Namaz dışında secde ederek, secdede dua ve istigfar etmeli, mümkünse toprağa secde etmeli, secdeyi çok yapmalı. 8- Güzel koku sürünmeli. 9- Allahü teâlâya hamd ve şükretmeli. 10- Ertesi gün de oruç tutmalı. Berat gecesi ve fazileti Sual: Berat gecesi ne zamandır, önemi, fazileti nedir ve böyle gecelerde ne yapmalıdır? Cevap: Berat gecesi, şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani on dördüncü günü ile on beşinci günü arasındaki gecedir. Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce, her şeyi takdir etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, bu gece meleklere bildirir. Kur’ân-ı kerim, Levhilmahfûza bu gece indi. Resûlullah Efendimiz bu gece, çok ibadet ve çok dua ederdi. Her sene, şaban ayının on beşinci Berat gecesinde o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki: (Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe, ret olmaz. Fıtır Bayramı'nın ve Kurban Bayramı'nın birinci geceleri, şabanın on beşinci Berat gecesi ve Arefe gecesi.) (Cebrail aleyhisselam bana geldi. Kalk, namaz kıl ve dua et! Bu gece, şabanın onbeşinci gecesidir dedi. Bu geceyi ihya edenleri, Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrikleri, büyücüleri, falcıları, hasisleri, alkollü içki içenleri, faiz yiyenleri ve zina yapanları affetmez.) (Berat gecesini ganimet, fırsat biliniz! Çünkü belli bir gecedir. Şabanın onbeşinci gecesidir. Kadir gecesi, çok büyük ise de, hangi gece olduğu belli değildir. Bu gece, çok ibadet yapınız. Yoksa, kıyamet günü pişman olursunuz!) Cuma, Arefe, Bayram, Kadir, Berat, Mirac, Aşure, Mevlid ve Regaib gecelerinde ibadet etmek çok sevaptır. Muhammed Rebhâmî hazretleri Rıyâd-un-nâsıhîn kitabında buyuruyor ki: “Büyük İslâm âlimi, İmâm-ı Nevevî hazretleri, Ezkâr kitabında buyuruyor ki: Gecenin on iki kısmından bir kısmını yani bir saat kadar ihya etmek, yani okumak, namaz kılmak, dua etmek, bütün geceyi ihya etmek olur. Yaz ve kış geceleri için hep böyledir. Fıkıh kitaplarında, saat demek, bir miktar zaman demektir. Nevevî, Şafii mezhebinde müctehiddir. Hanefilerin de, geceleri, böyle ihya etmeleri uygun olur.” Berat ve Regaib geceleri, camilerde toplanarak cemaatle nafile namaz kılmanın mekruh olduğu fıkıh kitaplarında yazılıdır. Mekruhu iyi bilmek, büyük cinayetlerdendir. Çünkü haramı mubah bilmek küfür, mekruhu mubah bilmek ise, ondan bir basamak aşağıdır. Bu işin çirkinliğini iyi anlamalıdır. Berat; temize çıkmak demektir Sual: Berat ne anlama gelmektedir ve insanın dünyada iken ahiretteki azaptan kurtulma imkânı var mıdır? Cevap: Berat veya Beraet kelimesinin sözlük anlamı, temize çıkmak, kurtulmak demektir. Berat, kurtuluş vesikası anlamına da gelmektedir. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: (Ahirette pek çok kimse, hesaba çekilmeden Cennete girerler. Onlar için mizan, terazi kurulmaz. Onlara verilen sayfalar üzerine; "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah. Bu filanın oğlu filanın Cennete girmesinin ve Cehennemden kurtulmasının beraetidir" yazılır.) Abdullah ibni Ömer hazretleri bir gün Resûlullah efendimizin huzuruna gelince; (Kıyamet günü herkesin beratı, yani kurtuluş vesikası, her işi ölçüldükten sonra verilir. Abdullah’ın beratı ise, dünyada verilmiştir) buyururlar. Sebebi soruldukta; (Kendisi vera ve takva sahibi olduğu gibi, dua ederken “Ya Rabbi! Benim vücudumu, kıyamet günü o kadar büyük eyle ki, Cehennemi yalnız ben doldurayım. Cehennemi insanla dolduracağım diye verdiğin sözün böylece yerine gelmiş olsun da, Muhammed aleyhisselamın ümmetinden hiç kimse Cehennemde yanmasın” diyerek din kardeşlerini kendi canından daha çok sevdiğini göstermiştir) buyurdu. Bir hac zamanında, Ebû Amr ez-Zücâcî hazretlerinin yanına birisi gelerek; -Haccımı yaptım, beratımı ver. Beratımı almam için beni sana gönderdiler deyince, Ebû Amr ez-Zücâcî hazretleri, o kimseye şaka yapıldığını anlar ve ona, Kâbe’yi işaret ederek; -Git oraya ve ya Rabbi! Bana beratımı ver, de! buyurur. Daha sonra o kimse, elinde bir kâğıtla geri döner. Kâğıdın üzerinde yeşil hat, yazı ile; "Bismillâhirrahmânirrahîm. Bu, falan oğlu falanın Cehennemden berat kâğıdıdır" yazılıdır. Her sene, şaban ayının 15. Berat gecesinde o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hanımı bir Berat gecesinde; -Efendim, bu gece ecellerin ve amellerin takdir edildiği gecedir. Kim bilir Allahü teâlâ kimin defterine ölecek ve kimin defterine yaşayacak! diye kaydetti deyince, İmâm-ı Rabbânî hazretleri; -Niçin tereddüt ve şüphe ile söylüyorsun? Ya isminin, dünyada yaşayacaklar sayfasından silindiğini görenin hâli nice olur buyurur ve o sene vefat eder.

Haberler
06 Nisan 2020 - 10:26
Eşiyle tartıştıktan sonra cinayet işleyen sanıktan şok istek

Eşiyle tartıştıktan sonra cinayet işleyen sanıktan şok istek

Bursa'da eşiyle tartıştıktan sonra bir kişiyi bıçakla öldüren ve bir kişiyi de yaralayan sanık beraatini talep etti. İki kişiye bıçakla saldırdı Mayıs ayında Gemlik ilçesi Hürriyet Caddesi'nde meydana gelen olayda, eşiyle tartışan Emre K. (25) ilk olarak Müslüm Güven'i (26) bıçakla karnından yaraladı. Olay yerinden kaçan zanlı sabaha karşı Fatih Caddesi'nde rastladığı Halit Karaş'ın (36) kendisinden ateş istemesi sonrasında zanlı ile tartıştı. Zanlı, Halit Karaş'ı da bıçaklayarak kaçtı. Karaş, kaldırıldığı Gemlik Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Olayın ardından cinayet işlediği bölgenin yakınında Gemlik İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan şüpheli tutuklandı. "Beraatime karar verilmesini istiyorum" Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Emre K. hakkında 'kasten adam öldürme' suçundan müebbet hapis cezası talebiyle dava açıldı. Duruşmaya sanık avukatı Şenol Akyürek, müştekiler Recep, Nurgül Karaş ve Müslüm Erdoğan katıldı. Duruşmada ifade veren sanık, "Benim daha önce biriyle husumetim vardı. Olay tarihinde ilk yaraladığı şahsı o kişiye benzettim. Biraz emin olmak için arkasından gittim. Elini sallayarak gidiyordu. Köşeyi dönerken, elini beline götürdüğünü ve husumetli olduğum şahıs zannederek bıçakladım. Ölen şahsın ailesinden ise mahkeme huzurunda özür diliyorum. Öldürme kastım yoktur. Kendimi koruma amaçlı olarak bıçağı bacağına doğru salladığımda karın boşluğuna geldi. Hükmün geri bırakılmasının hukuki anlam ve sonuçlarını biliyorum, kabul ediyorum. Öncelikle beraatime karar verilmesini istiyorum" dedi. "Şikayetçi değilim" Bıçakla yaralanan Müslüm Erdoğan ise, "İş yerimi kapattım, ekmek alıp eve doğru giderken karanlık bir yerde arkamdan gelen bir kişi beni bıçakladı. Kim olduğuna bakarken bir tane daha vurdu. Kahvehanedeki insanlar bana yardım etti ve hastanede tedavi oldum. Sanığın ailesi ile görüştüm, bir bebeği olduğunu öğrendim. Vicdanen rahatsız olduğumdan dolayı şikayetçi değilim" diye konuştu. Hayatını kaybeden Halit Karaş'ın annesi Nurgül ve babası Recep ise sanıktan şikayetçi olduklarını söyledi. "Eşimin psikolojik olarak hasta ve şizofren olduğuna inanıyorum" Sanığın eşi Rojda K. (22) ise, "Olay tarihinde eşimle aile içi tartışma yaşadık. Eşimin psikolojik rahatsızlıkları vardı ve sürekli ilaç kullanıyordu. Sürekli birinin onu öldüreceğinden korkuyordu. Onun için sürekli ikametgah değiştirdik. Olmadık şeyleri var olmuş gibi görüp, 'beni öldürecekler' diyordu. Bu sebeple yanında devamlı meyve bıçağı taşırdı. Zaman zaman benim onu aldattığımı düşünürdü. Ama böyle bir şey hiçbir zaman olmadı. Ben eşimin psikolojik olarak hasta ve şizofren olduğuna inanıyorum" açıklamasını yaptı. Akli dengesi araştırılacak Şahitlerin dinlenmesinin ardından sanık avukatı Akyürek, müvekkilinin yüzde 43 oranında özürlü olduğunu ve bu sebeple İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair rapor aldırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığın akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasına, tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Haberler
17 Ekim 2019 - 09:48
Kendisini öldüresiye döven kocasını mahkemede savundu

Kendisini öldüresiye döven kocasını mahkemede savundu

Eskişehir’de kocası tarafında öldüresiye dövülen kadın, mahkemede kocasını savunarak beraat almasını sağladı. HAYATİ TEHLİKE YAŞADI Eskişehir’de 1 Şubat 2019 tarihinde meydana gelen olayda, kocası Sercan A., tarafından kemer, kürek ve kavanoz ile feci şekilde darp edilen ve bu sırada 5 aylık hamile olan Nezaket A., hayati tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle uzun süre hastanede tedavi altına alınmıştı. Olay sonrasında Sercan A., polis ekipleri tarafından yakalamış, ardında çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Olay sonrasında Sercan A. hakkında Nezaket A.’nın ablaları Rahmine Taş, Yasemin Törü tarafından da kendilerine ‘Tehdit ve hakaret’ edildiği gerekçesiyle dava açılmıştı. SUÇLAMALARI REDDETTİ Eskişehir 6’ıncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşen duruşmaya eşini dövdüğü gerekçesiyle tutuklanan sanık Sercan A., darp edilen Nezaket A. ile ablaları katıldı. Duruşmada konuşa sanık Sercan Alır, üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Sercan A., duruşmadaki ifadesinde, “Telefon görüşmesi sırasından tehdit hakaret etmedim. Eşimin ablaları ilk önce telefonda bana hakaret etti. Ben suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.  KENDİSİNİ DARP EDEN KOCASINI SAVUNDU Şiddete maruz kalan Nezaket A. ise duruşmada verdiği ifadede herkesi şaşırttı. Hakimin sorusu üzerine ‘maalesef bunlar benim ablalarım’ diyen Nezaket A., şunları söyledi:  “Bahsi geçen telefon konuşmaları yanımda gerçekleşti. Telefonun hoparlörü açıktı. Önce Yasemin ablam küfretti, daha sonra Rahime ablam küfretti. Ayrıca eşimin konuşmasında tehdit içeren bir söz yoktu. Onları hakaretlerine karşı eşim Sercan da küfretti.”  MAHKEME BERAAT VERDİ Duruşma sonrasında hâkim kararını açıkladı. Hâkim, tehdit içeren somut bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle Sercan A.’ın ‘Tehdit ve Hakaret’ suçlarından beraatına karar verdi.  Nezaket A.'nın ablaları, kız kardeşlerinin ifadeleri hakkında şaşkınlıkları ve tepkilerini gizleyemedi. Kardeşinin hayatından şüphe ettiklerini söyleyen ablaları, Sercan A.'nın, dışarı çıkınca kardeşlerini öldüreceğini öne sürdü.

Haberler
10 Temmuz 2019 - 12:38
MİT TIR'ları davasında yeni gelişme

MİT TIR'ları davasında yeni gelişme

MİT'e ait yardım tırlarının durdurulmasına ilişkin  gizli kalması gereken bilgi ve fotoğraflara Cumhuriyet gazetesinde yer verdiği  gerekçesiyle "casusluk" suçundan yargılanan gazetenin Ankara Temsilcisi Erdem  Gül, beraat etti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki kapalı duruşmaya, tutuksuz  sanık Erdem Gül ve tarafların avukatları katıldı. Dosyayı karara bağlayan mahkeme, sanık Erdem Gül'ün üzerine atılı  "devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği  itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk  maksadıyla temin etmek" suçunu işlediğinin sabit olmadığı kanaatine vararak,  Gül'ün beraatine hükmetti. Heyet, sanık Gül'ün "devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal  yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal  veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak" suçundan da beraatini kararlaştırdı. Davanın geçmişi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında,  Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem  Gül, "devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği  itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk  maksadıyla temin etmek", "devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları  bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri casusluk  maksadıyla açıklamak" ve ''silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek  ve isteyerek yardım etmek" suçlarından tutuklanmıştı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, MİT'e ait yardım tırlarının  durdurulması olayına ilişkin gizli kalması gereken bilgi ve fotoğraflara  Cumhuriyet gazetesinde yer verdikleri gerekçesiyle yargılanan Dündar ve Gül  hakkındaki kararı, 6 Mayıs 2016'da açıklamıştı. Mahkeme, "devletin gizli kalması  gereken bilgilerini açıklama" suçundan Dündar'ı 5 yıl 10 ay, Gül'ü ise 5 yıl  hapisle cezalandırmıştı. Yargıtay'ın kararı Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Can Dündar'a verilen 5 yıl 10 ay, Erdem  Gül'e verilen 5 yıllık hapis cezası kararlarını bozmuştu. Daire, Dündar hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngören  "devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği  itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk  maksadıyla temin etmek" suçundan hüküm kurulması gerektiğine hükmetmişti. Kararda, Erdem Gül hakkında ise "Devlet sırrı niteliğindeki gizli  bilgileri hususi gayretle temin ettiğine veya sanık Can Dündar'ın eylemine  iştirak ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde  edilemediğinden ispat edilemeyen suçtan beraatine karar verilmesi gerekir."  denilmişti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay'dan dönen davaya ilişkin 2  Nisan'da hazırladığı tensip tutanağıyla Dündar'ın kovuşturmanın sonuçsuz  kalmasını sağlamak amacıyla yurt dışında bulunduğu ve bu nedenle kendisine  ulaşılamadığını belirterek, bu kişiyle ilgili gıyabi tutuklama kararı çıkarmıştı. Dündar hakkında kırmızı bülten çıkarılması talebinde de bulunan heyet,  Dündar'ın Belçika'dan iadesi prosedürüne esas olmak üzere Adalet Bakanlığı ile  yazışma yapılmasını karara bağlamıştı. Heyet, 7 Mayıs 2018 günü yapılan duruşmada, sanık Erdem Gül'ün  dosyasını ise firari sanık Can Dündar'ın davasından ayrılmasına karar  vermişti.

Haberler
16 Temmuz 2018 - 12:27
İlk yüz nakilli Uğur Acar'a 'cinayet' davasından beraat

İlk yüz nakilli Uğur Acar'a 'cinayet' davasından beraat

Türkiye'nin ilk yüz nakillisi Uğur Acar ve 2 arkadaşı, 2 yıl önce yanarak yaşamını yitiren Ramazan Kaya'nın ölümüyle ilgili haklarında 'kasten adam öldürmek' suçundan açılan davadan beraat etti.  2 yıl önce meydana gelen olayda Türkiye'nin ilk yüz nakillisi Uğur Acar, 2 arkadaşı ve Ramazan Kaya birklikte alkol aldıktan sonra Ramazan Kaya yönetimindeki otomobille yola çıktı. Bu sırada otomobil stop etti. İddiaya göre 'bu arabayı yakacağım' deyip otomobile benzin döken Ramazan Kaya, daha sonra sigara yakmak için çakmağı çakınca kendisi alev alarak yaşamını yitirdi. Ramazan Kaya'nın ölümüyle ilgili Uğur Acar ve diğer 2 arkadaşı hakkında ömürboyu hapis cezası istemiyle dava açıldı. 29 Eylül günü Manavgat 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 9'uncu duruşmada, savcı Uğur Acar ve 2 arkadaşının beraatı yönünde mütalaa verdi. Ancak mahkeme heyeti, 10'uncu duruşmada karar vermek üzere celseyi erteledi. Bugün görülen 10'uncu duruşmada mahkeme, 3 sanığın da beraatına hükmetti. 'BERAATI BURUK SEVINÇLE KARŞILADIM' 10'uncu duruşma sonunda beraat eden Uğur Acar, yakın akrabası Ramazan Kaya'nın ölümüne çok üzüldüğünü belirterek, "Ancak bugünkü baraat kararına da sevindim" dedi. Acar, "Hakkımda dava açıldığının bile farkında değildim. Çünkü bu olay beni çok üzmüş, psikolojik travma yaşamama neden olmuştu. Çünkü olayda hayatını kaybeden Ramazan benim hem akrabam hem de can dostumdu. Her şeyimi küçük yaştan beri onunla paylaşırdım. Can dostumu ve dert ortağımı kaybetmiştim. Bu üzüntüleri yaşarken cinayetle suçlanmam üzüntümün katlanarak artmasına neden oldu. Neredeyse baraat kararını buruk bir sevinçle karşıladım diyebilirim. Ailesine ve benim de akrabam olan yakınlarına başsağlığı diliyorum. İstenmeyen bu olay hepimizi kahretti, çok üzgünüm" diye konuştu.

Haberler
04 Ekim 2017 - 17:27
Tecavüz sanıklarını ’özçekim’ kurtardı

Tecavüz sanıklarını ’özçekim’ kurtardı

Bursa'da bir kadına tecavüz ettikleri iddiasıyla tutuklanan ve olay öncesi yaptıkları özçekimi delil gösterdikten sonra tahliye edilen 2 sanığın beraatı istendi. Geçen eylül ayında merkez Osmangazi ilçesinde meydana gelen olayda, N.D., internet üzerinden radyo kurmak istediğini arkadaşı M.T.'ye anlattı. M.T. de bu işlerle uğraşan S.A.'ya durumu anlatınca üçlü buluşup, araçla Uludağ yoluna çıktı. Daha sonra 3 kişi S.A.'nın evine gitti. Ertesi gün polis merkezine giden N.D., iki arkadaşın kendisiyle zorla ilişkiye girdiklerini söyleyerek şikayetçi oldu. Şikayet üzerine gözaltına alınan M.T. ile S.A. çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklandı. Haklarında, "ırza geçme, alıkoymak, hürriyeti tahdit, darp" suçlarından 16 yıla kadar hapis cezası talebiyle 7. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılan M.T. ve S.A.'nın yargılanmasına devam edildi. İlişki öncesinde çekilen selfie fotoğrafı sayesinde ilk duruşmada tahliye olan M.T. ve S.A. ile avukatlar ikinci duruşmaya katıldı. İlk duruşmadaki ifadelerini tekrarlayan S.A., "Olay günü üçümüz buluştuk. Uludağ yoluna gittik. M. alkol kullanmıyordu. Ben ve N. bira içtik. Sabah N.'yi evine bıraktım. Suçlamaları kabul etmiyorum" dedi. M.T. ise "N., sanal radyo kuracağını söyleyip, bana katılıp katılmayacağımı sordu. Ben de arkadaşım S.'ye söyledim. Ertesi gün N.'yi evinden alıp dağ yoluna konuşmak için çıktık. Sonra S.T.'nin evine gittik. Ben sigara almak için evden çıktım. Suçlamaları kabul etmiyorum" diye konuştu. İkinci duruşmaya katılmayan N.D.ise, ilk duruşmada şu ifadeyi vermişti: "Eve S. davet etti. M. dışarıya esrar almaya gitti. Ben evden gitmek istedim. Beni tehdit ettiler ve öldürürüz dediler. S., kendinde değildi sarhoştu. Arkadaşını telefonla arayıp esrar muhabbetti yaptılar. S., evde esrar ve alkol aldı. Ben almadım. S. üşüdüğü için eve gideceğini söyledi. Ben de yıllardır tanıdığım için evlerine gittim. İki sanıktan da şikayetçiyim." Savcı, cezalandırılmalarına yetecek kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden dolayı sanıkların beraatını talep etti. Mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Haberler
16 Şubat 2017 - 10:02