22˚
İstanbul
22˚
hafif yağmur
Nem %49
Rüzgar 5.02 /s
Pazartesi
21˚/16˚
Salı
23˚/15˚
Çarşamba
24˚/16˚
Perşembe
25˚/18˚
22 Mayıs 2022 Pazar
Sonuç
'Şahsi hukukumuza binaen yapılmış bir ziyaret'

'Şahsi hukukumuza binaen yapılmış bir ziyaret'

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, seçim sürecinin başlangıcında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile kendisinin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü ziyaret etmesine ilişkin "Bu ziyaret tamamen Hulusi Akar Paşa'nın ve benim, Sayın Abdullah Gül ile olan şahsi hukukumuza binaen yapılmış bir ziyaretti." dedi. Kalın, Habertürk televizyonunda katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, açıklamalarda bulundu. CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin, 2. Ordu Komutanı Metin Temel'le ilgili eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Kalın, Temel'in devlet protokolüyle TESK'in düzenlediği iftar davetine katıldığını söyledi. Kalın, Temel'in söz konusu iftara katılmamasının anormal olabileceğini, bunun bir tavır gibi algılanabileceğini belirterek, şöyle devam etti: "Açıkçası bu çok da siyasetin kalitesine yakışmayan çıkışlar. Eleştirecekseniz başka şeyleri eleştirin. Ekonomi, sosyal politikaları...eleştirin ama şimdi bakın normal şartlarda olması gereken bir şeyi siz çok zorlayarak siyasi polemik oluşturmaya çalışıyorsunuz. Tersi olsaydı ve Metin Paşa katılmasaydı, bu bir 'tavır' gibi algılanırdı. Alkışlama meselesine gelince; şimdi Cumhurbaşkanı konuşuyor ve herkes konuşma içerisinde birkaç defa alkışlanır, her yerde bu olur. 'Alkışlamadı' diye bu sefer başka spekülasyonlar çıkardı. Tartışmanın kendisi bence biraz sakil bir tartışma. Bir parti faaliyetinde değil Metin Paşa. Bunun üzerinden 'apoletlerini sökeceğim, sökerim' vesaire gibi çıkışlar bir kere devlet ciddiyetiyle de bağdaşmıyor." "HDP, PKK'nın sözcülüğü rolünü üstlenmek durumunda kaldı" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, meydanlarda sadece İnce'yi muhatap aldığının görüldüğü ve bunun bir strateji olup olmadığına yönelik soruya Kalın, "Bizim mitingelerimizde, Cumhurbaşkanımız konuşmalarında, salon toplantılarında yüzde 95 kendisini anlatıyor. Siyasi olarak tabii ki seçim ortamında polemikler kaçınılmazdır. Çünkü diğer muhalif adayların da her gün konuşmalarına bakın, tersine yüzde 90-95 Tayyip Erdoğan üzerinden gündem oluşturmaya çalışıyorlar." yanıtını verdi. Kalın, Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğunun hatırlatılması üzerine ise şunları söyledi: "Asıl derin çelişki, Türkiye'yi yönetmeye aday birisinin PKK terör örgütü ile arasına net bir mesafe koyamaması. Bu yeni bir şey değil. HDP'nin ilk umut vaat ettiği, çözüm sürecinin vesairenin gündemde olduğu günlerde hatırlayın, beklenti neydi? HDP hem bir siyasi parti, aktör olarak, terör örgütü ile arasına net bir tavır ve mesafe koyacak, bu konunun siyasi olarak çözümü için katkı sunacak... Hep örnekler verilirdi, IRA'dan, ETA'dan, İspanya'dan ve İrlanda'dan başka yerlerden. Oralardaki örnekler neydi? Siyasi kanat bu işin öncülüğünü alır, örgütü saf dışı eder, bir silahsızlanma süreci olur. Herkesin beklentisi bu yöndeydi. Ne oldu? Tam tersine maalesef HDP, PKK'nın sözcülüğü rolünü üstlenmek durumunda kaldı. Tercih etti, bunu bilemiyorum, kendi içlerinde ne tür tartışmalar oldu." Bu arada bir sürü olayların yaşandığını belirten Kalın, vatandaşlara, güvenlik güçlerine ve devlete karşı terör faaliyetlerinin hala devam ettiğini vurguladı. Kalın, "Türkiye'yi yönetmeye aday bir şahsın ya da bir partinin, bütün Türkiye'yi kucaklamaya aday bir partinin herkesten önce terör örgütü ile arasına çok net bir mesafe koyması gerekirdi. Biz bunu görmedik maalesef." değerlendirmesinde bulundu. "Dayanışmanın devam edebileceğini söyleyebilirim" "24 Haziran'dan sonra Cumhur İttifakı devam eder mi?" sorusuna Kalın, "Seçimlere giderken AK Parti ve MHP bir ittifak protokolü imzaladı. Bu seçimlere dönük bir protokoldür, resmi bir kağıt imzalandı, şu şartlarda bu iki parti seçimlere ittifak halinde girecek diye." karşılığını verdi. Kalın, "25 Haziran'da protokol resmen bitiyor mu?" sorusu üzerine ise "Geçerliğini yitiriyor çünkü artık seçim yapıldı, bitti. Kastedilen şuysa; 'bu iki partinin birlikte hareket etmesi, birbirine destek olması' bunu gerektirecek bir durum yok şu anda. 24 Haziran'da çıkacak tabloyu da göreceğiz. Benim gördüğüm hem AK Parti'de hem MHP'de zaten bu yönde bir irade var." dedi. "AK Parti ile MHP arasındaki iş birliği biter mi?" sorusuna Kalın, "İş birliği niye bitsin ki? Tam tersine belki daha da yaklaştıracaktır AK Parti ile MHP'yi belli konularda. Ama bu şu demek değil, her konuda bu iki parti yüzde 100 aynı düşünür, aynı şeyi yapar. Görüş farklılıkları olabilir, farklı görüşler gündeme gelebilir." cevabını verdi. Kalın, 24 Haziran gecesi ortaya çıkacak parlemento tablosuna bakılıp, o gün ona göre mutlaka değerlendirmeler yapılacağını bildirerek, "Genel olarak bu birlikteliğin ve dayanışmanın devam edebileceğini rahatlıkla söyleyebilirim." dedi. "Kürtlerin özgürlüklerini geriletecek hiçbir adım atılmayacak" "Kürt seçmen bu seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a oy vermekte tereddüt edebilir yorumları yapılıyor? Siz böyle bir ihtimal görüyor musunuz?" sorusu üzerine Kalın, şu ifadeleri kullandı: "Diyarbakır mitinginde verdiği en önemli mesajlardan bir tanesi, Kürt vatandaşlarımızın sahip olduğu özgürlükleri geriletecek hiçbir adım atılmayacaktır. Özgürlüklerin korunması konusunda Cumhurbaşkanlığı olarak kendisinin Cumhurbaşkanı olarak bundan sonra izleyeceği politikanın da en önemli ipucunu aslında bu veriyor. Kürt vatandaşlarımızın temel meselelerin gerek hizmet siyaseti noktasında, gerekse kimliğinin tanınması onurlu eşit vatadaş muamelesi görmesi noktasında hakikaten bir devrim yaşandı, bunu hiç kimse inkar edemez." "Şahsi hukukumuza binaen yapılmış bir ziyaretti" Kalın, seçim sürecinin başlangıcında Genelkurmay Başkanı Akar ile kendisinin 11. Cumhurbaşkanı Gül'ü ziyaret etmesine ilişkin soruya, "Bu ziyaret tamamen Hulusi Akar Paşa'nın ve benim, Sayın Abdullah Gül ile olan şahsi hukukumuza binaen yapılmış bir ziyaretti." dedi. Gül ile nasıl bir şahsi hukuklarınının sorulması üzerine ise Kalın, sözlerine şöyle devam etti: "Hulusi Paşa'nın bildiğim kadarıyla 40 yıla varan bir dostluğu var Sayın Abdullah Gül ile. İkisi de devletin farklı görevlerine, makamlarına geldikleri zaman da bu ilişkileri devam etti. Ta ki bugüne kadar. Benim de yaklaşık 15 yıldan fazla bir süredir Sayın Abdullah Gül ile bir tanışıklığım ve hukukum var. Bu hukuka binaen yapılmış bir ziyaret. Bunun dışında 'gittiler, ultimatom verdiler, darbeydi' gibi siyasi istismar konusu yapılan meselelerin hiç birinin gerçekle bir ilgisi yok. Biz gittik, görüşlerimizi açıkladık, tamamen kendi şahsi inisiyatifimizle görüşlerimizi açıkladık." Kalın, "Cumhurbaşkanı Erdoğan mı gitmenizi istedi" sorusuna, "Bilgisi dahilinde gittik ama onun talebi üzerine değil. Biz kendi inisiyatifimizle gittik oraya." dedi. Gül ile görüşmede neler konuşulduğuna ilişkin ise Kalın, şunları kaydetti: "Birinci sorumuz, 'sizinle ilgili aday olacak, böyle bir hazırlık var' gibi şeyler konuşuluyor. Böyle bir şey var mı yok mu diye bizzat sizden duymak istedik. Gerekli konuları etraflı bir şekilde değerlendirip, tamamen nezaket çerçevesinde... Çok senaryo yazıldı, ben de ilk defa konuşuyorum bununla ilgili. Bunun böyle bir siyasi istismar malzemesi yapılması... Bir faydası da olmadı bana sorarsanız, bunu hedefleyenlerin. Netice itibariyle de Sayın Gül aday olmayacağını, olmadığını açıkladı, konu kapandı gitti." "Takdir Cumhurbaşkanımızın" Kalın, son günlerde Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliğinde (MESAM) yaşanan olayların sorulması üzerine şunları söyledi: "Benim için üzücü. Arif hocayla Orhan Gencebay'ın bu polemikleri MESAM'da yaşananlar benim için üzücü. Ama ben detaylarını bilmiyorum, o tartışmaya hiç girmedim, girmek de istemem. Keşke bunlar yaşanmasa, keşke bundan sonra düzeltme imkanı olsa. Çünkü son tahlilde bir mesleki kuruluş içerisinde yaşanan bir tartışma var benim uzaktan görebildiğim kadarıyla." Yeni kabinede bakanlık beklentisinin sorulması üzerine Kalın, "Benim öyle bir beklentim yok. Takdir Cumhurbaşkanımızın. Önemli olan herkesin bulunduğu yerde görevini en iyi şekilde yerine getirmesidir." dedi.

Haberler
06 Haziran 2018 - 03:59
Abdullah Gül İran’ı uyardı

Abdullah Gül İran’ı uyardı

3. Küresel Açık Toplumlar Forumu’na katılmak için Azerbaycan’a gelen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Azerbaycan Diplomatik Akademi’sini (ADA) ziyaret etti. Abdullah Gül’ün ADA’da öğrencilerle bir araya geldiği toplantıda, iki ülke arasındaki eğitim ilişkilerinin önemi vurgulandı. Toplantının ardından ADA Rektörü Hafiz Paşayev fahri doktoranı Gül’e taktim etti. Toplantıda konuşan Abdullah Gül, ADA’da olmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Ülkelerimizin gelişmesi için siyasi istikrar, ekonomik istikrar ve eğitimdeki gelişme bunların en başta gelen unsurlarıdır. Ancak şu da bir gerçek diplomasi alanında Azerbaycan bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde üyelik yapmıştır. Çok başarılı bir şekilde geçen yıllarda çok önemli faaliyetlere, kültürel, diplomatik faaliyetlere merkezlik yapmaktadır. Şimdi gördüğüm kadarıyla Avrupa Olimpiyatları kazanılmış ve Avrupa Olimpiyatlarına yakında ev sahipliği yapılacak. Ayrıca benim çok sevdiğim ve ziyaret ettiğim ‘Gence’de Avrupa kültür merkezine başkentlik yapacak. Tüm bunlar dünya da kolay elde edilmiyor” dedi. “KAFKASLARDA GÜVENLİK VE İSTİKRAR YOK” Kafkaslarda güvenlik ve istikrarın olmadığını belirten Gül, “Şu bir gerçektir Kafkaslarda güvenlik ve istikrar yok. Bunun en büyük sebeplerinden birisi maalesef Azerbaycan topraklarının yüzde 20’ye yakının hala işgal altında olmasıdır. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü dikkate alındığında bu kabul edilemez fiili bir durumdur. Bunun sona ermesi muhakkak ki Kafkas’la değil sadece çok daha geniş bir bölgeye barış, istikrar ve huzur getirecek. Onun için bir an önce bu işgalin sona ermesi ve neticede Kafkas’lar da güvenliğin ve istikrarın kurulması herkesin birinci görevi olması gerekir” diye konuştu. İran konusuna da değinen Abdullah Gül, “İran’la dünya alemi arasındaki bu gerginliğin sona ermesi her şeyden önce İran’ın lehinedir. İran kaynakları zengin bir ülke olmasına rağmen uygulanan ambargolardan dolayı teknoloji noksanlığı vardır. Dünyanın en zengin ülkelerinden gaz ve petrol bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden olmasına rağmen gaz ithal eden bir ülkedir neticede. Çünkü teknoloji yetersizliğinden dolayı. Onun için bu gerginliğin diplomatik yollarla çözülmeye başlaması herkesin takdir etmesi gereken bir unsurdur. Bunu biz takdirle karşılıyoruz ve destekliyoruz” ifadelerini kullandı.  

Haberler
30 Nisan 2015 - 17:10
Abdullah Gül'den yeni parti iddialarına yanıt!

Abdullah Gül'den yeni parti iddialarına yanıt!

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Zaman zaman görüyorum, yeni parti falan gibi söylentiler. Bunların hiç birinin aslı yoktur, doğru değildir" dedi.Kayseri Büyükşehir Belediyesini ziyaretinde yaptığı açıklamada, doğduğu, büyüdüğü, ilk, orta, lise tahsilini yaptığı memleketi Kayseri'de olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade ederek, bütün hemşehrilerine, arkadaşlarına ve dostlarına gösterdikleri yakın ilgiden dolayı teşekkür etti.Cumhurbaşkanlığı görevini devrettikten sonra ilk defa memleketine geldiğini anımsatan Gül, şöyle devam etti:"Bildiğiniz gibi siyasi hayatıma Kayseri'de başladım. Memleketimde 1991 yılından sonra 5 dönem Kayseri'yi şerefle önce TBMM'de temsil ettim. Sonra devlet görevlerinde, hükümetlerde, başbakan, bakan olarak bu şehrin, ama şüphesiz ki en büyük şeref onur Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı olarak bütün milletimizi temsil eden devletin başı olarak 7 sene bu şerefli görevi taşıdıysam, bu önce hemşehrilerimin bana bu yolu açmasıyla oldu. Beni buradan Ankara'ya göndermesiyle oldu. Büyük bir şerefle, onurla yaptığım cumhurbaşkanlığı görevini, görev sürem dolduktan sonra yine çok değerli arkadaşım, 40 yıllık arkadaşım, dava arkadaşım, beraber partimizi kurduğumuz, hükümet olduğumuz, Türkiye'ye 10 sene içerisinden çok büyük hizmetler yaptığımız değerli arkadaşım Sayın Tayyip Erdoğan'a devretmekten de ne kadar büyük bir mutluluk duyduğumu devir teslim merasiminde sadece Türkiye'ye değil, bütün dünyaya gösterdik. Bunu büyük bir şeref olarak gördüm. Çünkü, demokratik ülkelerde, hukukun üstün olduğu ülkelerde her şey bu şekilde olur.""Görevimi gönül rahatlığıyla devrettim" Görevini büyük bir gönül rahatlığıyla devrettiğini kaydeden Gül, "İnanıyorum ki değerli kardeşim Recep Tayyip Erdoğan da benim bıraktığım yerde bu bayrağı çok daha ileriye taşıyacaktır ve Türkiye muhakkak ki çok daha güçlü, müreffeh, mutlu olarak yoluna devam edecektir" diye konuştu.Gül, "Aynı şekilde hükümetimiz de benim siyasete ve devlet hayatına girmesine vesile olduğum değerli arkadaşımız Davutoğlu'nun başkanlığında gayet güçlü bir şekilde görevine devam ediyor. Bütün bunları gönül rahatlığıyla bırakmış ve tekrar hemşehrilerinin arasına dönmüş bir kişinin mutluluğunu yaşıyorum" ifadelerini kullandı.Gül, Kayseri'yi sadece Türk siyasetinde değil, bütün dünyada temsil ettiğini vurgulayarak, bundan da bütün hemşehrilerinin gurur duyduğundan emin olduğunu anlattı. "Bundan sonra da memleketimizin birlik bütünlük içerisinde önündeki büyük sorunları, - bu sorunların büyük kısmı bizden değil, dış dünyadaki ve çevremizdeki gelişmelerden kaynaklanıyor- kazasız, belasız, Türkiye'ye hiç yaklaştırmadan, geçmesi için herkesin büyük bir birlik ve beraberlik içinde olmasının çok önemi vardır" diyen Gül, şunları kaydetti:"Türkiye'nin içeride daha çok güçlendirilmesi, her alanda standartlarımızın yükseltilmesi, hukukun, özgürlüklerin, demokrasinin en iyi şekilde halkımız tarafından içselleştirilmesi, yaşanması, ekonomik olarak büyümemizin güçlü bir şekilde devamının sağlanması, eğitimde, sağlıkta yapılan köklü reformların daha ileri aşamalara taşınması muhakkak ki önümüzdeki en büyük sınavlardır. Bunu da arkadaşlarımızın en iyi şekilde yapacaklarından tereddüdüm yoktur. Ben de şüphesiz ki elimden gelen her türlü desteği, kendilerine vereceğim ve el birliği içerisinde, inşallah memleketimizi çok daha güçlü, mutlu, halkımızı, çok daha müreffeh seviyelere taşındığını hep beraber göreceğiz.""Arkadaşlarıma yardımcı olacağım"Gül, bir gazetecinin "Siyasete dönmeyi düşünüyor musunuz" diye sorması üzerine de "Zaman zaman görüyorum, yeni parti falan gibi söylentiler. Bunların hiç birinin aslı yoktur, doğru değildir. Ben daha önce söyledim, bütün bunlarla ilgili açıklamaları yaptım. Bu büyük, asil milleti temsil etmenin onurunu yaşadıysam, sorumluluğunu, şerefini yaşadıysam, bunun ilk adımı bu şehirden başlamıştır. Bu ziyaretimin hemşehrilerime şükran borcumu ödemem, hem de sağ olsunlar onların bana gösterdikleri vefayı görme çerçevesinde anlaşılmasını özellikle herkese bir kez daha hatırlatmak istiyorum" diye konuştu.Görevini yapmış bir cumhurbaşkanı nasıl davranırsa öyle davranacağını ifade eden Gül, "Dolayısıyla şu anda arkadaşlarıma yardımcı olacağım. Bütün arkadaşlarıma, hükümetimize, Sayın Cumhurbaşkanı arkadaşımın her zaman daha çok başarılı olması için herhangi bir şekilde ihtiyaç olursa, tabi ki her türlü desteği vereceğim" dedi. Gül, "Hükümetimiz, Sayın Başbakan, değerli bakanlar, hepsi büyük bir azim içerisinde, vatana, millete hizmet için bütün tecrübeleri, herkes tarafından biliniyor. Kendileriyle de her zaman gurur duyuyorum. başarıları için her türlü desteği vereceğim" ifadelerini kullandı.  Gül'ün konuşmasının ardından, Kayserili iş adamları Faruk Karamancı ve Ali Kibar'ın Abdullah Gül Üniversitesi Destekleme Vakfı'na bağışladığı Erciyes Dağı'ndaki otel yapılması planlanan arsa için protokol imzalandı. Gül, Belediyeye gelişinde de kendisini bekleyen vatandaşları selamladı ve hatıra fotoğrafı çektirdi.

Haberler
19 Eylül 2014 - 12:44
Cumhurbaşkanı Gül'den 'ateşkes' açıklaması

Cumhurbaşkanı Gül'den 'ateşkes' açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Gazze'de sağlanan insani ateşkesle ilgili açıklama yaptığı bildirildi. Filistin'de bütün ramazan ayının gerek bölge barışı gerek insani bakımdan çok acı olaylarla geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Gül, açıklamasında şunları kaydetti:"Dün gece yarısı bu konuda ilk kez umut verici bir haber aldık. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki Moon ve ABD Dışişleri Bakanını John Kerry'nin 72 saatlik koşulsuz bir insani ateşkes sağlamış olduklarını memnuniyetle öğrendim. Bugün sabah 8.00'de başlayan ateşkes için tarafların mutabakatının da sağlanmış olması önemlidir. Türkiye'nin de önemli katkıda bulunduğu bir sürecin sonunda sağlanan bu  gelişme, mütevazı da olsa, kritik bir adımdır, bir başlangıçtır. Bütün tarafları bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeye davet ediyorum. Bu mutabakatın ruhuna ve lafzına uyulması ve kışkırtıcı davranışlardan kaçınılması beklentimizdir. Tabiatıyla öncelik, Filistin halkının şehitlerini  defnetmesi ve yaralılarını tedavi etmeleri, halkın temel ihtiyaçlarının sağlanması olacaktır."Ateşkesin uzatılmasıTürkiye'nin insani yardım konusunda elinden geleni yaptığını ve yapmaya devam edeceğini belirten Gül, şöyle devam etti: "Ateşkes kararı ile birlikte, ateşkesin uzatılması ve kalıcı hale gelmesi için önemli bir fırsat doğmuş bulunmaktadır. Tarafların bu maksatla Kahire'de derhal görüşmelere başlayacak olmaları da olumlu bir yaklaşımdır. Kahire'de yapılacak görüşmelerin başarıyla sonuçlanması ve bunu, kalıcı ve adil barış için görüşmelerin izlemesi temennimizdir."

Haberler
01 Ağustos 2014 - 12:36
Gül, 'Türkiye üzerine düşeni yapmaktadır'

Gül, 'Türkiye üzerine düşeni yapmaktadır'

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında büyük bir manevi huzurla idrak edilen ramazan ayının ardından, mübarek bayram günlerine ulaşmanın mutluluğunun yaşandığını vurguladı. Ramazan Bayramı’nın manevi ikliminin herkesi kuşatmasını, milleti iyilikte, doğrulukta ve hayırda buluşturmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ettiğini ifade eden Gül, bu duygularla bütün vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutladı.İçinde bulunulan kutsal günlerin, Türkiye'ye, İslam dünyasına ve tüm insanlığa barış, huzur, istikrar ve refah getirmesini, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan acıların sona ermesini temenni eden Gül, dini bayramların özünde var olan değerlerle, herkese insani sorumluluklarını hatırlatan bir yönünün bulunduğunu, vatandaşların da bunun şuuruyla, gönül ve ruh birliği içinde bayram günlerini maneviyatına uygun şekilde değerlendireceklerine yürekten inandığını ifade etti. "İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı’nı buruk karşılıyoruz" diyen Gül, şöyle devam etti:"Gazze, Irak ve Suriye başta olmak üzere İslam coğrafyasında yaşanan acı olaylar, akan kan ve gözyaşı nedeniyle yürekleri yakan, vicdanları sızlatan bir tabloyla karşı karşıyayız. Masum insanları hedef alan, kutsal yaşam hakkını hiçe sayan saldırılar, derin endişe ve üzüntü oluşturmaktadır,. Daha da acı olanı, Müslümanlar birbirlerini öldürmektedir. Diğer taraftan 49 vatandaşımız halen Musul’da rehine durumundadır. Alıkonulan vatandaşlarımızın bir an önce serbest bırakılarak evlerine dönmelerini, gündemimizdeki en öncelikli konulardan biri olarak hassasiyetle takip ediyoruz.Gazze’de insanlığa karşı büyük bir suç işlenmektedir. Çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek demeden masum insanlar acımasızca katledilmektedir. Maalesef büyük bir trajedi yaşanmakta, insanlık onuru ayaklar altına alınmaktadır. Burada asıl endişe verici olan ise, ilgili bütün tarafların, devletlerin ve uluslararası kuruluşların, daha büyük sorunları tetikleyecek bu vahim gidişat karşısında yetersiz kalmalarıdır.Kan ve gözyaşının dinmesi, çekilen çilelerin ve ızdırabın sona ermesi için bir kez daha İslam dünyasını ve uluslararası toplumu göreve davet ediyorum. İsrail bir an önce saldırılarını durdurmalıdır. Kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkesin temini, acil yardımların bölgeye ulaştırılması, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması konusunda Türkiye üzerine düşeni yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir. Türkiye Filistin halkının yanında olmayı tüm gücüyle sürdürecektir. Bu vesileyle Filistin halkına bir kez daha başsağlığı, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum.""Türkiye, bölgesinde adeta güvenli bir ada konumunda"Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin etrafında bütün olup bitenler göz önüne alındığında, bölgenin adeta ateş çemberine dönüşmüş durumda olduğunu belirterek, "Yakın coğrafyamızdaki olumsuzluklara ve dünyadaki dalgalanmalara rağmen Türkiye, istikrar içerisinde gelişmesini sürdürebilme başarısını göstermiştir. Aynı zamanda bölgesinde adeta güvenli bir ada konumundadır. Bu nedenle memleketimizin kıymetini, birlik ve beraberliğimizin, kardeşliğimizin değerini bilmemiz lazım" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:"Önümüzdeki dönemde ülkemizin kendini sınayarak ulaşması gereken önemli hedefleri bulunmaktadır. Türkiye’nin yarınlarını bugünden teminat altına alacak, ekonomik, siyasal ve toplumsal bakımdan gelişme ivmesini yeniden yukarılara taşıyacak reformların önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Hukukun üstünlüğü, yüksek demokratik standartlar; Avrupa Birliğine tam üyelik süreci; eğitimde kalitenin yükseltilmesi; hesap verebilirlik, şeffaflık, iyi yönetişim gibi ilkelerin hakim kılınması; bizim asıl gündemimiz olmalıdır.Söz konusu önceliklere yönelmemizin, ülkemizde ekonomik-siyasal istikrarın korunmasına, güven ve refahın artmasına, Türkiye'nin uzun vadede de öngörülebilir bir ülke özelliğini korumasına büyük katkı sağlayacağına inanıyorum. Şundan eminim ki Cumhuriyetimizin 100. yılında Türkiye, bugünkünden çok daha gelişmiş ve müreffeh bir ülke olacaktır.""Görev sürem boyunca Türkiye’nin büyük meselelerine sahip çıktım"Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, milletin büyük teveccühü neticesinde seçildiği cumhurbaşkanlığı görevini, 28 Ağustos’ta tamamlayacağını anımsatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:"Bayram mesajımla 11. Cumhurbaşkanı olarak aziz milletime de bir şekilde veda etmiş oluyorum. Şunu ifade etmek isterim ki cumhurbaşkanlığı görevinden büyük bir huzurla ayrılacağım. Üstlenmiş bulunduğum bu onurlu görevin sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım. Anayasa’ya bağlılıkla ve tarafsızlık içinde görevimi sürdürdüm. Devlet organlarının uyum içinde çalışması için azami gayret gösterdim. Daima demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan hak ve özgürlüklerini savundum. Ayrım yapmaksızın herkesi kucakladım. Toplumun tüm kesimleriyle görüştüm. Herkese eşit mesafede oldum. Vatandaşlarımızın sorunlarının çözülmesine, taleplerinin karşılanmasına büyük bir hassasiyet gösterdim. Görev sürem boyunca Türkiye’nin büyük meselelerine sahip çıktım. Milletimizin huzuru ve refahı için ülkemizin standartlarının yükselmesi ve büyük hedeflerinin gerçekleştirilmesi için, gerek yurt içinde gerek yurt dışında yoğun bir temas içinde oldum.Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi hayatım boyunca 'halka hizmeti Hakk’a hizmet' olarak gördüm. Bundan sonra da aynı anlayışla milletimin hizmetinde olmaya devam edeceğim.Bu düşüncelerle, yurt içindeki ve yurt dışındaki bütün vatandaşlarımın, Türk ve İslam dünyasının Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyor, çocukların gözlerinden öpüyorum. Vatandaşlarımızın acı ve kederden uzak, huzur içinde bir bayram geçirmesini Cenab-ı Allah'tan temenni ediyorum.”

Haberler
27 Temmuz 2014 - 12:24
Liderler bayramda nerede olacak?

Liderler bayramda nerede olacak?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, cumhurbaşkanı adayları ve siyasi parti liderlerinin Ramazan Bayramı programları belli oldu.Bayramı Gül'ün Ankara'da, cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ise İstanbul'da karşılaması bekleniyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bayramın birinci günü Ankara'da olacak. Bahçeli ilk gün Ankara Spor Salonu'nda, ikinci gün İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu'nda, üçüncü gün ise İzmir Halkapınar Spor Salonu'nda partililerle buluşacak.Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ise arife ve bayramın ilk günü İstanbul'da olacak.Cumhurbaşkanı adayı ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ilk gün Şırnak'ın Uludere ilçesinde, ikinci gün Hakkari ve Van'da, üçüncü gün ise İstanbul'da bulunacak.HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ise bayramın birinci günü maden faciasının yaşandığı Soma'ya gidecek. Yüksekdağ, ikinci gün Sivas'ta Kangal Festivali'ne katılacak, üçüncü gün Ankara ve Eskişehir'de bazı ziyaretler yapacak. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici bayramı Ankara'da karşılayacak. Tacettin Dergahı'nda bayram namazını kılacak Destici, ikinci gün partideki bayramlaşma törenine katılacak. Destici üçüncü gün Eskişehir'e gidecek. DSP Genel Başkanı Masum Türker bayrımın birinci günü İstanbul'da, DP Genel Başkanı Gültekin Uysal Afyonkarahisar'da, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak Ankara'da olacak. 

Haberler
25 Temmuz 2014 - 14:02
Eroğlu'ndan Gül'e 'KKTC Devlet Nişanı'

Eroğlu'ndan Gül'e 'KKTC Devlet Nişanı'

Cumhurbaşkanı Gül ve KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, Cumhurbaşkanlığı'ndaki resmi karşılama töreninin ardından yaklaşık bir saat süren baş başa görüşme gerçekleştirdi. Basına kapalı görüşmenin ardından nişan tevcih töreni için toplantı salonuna geçildi. Gül'ün biyografisinin okunmasıyla başlayan törende KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, Cumhurbaşkanı Gül'e nişan rozetini ve beratını takdim etti.Cumhurbaşkanı Gül, buradaki konuşmasına, devlet nişanının kendisine verilmesinden dolayı teşekkür ederek başladı. "Siyasi hayatım boyunca yakından takip ettiğim milli davamız ve KKTC'nin geldiği noktayı simgeleyen bu nişanı taşımak benim için emsalsiz kıvanç kaynağı olacaktır" diyen Gül, törenin Barış ve Özgürlük Bayramı'nı Kıbrıslı Türklerle kutlamak üzere KKTC'yi ziyaretine denk gelmesinin mutlu bir rastlantı olduğunu ifade etti. Yarım asrı aşan hak ve eşitlik mücadelesinde Kıbrıs Türk halkının nice zorluklara rağmen toplumsal varlığını korumakla kalmadığını, kendi devletini kurduğunu ve sahip çıktığını söyleyen Gül, şunları söyledi: "Bugün 30'uncu yılını geride bırakan KKTC, demokrasisi, hukuk düzeni ve tüm kurumlarıyla örnek teşkil eden bir devlettir. KKTC'nin kalkınmasında özellikle son 10 yılda kaydedilen başarı da takdire şayandır. Uluslararası toplumun verilen tüm sözlere karşın halen haksız şekilde uyguladığı kısıtlamalara rağmen, genç bir ülke olan KKTC'nin bu kadar kısa sürede ulaştığı gelişmişlik seviyesi hepimiz için gurur kaynağıdır.Bizi bu noktaya getiren fikir ve gönül birliğimiz ile milli davaya olan inancımızı sürdürdüğümüz müddetçe önümüzdeki dönemde de ortak hedeflere ulaşacağımıza inanıyorum. Başarıya ulaşmak konusundaki irade ve inancımız da tamdır. Bu vesileyle, ana vatan ve garantör olarak her koşulda Kıbrıs Türkünün yanında olmaya devam edeceğimizi, ahdi ve tarihi yükümlülüklerimizi kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim. Türk milletinin ayrılmaz bir parçasını teşkil eden Kıbrıslı Türk kardeşlerimiz, Türkiye'nin güvence ve desteğiyle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da huzur ve refah içinde yaşamaya devam edeceklerdir."Cumhurbaşkanı Gül, "KKTC Devlet Nişanı"nı büyük bir onurla taşıyacağını belirterek, sözlerini tamamladı. "Türkiye, kendisini Kıbrıs'tan koparacak oyunlara geçit vermemektedir"KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu da törendeki konuşmasında, KKTC'nin en yüksek nişanı olan "Devlet Nişanı"nı Gül'e takdim etmekten onur duyduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Gül gibi kendisinin de baba tarafından Kayserili olduğunu, dolayısıyla hemşehri sayıldıklarını söyleyen Eroğlu, Kayseri'de çıkan bir dergide "İki kardeş cumhuriyet, iki Kayserili cumhurbaşkanı" yazıldığını, kendisinin de bunu çok hoş karşıladığını belirtti. Eroğlu, "Kıbrıs Türklerinin geldiği yer bellidir, hepimizin uzandığı yer Anadolu'dur. Kök bir, dil bir, din bir. Sevinçte, tasada beraberiz" dedi. Eroğlu, devlet nişanının, görev aldığı hükümetlerdeki icraatlarında ve cumhurbaşkanlığı döneminde KKTC ile ana vatan Türkiye arasında, kardeşlik ve dostlukla sürdürülen ilişkilerin gelişmesi için çaba gösteren Gül'e, KKTC halkının en kalbi teşekkürünün ifadesi olarak takdim edildiğini vurguladı. Kıbrıs sorununun, Türkiye Cumhuriyeti'nin en haklı olduğu meselelerin başında geldiğine işaret eden Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:"Kıbrıs, herkes için önemli olabilir ama en fazla Kıbrıs Türkleri ve Türkiye için önemlidir. Kıbrıs'a ekonomik ve stratejik olarak tüm ülkeler ilgi gösterirken Türkiye'nin Kıbrıs'tan uzak durmasını talep etmek iyi niyetle bağdaşmaz. Kaldı ki Kıbrıs'ta asırlara dayanan bir Türk varlığı söz konusudur. Kaldı ki çok insani, çok barışçı bir tutumla, yıllar süren bir mücadele sonucu kurulan KKTC devleti ve halkı Türkiye Cumhuriyeti'nin etkin güvencesi altındadır. Memnuniyetle görüyoruz ki ana vatan Türkiye, Kıbrıs'ta var olan gerçeklere dayalı, Kıbrıs'taki iki halkın siyasi eşitliği, ortaklığıyla kurulacak yeni bir devlet oluşturulmasını desteklerken bizleri 1974 öncesine götürecek, kendisini Kıbrıs'tan koparacak oyunlara geçit vermemektedir."Tören, Cumhurbaşkanı Gül ve Eroğlu'nun fotoğraf çektirmesiyle sona erdi.Bütün arzumuz Ortadoğu'da da kalıcı barışın tesisiCumhurbaşkanı Abdullah Gül,  KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile düzenlediği ortak basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. KKTC'li bir gazetecinin "Gazze meselesinin ardından Başbakan Erdoğan, İsrail ile nihai bir çözümün kendisi var olduğu sürece sıkıntılı olduğunu ifade etti. İsrail - Türkiye ilişkilerinin bozulması, Kıbrıs'ta yeni çözüm senaryolarını sizce nasıl etkilemiş olabilir?" sorusu üzerine, İsrail'in, Kıbrıs meselesinin bir tarafı olmadığına işaret etti.Ortadoğu meselesinin Kıbrıs ile ayrı bir konu olduğunu vurgulayan Gül, "Bütün arzumuz tabi ki Ortadoğu'da da kalıcı barışın tesisi. Son günlerde yaşanan büyük dramı, acıyı, trajediyi görmezden gelemeyiz. Filistin halkıyla olan dayanışmamız, bu saldırıların, bu can kayıplarının bir an önce bir ateşkesin sağlanması konusunda Türkiye olarak elimizden geleni yapıyoruz" dedi. Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta barış ve huzur önemine işaret eden Gül, "Doğu Akdeniz'de barış, huzur sağlanırsa, Ada'da kalıcı bir uzlaşma sağlanırsa bütün Akdeniz'in, Doğu Akdeniz'in enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden dünyaya dağıtılması en fizıbil olan projedir. Dolayısıyla bu açıdan baktığımızda Ada'daki bir kalıcı barış sadece Ada'da yaşayan Türk ve Rum tarafı için değil, bütün çevre için refaha ve olumlu gelişmelere katkı sağlayacaktır" diye konuştu. Kıbrıs'taki müzakere sürecinin başarıyla tamamlanmasını samimi olarak arzu ettiklerini, uluslararası camiada KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun buna karşı gibi algılandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, Eroğlu'nun kararlılık ve Kıbrıs halkının, Meclis'inin, hükümetinin desteğiyle müzakereleri samimi bir şekilde, kabul edilebilir bir barış tesis etmek için canlı tuttuğunu ve bunun da bütün dünya tarafından görüldüğünü belirtti. Gül, "Cumhurbaşkanı olarak tabi ki Kıbrıs Türk halkına da veda ediyorum, ama daima Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmam her halükarda, nerede, nasıl, hangi pozisyonda, nerede, nasıl olursam olayım muhakkak ki bu milli davamızı takibe ve bu dayanışmayı her zaman göstereceğim" dedi. "Uluslararası toplumun en tartışmalı konularından birisi"Gül, uluslararası toplumun Kıbrıs konusuna ilişkin tutumuna yönelik soruyu yanıtlarken de Kıbrıs meselesinin uluslararası toplumun en tartışmalı konularından birisi olduğunu vurguladı.Konunun, Birleşmiş Milletler'de de her sene görüşüldüğünü, zaman zaman çok sıcak konu olduğunu ifade eden Gül, şöyle konuştu:"Bizim bütün arzumuz şu, realist davranmak. 50 yıl bir problem bu şekilde devam edemez. Bugün adada ateşkes hukukuna göre bir sükunet var. Öyle değil mi? Yani bir anlaşma yok. 40 yıldır sadece ateşkes hukukuna dayanan bir beraber yaşama söz konusu olur mu? Fiili olarak, defakto olarak olan şey bu. Bunu şüphesiz ki dünyada söz sahibi olan, Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olan ülkeler de bütün bu gerçekleri hep göreceklerdir, konuşulacaktır, tartışılacaktır. Onun için zaten 2004 yılında BM planına hep beraber destek verdiler, onun için AB hep beraber destek verdi o zaman. Ümit ediyoruz ki yine böyle bir konjonktür oluşur, müzakereler neticesinde olumlu bir noktaya gelinir, arkası açık tutulmaz, belli parametreler çerçevesi içerisinde anlaşılır. Her iki taraf uzlaştığı noktaları uzlaşırlar, uzlaşamadıkları boşluğu yine gerekirse BM'ye verilir, BM o boşluğu doldurur ondan sonra eş zamanlı tekrar referanduma gidilir. Bundan daha mantıklı, bundan daha çok herkesi ikna edecek bir öneri söz konusu olabilir mi? Yeter ki bu kararlılığımızı devam ettirelim.""Kıbrıs'ta BM Barış Gücü 50 sene önce gelmişti"Gül, Cumhurbaşkanı Eroğlu ile müzakere sürecinin içinde bulunduğu aşama ve Türkiye ile KKTC arasındaki dayanışma ve yakın işbirliğini başbaşa görüşmede gözden geçirdiklerini dile getirerek, toplantının gayet verimli olduğunu söyledi. Kıbrıs'ta adil, kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşılması için Türk tarafının üzerine düşeni yerine getirdiğinin artık uluslararası toplum tarafından yakından bilindiğine ve takdir edildiğine işaret eden Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:"2013 sonu itibarı ile 50 yılını dolduran Kıbrıs meselesinin daha fazla gecikmeksizin bir çözüme kavuşturulması hedefi, Türkiye'nin öncelikli dış politika konuları arasında yer almaktadır. Şöyle baktığımızda yarım asırdır hala konuşulan dünyada fazla mesele kalmadı. Kıbrıs'ta BM Barış Gücü 50 sene önce gelmişti. Hala bu meselenin çözülmemiş olması, üstelik Akdeniz'in ortasında bir adada bu problemin nihai neticeye ulaşamamış olması gerçekten çok üzüntü vericidir. Bu bakımdan Türkiye olarak daima önceliğimiz kalıcı, adil bir çözümden yana olmuştur."Fırsatlar kaçırılmasınBu hedef doğrultusunda tavır ve sonuç almaya yönelik çizginin sürdürüldüğünü ve KKTC'nin çabalarına destek verildiğini anlatan Gül, 11 Şubat'ta yeniden başlayan müzakere sürecinin bu kez başarı ile sonuçlanması için pek çok olumlu faktör bulunduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun da ifade ettiği gibi amaçlarının "en kısa sürede, eş zamanlı referandumların yapılması ile yeni ortak devletin hayata geçirilmesine gelinmesi" olduğunu vurgulayan Gül, daha önce bazı fırsatlarda olduğu gibi bu fırsatın kaçırılmamasını istedi. Gül, ucu açık müzakere süreçlerinin bu fırsatları kaçırdığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:"Onun için herkesin kararını en iyi şekilde, bu müzakerelerin bir takvime bağlanarak bitirilmesi, bizim esaslı düşüncemizdir. Müzakereler ve karşılıklı uzlaşma yoluyla sağlanacak, kapsamlı siyasi çözüm, hem adadaki iki taraf hem tüm bölge açısından çok önemli getirileri olacaktır. Doğu Akdeniz'de ve çevresinde son dönemde yaşanan trajik gelişmeler, Kıbrıs meselesinin daha fazla gecikilmeden çözülmesini mecbur etmektedir. Çözüm hedefine ulaşılması Doğu Akdeniz'in bir barış, istikrar ve işbirliği adası haline gelmesine fırsat verecektir. Doğu Akdeniz'deki böyle bir barış ve istikrar, çok büyük bir sinerji oluşturacak ve ekonomik faaliyetlerden tutun da güvenlik alanına kadar sadece adanın değil, bütün bölgenin faydalandığı imkanları ortaya çıkartacaktır."Mevcut durum ilanihaye böyle devam edemezOrtak milli davaya desteğin dün olduğu gibi, bugün de yarın da gelecekte de devam edeceğini aktaran Gül, Türk tarafının çözüm yönündeki samimi yaklaşımından hiç kimsenin şüphe duymaması gerektiğini kaydetti. Bunun 2004 yılında bütün dünyaya gösterildiğini anımsatan Gül, "Tek taraflı bir propaganda içinde olmadığını, yeri geldiğinde gerçekten çözüme "evet" dediğini o zaman gösterdi. Bundan sonra da bu kararlılığını devam ettirecektir. Ancak, şunu da açıkça ifade etmek istiyorum ki; mevcut durumun ilanihaye böyle devam etmesine de müsade edilmez. Gerekirse de buna razı olunacaktır. Bunun da bilinmesini isterim" değerlendirmesini yaptı. Gül, Ada'nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türk halkının eşit statüsünün güvence altına alacak anlaşmaya varılması, Kıbrıs'ta iki kesim, siyasi eşitlik ve eşit statüye haiz iki kurucu devleti içeren yeni ortaklık gibi BM çerçevesinde çözümün bulunmasını garantör ülke olarak hem Türkiye'nin de hem de Kıbrıs Türkleri'nin istediklerini söyleyerek, "Ancak ortaklığa dayalı çözüm üzerinde anlaşma olmayacaksa, bütün tercihimiz anlaşma ve bunun için bütün gayretlerinizle hep beraber çalışma hedefinde ve kararlığını ifade içinde olduğumuzu tekrarladıktan sonra, eğer bu hiç mümkün olmayacaksa farklı çözüm seçeneklerinin müzakere edilmesi de düşünülebilir" dedi. Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun çok büyük bir nezaket göstererek, Hükümet'in, Meclis'in ve Kıbrıs Türk halkının hissiyatını gösteren KKTC Devlet Nişanı'nı kendisine tevdi ettiğini belirtti. Gül, nişanı büyük bir onurla taşıyacağını ifade ederek,  Kıbrıs Türklerine sevgi ve muhabbetlerini sundu.

Haberler
19 Temmuz 2014 - 17:07