21˚
İstanbul
21˚
az bulutlu
Nem %56
Rüzgar 4.35 /s
Salı
23˚/16˚
Çarşamba
22˚/11˚
Perşembe
17˚/11˚
Cuma
19˚/12˚
16 Mayıs 2022 Pazartesi
Sonuç
Suriye’de Türkiye’ye karşı kirli oyun: İran-PKK işbirliği deşifre oldu

Suriye’de Türkiye’ye karşı kirli oyun: İran-PKK işbirliği deşifre oldu

İranlı general Kasım Süleymani, Suriye’deki iç savaş sırasında terör örgütü PKK’nın sözde yöneticileri ile görüşerek "Esad’a karşı savaşmayın, size özerk bölge verelim” vaadinde bulundu. Kanton adı altında Cezire, Kobani ve Afrin, teklifin kabul edilmesinin ardından PKK’ya rüşvet olarak verildi Suriye’de kurulan terör kantonlarının arkasından 1980’lerin başından itibaren terör örgütü PKK ile yakın ilişki kuran İran’ın parmağı çıktı. Terör örgütü PKK içerisinde uzun yıllar kaldıktan sonra örgütten ayrılan Hoşeng Osi, kirli işbirliğinin detaylarını Türkiye Gazetesi’ne anlattı. Yılmaz Bilgen’in haberine göre, ABD tarafından öldürülen eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, kanton fikrini ilk ortaya atan kişiydi. Sözde PKK yöneticileri ile 2011 yılı sonunda Kamışlı’da görüş Süleymani, Esad’a karşı savaşmamaları karşılığında teröristlere özerk bölge vaadinde bulundu. Taraflar el sıkıştı. Afrin, Kobani ve El-Cezire terör örgütü PKK’ya kanton adı altında rüşvet olarak verildi. Kasım Süleymani, 3 Ocak 2020 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri'nin İHA'lar ile Bağdat Uluslararası Havalimanı'na düzenlenmiş olduğu saldırı sonucunda öldü İRAN, PKK’YI KULLANIYOR Kurulduğu ilk dönemden bu yana terör örgütü PKK'nın İran rejimi tarafından çok amaçlı kullandığını belirten Osi, örgütün kurucu kadrosunda yer alan Mehmet Karasungur’un İran ile PKK arasındaki ilk irtibatı sağlayan kişi olduğunu söyledi. İran’da Dışişleri Bakanlığı da dâhil birçok kritik görevlerde bulunacak olan Ali Ekber Velayeti ise ilişki ağının Tahran tarafında bulunuyordu. Suriye’nin başkenti Şam’da, Velayeti ile örgütün elebaşı Öcalan birçok defa görüştü. 20 yıl PKK'da kaldıktan sonra örgütten ayrılan Hoşeng Osi kirli iş birliğini anlattı ELEBAŞI ÖCALAN’DAN MEKTUP Örgütte kaldığı 20 yılın ardından ayrılarak Avrupa’ya sığınan Hoşeng Osi, İran’ın terör örgütü PKK’yı ilk kamplarını kurduğu Bekaa ve sonrasında yerleştiği Kandil süreçlerinde de büyük destek verdiği bilgisini paylaştı. Osi, Bekaa kampları ile ilgili Ali Ekber Velayeti’nin o dönemde Suriye’nin kontrolünde olan bölgenin PKK’ya tahsis edilmesi ve lojistik ihtiyaçlarının karşılanması konusunda önemli rol oynadığını söyledi.  Osi, yakın dönemde yaşananlara yönelik önemli bilgiler de verdi. 15/12/1998 tarihinde Öcalan’ın İtalya'nın başkenti Roma'dayken uzun bir mektup yazdığını belirten Osi, Öcalan’ın bu mektubu Celâl Talabani’ye göndererek kendisinden İran ile arabuluculuk yapmasını istediğini söyledi. ‘KANDİL İRAN İLE ORTAYA ÇIKTI’ Öcalan’ın o dönemdeki hedefinin İran ve Talabani’nin nüfuz alanına giren bölgeler olduğunu, Kandil’in hiçbir şekilde gündemlerinde olmadığını belirten Osi, “Bu sebeple Talabani ile yoğun görüşme yürüttü. Bununla birlikte Rusya ve Yunanistan ile de bağlantı kurdu ancak bu temaslarında hayal kırıklığı yaşadı. İşte o süreçte İran devreye girdi ve Kandil seçeneği ortaya çıktı” dedi. SİLAHLI MÜCADELE ŞARTI Öcalan’ın yakalanmasını takip eden dönemde PKK içerisinde silahlı mücadeleyi durdurma, Kürt meselesini çözme amaçlı barışçıl bir projeleri düşünme süreçleri yaşandığını anlatan Osi, “O dönem İran devreye girdi ve çatışmanın devam etmesini sağladı. Şii rejim için ateş ve savaşın devam etmesi çok önemliydi. Kandil’e bunu dayatan İran oldu. Bu noktada başarılı da oldular” dedi. MURAT KARAYILAN YAKALANMIŞTI Uzun süre terör örgütü PKK'da kalan Hoşeng Osi, 13 Ağustos 2011 tarihinde İran'ın Murat Karayılan’ı yakaladığını söyledi. İçeride birebir şahitlik ettiği hadisenin Tahran tarafından gizlendiğini kaydeden Osi “Bu konuda Türkiye’den gelecek iade talebinin etkili olduğunu düşünüyorum. Karayılan’ın tutuklanması sırasında İran ile PKK arasında çok önemli anlaşmalar yapıldı. Bu anlaşmalardan Suriye’yi ilgilendiren kısmı uygulamaya konuldu. Süleymani, Suriye’nin kuzeyindeki bölgeleri PKK’ya teslim etme konusunda Esad rejimini ikna etti” dedi. Osi, PKK ile yapılan anlaşmaya Sincar’ın da dâhil edildiğini ve Sincar’da da kanton uygulamasının tatbik edildiğine vurgu yaptı. Terör örgütü PKK'nın elebaşlarından Murat Karayılan ‘PKK ARAP BAHARINI DESTEKLEDİ’ Suriye’de savaşın çıktığı ilk günlerde PKK içerisinde olduğunu ve Belçika’nın başkenti Brüksel’e 22 kilometre uzaklıktaki Denderleeuw köyünden yayın yapan ROJ TV’de çalıştığını belirten Osi, örgütün medya sorumlusu Mustafa Karasu’dan bir talimat aldıklarını söyledi. Karasu’nun verdiği talimatta Kürtleri ve Suriyelileri Esad rejimine karşı gösteri yapmaya teşvik etmelerini istediğini ve PKK’nın Arap Baharı’nı desteklemeye karar verdiğini aktaran Osi, “Talimatları ve emirleri yerine getirdik. PKK’nın Esad rejimine karşı Kürt ve Suriye halkının taleplerinin yanında durduğu o an bu karardan mutluydum. Bu durum iki ay sürmedi. PKK liderinin İmralı cezaevinden avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamalarla PKK’nın medya söyleminin tonu değişti. İlk baştaki çıkış bir şantajdı ve sonrasında pazarlık dönemi başladı” diye konuştu. ÖCALAN, ESAD’I TEHDİT ETTİ Avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamayla Öcalan’ın Esad’a kapı araladığını ve muhatabının Kürt aşiretler değil PYD olduğunu söylediğini belirten Hoşeng Osi, “Buna karşılık ‘taleplerimiz karşılanmazsa muhaliflerin yanında duracağız’ diyerek Esad’ı tehdit etmişti” dedi. PKK’YA KANTON RÜŞVETİ Bir yandan pazarlıkların sürdüğünü diğer yandan da Salih Müslüm, İlham Ahmad, Eldar Halil gibi kadroların Kandil tarafından Suriye’ye gönderildiğini, Kandil’in silah ve cephane sevk ettiğini ifade eden Hoşeng Osi, “İran’ın araya girmesi ile rejim, yapılan şantaja boyun eğdi. Temmuz 2012’de 'Demokratik Özerk Yönetim' adı altında Cezire, Kobani ve Afrin kanton olarak ilan edildi ve PKK’ya rüşvet olarak verildi” şeklinde konuştu.  

Haberler
03 Aralık 2021 - 11:04
Öcalan'ın avukatları hakim karşısında

Öcalan'ın avukatları hakim karşısında

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatlığını yapan 8 sanık, ‘silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle hakim karşısına çıktı. İstanbul 33.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Ali Maden, Cengiz Yürekli, Mahmut Taşçı, Mehmet Selim Okçuoğlu, Rezan Sarıca, Baran Doğan ve Suat Eren ile avukatları salonda hazır bulunurken, sanık İnan Akmeşe duruşmaya katılmadı. Duruşmada savunma yapan sanık Ali Madenci, bahsedilen tarihlerde bahse konu olan kişilerle görüşmeye gittiklerini söyleyerek, "Sadece hukuki görüş alışverişinde bulunduk. Hukuki anlamda yardım ettik. Görüşme sırasında herhangi bir not tutmadık. Kendi, başka diğer programlarımıza baktık. Bu kadar basit bir konunun tekrar ele alınmasını doğru bulmuyoruz. Böyle bir oluşum olduğunu da düşünmüyorum. Beraatımı talep ediyorum’’ dedi. "ÖCALAN İLE GÖRÜŞMEDİM" Sanık Cengiz Yürekli ise savunmasında, "Öcalan ile görüştüğüm söyleniyor ve bu bir suç olarak görülüyor. Ben İmralı’ya da gitmedim, Öcalan’la da görüşmedim. Hiçbir şekilde görüşemedim. Burada esas olan görüştüğüm değil, niye görüşemediğimdir’’ ifadelerini kullandı. “BEN ÖRGÜT ÜYESİYSEM NEDEN 10 YIL BEKLEDİNİZ” Savunmasında hazırlanan iddianamenin iade edilmesi gerektiğini vurgulayan sanık Suat Eren ise, "Suçun vasfına dair yapılan bir tespit yok. Ben örgüt üyesiysem neden 10 yıl beklediniz? İçi boş bir soruşturma. Bu dosyada mevcut delil itibariyle derhal beraatıma karar verilmesini talep ediyorum’’ diye konuştu. Üzerlerine atılı suçlara karşın savunma yapan diğer tutuksuz sanıklar ise beraatlarını istedi. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, eksikliklerin giderilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, sanık İnan Akmeşe’nin savunmasını yapması için bir sonraki duruşma hazır edilmesine karar verdi. Sonraki celse tanıkların dinlenmesine karar veren heyet, MİT kumpası olarak bilinen dosyanın gönderilmesi için İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına hükmederek duruşmayı erteledi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 57 sayfalık iddianamede, avukatlar Ali Maden, Baran Doğan, Cengiz Yürekli, İnan Akmeşe, Mahmut Taşçı, Mehmet Selim Okçuoğlu, Rezan Sarıca ve Suat Eren'in PKK/KCK silahlı terör örgütünün sözde Önderlik Komitesi içerisinde yer aldıkları ve İmralı'da cezaevinde bulunan örgüt elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatlığını üstlendikleri belirtildi. İddianamede şüphelilerin, sözde avukat-müvekkil ilişkisi adı altında örgüt elebaşının örgütün dışarıdaki açık alan yapılanmasına iletmek istediği örgütsel talimatları/mesajları örgütün dışarıdaki mensuplarına ilettikleri ve örgüt elebaşının savunmasını yapmak adına birçok örgüt mensubu avukat ile birlikte örgüt faaliyetlerine özgülenmiş Asrın Hukuk Bürosu isimli Hukuk Bürosu'nda bir araya geldikleri aktarıldı. İddianamede 8 avukat hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. #r-2790647,2740491,#

Haberler
14 Eylül 2021 - 16:12
Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın 8 avukatı için 15'er yıla kadar hapis istendi

Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın 8 avukatı için 15'er yıla kadar hapis istendi

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yapan 8 avukat hakkında iddianame düzenlendi. Hazırlanan iddianamede el edilen deliller ve tespitlere yer verildi. İddianamede avukatlar Ali Maden, Baran Doğan, Cengiz Yürekli, İnan Akmeşe, Mahmut Taşçı, Mehmet Selim Okçuoğlu, Rezan Sarıca ve Suat Eren’in PKK/KCK silahlı terör örgütünün sözde Önderlik Komitesi içerisinde yer aldıkları ve sanıkların İmralı'da cezaevinde bulunan örgüt elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatlığını üstlendikleri belirtildi. AVUKAT ADI ALTINDA İRTİBATI SAĞLIYORLAR İddianamede sanık avukatların, sözde avukat-müvekkil ilişkisi adı altında örgüt elebaşının örgütün dışarıdaki açık alan yapılanmasına iletmek istediği örgütsel talimatları/mesajları örgütün dışarıdaki mensuplarına ilettikleri ve sanıkların örgüt elebaşının savunmasını yapmak adına birçok örgüt mensubu avukat ile birlikte örgüt faaliyetlerine özgülenmiş Asrın Hukuk Bürosu isimli Hukuk Bürosu'nda bir araya geldikleri aktarıldı. YALANLARLA TÜRKİYE’Yİ ZOR SOKTULAR İddianamede sanıkların "Öcalan'a Tecrit uygulanıyor", "Avukatları 300 gündür görüştürülmüyor" gibi söylemlerle ve bunu basın-yayın organlarında yayımlattırarak kamuoyunda ve uluslararası alanda negatif algı oluşturdukları ve Türkiye’de bir mahkuma kötü davranıyor göstererek, uluslararası alanda zor duruma sokmaya çalıştıkları ifade edildi. Sanık Rezan Sarıca’nın Fransız Press Haber Ajansı muhabirlerinden Nicola Agence ile görüşerek Öcalan'ın 4. yargı reformu paketi kapsamında yeniden yargılanması girişimleri ile ilgili bilgiler verdiği de iddianamede belirtildi. SANIKLARIN YARGILANMASI YAKIN! İddianamede 8 avukat hakkında ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame kapsamında önümüzdeki günlerde sanıkların yargılanmasına başlanacak. #r-2740491,2790440,2696581,#

Haberler
06 Ağustos 2021 - 18:16
Öcalan'ın nasıl yakalandığını anlattı! '60 saniyede paketleyip…'

Öcalan'ın nasıl yakalandığını anlattı! '60 saniyede paketleyip…'

Dünyanın en kanlı terör örgütü PKK'nın kurucusu ve sözde lideri,  terörist elebaşı Öcalan'ın, Türkiye'ye getirilmesinde Milli İstihbarat Teşkilatı  (MİT) personelinin dışında görev alan birkaç isimden biri olan dönemin Ulaştırma  Bakanlığı Müsteşarı Hasan İşgüzar, AA muhabirine, operasyonun ayrıntılarını  anlattı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim üyeliği yapan Prof. Dr.  İşgüzar, teröristbaşı Öcalan'ın Türkiye'ye getirildiği süreçte "Sivil  Havacılık"tan sorumlu olduğunu söyledi. Elebaşı Abdullah Öcalan'ı almaya gidecek uçağın Türkiye'den kalkması ve daha sonra Türkiye'ye inecek olması nedeniyle kendisinin bu operasyona dahil  edildiğini anlatan İşgüzar, Öcalan'ın uçakla getirilmesi için gereken belgeleri  sağlamak üzere bir görev üstlendiğini söyledi. "CAVİT ÇAĞLAR'IN UÇAĞI KİRALANDI" MİT'teki operasyonla ilgili görevlilerin kendisine gelip konuyu  anlattıklarını dile getiren İşgüzar, şöyle devam etti: "Abdullah Öcalan'ı Kenya'dan Hollanda'ya götürmek üzere Yunanistan'ın  Hollanda'dan uçak kiraladığı bilgisi MİT'e gelince onlar da aynı model, aynı  renkteki bir uçağı göndererek Öcalan'ı Türkiye'ye getirmek için bir çalışma  yaparlar. Türkiye'deki resmi ya da özel bütün uçakların kayıtları Sivil Havacılık  Genel Müdürlüğündedir. MİT'in istediği şekildeki bir uçak o dönem sadece iş adamı  Cavit Çağlar'da vardı. Ben de istenilen uçağın Cavit Çağlar Bey'den alınabileceği  bilgisini verdim." İşgüzar, MİT personelinin de Çağlar ile anlaşarak uçağı kiraladığını  ancak Çağlar'ın operasyondan bilgisinin olmadığını söyledi. "İKİ PİLOT VE 4-5 MİT PERSONELİ DIŞINDA KİMSE YOKTU" Daha sonra söz konusu uçağın, Yunanistan'ın Öcalan için ayarladığı  uçağa bire bir benzemesi için boyanıp, kuyruk işareti konduğunu anlatan İşgüzar,  hazırlıkların ardından uçağın Türkiye'den havalandığını aktardı. İlk etapta Çağlar'ın pilotlarına da "Mısır'a gidilecek" şeklinde bilgi  verildiğini anlatan İşgüzar, uçakta iki pilot ve 4-5 MİT personeli dışında  kimsenin bulunmadığını vurguladı. Bu arada uçağa, Türkmenistan uçağı gibi işlem yapıldığı ve yolcu  bilgileri için de "muz tüccarları" ifadesinin kullanıldığını paylaşan İşgüzar,  "Hangi uçak olursa olsun personelle birlikte uçacak isimlerin Sivil Havacılık  Genel Müdürlüğüne bildirilmesi gerekir. Özel uçakla bir yere gideceksiniz,  isimler mutlaka yazılı olarak bildirilir. Uçuş rotası çizilir. Onun dışında gitme  şansınız yok. Dolayısıyla o dönemde bizden istenen her türlü hizmeti sunduk."  şeklinde konuştu. "UGANDA'DA MUZ TÜCCARI GİBİ DAVRANILDI" Havalanan uçağın, Antalya üzerinden çıkarak Akdeniz, Güney Kıbrıs Rum  Kesimi hava sahasında yaklaşık 18 dakika uçulduktan sonra Mısır ve Uganda'ya  gideceği şeklinde rota çizildiğini aktaran İşgüzar, şunları anlattı: "Direkt Kenya'ya gidilmemesinin sebebi, Hollanda'dan da aynı tip, aynı  renk uçak gideceği için Kenya'daki havaalanı küçük bir yer, orada herhangi bir  yabancı uçak dikkati çeker diye 10 gün Uganda'da beklendi. Uganda'da muz tüccarı  gibi davranıldı. Operasyon yapılmadan birkaç saat öncesi Kenya'ya gidildi.  Kenya'da hiç kalınmadı. Hollanda'dan Öcalan'ı kaçırmak için gelen uçak havadayken  bizim uçağımız ondan iki saat önce meydana indi." "60 SANİYE İÇİNDE PAKETLENDİ" Kenya'daki Yunanistan Büyükelçiliğinde saklanan Abdullah Öcalan'ın,  Hollanda'dan gelmesi planlanan uçağa binmek üzere korumaların yer aldığı bir  konvoyla yola çıktığını söyleyen İşgüzar, sözlerini şöyle sürdürdü: "En önde Kenya koruma aracı vardı, arkasında ise Yunanistan  Büyükelçiliğinin koruma aracı. Abdullah Öcalan'ın içinde bulunduğu araç üçüncü  sırada, arkasından da Öcalan'ı gayri resmi koruyan kendi örgüt elemanları ile bir  de yine korumaların olduğu araç vardı. Havaalanına gelirken Kenya polisi,  Öcalan'ın aracı geçtikten sonra yolu keserek arkadan gelen konvoya başka bir  yerden yol veriyor. O da yaklaşık 15-20 dakika kazandırıyor. Öcalan havaalanına  girdiğinde, bineceği uçağın, Hollanda'dan gelen uçak olduğunu zannediyor. Takım  elbiseli, gayet mutlu bir şekilde uçağa yöneliyor. Uçağın kapısı açılıyor ve 60  saniye içinde paketleniyor. Uçağa alındığında kapılar kapanıyor. Uçak  havalanırken diğer konvoy, daha havaalanına yeni giriyordu." RUM YÖNETİMİ HAVA SAHASINDA GEÇEN KRİTİK 18 DAKİKA İşgüzar, Türkiye'ye gelirken 18 dakikaya yakın bir süre uçağın, Güney  Kıbrıs Rum yönetimi üzerinden geçmesi gerektiğini ve bu süreçte, Rum yönetiminin  hava sahası üzerinde yaşananları da şöyle anlattı: "Havadaki rotalar o kadar kesindir ki 'Başka bir rotadan gideyim'  diyemezsiniz. Her uçağın da mutlaka, hava sahasına girdiği ülkeye kendi  işaretini, kimliğini bildirmesi lazım. Uluslararası kuraldır. Rum yönetimi  'Kuyruk işaretinizi bildirin' diyor, biz bir işaret bildiriyoruz, 'Öyle bir uçak  kayıtlarımızda yok' diyorlar. Pilotlar da 'Yanlış anlaşıldı bir dakika' deyip  farklı bir işaret bildiriyor. Yine Rum kesiminden böyle bir bilgi olmadığı  söyleniyor, 'Lisanımız yetersiz' denilerek rol yapılmaya başlanıyor. 'İkinci  pilot İngilizce olarak söylesin' deniyor. Rum hava sahasından geçilirken 18  dakika boyunca böyle bir yol izleniyor. Uçak, Türk hava sahasına girdikten sonra  rahatlıyoruz." UÇAK, İLK ÖNCE ATATÜRK HAVALİMANINA İNMEK ZORUNDA KALDI Türk hava sahasına giren uçağın Bandırma'daki askeri üsse yöneldiğini  söyleyen İşgüzar, ancak sis nedeniyle uçağın inemediğini ifade etti. İşgüzar, şöyle devam etti: "Uçak, başka havalimanına inmeyecekti, çünkü öyle bir uçak  kayıtlarımızda yoktu. Sisin dağılmasını beklerken yakıt azaldığı için zorunlu  olarak Atatürk Havalimanına inip yakıt ikmali yapması gerekti. Atatürk  Havalimanı'ndan iniş izni isteniyor ama izin verilmiyor. O arada bana ulaştılar.  Ben de, FIC denilen sistem vardır, Sivil Havacılık Genel Müdürü emriyle herhangi  bir uçak kaldırılabilir veya izin verilmez. FIC'den Atatürk Havalimanına bu  uçağın hiçbir soru sorulmadan indirilmesi talimatını verdim. Uçak, salimen  inişini yaptı. Askeri meydanın bulunduğu, gözün görmediği bir yere çekildi.  Burada uçağın kapıları açılmadan yakıt ikmali yapıldı. Daha sonra sis dağılınca  Bandırma'daki askeri üsse doğru uçak havalandı." İşgüzar, dönemin Genelkurmay Başkanı'nın Bandırma'daki askeri üssün  komutanını arayarak "Bir paketin geldiğini ve bizzat giderek alması talimatı  verdiğini" de söyledi. Hasan İşgüzar, Öcalan'ın daha sonra İmralı Adası'na götürüldüğü  bilgisini verdi. Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan vatandaşların haklarını silahla  engellemeye çalışan terörist elebaşı Öcalan, 1999'dan bu yana İmralı Adası'ndaki  cezaevinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını çekiyor.

Haberler
15 Şubat 2018 - 12:12
ABD'nin iddiasını çökerten uydu görüntüsü

ABD'nin iddiasını çökerten uydu görüntüsü

merika birleşik Devletleri’nin YPG’nin terör örgütü olmadığı, PKK ile organik bağının bulunmadığı iddiası uydu görüntüsü ile çürüdü. ABD’nin Türkiye’nin uyarılarına rağmen desteklediği YPG’nin PKK ile bağlantısı terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın uydu görüntüsü ile bir kez daha ortaya çıktı. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgulama Uygulaması ile deşifre olan görüntü Afrin’e bağlı Bülbül beldesinin yakınlarında yer alıyor. Uygulamaya girildiğinde coğrafi sekmesinde uygun koordinatlar girilince terör örgütü yöneticisinin görüntüsü açıkça ortaya çıkıyor. Poster imha edildi Teröristlerin Kilis'e roket attığı Darmık Dağı, bugün saatlerce savaş uçakları tarafından vuruldu. yenişafak.com'un haberi ardından televizyonları tarafından canlı yayınla ekrana getirilen bombardıman sırasında, dağda yer alan PKK elebaşının posteri imha edildi. Görüntünün konumu belli Uygulamada enlem alanında 36.78020246, boylam alnına ise 36.81205809 değerleri girildiğinde PKK/YPG yöneticisi Öcalan’ın görüntüsü ortaya çıkıyor. Terör örgütünden temizlenen alanlarda bulunan tünellerde teröristlere ait Türkçe ve Kürtçe yazılmış günlükler, çok sayıda siyasi doküman ve terörist elebaşı Abdullah Öcalan'a ait fotoğraflar bulundu. TSK ve ÖSO bölgeye yaklaştı Zeytin Dalı Harekatı ile kurtarılan bölgeye yakın bir konumda olan yerinde kısa zamanda terör örgütü PKK/YPG’den temizlenmesi bekleniyor. TSK ve ÖSO, Afrin'in kuzeybatısındaki Ali Bekki köyünü ele geçirdi. Sabah saatlerinde Raco ve Bülbül bölgelerinde başlatılan kara operasyonlarında 2 köy ve 3 stratejik tepe ele geçirildi.  

Haberler
31 Ocak 2018 - 16:25
ABD: Öcalan saygı görmeye değer bir şahsiyet değildir

ABD: Öcalan saygı görmeye değer bir şahsiyet değildir

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, Suriye'nin Rakka kentinde posterleri açılan terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan için "Saygı görmeye değer bir şahsiyet değil" ifadelerini kullandı. ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, "Rakka'nın özgürlüğüne kavuşturulmasının bütün Suriyeliler için bir kazanım olduğu yönündeki tavrımız açık olmuştur. Bu taraflardan beklentimiz, gerginliği artıracak ya da saldırgan olarak görülebilecek eylemlerden kaçınılmasıdır." ifadeleri yer aldı. Açıklamada, ABD hükümetinin terörizme karşı savaşta ve bölgesel istikrarın artırılmasında Türkiye ile yakın çalışmakta olduğu kaydedilirken, "PKK, Yabancı Terör Örgütleri listesinde yer alan bir örgüttür ve Öcalan, PKK ile bağlantılı terörizm faaliyetleri yüzünden Türkiye'de hapiste bulunmaktadır. Saygı görmeye değer bir şahsiyet değildir." denildi. DEAŞ terör örgütünün başkent ilan ettiği Rakka, aylar süren kuşatmadan sonra yapılan 4 aylık bir operasyonla SDG ismini kullanan terör örgütü PKK/PYD tarafından ABD'nin yoğun desteğiyle geçen salı ele geçirilmişti. Terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı YPG mensupları, Rakka meydanında PKK elebaşı Öcalan'ın posterini asmış, meydandaki törende konuşma yapan bir YPG militanı ise Rakka'nın alınmasını Öcalan'a adamıştı. Türkiyenin sert tepkileri üzerine, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Rakka'da terörist elebaşı Öcalan posterlerinin açılmasını kınadığını bildirmişti. ABD yönetiminin SDG ismini kullanan terör örgütü PKK/PYD’ye askeri ve siyasi desteği sürüyor.

Haberler
21 Ekim 2017 - 11:38
Teröristbaşı Öcalan'dan Almanya itirafı

Teröristbaşı Öcalan'dan Almanya itirafı

Almanya’nın, Türkiye'ye karşı başlattığı kirli savaş 2013 yılından beri süregelmekte. Gezi terörizminin ardından yakalanan BND ajanları, basın yoluyla yapılan kirli propaganda ve terör örgütü PKK'ya açıktan destek verilmesi, Alman silahlarının öldürülen teröristlerin üzerinde yakalanması gibi birçok somut delil Almanya'nın Türkiye'ye karşı yürüttüğü yıkıcı faaliyetlerin ne boyutlarda olduğunu göstermesi bakımından ibretlik. ÖCALAN: ALMAN GİZLİ SEVİSİ VE VEKİLLERLE GÖRÜŞÜYORDUM Almanya’nın, çok hatalı ve beklenen sonuçları son derece riskli politikalara yöneldiği görülmektedir. Abdullah Öcalan’ın ifade tutanaklarına göre ABD, Almanya, İngiltere, Hollanda, Fransa, İtalya, Suriye, Romanya, Bulgaristan, İran, Yunanistan, Sırbistan’ın silah, örgütsel istihbarat ve siyasal destek vermektedir. Öcalan ifadesinde Almanya hakkında; Gizli servisle görüşüyordum. Parlamentodan da beni ziyarete gelenler olurdu. Örgüt yöneticisi Kani Yılmaz’ın sığınma talebini kabul edip, pasaport verdiler. Her anlamda güçlü olduğumuz bir yerdi. ALMAN DEVLETİ PKK'YI ALENEN DESTEKLİYOR Alman Parlamentosunun da işin içinde olması Almanya’nın PKK politikasının bir devlet politikası olduğuna işaret etmektedir. Almanya, dolaylı stratejilerle Türkiye’yi bölgesinde zayıflatmaya ve bölmeye çalışmaktadır. Özellikle terör örgütü PKK’ya verdiği siyasal desteğin, açık veya gizli silah ve cephane satışları ile desteklendiği bilinmektedir. Kobani sürecinde Peşmergeleri silahlandıran Alman basınında yer alan yorumlarda TSK’nın PKK’ya karşı yürüttüğü hava operasyonları “saldırı” olarak görüldü. TSK, DAEŞ terörüne karşı savaşan güçlere (PKK) savaş açmakla suçlandı. Ne demişlerdi  o dönem: Operasyonlar derhal durdurulmalı! Yoksa “Patriyotları, askerlerimizi çekeriz! Şimdi de referandum sürecinde Türk devletine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a alenen savaş açmış durumdalar. Cumhurbaşkanı hakkında devlet televizyonunda yapılan aşağılık videolar Alman devlet politikasının da ne yapmak istediğinin bir kanıtı. 

Haberler
25 Mart 2017 - 10:26
Öcalan’ın mesajı Diyarbakır’da açıklandı

Öcalan’ın mesajı Diyarbakır’da açıklandı

Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile dün İmralı Adası’nda görüşen kardeşi Mehmet Öcalan ve açlık grevindeki HDP, DBP, DTK ve KJA’lı 50 kişi basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Mehmet Öcalan, ağabeyi Öcalan’ın fiziki olarak hiçbir sorununun olmadığını ve sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, şunları söylediğini kaydetti: “Burada sorunumuz yok, projelerimiz var. Eğer devlet bu projelere hazırsa, biz bu sorunu 6 ayda bitirebiliriz. Önceki süreci biz yok etmedik. Kürt sorunu 100-200 senelik bir sorundur. Eğer devlet samimi olsaydı bu sorun çözülürdü. Günde 30 insan ölüyor. Bu ülke bunu hak etmiyor. Biraz vicdanlı olan insanlar düşünmelidir. Devlet hazırsa iki adamını buraya gönderir. Evet bu ağır bir sorundur ama bizim projelerimiz hazırdır. 6 ayda bu sorunu çözeriz. Bu kör bir savaştır. Kimsenin kimseyi yenebileceği bir savaş değil. 30-40 yıldır devam ediyor, daha da devam eder. Tek taraflı olmuyor bu çözüm. En büyük taraf devlettir. Devlet işaret ederse bu sorun uzun süre devam etmez, çözülür” dedi. Açlık grevi sona erdi Öcalan’ın ardından açlık grevi eylemcisi 50 kişi adına açıklama yapan DTK Eş Başkanı Leyla Güven ise açlık grevine başlarken tek bir taleplerinin olduğunu belirttiklerini anımsatarak, “Sayın Öcalan’dan haber alamadığımızı, halk olarak kaygılı olduğumuzu, devletten bu konuda acil bir görüşme yapılmasını talep etmiştik. Grevin 8’inci gününde sayın Öcalan’dan haber aldık. Sağlığı iyidir, selamını aldık. O talebimiz yerine gelmiş oldu, gerçekleşmiş oldu. Dolayısıyla bugün 50 kişilik grubumuz adına söylüyoruz, burada bu açlık grevini sonlandırıyoruz” dedi.

Haberler
12 Eylül 2016 - 15:07