22˚
İstanbul
22˚
açık
Nem %56
Rüzgar 4.21 /s
Pazartesi
21˚/16˚
Salı
22˚/15˚
Çarşamba
24˚/16˚
Perşembe
25˚/18˚
22 Mayıs 2022 Pazar
Sonuç
103 emekli amiral hakim karşısına çıkacak

103 emekli amiral hakim karşısına çıkacak

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, 4 Nisan 2021'de bir grup emekli amiralin yayımladığı "Montrö bildirisi"ne ilişkin 103 şüpheli gözaltına alındı. Zanlılar, ifadelerinin alınmasının ardından adli kontrolle serbest bırakıldı. Amiraller hakkında "anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşma" suçundan 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Mahkeme, davanın ilk duruşmasının 21 Mart 2022'de görülmesini kararlaştırdı. NE OLMUŞTU? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede sanıkların, ADMEK-2 isimli WhatsApp grubunda bildirinin taslağının paylaşılmasından metnin oluşturulmasına kadar katkı sundukları, altını imzalamayı kabul ettikleri ve yayımlanması için anlaştıkları belirtildi. Sanıkların seçilmiş hükümeti hedef aldıklarına ve muvazzaf askeri personel ile toplumun muhalif kesimlerini birlikte harekete geçirmek üzere anlaştıklarına dikkati çekilen iddianamede, bildiride geçen Montrö vurgusunun "araç" olarak kullanıldığı, bunun WhatsApp grubunda yer alan şüphelilerin yazışmalarından anlaşıldığı vurgulandı. İddianamede, sanıkların ortak bir iştirak iradesiyle hazırlanan bildiriyi kamuoyuyla paylaşarak, meşru iktidara karşı harekete geçmek üzere ve hükümetin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellenmesi amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde emir komuta dışında hareket edilmesini hedefledikleri kaydedildi. #r-2804576,#

Haberler
23 Aralık 2021 - 16:36
Bildirici amiraller darbelerden ilham aldı: Montrö vurgusu ‘araç’ olarak kullanıldı

Bildirici amiraller darbelerden ilham aldı: Montrö vurgusu ‘araç’ olarak kullanıldı

Kamuoyunda "amirallerin Montrö bildirisi" olarak bilinen açıklamada imzası bulunan 103 kişi hakkında "Anayasal Düzene Karşı Suç İşlemek için Anlaşma" suçundan hazırlanan iddianamenin detayları netleşmeye başladı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede şüphelilerin, ADMEK-2 isimli WhatsApp grubunda söz konusu bildirinin taslağının paylaşılmasından itibaren metnin oluşturulmasına kadar katkı sundukları, altını imzalamayı kabul ettikleri ve yayımlanması için anlaştıkları anlatıldı. HÜKÛMETİ HEDEF ALDILAR 103 şüphelinin seçilmiş hükûmeti hedef aldıklarına ve muvazzaf askerî personel ile toplumun muhalif kesimlerini birlikte harekete geçirmek üzere anlaştıklarına dikkati çekilen iddianamede, bildiride geçen Montrö vurgusunun da "araç" olarak kullanıldığı, bunun WhatsApp grubunda yer alan şüphelilerin yazışmalarından anlaşıldığı vurgulandı. İddianamede, şu tespitlere yer verildi: Türkiye tarihinde gerçekleşmiş darbe, muhtıra, bildiri ve benzeri olaylardan ilham alan şüphelilerin, '103 Amiral bildirisi' olarak kamuoyuna yansıtılan metnin başlangıç cümlesinin maksatlı olarak 'Yüce Türk Milleti.....' şeklinde başlatıldığı, söz konusu bildirinin ilk kez 3 Nisan saat 22.54 sıralarında internet sitesi üzerinden yayımlandığı belirlenmiştir. Şüphelilerin ortak bir iştirak iradesiyle hazırlanan bildirileri kamuoyuyla paylaşarak meşru iktidara karşı harekete geçmek üzere ve hükûmetin görevlerini yapmasının kısmen veya tamamen engellenmesi amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde emir komuta dışında hareket edilmesini hedefledikleri anlaşılmıştır. TSK'YI HAREKETE GEÇİRMEYE ÇALIŞTILAR Bildiri olarak ortaya çıkan suça konu metnin dili, temas ettiği konular, yayımlandığı saat itibariyle gece vakti dolaşıma sokulması, en üst rütbede emekli amirallerin imzalaması, bir başka deyişle isimlerinin metin altına geçirilmesine rıza göstererek geçmişteki emir-komuta etkisini kullanma niyetlerinin varlığı, şüphelilerin toplumdaki karşılıkları, meslek geçmişleri, emekli olmadan önceki rütbeleri, askeri kültür ve gelenekten gelen otoriteleri nazara alındığında, 'Amiral Bildirisi' olarak kamuoyuna yansıyan metnin yasal olarak kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti hükûmetine karşı geçmiş yıllarda olduğu gibi muhtıra metni tarzında toplu bir bildiri ile muvazzaf Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını hükûmete karşı illegal bir şekilde harekete geçirmeye çalışma amacı gütmüştür. SORUŞTURMA BENZER ADIMLARIN ÖNÜNÜ KESTİ Başsavcılık tarafından derhal ve ivedi bir şekilde soruşturma işlemlerine başlanmasının benzeri oluşum ve bildiriler ile sair adımların atılmasının önüne geçildiği vurgulanan iddianamede, şüphelilerin eylemlerinin toplanan delillere göre atılı suçu oluşturduğu ve haklarında cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte delillerin tespit edildiği belirtildi. Başsavcılık, 4 Nisan 2021'de bir grup emekli amiralin yayımladığı "Montrö bildirisi"ne ilişkin soruşturma başlattığını duyurmuştu. Şüpheliler, ifadelerinin alınmasının ardından adli kontrolle serbest bırakılmıştı.

Haberler
08 Aralık 2021 - 06:51
Emekli amirallerden Biden’a muhtıra!

Emekli amirallerden Biden’a muhtıra!

ABD’de emekli amiral ve generallerin mektubu gündem oluşturdu. Kongre baskını daha hafızalardan silinmemişken emekli amiral ve generellerin Biden'a yönelik suçlamaları yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. ABD Başkanı Biden’a yönelik suçlamalarda bulunan ve açıkça muhtıra niteliği taşıyan mektupta çok sayıda öneride sıralandı. Seçimlere hile karıştırıldığı ve Marksist diktatörlüğe doğru ilerlendiği gerekçesiyle kaleme alınan mektupta, "Ulusumuz büyük bir tehlike içinde" denildi. Mektupta, "Anayasal Cumhuriyetimizin hayatta kalması için savaşıyoruz. Çatışma, sosyalizm ve Marksizm taraftarları ile anayasal özgürlük ve özgürlük taraftarları arasındadır" şeklinde ifadelere de yer verildi. SEÇİM ZAMANI YAPILAN ÇAĞRI HATIRLATILDI Seçimler sırasında yazılan mektuplar ile hatırlatma yapılırken, "Generaller ve amiraller, 2020 seçiminin ülkenin kurulmasından bu yana en önemli seçim olabileceğini söyledi. Demokrat Parti'nin sosyalistleri ve Marksistleri kucaklamasıyla tarihsel yolumuz tehlikede. Maalesef bu ifadelerin doğruluğu, seçim sürecinden başlayarak hızlı bir şekilde ortaya çıktı" dendi. “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ UYGULANMALIDIR” Yapılan seçimlerde hile olduğu belirtilen mektupta, "Seçim bütünlüğü, yasal oy kullanılmasını ve sayılmasını gerektirir. Yasal oylar, meclisin onaylı kontrolleri tarafından devlet kimlikleri, doğrulanmış imzalar kullanılarak tanımlanır. Bugün birçok kişi, adil ve dürüst seçimlerden kaçınmak için bu tür sağduyulu kontrolleri ırkçı olarak adlandırıyor. Uygunluğun kanıtını bastırmak için ırkçı terimler kullanmak başlı başına bir gözdağı taktiğidir. Buna ek olarak, bütünlüğün sağlanması için seçim süreçlerimizde 'hukukun üstünlüğü' ilkesi uygulanmalıdır" ifadelerine yer verildi. FBI VE YÜKSEK MAHKEMEYE ÇAĞRI Mektupta, "FBI ve Yüksek Mahkeme, seçim usulsüzlükleri ortaya çıktığında hızlı hareket etmeli ve 2020'de olduğu gibi bunları göz ardı etmemelidir. Kongre'yi atlayarak 50'den fazla icra kararı hızla imzalandı ve çoğu önceki yönetimin etkili politikalarını ve düzenlemelerini tersine çevirdi. Dahası, aşırı kısıtlamalar, okul ve iş yerlerinin kapatılması, yazılı ve sözlü ifadelerin sansürlenmesi gibi temel haklarımıza yönelik doğrudan saldırılardır" ifadelerine yer verildi. Mektubun devamında diğer ulusal güvenlik sorunlarına değinilerek, öneriler sıralandı. #n-2782752# #n-2782385#  

Haberler
12 Mayıs 2021 - 15:11
Amiraller çark etti! Bildiriyi WhatsApp’tan öğrenmişler

Amiraller çark etti! Bildiriyi WhatsApp’tan öğrenmişler

104 emekli amiralin kaleme aldığı bildiriye ilişkin yürütülen soruşturmanın, ikinci dalgasında adli kontrol şartıyla serbest bırakılan yedi isimden ikisinin ifadelerine ulaşıldı. Yönetimden uzaklaştırılan Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Başkanı Namık Kemal Çalışkan, metinden ne zaman haberinin olduğuna ilişkin sorulara, “Benim bu duyurudan sosyal medya mecralarında yayımlanana kadar hiçbir bilgim yoktu” şeklinde cevap verdi. Çalışkan’ın bazı emekli amirallerle, emekli Büyükelçilerin Montrö çerçevesinde kaleme aldığı duyuruya dair yazışmaları tespit edilmişti. Bu bildiriye destek verip vermediği de sorulan Çalışkan, bildiriyle ilgili değerlendirme yaptıklarını ancak destek vermemek noktasında görüş birliğine vardıklarını belirtti. Bildiriye, darbe çağrışımı yapan “Yüce Türk Milleti” ifadesini eklediği öne sürülen emekli amiral İlker Güven de duyuruyu ilk olarak WhatsApp grubunda gördüğünü söyledi. Güven, “Ergun Mengi Amiral, bahse konu açıklamanın hukuki açıdan bir suç unsuru bulunmadığını belirtti. Ben de ismimin eklenmesine onay verdim” ifadelerini kullandı. En çok tartışılan ‘Yüce Türk Milleti’ ifadesine ilişkin konuşan Güven, “Bunun özel bir sebebi yoktur” dedi. Söz konusu bildiride “Aksi hâlde Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir’ şeklinde geçen kısım ne amaçla yazılmıştır?” sorusuna Güven, “FETÖ tehdidinin tekrar hortlayabileceğini vurgulayan bir cümledir” şeklinde cevap verdi.

Haberler
24 Nisan 2021 - 07:56
İçişleri Bakanlığı: "TESUD başkanı ve yönetim kurulu üyeleri görevden uzaklaştırıldı"

İçişleri Bakanlığı: "TESUD başkanı ve yönetim kurulu üyeleri görevden uzaklaştırıldı"

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, görevlendirilen müfettiş ve denetçiler tarafından inceleme sonrası hazırlanan rapor; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri uyarınca ve genel hükümler gereğince yasal işlemlerin takdir ve ifası için Başsavcılığa tevdi edildiği belirtildi. Ayrıca Dernek Yönetim Kurulu Başkanı ve diğer yönetim kurulu üyeleri, geçici bir tedbir olarak Bakanlık makamının onayı ile görevden uzaklaştırıldı. Konuya ilişkin İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasının tamamı şu şekilde: “Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Yönetim Kurulu Yöneticilerinin son günlerdeki açıklamalarında ve basın yayın organları vasıtasıyla yapmış oldukları beyanlarında, 104 emekli amiral tarafından yayımlanan bildiriye destek oldukları ve açıklamalarının emekli amirallerin bildirisi ile benzerlik taşıdığı görülmüştür. Emekli amirallerce yayınlanan bildiriye ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Türk Ceza Kanununun 316/1 maddesi kapsamında başlatılan soruşturma, halen devam etmektedir. TESUD yöneticilerinin 104 emekli amiralin bildirisine destek açıklaması üzerine Bakanlığımızca da 8 Nisan tarihinde Mülkiye Müfettişi ve Dernekler Denetçileri görevlendirilmiştir. Müfettiş ve denetçiler tarafından inceleme sonrası hazırlanan rapor; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri uyarınca ve genel hükümler gereğince yasal işlemlerin takdir ve ifası için Başsavcılığa tevdi edilmiştir. Ayrıca Dernek Yönetim Kurulu Başkanı ve diğer Yönetim Kurulu Üyeleri, 5253 sayılı Dernekler Kanununun 27'nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince geçici bir tedbir olarak Bakanlık makamının onayı ile görevden uzaklaştırılmıştır.”

Haberler
20 Nisan 2021 - 15:45
Montrö’yü araç olarak kullanmışlar

Montrö’yü araç olarak kullanmışlar

Savcılık, Ergün Mengi için, Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğine yazdığı tutuklama yazısında, Mengi’nin, “Admek-2” isimli WhatsApp grubunda emekli Amiral Ali Yüksel Önel’e gönderdiği iddia edilen mesajı gerekçe gösterdi. Ergün Mengi’nin, yapılması istenen değişiklikleri bildiri metnine ekleyerek son hâlini verdiği belirtilen tutuklama talebinde, “Ayrıca Ali Yüksel Önel’e, ‘Komutan’ım çok sağ olun. Esas tepki takunyalı amiral harp okulu giriş şartlarında irticaya karışılmasının çıkarılması ve subay astsubay kurslarından Atatürk ilke ve inkılapları derslerinin çıkarılmaması üzerine olacaktır. Ama grupta uzlaşı çok zordu. Bu sebeple Montrö bahanesiyle son paragraftaki mesajları veren hedef kitle DzKK (Deniz Kuvvetleri Komutanlığı) olmayan bir bildiri hazırlayayım dedi. Çok haklısınız ama burada Montrö’yü araç olarak kullandık. Esas endişemiz son üç paragrafta anlarlarsa eğer çok teşekkür eder saygılarımı sunarım’ şeklinde mesaj göndererek bildiride işlenen Montrö ile ilgili açıklamaların bahane olduğunu açıkça belirttiği, bu şekilde soruşturma konusu bildiriyi hazırladığı ve üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama sebebini bulunduğu anlaşılmaktadır” deniliyor. İFADESİNE BAŞVURULACAK Bildiride ‘Yüce Türk Milleti’ ifadesi, darbeyi çağrıştırdığı gerekçesiyle tartışmalara sebep olmuştu. Emekli amiraller Emniyet’teki ilk ifadelerinde, bildiride yer alan ‘Yüce Türk Milleti’ ifadesinden haberlerinin olmadığını belirtmişti. Bildiriye, ‘Yüce Türk Milleti’ ifadesinin gözaltına alınmayan ama aynı WhatsApp grubundaki emekli amiral İlker Güven tarafından eklendiği öğrenildi. 104 amiralden biri olan Güven’in ifadesine önümüzdeki günlerde başvurulacak. Emekli amirallerin tepki çeken bildirinin son şeklini gördükten sonra yayınlanmasına WhatsApp üzerinden karar verdikleri ortaya çıktı.

Haberler
14 Nisan 2021 - 08:51
Devlet Bahçeli: HDP ile ittifak kuranlar çocuklarımızın düşmanı

Devlet Bahçeli: HDP ile ittifak kuranlar çocuklarımızın düşmanı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Türk-İslam aleminin ramazan ayını tebrik ederek başladı. Ramazan ayının inananlar için "bereket ve bolluk vahası", "sabır, merhamet, hoşgörü ve paylaşma vadisi" olduğunu vurgulayan Bahçeli, insanlığın maruz ve mahkum kaldığı belaların dallanıp budaklandığı bir dönemde, nefis terbiyesine, kalp temizliğine, vicdan tefekkürüne, huzur tecellisine çok ihtiyaç olduğunu, bu ihtiyaç halinin her geçen gün daha da şiddetlendiğini söyledi. İnsanlığın tehlikeli bir girdabın ortasında, çözümü gittikçe karmaşıklaşan girift bir bulmacanın odak noktasında olduğunu ifade eden Bahçeli, "Bir yanda süregelen kanlı çatışmalar, sonuçsuz çekişmeler, iç savaşlar, hakimiyet kavgaları, istikrarsız coğrafyalar, kutuplaşmış ülkeler, ekonomik zorluklar, zulüm ve adaletsizliklerin karanlık yüzü varken, diğer yanda gözle görülmeyecek kadar küçük, ama tahribat ve yıkımı devasa büyüklükte olan bir virüsün insanlığa meydan okuyuşu söz konusudur. Açlık, yokluk, yoksulluk, yolsuzluk, terör kıtalara ambargo koyarken, ilkel dürtüler, ilkesiz yönetimler, iradesiz yöneticiler, itibarsız zihniyetler ne yazık ki beşeriyetin susadığı barış, refah ve huzur ufkunu da perdelemektedir." değerlendirmesinde bulundu. Böyle bir süreçte Kovid-19 hastalığının insanlığa musallat olduğunu, hayatın normal akışını temelinden, hem de kaygı verici ölçüde bozduğunu belirten Bahçeli, "Elbette her şey Allah'tandır. Derdi veren Allah, inanıyoruz ki, şifayı da bahşedecektir." dedi. "Vuslat için sabretmeliyiz, biraz daha dişimizi sıkmalıyız" Ramazan ayında sağduyu ve sükunet içinde oruç tutup, ibadet ederken, manevi muhasebeyi, insanlığın hal ve gidişatını gözden ve gönülden geçirmenin zaruri olduğunu kaydeden Bahçeli, "Bu mübarek ayda kendimize dönerek, sevdiklerimize daha çok yönelerek, akıp giden hayatın biraz olsun hızını keserek virüsün yayılmasını engelleyebilir, bayramı aslına uygun olarak karşılayabiliriz. Vuslat için sabretmeliyiz, biraz daha dişimizi sıkmalıyız. Maske, mesafe ve temizlik şartlarına riayet kadar, Ramazan ayı boyunca uygulanması artık kaçınılmaz olan diğer kısıtlayıcı tedbirlerle bayramı ve müteakip dönemleri tıpkı eski günlerde olduğu gibi kucaklayabiliriz. Dar gelirli vatandaşlarımızı gözeterek, esnafımızın, çiftçimizin, küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin talep ve hassasiyetlerini mümkün mertebe dikkate alarak bugünkü darboğazdan çıkabiliriz." ifadelerini kullandı. Kovid-19'un tasallutundan kurtulabilmek için seferberlik içinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen Bahçeli, insan ve toplum sağlığının muhafazası, ayrıca Kovid-19'la mücadelenin başarıya ulaşabilmesi için hayati nitelikli kurallara mutlaka uyulması gerektiğini vurguladı. Dayanışmanın, duyarlılığın, empatinin, yardımlaşmanın güzelliklerini hep birlikte gösterilmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Biz öylesine büyük bir medeniyetin, öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki, felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağrından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz. Bu sayede mazlumların göz pınarlarından süzülen yaşları sileriz." dedi. Ramazan ayının mübarek olmasını dileyen Bahçeli, "Cenab-ı Allah'tan niyazım, bu mübarek ay hatırına Kovid-19 illetinden Türk milletini ve tüm insanlığı esirgeyip bağışlamasıdır." temennisinde bulundu. "PKK can çekişmekte, acı içinde çırpınmakta" Terörle mücadelenin kararlılıkla ve kahramanlıkla sürdürüldüğünü anlatan Bahçeli, ocak ayında başlatılan Eren Operasyonlarının başarıyla ve yüksek bir moralle icra edildiğini söyledi. PKK'nın kış aylarında yuvalandığı alanların birer birer temizlendiğini dile getiren Bahçeli, yaklaşık iki haftalık bir zaman aralığında bölücü örgütün üst kademe yöneticilerinin içinde yer aldığı 16 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirtti. Şırnak Bestler Dereler Domuz Dağı Bölgesi'nde hainlerin takibe alınarak mağaraları ve saklandıkları barınakların vurulduğunu aktaran Bahçeli, ikisi kırmızı, üçü de turuncu listede bulunan PKK'nın elebaşlarının ihanetlerinin bedelini canlarıyla ödediklerini kaydetti. Karların yavaş yavaş erimesi ve baharın gelişiyle birlikte saklandıkları deliklerden fareler gibi çıkmaya başlayan teröristlerin, Türk milletinin gücünü, Türk devletinin kudretini bir kez daha gördüklerini ifade eden Bahçeli, "Onlar kaçacak biz kovalayacağız, onlar yıkacak biz yapacağız, onlar saklanacak biz bulacağız, nitekim şehitlerimizin hesabını sonuna kadar soracağız. Bölücü terör örgütünün sonu nihayet gelmiştir. PKK can çekişmekte, acı içinde çırpınmakta, her yerinden dağılmaktadır." diye konuştu. "Küçük bir çocuğun eline silah verilmiş, ölmeye ve öldürmeye programlanmıştı" Bu kanlı ve hain şebekenin çocuklardan bile terörist devşirecek kadar alçak ve şerefsiz olduğunu ifade eden Bahçeli, bunlardan birisi olan Hamza Adıyaman'ın, Hakkari Kırıkdağı Köyü'ndeki okulundan kaçırıldığında henüz 8 yaşında olduğunu anlattı. Hamza Adıyaman'ın önce Zap suyuna düşüp boğulduğunun söylendiğini ancak Irak'ın kuzeyinde bulunan PKK kampına kaçırıldığı fotoğraflarla ortaya çıktığını aktaran Bahçeli şöyle devam etti: "Küçük bir çocuğun eline silah verilmiş, ölmeye ve öldürmeye programlanmıştı. Şu rezalete bakınız ki, HDP'li bir kadın milletvekili de PKK'yı arkalamış, Hamza Adıyaman'ın ailesini suçlayarak aynen şunları söylemiştir: 'Zap suyuna düştü ve ailesi para karşılığında HDP il binası önünde oturtuluyor.' Bu terörist kadının ruhu kirlenmiş, vicdanı lekelenmiş, iradesi rehin alınmıştır. Meclis'te bekleyen fezlekesinin derhal işleme alınması hayat memat konusudur. Hamza Adıyaman Zap suyunda değil, PKK'nın ihanet kampındadır. Gerçekleri saklayan, çocukların dağa ve kamplara silah zoruyla kaçırılmasını çarpıtan kim varsa, dilerim ki bir gün kendilerini Zap suyunun dibinde bulurlar. HDP'yle ittifak kuranlar aynı zamanda çocuklarımızın düşmanıdır. Terörist Demirtaş'a siyasi maksatlarla müşfik ve müspet yaklaşanlar çocuklarımızın, kadınlarımızın, güvenlik güçlerimizin, hülasa Türk milletinin karşısında oluşmuş zillet cephesidir. HDP'ye müsamaha ve merhamet analara hakaret, babalara hıyanettir." HDP il binalarının önünde evlatlarının peşine düşen, katillerden ve işbirlikçilerden çocuklarını isteyen muhterem anaları selamladığını ifade eden Bahçeli, "Anaların yüreklerinde patlayan volkanın, gittikçe yaygınlaşan infial lavlarının hainleri ve destekçilerini perişan edeceğine inanıyorum." dedi. "Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti dünya durdukça var olacaktır" Zeytin Dalı Harekat Bölgesi'nde 7 Nisan'da PKK/YPG terör örgütünün kanlı saldırısında uzman çavuşlar Ahmet Akdal ile Gökhan Çakır, 9 Nisan'da Eruh ilçesi kırsalında teröristlerle çıkan çatışmada ise uzman çavuş Erkan Erdem'in şehit olduğunu belirten Bahçeli, Türk yıldızlarına ait eğitim uçağının kaza kırıma uğraması sonucunda Pilot Yüzbaşı Burak Gençcelep şehit düştüğünü anımsattı. Afrin şehidi Gökhan Çakır'ın babası Hasan Çakır'ın "Allah devletimize zeval vermesin. Vatan bölünmez şehitler ölmez. Bugün bir tane Gökhan gitti ama bu sabaha kadar bin tane Gökhan gelecek. O kanı yerde bırakmayacaklar." sözlerinin hayranlık uyandırdığını, Eruh kırsalında şehadet şerbetinden içen Erkan Erdem'in annesi Hatice Erdem'in yaktığı ağıdın herkesi hüzne boğduğunu anlatan Bahçeli, "Bu inanç bizde varken, bu dirayet bize hakimken, bu vatan ve millet sevgisi bizimle bütünleşmişken, Türk milletini bölmeye, Türk devletini yıkmaya, Türk bayrağını indirmeye, Türk vatanını parçalamaya hiçbir zalimin, hiçbir zilletin, hiçbir muhasım ülkenin gücü yetmeyecektir. Bir ölürsek bin diriliriz. Bir gidersek bin geliriz. Ancak milli varlığımız üzerinde operasyon yapmayı hedefleyen emperyalistleri ve uşaklarını asla affetmeyiz. İstiklal deriz, ihanete ok gibi saplanırız. İstikbal deriz, tıpkı 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi, işgale yeltenenleri doğduklarına doğacaklarına bin pişman ederiz." yorumunu yaptı. Şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Bahçeli, "Gazilerimize uzun ve sağlıklı bir ömür temennisiyle hürmetlerimi sunuyorum. Şehitlerin kanı yerde kalmayacak, emanetleri çiğnetilmeyecektir. Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti, dünya durdukça var olacaktır." diye konuştu. Bahçeli, "104 emekli amiralin hazırlayıp 4 Nisan gece yarısı servis ettiği darbe bildirisini haklı çıkarmaya, makul göstermeye, ifade ve düşünce özgürlüğü kisvesiyle maskelemeye çalışanların, milli iradeye içten içe tahammülsüz olan vesayetçi çevreler olduğunu" söyledi. Bu açıklamanın arkasında duranların kimler olduğunun, neyin amaçlandığının bağımsız ve tarafsız mahkemelerce açıklığa kavuşturulacağını belirten Bahçeli, "4 Nisan bildirisine imza atmayan ancak imza sürecinde açılan WhatsApp grubuna üye olan emekli bir amiral, hazırlanan metnin yayımlanmasından önce değiştirildiği iddiasını dile getirmiştir. Madem öyleydi, 104 kişiden birisi çıkıp da bu bildiriyi niçin inkar edemedi? 'İmza attığım metin bu değildir.' itirazını niye yapamadı?" diye sordu. Bahçeli, emekli amirallerin iradesinin iğfal edildiğini ileri sürenlerin boşa konuştuğunu, boşuna uğraştığını, çünkü her şeyin gün gibi ortada olduğunu vurgulayarak "Eğer bildirinin son hali İP’in yönetiminde bulunan ve ilk imzacı olan Ergun Mengi tarafından hazırlanmışsa, bunun izahını yapması gerekenler şüphesiz bellidir ve milletimiz açıklama beklemektedir." değerlendirmesinde bulundu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Emekli amiraller dünyanın neresinde darbe yapabilir?" sorusunu pişkinlikle sorabildiğini dile getiren Bahçeli, "Anlaşılan Kılıçdaroğlu, cehaletinin ve cüretinin kurbanı olmaktan herhangi bir rahatsızlık duymamıştır. Talat Aydemir’in 20 Mayıs 1963'teki ikinci darbe teşebbüsü esnasında sadece emekli bir albay olduğunu Kılıçdaroğlu dışında bilmeyen var mıdır?" dedi. "Kılıçdaroğlu’nun akli ve zihni melekeleri iyice laçkalaştı" "Tarihine yüz çevirmiş, üstelik devri iktidarlarında vuku bulmuş bir kalkışmadan haberi bile olmayan CHP Genel Başkanı’na milletimiz nasıl güvenecek, nasıl inanacak, nasıl itibar edecektir?" sorusunu yönelten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kılıçdaroğlu’nun akli ve zihni melekeleri iyice laçkalaşmıştır. Sıkıştıkça denge ve kontrolünü kaybetmektedir. İleri derecede su kaynatmaktadır. Katıldığı bir televizyon programında, yoldaşı İP Başkanı’nı ters köşeye yatırıp, 'Ortak görüş olursa Cumhurbaşkanı adayı olurum' sözleriyle niyetini açık etmesi, bununla da kalmayarak kazanacağından şüphe duyulmaması gerektiğini söylemesi, zamanlama itibarıyla üzerinde durulması gereken bir beyanattır. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacağından bu kadar eminse, kendisine çok güveniyorsa, buyursun aday olsun, korkakça değil mertçe milletimizin huzuruna çıksın 'Ben de varım' desin. MHP'nin ve Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı çoktan bellidir. Kılıçdaroğlu’nun elinden tutan yok, önüne geçen yok, aday olmasına bildiğimiz kadarıyla mani bir hal yok. Ondan bundan kahkaha bekleyeceğine, kararını belirlesin, cesaretle arkasında dursun." "Gökkuşağı renklerine bürünerek eylemine ve işine baksın" MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kılıçdaroğlu'nun partisinin geçen haftaki grup toplantısında, "milliyetçilikle ilgili kuru sıkı attığını, işkembeden salladığını" savundu. "Boş lakırdının karın doyurmadığını, kuru gayretin çarık eskittiğini" ifade eden Bahçeli, şunları söyledi: "Diliyle omzunu kaşıyan CHP Genel Başkanı, yayladaki yoğurda mantı kesiyor, sudaki balığa soğan doğruyor, demem o ki, hayal peşinde koşup duruyor. Yıkık değirmende altı ay bekleyen Kılıçdaroğlu, milliyetçiliğin ne olduğunu bana da dünyaya da gösterecekmiş. Sayın Kılıçdaroğlu, çapına çaputuna, milliyetçilik senin ne haline? Ne tuhaf ki, aksayanla aksıyorsun, suya gidenle susuyorsun, sofra gördün mü 'Açım' diyorsun. Şunu aklından çıkarma ki alçacık eşek binmeye kolaydır, yünlüce koyun yolmaya kolaydır, senin milliyetçiliğin ise yalan üstüne yalan koymaktır. 'Dünyaya milliyetçiliği anlatacağım.' diyen Kılıçdaroğlu, gel onu sen benim külahıma anlat. 'LGBT, Türk aile yapısını bozuyor mu?' sorusuna, 'Hayır, ilgisi yok, niye aile yapısını bozsun' diyen birisinin ne milliyetçiliği ağzına almaya ne manevi değerlerden söz etmeye ne de 'Adamım' diye ortalıkta dolaşmaya hakkı vardır. Kendisine tavsiyemiz, milletimize gölge etmesin, nifak saçan diline hakim olsun, gökkuşağı renklerine bürünerek eylemine ve işine baksın, bizden de uzak kalsın." "Küçük ortaklıktan gocunmuyoruz" CHP Genel Başkanı’nın "ucuz ve uçuk üslubunun" aynısının, İYİ Parti Genel Başkanı’nda da mevcut olduğunu öne süren Bahçeli, "Bu zavallı devamlı surette bize 'küçük ortak' diyor. Sanıyorum tedavisi imkansız bir kompleksin içinde bocalıyor. 104 emekli amirale önce 'zevzek' diyen, sonra yaş tahtaya bastığını anlayınca durumu kurtarmaya çalışan, arkasından da bize sataşan bu iplikçi başı mahalle aralarında dedikodu yapar gibi konuşmaktadır." ifadelerini kullandı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenip, 104 emekli amirali kast ederek "Bu insanları küçük ortağınızın gazına gelip mahkum ettirmeyin" açıklamasında bulunduğunu anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti: "Biz küçük ortaklıktan gocunmuyoruz. Büyüklüğün Allah’a mahsus olduğu inancındayız. Kaldı ki milletvekili sayımızın 48 olduğunun da bilincindeyiz. 'Küçük' diye hafife aldığı partimizi, FETÖ kumandasıyla ele geçirme oyunlarını da unutmuş değiliz. Biz, küçük olmasına küçüğüz ancak Rabb'im hiçbir partiyi zilletin küsuratı yapmasın, böylesi bir alçalmayı hiç kimseye nasip etmesin."

Haberler
13 Nisan 2021 - 10:46
Montrö bildirisi soruşturmasının detayları ortaya çıktı

Montrö bildirisi soruşturmasının detayları ortaya çıktı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının bazı emekli amirallerin açıklamasına ilişkin yürüttüğü soruşturmanın detayları ortaya çıktı. Alınan bilgiye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosundan sorumlu Başsavcıvekili Veysel Kaçmaz tarafından yürütülen soruşturmada, gözaltına alınan emekli amirallerin bildirinin hazırlanmasında, bildiride adı geçen diğer kişilere ulaştırılmasında ve imzalatılmasında rol oynadıkları tespit edildi. Gözaltına alınan şüphelilerin ev aramaları ve dijital materyallerinin incelemesinin devam ettiği öğrenilen soruşturmada, emekli amirallerin yurt içi ve yurt dışındaki bağlantılarının araştırıldığı kaydedildi. Soruşturmada, bildiriyi hazırlayan şüphelilerin görevde olan muvazzaf subaylarla irtibatı olup olmadığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı dışında diğer komutanlıklarla da irtibat kurulup kurulmadığı, başka kişilere imza için baskı yapılıp yapılmadığının araştırıldığı öğrenildi. Bildirinin başlığı, kullanılan dil, yayınlanma saati ve kullanılan terimlerin daha önce yayınlanan muhtıralarla benzerlik gösterdiği belirlendi. Şüphelilerin ifadeleri ve dijital incelemelerin ardından soruşturmanın derinleştirileceği belirtildi. 10 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI Türk Ceza Kanunu'nun 316/1 maddesinde yazılı "Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşma" suçundan re'sen açılan soruşturmada Ergun Mengi, Atilla Kezek, Alaettin Sevim, Ramazan Cem Gürdeniz, Nadir Hakan Eraydın, Bülent Olcay, Kadir Sağdıç, Türker Ertürk, Turgay Erdağ ve Ali Sadi Ünsal gözaltına alındı. Engin Baykal, Cemil Şükrü Bozoğlu, Mustafa Özbey ve Atilla Kıyat'a ise 3 gün içerisinde emniyete gelmeleri için tebligat yapıldı. #n-2776669# #n-2776704#

Haberler
05 Nisan 2021 - 12:30