22˚
İstanbul
22˚
parçalı bulutlu
Nem %44
Rüzgar 4.41 /s
Salı
23˚/16˚
Çarşamba
22˚/12˚
Perşembe
18˚/11˚
Cuma
20˚/12˚
16 Mayıs 2022 Pazartesi
Sonuç
Hürrem Sultan'ın yaşayan torunu bakın kim?

Hürrem Sultan'ın yaşayan torunu bakın kim?

Lara Adra Sultan II. Abdülhamid'in torununun torununun kızı olan Lara 1986 Lübnan doğumlu. Paris'te bir bankada çalışıyor. Nilüfer Cem Sultan Abdülmecid'in torunu Şehzade Burhaneddin Cem Efendi'nin kızı 1953 Amerika doğumlu. Psikoloji okudu İsviçre'de yaşıyor. Ayşe Gülnev Osmanoğlu Sutton V. Murad'ın torununun torunu. 1971'de İngiltere Henley'de doğan Ayşe Gülnev hala İngiltere'de yaşıyor. Hanzade Önbaş Sultan Vahideddin'in kızı Ulviye Sultan'ın torunu 1953'te dünyaya geldi. Tiyatro okudu fakat Türkiye'de Kuşadası'nda bir otel işletiyor. Kenize Murad Sultan V. Murad'ın kızı Hadice Sultan'ın torunu. Gazetecilik yapan Kenize Murad, Fransa'da yaşıyor. Fazile İbrahim Bernard Sultan Vahideddin'in kızının, Halife Abdülmecid Efendi'nin oğlunun torunu. Jean Alphonse Bernard'la evli hala Fransa'da yaşıyor. Bala Hodo Sultan Reşad'ın torunu Rukiye Sultan'ın torunu.İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisi Bölümü'nü bitirdi. İstanbul'da yaşıyor. Naciye Sultan ve kızı Mahpeyker Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecit'in torunu ve Şehzade Süleyman Efendinin kızı olan Naciye Sultan, 1957'de hayatını kaybetti. İkbal Moneim Saviç İkbal Moneim Saviç Neslişah Osmanoğlu'nun kızı. Halen İstanbul'da yaşıyor. Emel Nurcihan Hado 1925 doğumlu Sultan Reşad'ın torunu. Ortaköy'de yaşıyor. Resan İris V. Murad'ın torununun kızı, 1956 yılında Bebek'te doğdu. İstanbul'da yaşıyor antikacıda çalışıyor. Perihan Saadeddin 1963'te doğan Perihan Saadeddin, Sultan Abdülaziz'in torununun kızı. Beyrut'ta yaşıyor. HÜRREM SULTAN Doğum adı Aleksandra Lisowska olan, ancak Avrupa'da Roxelana olarak bilinen Hürrem Sultan, Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın eşidir. Bir Osmanlı padişahıyla nikahla evlenmiş tek kadın olma ayrıcalığını taşır. Tarihçiler, Hurrem Sul­tan'ın Rus asıllı olduğunu, Ukrayna'da, 1506 yılında doğduğunu ifade etmektedirler. Saçının kızıla çalan rengi nedeniyle adının Roza, Rossa veya Roxialene olduğu belirtilmektedir. Hayatı romanlara, tiyatro oyunlarına, opera eserlerine konu olmuştur. Devlet işlerinde etkin rol oynayarak Osmanlı İmparatorluğu'nda "Kadınlar saltanatı" denilen devri başlattığı kabul edilmektedir. Tahminen 9 yaşındayken Kırım Türk­leri tarafından esir edilip Kırım Sarayı'nda birkaç yıl tahsil ve terbiye gördükten sonra Kırım Hanı tarafından, Saray-ı Hümayûn'a hediye edildiği belirtilmektedir. Hurrem Sultanın Kanuni'nin haremine ne zaman katıldığı kesin olarak bilinmemektedir. 927 yılında (1520-21) Şehzade Mehmed'i dünyaya getirmesi ile birlikte nüfuzu, sarayda ve Kanuni katındaki değeri artmıştır. Osmanlı sarayına girdikten sonra da İslam ve Türk terbiyesiyle eğitilerek yetiştirlmiş ve sempatik tavırlarından dolayı sarayda kendisine Hürrem adı verilmiştir. Aralarında on bir yaş olan Kanuni ile ev­lendikten sonra Hurrem Sultan'ın yedi ço­cuğu olmuş fakat şehzadelerden ikisi küçük yaşta vefat etmiştir. Son kışını çok sevdiği Hünkârı Kanuni ile Edirne'de geçirdi. Rahatsızlığı artınca İstanbul'a dönerek içinde bir de hastanenin bulunduğu Eski Saray'a yerleşti. Yakalandığı kulunç hastalığından kurtulamayarak, 52 yaşındahayatını kaybetti. Haseki Külliyesi1551'de Haseki Hürrem Sultan, Mimar Sinan'a yaptırmıştır. Mimar Sinan'ın hassa başmimarı ol­duktan sonra yaptığı ilk eserdir. XIX. Yüz­yıldan itibaren Haseki adıyla anılan Avratpazarı semtinde kurulmuştur. Cami Haseki cad­desinin bir yanında, medrese, sıbyan mektebi, imaret ve dârüşşifâ ise diğer ya­nında yer almaktadır. Osmanlı ailesinde güzel bir gelenek vardı. Küçük yaşta ölenler de dâhil, hane­dan mensuplarından geride kalan eşyalar titizlikle saklanırdı. Yalnız hanımların ve kız ço­cuklarının eşyaları bu geleneğin dışında bırakılırdı. İşte bu adet Hurrem Sultan'ın vefatında değişikliğe uğradı. Merhumenin özel eşyaları sarayda ve türbesinde muhafaza altına alındı. Ara­larında zarif işlemeli örtüler, kaşbastılar ve mücevherlerin de bulunduğu bu şahsi eşyalar, halen Topkapı Sarayı Müzesi ile Türk İslâm Eserleri Müzesi'nde sergilenmektedir. Haseki Külliyesi1551'de Haseki Hürrem Sultan, Mimar Sinan'a yaptırmıştır. Mimar Sinan'ın hassa başmimarı ol­duktan sonra yaptığı ilk eserdir. XIX. Yüz­yıldan itibaren Haseki adıyla anılan Avratpazarı semtinde kurulmuştur. Cami Haseki cad­desinin bir yanında, medrese, sıbyan mektebi, imaret ve dârüşşifâ ise diğer ya­nında yer almaktadır. Haseki Hürrem Sultan Cami945 (1538-39) yılında inşa edilen cami kare mekânlı ve tek kubbeli ve tek minarelidir. Daha sonra cemaate yeterli gelmemesi nedeniyle 1612 yılında Sultan I. Ahmed zamanında iki sütun ve bir kubbe daha ilave edilerek büyütülmüştür. Günümüzde de cami olarak hizmet vermektedir. Haseki Hürrem Sultan MedresesiKlasik tipte bir yapı olan medrese caminin karşısında bulunmaktadır. 946 (1539-40) yılında inşa edil­miştir. Dershanesi kapının karşısındaki revakın or­tasında yer almaktadır. Dershanenin iki yanına altı, avlunun iki yanına ise on oda yerleştirilmiştir. Müderrislere günde elli akçe, on altı talebeye günlük ikişer akçe, muide ise beş akçe verilmesi şart koşulmuştur. Bugün odaları yatakhane, dershanesi ise mescid olarak kullanılmaktadır. Sıbyen MektebiMedresenin doğusun­da yer alan Sıbyan Mektebi, yanyana iki birimden meydana gelmektedir. Bi­rinci kısmı iki cephesi sütunlu açık ders­hane, ikinci kısmı ise kapalı dershanedir. Binanın önünde bulunan havuzlu alanın oyun bahçesi olarak düzenlendiği düşünülüyor.Yapılış tarihi bilinmeyen mekteb sadece Müslüman çocukları için vakfedilmiş olup dini eğitim şart koşulmuştur. Haseki Külliyesi İmaretiHaseki Caddesi üzerinde külli­yeye girişi sağlayan üçüncü kapı imarete aittir. Kitabesinde 1550 (h.957) yılında yaptırıldığı belirtilen İmaret, kuzey­de üç, doğu ve batı yönlerinde beş ke­merli bir revakla çevrilmiş ve revaklar baklava başlıklı sütunlara oturtulan pandantifli kubbelerle örtülmüştür. Günümüzde imarethanede yemek pişirilip yenmekte bir bölümü ise kütüphane olarak hizmet vermektedir. DarüşşifâOsmanlı mimarî tarihin­de bir benzeri daha bulunmayan orijinal bir yapı olan Haseki Darüşşifası giriş kapısındaki kitabeye göre, 1550 (h. 950) yılında bitiril­miştir. Mimar Sinan'ın, yaptığı eserler içinde en mükemmel mekân dü­zenlemesini gerçekleştirdiği yapı olarak bilinmektedir. Giriş kapısından sonra sekizgen plan­lı açık bir avlu ve bu avluya bakan yüksek kemerli muayene bölümleri yer almaktadır. Po­likliniklerden sonra ise iç kısımlardaki kubbeli doktor ve hasta odaları bulunmaktadır. Hürrem Sultan darüşşifada çalışacak başhekim dahil, bütün personelin güzel cümlelerle hitap etmelerini ve has­taların sorularına hoşa gidecek şekilde ce­vap vermelerini şart koşmuştur. Hastanede çalışanlara dolgun üc­ret verilmesi, fakir hastalardan doktor muayenesi ve ilâç için para alınmamasını da şart koşmuştur.Halen külliyenin medresesi yatakhane, kapalı dershanesi mescid, imareti yemekhane, sıbyan mektebi top­lantı salonu, dârüşşifâsı eğitim ve idare binası olarak kullanılmaktadır.   Cihangir CamiKanuni Sultan Süleyman tarafından oğlu Şehzade Cihangir için yaptırılmıştır. Tophaneye hakim olan büyük tepe üzerindeki mübarek camidir.Bir rivayete göre Şehzade Cihangir, üvey abisi Mustafa'nın ,annesi Hürrem Sultan tarafından düzenlenen bir komplo sonucu öldürülmesinden sonra üzüntüsünden,22 yaşında intihar etmiştir. Haseki HamamıAyasofya Haseki Hamamı, Hürrem Haseki Sultan tarafından, 1556 yılında, hayrat olması amacıyla Mimar Sinan a yaptırılmıştır. Klasik devir Osmanlı hamamları uslubundaki yapı, çifte hamam şeklinde ve 75 m uzunluğundadır. Bu hamamda, Türk hamam mimarisinde bir yenilik olmak üzere ilk defa kadınlar ve erkekler kısmı aynı eksen üzerinde yapılmıştır.Erkeler kısmı cephesinde diğer hamamlardan farklı olarak ortasında bir kubbe olan sütunlu bir revak yer alır. Kubbe ve revak tavanı tuğla dekor ile süslüdür.Kadınlar tarafı da erkekler tarafıyla aynı plandadır. Fakat bu kısımda soyunmalık erkekler tarafındakinden daha küçüktür. Şehzade Cihangir Cami Tophaneye hakim olan büyük tepe üzerindeki mübarek camidir.Bağdat'ta: İmamı âzam hazretlerinin nurlu mezarı üzerine sağlam bir kale, bir cami, güzel bir imaret, yüksek bir türbe ve akıl hastanesi inşa edilmiştir.Yine Bağdat'ta Şeyh Abdülkadir-i Geylanînin mübarek mezarı üzerindeki yüksek kubbe yenilenmiş, cami yeniden onarılmış, imaret ve daha başka hayratlar yenile­nmiştir.Konya'da: Mevlana Celaleddin hazretlerinin türbeleri yakınında iki minareli yüksek bir cami, güzel bir mes­cit, imaret ve dervişler için odalar ve benzerleri yapılmıştır.Şam'da: Yüksek bir cami, medrese, imaret...Mekke'de: Dört mezhep için ayrı ayrı dört büyük medrese bina ettirdi ve Rum ülkesinde uygulanan ku­rallara göre on beşer öğrenci ve birer müderris yardımcısı ta­yin etti.    

Haberler
10 Kasım 2018 - 11:36
Hürrem Sultan gerçekte nasıl öldü, işte tüm gerçekler

Hürrem Sultan gerçekte nasıl öldü, işte tüm gerçekler

Osmanlı tarihinde pek çok ilke öncülük eden Kanuni Sultan Süleyman'ın resmi nikahlı eşi Hürrem Sultan'ın yaşamına ilişkin merak ve ilgi Star TV ekranlarından yayınlanan Muhteşem Yüzyıl dizisiyle birlikte artış gösterdi. Hürrem Sultan'ın bu hafta yayınlanacak bölümde hayata veda edecek olması Hürrem Sultan'ın ölüm nedenine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Milliyet'ten Esengül Demirbaş, Hürrem Sultan'ın neden öldüğünü tarihçilere ve doktorlara sordu.İşte yanıtlar:-  Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil (Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü): Hürrem Sultan'ın ölümüyle ilgili kaynaklara yansıyan bilgiler kulunç hastalığı olarak ifade edilir. bugün doktorlar kulunç hastalığının öldürmediğini ifade ediyorlar. Hürrem Sultan, oğlu cihangir'in ölümünden sonra büyük üzüntüler yaşadı. Bu üzüntüler kendisinde başka hastalıkları tetiklemiş olabilir.-Prof. Dr. İlber Ortaylı (Galatasaray Üniversitesi): Hürrem Sultan kalp hastasıydı, o yüzden öldü. Başka bir rivayet falan yok. O dizileri seyredip de başka bir şey aramayın arkasında. Diziler kafanızı karıştırmasın. Hiç anormal bir durum yok.-  Prof. Dr. Feridun Emecen (İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü): Hürrem Sultan'la ölümüyle ilgili pek fazla bir bilgi yok. Sadece hastalandığına dair kayıtlar ve tarihi bilgiler var. Bir süre hasta yatıyor. Bu rahatsızlığı sonrasında ölümü vuku buluyor.-  Prof. Dr. Ziya Mocan (Medical Park Fatih Hastanesi İç Hastalıkları uzmanı): Diziden takiple kulunç hastalığı gibi bir olay söz konusu değil. Kulunç bir kas gerginliğidir ve ölüme yol açmaz. Dizide gördüğümüz kadarıyla kalp yetmezliğini düşündüren bir belirti ve görüntü yoktur. Kalp yetmezliğinin nefes darlığı, bacaklarda şişlik gibi belirtileri vardır. Dizideki görüntülerde boynunda bir şişlik mevcuttur. Kendisinin halsizliği, ateşi ve büyük üzüntüler sonucu ortaya çıkmış olması lenf bezi kanserini aklımıza getirmektedir.'KANSER NEDENİYLE ÖLMÜŞ OLABİLİR'-  Doç. Dr. Tayfun Açıl (Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji uzmanı): Eğer Hürrem Sultan'ın kalp hastalığı olsaydı nefes darlığı, bacaklarda şişlik, çarpıntı veya göğüs ağrısı gibi şikâyetleri olması gerekirdi. Penisilin gibi basit bir ilacın o dönemlerde olmaması insanların basit mikrobik hastalıklara bağlı ölmesine neden olabilmekteydi. Dizide Hürrem Sultan'ın genel durumunun bozuk olduğu görülüyor ki, bu iltihabi bir hastalığı da akla getiriyor. Hürrem Sultan mikrobik bir hastalığa bağlı ölmüş olabilir. Ya da bir kanser hastalığı neticesinde de ölmüş olabilir.-  Dr. Hayri Parlar (İstanbul Florence Nightingale Hastanesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji uzmanı): Eğer bir kalp hastalığı nedeniyle öldü ise en büyük olasılık kalp yetmezliği olabilir. Bunun da altında kalp damar tıkanıklığı, geçirilmiş kalp krizi, kapak hastalığı veya yüksek tansiyon olabilir. Hürrem Sultan'ın ağrıları belki de kalp damarlarında tıkanıklığa bağlı angina (göğüsü sıkıştıran bir ağrı) dediğimiz kalp ağrıları olabilir.ZEHİRLENME DE OLABİLİRHayatı romanlara ve dizilere konu olan, hakkında en çok efsane üretilen padişah eşlerinden Hürrem Sultan'ın ölümü de yaşamı gibi ilgi ve merak konusu. Sanat tarihçisi ve araştırmacı-yazar Talha Uğurluel'in, Prof. Dr. Muammer Kayatekin ile birlikte hazırladığı “Tarih Tıbbı Konuşturdu” adlı Timaş Yayınları'ndan çıkan kitapta Hürrem Sultan'ın ölüm şekli ve muhtemel sebepleri analiz ediliyor. Birçok uzmanın görüşü de alınarak yapılan değerlendirmelere göre Hürrem Sultan'ın ölüm sebebi olarak kayıtlara geçen “Kulunç” aslında bir hastalık değil; belli hastalıkların neticesinde ortaya çıkan bir durum. Kulunç'a sebep olan en önemli etkenlerden birisi ise zehirlenme. Güz Çiğdemi adlı bitkiden elde edilen “Kolşisin” adlı zehir ise ilk akla gelen ihtimallerden. Kitapta anlatıldığına göre Kulunç kendi başına bir hastalık değil. Sadece bazı hastalıklar sonucu oluşan bir durum.

Haberler
30 Nisan 2014 - 13:12
Hürrem Sultan Muhteşem Yüzyıl'a veda ediyor, Hürrem Sultan öldü

Hürrem Sultan Muhteşem Yüzyıl'a veda ediyor, Hürrem Sultan öldü

Ekranların en çok izlenen dizisi Muhteşem Yüzyıl'da bu hafta bir devir sona eriyor. Hürrem Sultan Muhteşem Yüzyıl'dan ayrılıyor. Amansız bir hastalığa yakalanan Hürrem'in derdine hiç kimse çare bulamayacak ve Hürrem, Süleyman'ın kollarında hayata veda edecek. Ölmeden önce tüm sevdiklerini bir arada görmek isteyen Hürrem'in bu dileği gerçekleşecek mi? Hürrem'in vedası dengeleri nasıl değiştirecek? Mihrimah, Hürrem'in ölümünden sonra, sarayda tüm gücü eline geçirebilecek mi? Muhteşem Yüzyıl dizisi 134. bölümü 30 Nisan 2014 tarihinde saat: 20.00'da Star TV ekranlarında olacak.HÜRREM SULTAN GERÇEKTE NASIL ÖLDÜ?Oğullarını tahta varis yapmayı başaran Hürrem Sultan, 15 Nisan 1558'de İstanbul'da hayatını kaybetti. Hürrem Sultan'ın zehirlenerek ya da kadın hastalığı sonucu öldüğü düşünülür. Büyük bir cenaze töreninin ardından Süleymaniye Camisi avlusuna gömüldü. Mezarı üzerine türbesi eşi I. Süleyman tarafından yaptırıldı.ÖLÜMÜNDEN SONRA NELER YAŞANACAK?Hürrem Sultan'ın ölümü sonrası çok üzülen eşi Kanuni Sultan Süleyman karısının vefatından sonra günümüzde İran'da bulunan bir şehrin ismini değiştirerek şehre Hürremabad ismini vermiştir. Şehrin ismi günümüzde de hala aynıdır. Hürrem Sultan; Avrupa'da ve Türkiye'de resim, müzik ve bale sanatlarındaki birçok çalışmaya konu olmuştur. Avusturyalı besteci Joseph Haydn'ın 63. Senfonisi bu eserlere bir örnektir. Eser daha çok, ikinci bölümünün adı olan “Roksalan” ismiyle anılır. Yusuf Niyazi'nin “Mazlum Şehzadeler”, Orhan Asena'nın “Hürrem Sultan” ve “Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe” adlı piyesleri, Hürrem Sultan'ı konu alan Türk tiyatro yapıtlarındandır.[12] 2003 yapımı dizide Hürrem Sultan'ı Gülben Ergen canlandırırken, 2011 yapımı Muhteşem Yüzyıl dizisinde Hürrem Sultan'ı Meryem Uzerli ve Vahide Perçin canlandırılmaktadır. Türkiye'de yazılan ilk büyük bale eserlerinden Hürrem Sultan Balesi, Orhan Asena'nın “Hürrem Sultan” adlı piyesinden ilham alarak Nevit Kodallı tarafından bestelenmiştir. Hürrem Sultan'ın doğduğu yer olduğuna inanılan Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir “Hürrem Sultan Anıtı” bulunur. 2007 yılında, Ukrayna'daki bir liman kenti olan Mariupol'daki Tatarlar Hürrem Sultan'ın onuruna bir cami açmıştır.

Haberler
26 Nisan 2014 - 18:30
'Muhteşem Yüzyıl'da bir devir kapanıyor, Hürrem Sultan ne zaman ölecek

'Muhteşem Yüzyıl'da bir devir kapanıyor, Hürrem Sultan ne zaman ölecek

Dört sezondur reyting listesinde zirveden inmeyen 'Muhteşem Yüzyıl'da bir devir kapanıyor…Dizinin ana karakterlerinden 'Hürrem Sultan' 30 Nisan akşamı 134. bölümünde hayata veda ediyor.Çocuklarından birini tahta geçirmek için hayatını ortaya koyan Hürrem, vücudunda çıkan çıbana benzer yara yüzünden ölecek.Dizinin yayınlanan son bölümünde Şehzade Beyazıd ile Şehzade Selim'in birbirlerini öldürmelerine son anda yetişerek mani olan Hürrem Sultan fenalaşarak yere yığılınca hastalığı iyiden iyiye nüksediyor.Hürrem Sultan'ın tedavisiyle ilgilenen Alime Hatun Sümbül Ağa'ya 'Sultanımız amansız bir hastalığa yakalanmış. Bu öyle bir illet ki kurtulanını ne gördüm ne işittim. Çok az vakti kaldı' diyerek acı gerçeği söylüyor.Durumu öğrenen Sümbül Ağa önce Hürrem Sultan'dan bile gerçeği saklıyor ancak sonunda onu ağlarken yakalayan Hürrem Sultan'a durumunu gözyaşları içinde söylüyor. Ölümün kendisini alt edemeyeceğini düşünen Hürrem Sultan 'Ben defalarca ölümden döndüm bunu atlatacağım' dese de bu sırrın ağırlığı altında ezilen Sümbül Ağa payitahta döndüklerinde Sultan Süleyman'a Hürrem Sultan'ın amansız bir hastalığa yakalandığını söyleyerek derman diliyor.Ölümün kendisini alt edemeyeceğini düşünen Hürrem Sultan 'Ben defalarca ölümden döndüm bunu atlatacağım' desede bu sırrın ağırlığı altında ezilen Sümbül Ağa payitahta döndüklerini de Sultan Süleyman'a Hürrem Sultan'ın amansız bir hastalığa yakalandığını söyleyerek derman diliyor.

Haberler
17 Nisan 2014 - 09:42