16˚
İstanbul
16˚
kapalı
Nem %57
Rüzgar 7.26 /s
Cuma
20˚/12˚
Cumartesi
23˚/13˚
Pazar
23˚/16˚
Pazartesi
20˚/16˚
19 Mayıs 2022 Perşembe
Sonuç
Yine tampon faciası! Feci kazada İHH ekibinden 4 kişi hayatını kaybetti

Yine tampon faciası! Feci kazada İHH ekibinden 4 kişi hayatını kaybetti

Sayısız canlar verdiğimiz trafik kazaları yürekleri yakma devam ediyor. Ankara Şehir Hastanesi Kadın Doğum Kliniği Asistanı Doktor Rümeysa Berin Şen'in, nöbet dönüşü kullandığı otomobille koruycu tabponu olmayan kamyona arkadan çarparak hayatını kaybettiği kazanın benzeri Bursa'da 4 kişiyi hayattan kopardı. TIR ya da kamyonlara arkadan çarpan araçların ezilmesini önleyen koruycu tampon önleminin olması bir kez daha faciaya neden oldu... İHH YARIŞMASINA GİDİYORLARDI İstanbul Genç İHH'nın liselilere yönelik düzenlediği Teknoloji kampına katılmak üzere, İstanbul'dan yola çıkan 4 kişilik ekibin bulunduğu 34AFG020 plakalı otomobil önünde seyreden 41 HZ 096 plakalı bir kamyona arkadan çarptı. Kazada otomobilde bulunan 4 kişi hayatını kaybetti. Kaza esnasında aynı güzergahta yolculuk eden diğer sürücülerin ihbarı üzerin olay yerine çok sayıda ambulans ve itfaiye ekibi sevk edildi. Otomobilin arkadan çarptığı kamyonda, koruyucu tamponun bulunmaması dikkat çekti.  OTOMOBİLDEN ZOR ÇIKARTTILAR Kaza, saat 10.30 sıralarında Gebze-Orhangazi-Bursa-İzmir Otoyolu Selçukgazi Viyadüğü yakınlarında meydana geldi. İstanbul’dan Bursa’ya bir programa katılmak için yola çıkan Muratcan Kaya yönetimindeki 34 AFG 020 plakalı otomobil, aynı yöne giden Mustafa A. (41) yönetimindeki 41 HZ 096 plakalı kamyona arkadan çarptı. Kamyon şoförünün ihbarı üzerine kaza yerine jandarma, polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde, sürücü Muratcan Kaya ile yanındaki Yusuf Taha Göktaş (22), A. Talip Tığlı (25) ve Tarık Kesekçi’nin (26) yaşamını yitirdiği belirledi. Kazada hayatını kaybeden 4 kişinin cansız bedenleri yapılan ilk incelemenin ardından Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. İHA VE SİHA'LARIN YAPIMINDA TAKIM LİDERLİĞİ YAPTI Kazada hayatını kaybeden birinin Baykar'da görevli aslen Nevşehirli Uçak Mühendisi Tarık Kesekçi olduğu ortaya çıktı. Kesekçinin Türkiye Savunma Sanayinin en önemli envanterlerinden yerli ve milli Akıncı'nın yapımında görevli performans ve analiz mühendislerinin takım liderliğini yaptığı öğrenildi. Kesekçi, Akıncı'nın yapım aşamasını anlatan belgeselde de Selçuk Bayraktar ile birlikte rol aldı. O belgesel Nevşehir'in gururu Tarık Kesekçi başlığıyla sosyal medyada bir çok kişi tarafından paylaşıldı. HIZ GÖSTERGESİ 150’DE TAKILI KALDI Olay yerinde yapılan incelemelerde otomobilin hız kadranının 145 ile 150 kilometre arasında takılı kaldığı öndeki kamyonun ise 80 kilometre hızla seyrettiği öğrenildi. Kaza nedeniyle trafiğin tek şeritten sağlandığı karayolunda ulaşım araçların kaldırılmasının ardından yeniden normale döndü. "SENİ ÇOK ÖZLEYECEĞİM KARDEŞİM..." 3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, kazanın ardından hayatını kaybeden Nevşehirli Uçak Mühendisi Tarık Kesekçi için taziye mesajı yayımladı. Baykar'ın taziye mesajını alıntılayarak yaptığı paylaşımda öalışma arkadaşını özleyeceğini belirten Bayraktar, "Vatansever, idealist, iyi ahlaklı, gayretli, şuurlu, vakfımızda yetişen ve çok sevdiğim mühendis kardeşim Tarık Kesekçi, Hâkk'a yürüdü. AKINCI'da birlikte çok sabahladık. Allah rahmet eylesin. Mekânın cennet olsun. Vatan sana minnettardır. Seni çok özleyeceğim kardeşim..." ifadelerini kullandı. 'TAMPONSUZ KAMYON KALMASIN' Ankara Şehir Hastanesi Kadın Doğum Kliniği Asistanı Doktor Rümeysa Berin Şen nöbetten çıkıp evine dönerken kullandığı otomobille yol kenarında duran tamponsuz kamyona arkadan çarparak hayatını kaybetmişti. Kazadan kamyonların arkasında koruyucu tampon olmaması gündeme gelmişti. ‘Tamponsuz kamyon kalmasın’ kampanyası başlatılmıştı.  CENAZELER YARIN DEFNEDİLECEK Kağan Talip Tığlı ve Muratcan Kaya için yarın Fatih Camisi'nde öğle namazını müteakiben cenaze namazı kılınacağı aktarılan açıklamada, Tığlı ve Kaya'nın cenazelerinin İstanbul'da defnedileceği kaydedildi. Açıklamada, Tarık Kesekçi'nin cenazesinin memleketi Nevşehir'deki H. Rasim Uzer Camisi'nden, Yusuf Taha Göktaş'ın cenazesinin ise Zonguldak Ereğli Kepeztepe Camisi'nden kaldırılacağı bildirildi. #r-2803306,2803319,#

Haberler
27 Kasım 2021 - 14:38
Aile Bakanlığı harekete geçti: Müfredata ‘koruyucu aile’ eklenecek

Aile Bakanlığı harekete geçti: Müfredata ‘koruyucu aile’ eklenecek

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, koruyucu ailelerin sayısını artırmak için önemli çalışmalar başlatmaya hazırlanıyor. Koruma altındaki yaklaşık 23 bin çocuktan 8 bin 242’si koruyucu aile hizmetinden faydalanırken, bunlara devlet tarafından yaklaşık 232 milyon TL destek sağlanıyor. BAKANLIKLARLA GÖRÜŞMELERE BAŞLANDI  Bakanlık yetkilileri, İnsan Haklarını İnceleme Alt Komisyonu bünyesinde oluşturulan Çocuk Hakları Alt Komisyonuna sunum yaptı. Koruyucu aile sayısının artırılması için ilgili bakanlıklarla görüşmelere başladı. Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde hastane randevularında öncelik verilmesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde koruyucu aile hizmetiyle ilgili konuların müfredata eklenmesi, Diyanet tarafından koruyucu aile hizmetiyle ilgili tanıtımının yapılması, RTÜK tarafından belgesel, kamu spotu ve programların hazırlanması sağlanacak. Bakanlık tarafından belirlenen deneyimli 430 koruyucu aile, aday aileleri eğitecek, koruyucu aile sistemine dâhil olan aileleri destekleyecek. VEKİLLERE KORUYUCU AİLE ÇAĞRISI Öte yandan Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Musa Şahin, milletvekillerine de koruyucu aile olun çağrısında bulundu. Şahin ayrıca, koruyucu ailelere giyim yardımı, bakım ödemesi, ve çocuklara harçlık gibi destekler yapıldığını söyledi. 27 BİN 520 ÇOCUK SOKAKTAN KURTARILDI Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, sokakta çalıştırılan veya dilencilik yapmaya zorlanan çocukların korunması, eğitimlerinin devamı amacıyla ailelere yönelik rehberlik ve destek çalışmalarının yürütüldüğünü belirtti. “Çocuk işçiliğine sıfır tolerans” ilkesiyle faaliyette bulunduklarını aktaran Yanık, bu çocukların tespit edilerek uygun sosyal hizmetlerden ve yardımlardan yararlandırılması amacıyla da mobil ekiplerle çalışıldığını söyledi. 320 mobil ekibin oluşturulduğunu bildiren Yanık “Bugüne kadar sokakta çalıştırılan ve dilendirilen 27 bin 520 çocukla ilgili tedbir aldık. 1.078 çocuğun ailesine yasal işlem başlatılırken, 16 bin 145 aileye de rehberlik hizmeti verildi. 7 bin 628 çocuğun ailesine sosyal ve ekonomik destek hizmeti veya maddi destek sağlandı” dedi

Haberler
06 Kasım 2021 - 10:17
Bakan Selçuk: “Koruyucu aile sayımız 6 bini aştı”

Bakan Selçuk: “Koruyucu aile sayımız 6 bini aştı”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde gönüllülük kavramı ve farkındalığın geliştirilmesi, toplumsal kalkınmaya katkı sağlayacak gönüllü sayısının artırılması amacıyla gerçekleştirilen “Gönül Elçileri Projesi” ile koruyucu aile sayısı ülke genelinde her geçen gün yaygınlaşıyor. Aile yanındaki çocuk sayımız 2020 yılı sonu itibarıyla 7 bin 862’ye ulaştı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, ‘Her çocuğun bir ailesi olmalı’ düşüncesinden hareketle koruyucu aile ve koruyucu ailelere yerleştirilen çocuk sayısının artması için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Çalışmalar sonucunda toplumda koruyucu ailelik konusunda farkındalığın her geçen gün arttığını belirten Selçuk, “2018 yılı sonunda Türkiye genelinde koruyucu aile hizmetinden yararlandırılan çocuğumuzun sayısı 6 bin 465 iken 2020 yılı sonu itibarıyla 7 bin 862’ye ulaştı” dedi. Koruyucu aile sayısı 2020 yılı sonu itibarıyla 6.481’e yükseldi Koruyucu aile sayısında da artış olduğunu kaydeden Selçuk, “Koruyucu ailelik için başvuran aile sayımız son iki yılda arttı. 2018 yılı sonunda Türkiye genelinde koruyucu aile sayımız 5 bin 288 iken 2020 yılı sonu itibarıyla 6 bin 481’e yükseldi” diye konuştu. 4 yeni eğitim modülü oluşturduk 2020 yılında koruyucu aile hizmeti kapsamında yapılan çalışmalardan da bahseden Bakan Selçuk, “Ankara'da koruyucu ailelerimiz, koruyucu aileler yanında yetişmiş olan gençlerimiz, meslek elemanları, kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarında temsilciler ile medya mensuplarının katılımıyla ‘Koruyucu Aile Temelli Çocuk Koruma Sistemi’ çalıştayı düzenledik. Koruyucu eğitim paketleri revizyon çalışmaları yaptık. Ergenlik Modülü, Özel Gereksinimli Çocuklar Modülü, Sağlıklı Geçişler Modülü, Güçlenme ve Stresle Başaçıkma Modülü ismini taşıyan 4 yeni modül oluşturduk. Hazırlanan eğitim modülleri kapsamında Türkiye genelinde 27 meslek elemanına kolaylaştırıcı eğitimi, 96 meslek elemanına Koruyucu Aile Eğitici Eğitimi verildi” ifadelerini kullandı. Ergenlik dönemindeki bin 52 çocuğumuza destek sağladık Selçuk, İl müdürlükleri tarafından görevlendirilen psikologlar tarafından, koruyucu aile hizmetinden yararlanan ergenlik dönemindeki bin 52 çocuğa bireysel görüşmeler yoluyla destek sağlandığını belirtti. Koruyucu aile hizmetinin tanıtımı ve yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında rehber koruyucu aile uygulamasını hayata geçirdiklerine işaret eden Bakan Selçuk, “Aday ve yeni koruyucu ailelerimize deneyim aktarımının sağlanmasını amaçlayan ‘Rehber Koruyucu Ailelik’ sistemi İl Müdürlüklerimiz tarafından uygulanmaya başlandı” şeklinde konuştu.

Haberler
23 Ocak 2021 - 11:08
Maske ve Koruyucu Tulum Test Laboratuvarı

Maske ve Koruyucu Tulum Test Laboratuvarı

Kişisel koruyucu ekipman, basitçe ifade etmek gerekirse, bunları kullanan kişi ile hastalığa neden olacak bakteri ve virüsler arasında bir engel görevi yapmaktadır. Örneğin maskeler genel olarak, kişilerin gözlerini, burnunu ve ağzını kapatmaktadır, çünkü mikropların vücuda en kolay girebileceği noktalar bunlardır. Havadan veya bu bölgelere temas eden eller aracılığı ile patojenlerin vücuda alınması mümkündür. Maskeler, önlükler, eldivenler ve koruyucu tulumlar, en yaygın kullanılan kişisel koruyucu ekipman arasındadır. Bunların her birinin farklı kalite ve kapasitelere sahip farklı türleri bulunmaktadır. Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından, sıvı direnci, sızıntı koruması, filtreleme kapasitesi veya yırtılma ve takılmalara karşı direnç gibi ekipman kalitesini belirleyen standartlar geliştirilmiştir. Gelişmiş laboratuvarlarda, kişisel koruyucu ekipman bu uluslararası standartlar göre test edilmektedir.   Kişisel koruyucu ekipman, sadece sağlık çalışanları için değil, birçok sektörde çalışanlar için de önemlidir. Örneğin, günlük işçiler olsun vasıflı işçiler olsun her yıl, yaşanan iş kazalarında birçok çalışan yaralanmakta veya yaşamlarını kaybetmektedir. Bunlar çoğu zaman kişisel koruyucu ekipmanın olmaması veya kullanılmamasından kaynaklanmaktadır. Kişisel koruyucu ekipman, çalışanları işyerinde sağlık veya güvenlik risklerine karşı korumaktadır. Mühendislik ve idari kontrollerin uygun olmadığı veya bu riskleri kabul edilebilir seviyelere indirmek için etkili olmadığı durumlarda çalışanların tehlikelere maruz kalmasını önlemektedir. Koruyucu Maske ve Çeşitleri Özellikle pandemi dönemlerinde yeni solunum yolu patojenlerinin ortaya çıkması, sağlık çalışanlarını solunum enfeksiyonlarına karşı savunmasız bırakmaktadır. Kişisel koruyucu solunum ekipmanı gibi farmasötik olmayan müdahaleler, çoğu zaman mesleki solunum enfeksiyon riskini azaltmak için özellikle önemlidir. Tıbbi maskeler, kullanıcıları büyük solunum damlacıklarından korumaya yardımcı olmaktadır. Ancak kalınlık ve geçirgenlik açısından birbirilerinde farklı olmaktadır ve kullanıcıları hava yoluyla bulaşan enfeksiyondan korumak için bazen yetersiz kalmaktadır. Bu yüzden N95 solunum maskeleri, kullanıcıları aerosoller dahil olmak üzere havada bulunan küçük partiküllerden korumak için özel olarak tasarlanmıştır. Getirilen sıkı düzenlemeler, N95 solunum cihazlarının filtrasyon verimliliğini ve solunum direncini belirlemektedir. Bu nedenle bu tür maskelerin, kullanıcının yüz çevresinde sıkı bir sızdırmazlık sağladığını tespit etmeye yönelik uygunluk testleri gerekmektedir.   Sağlık sektörü çalışanları arasında klinik ve laboratuvar onaylı solunum sonunları riskini azaltmada farklı solunum maskelerinin etkinliğini ölçmek için, ayrıca maske ve solunum cihazlarının bakteriyel ve viral enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisini belirlemek için sistematik çalışmalar devam etmektedir.       Koruyucu Tulumlar Doğru tek kullanımlık koruyucu giyecekler (tulumlar), sağlık çalışanlarını ve hastaları yüksek sonuçları olan bulaşıcı hastalıklardan korumaktadır. Özellikle sağlık çalışanları, hastalıkları yayan biyolojik sıvılara sıkça maruz kalmaktadır. Çeşitli mikroorganizmaların neden olduğu bu hastalıklar, yaşam ve sağlık açısından önemli riskler oluşturmaktadır. Sağlık çalışanları, hem kendilerini hem de hastaları, mikroorganizmaların kan ve vücut sıvılarıyla aktarılmasından korumak için ameliyat önlükleri, izolasyon önlükleri ve tulumlar giymektedir. Bugün, sağlık hizmetlerinde kullanılan sıvıya dayanıklı ve geçirimsiz önlük ve tulumlar için ulusal ve uluslararası standartlar, test yöntemleri ve spesifikasyonlar yayınmaktadır. Koruyucu giyecekler öncelikle bariyer özelliklerine göre seçilmelidir, bu koruyucu giyeceklerin tasarımı, bütünlüğü, dayanıklılığı, rahatlığı ve işlevselliği işin ayrı bir yönüdür. Her tür kişisel koruyucu donanımda olduğu gibi, önlük ve tulumların doğru seçilmesi ve kullanılmasının anahtarı, tehlikeleri ve maruz kalma riskini iyi anlamaktır. Genel olarak üç ana bulaşma yolu bulunmaktadır: temas (doğrudan ve dolaylı), solunum damlacıkları ve havadaki damlacıklar. Bunlardan temas iletimi, en yaygın olanıdır ve mikroorganizmalar doğrudan aktarılmaktadır. Koruyucu tulumlar giymek, temas maruziyetini ortadan kaldırmak için bir bariyer oluşturmakta ve böylece hastalar ve sağlık çalışanları arasında mikroorganizmaların transferi önlenmektedir. EUROLAB ve Koruyucu Maske ve Tulum Testleri EUROLAB, gelişmiş teknoljik ekipmanı ve eğitimli ve deneyimli bir kadro ile, yürürlükte olan yasal düzenleme esasları çerçevesinde modern test yöntemlerini kullanarak, koruyucu maske ve koruyucu tulum testlerini gerçekleştirmektedir. Bu testlerde yayınlanmış ulusal ve uluslararası standartlar dikkate alınmaktadır. Örneğin bunlarla sınırlı olmamak kaydı ile uygulanan birkaç standart şunlardır: ● Kimyasal maddelere karşı koruyucu giyecek testlerinde, TS EN 943 Sıvı ve katı aerosoller dahil, tehlikeli katı, sıvı ve gaz halindeki kimyasallara karşı koruyucu giysi standardı ● Radyoaktif kirlenmeye karşı koruyucu giyecek testlerinde TS EN 1073-1 Radyoaktif kirlenme de dahil olmak üzere hava ile taşınan katı parçacıklara karşı koruyucu giysi standardı ● Bulaşıcı ajanlara karşı koruyucu giyecek testlerinde TS EN 14126 Koruyucu giyecekler - Patojen organizmalara karşı - Performans özellikleri ve deney metotları standardı EUROLAB, yeni sistemleri ve teknolojik yöntemleri yakından takip edebilen, yeni ürün tasarımı, üretimi ve kalite kontrolünü yapacak kabiliyette ve yaptığı çalışmalar ile ilgili kavram ve ilkeleri özümsemiş bir çalışan kadrosuna sahiptir. EUROLAB, güvenliği, doğruluğu ve güvenilirliği sağlamak, iyileştirmek ve devam ettirmek için çaba harcamaktadır ve bütün sağlık laboratuvarlarında kalite yönetiminin, ülkemizin, uluslararası alanda güvenilen test sonuçları üretmesini sağlayacağına inanmaktadır. Kaynak; https://www.laboratuar.com  

Haberler
26 Aralık 2020 - 20:38
Maske ve koruyucu giysi ihracatı yüzleri güldürdü

Maske ve koruyucu giysi ihracatı yüzleri güldürdü

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nin (İHKİB) açıklamasına göre, Türkiye, tüm dünyada salgının damga vurduğu 2020'nin ilk yarısında 573 milyon dolarlık tıbbi ve kumaş maske ile koruyucu giysi ihracatı gerçekleştirdi.  Zorlu süreçte ülke ekonomisi için stratejik önemini bir kez daha kanıtlayan Türk hazır giyim endüstrisi, hem yurt içindeki ihtiyacı karşıladı hem de salgınla mücadele eden onlarca ülkenin imdadına yetişti. Açıklamada görüşlerine yer verilen İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe, daha önce benzeri görülmeyen salgın nedeniyle tüm dünyada maske ve koruyucu giysilere yoğun bir talep oluştuğunu anımsattı. Türk hazır giyim endüstrisinin talebi karşılamak için üretim bantlarında hızla gerekli değişimi yaptığını aktaran Gültepe, "Bıçak gibi kesilen siparişler nedeniyle firmalarımız nisan ve mayısta kapasitelerini en aza düşürdü. Bazı firmalarımız geçici olarak üretimlerini durdurdu. İşte tam bu süreçte artan maske ve koruyucu giysi talebini karşılayarak hem salgınla mücadeleye katkı sunmak hem de istihdamı korumak için birçok firmamız bu alana yöneldi. Bu tesislerimizde öncelikle ülkemizin ihtiyacını karşıladık. Bu ürünlerin büyük bölümünü devletimize hibe ettik." ifadelerini kullandı. "Yüzde 986'lık rekor artış elde ettik" İHKİB Başkanı Gültepe, sektörün salgınla mücadele eden ülkelerin de imdadına yetiştiğini belirterek, şunları kaydetti: "İlk 6 ayda 144,7 milyon doları tıbbi ve kumaş maske, 428,7 milyon doları da koruyucu giysi olmak üzere 573,4 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Maske ve koruyucu giysi ihracatımızda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 986'lık rekor artış elde ettik. Bir anlamda salgına karşı tüm dünyada insanlar için koruma kalkanı oluşturduk. Biz bu ihracatı ticari değerinden öteye Türk hazır giyim endüstrisinin zor günde ırk, dil, din ayrımı gözetmeden tüm insanlığa sunduğu bir katkı olarak değerlendiriyor ve gurur duyuyoruz." Gültepe, maske ve koruyucu giysilerin ihraç edilmeden önce İHKİB'in iştiraki EKOTEKS Laboratuvarı'nda testten geçirildiğinin altını çizdi. Sektörün erken davranmasına rağmen bürokratik nedenlerle kumaş maske ihracatına geç başlandığını aktaran Gültepe, "Eğer daha hızlı hareket edebilseydik bugün dünyada çok daha fazla insana maske ulaştırabilir, 6 aylık ihracatta 1 milyar doları yakalayabilirdik." ifadesini kullandı. Gültepe, koruyucu giysi ve maske ihracatının, hazır giyim ihracatı içindeki payının yüzde 8,2'ye ulaştığı bilgisini verdi. "Fabrikalarımızın yüzde 85'i yeniden üretime döndü" İHKİB Başkanı Gültepe, sektörün 6 aylık genel ihracat performansına değinirken, 3 aylık dramatik düşüşün ardından haziranda gelen yüzde 25'lik ihracat artışının sektör için büyük moral olduğunu aktardı. Hazirandaki artışa rağmen sektörün 6 aylık ihracatının yüzde 19,8 daraldığını belirten Gültepe, 2019'un ilk yarısında 8,7 milyar dolar olan ihracatın, salgın nedeniyle bu yıl 7 milyar dolarda kaldığını ancak ortaya çıkan yeni gelişmelerin gelecekle ilgili iyimserliği artırdığını vurguladı. Gültepe, şu değerlendirmelerde bulundu: "Öncelikle en büyük pazarımız konumundaki AB'de bir canlanma var. Avrupa merkezli hazır giyim markaları, depolarımızda bekleyen siparişlerini çekiyorlar. Ayrıca, yeni sezon için siparişler gelmeye başladı. Fabrikalarımızın yüzde 85'i yeniden üretime döndü. Almanya'ya ihracatımız, haziranda geçen yıla oranla yüzde 32,3'lük arttı. ABD'ye ihracatımızda ise yüzde 213'lük artış yakaladık. Eğer yeni bir salgın dalgasıyla karşılaşmazsak özellikle eylülden sonra hızla toparlanabiliriz. Ancak son çeyrekteki toparlanma yılı kurtarmaya ne yazık ki yetmeyecek. 2020'yi yüzde 15-20 daralmayla kapatabiliriz." Gültepe, şubatta 592 binle yeni bir istihdam rekoruna imza atan sektörün, martta istihdamda 25 bin kayıp yaşadığını, bu kaybın çok daha büyümemesi için kısa çalışma ödeneğinin en az eylül sonuna kadar devam etmesini beklediklerini kaydetti.

Haberler
06 Temmuz 2020 - 11:46
İngiltere'de sağlıkçılardan tek kullanımlık tulumları yıkayıp yeniden kullanmaları istendi

İngiltere'de sağlıkçılardan tek kullanımlık tulumları yıkayıp yeniden kullanmaları istendi

İngiltere'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dolayısıyla yaşanan sıkıntı nedeniyle sağlık çalışanlarından tek kullanımlık tulumların yıkanarak yeniden kullanılması istenirken, bir sendika, yeterli koruyucu ekipmanın bulunmaması durumunda görevlilerin çalışmama kararı alabileceğini açıkladı. İngiltere Halk Sağlığı Kurumu, kişisel koruyucu ekipmanın kullanımıyla ilgili kılavuzu güncelledi. Kılavuzda, "tulum bulunmadığı durumlarda eksiklik dikkate alınarak, koruyucu ekipmanın en iyi şekilde kullanılması için bazı tavizlere gerek olduğu" belirtilerek, alternatiflere işaret edildi. Kılavuzda, Kovid-19 hastalarına müdahalede kullanılması gereken sıvı geçirmez tulumlar yerine, tekrar kullanılabilir tulumlarla uzun kollu laboratuvar önlüklerinin kullanılabileceği kaydedildi. Tek kullanımlık tulumların da yıkanarak yeniden kullanılabileceği ifade edilen kılavuzda, "Kişisel koruyucu ekipmanın defaaten kullanımı, yeterli sayıda tedarik edildiği doğrulanana kadar uygulanmalı." ifadesine yer verildi. "Korkunç durumun daha fazla kabulü" Kılavuzdaki güncellemeler, sağlık çalışanları, sendikalar ve meslek örgütlerinin tepkisini çekti. İngiliz Tabipler Birliği Danışma Komitesi Başkanı Rob Harwood, yaptığı açıklamada, "Bu kılavuz, bazı sağlık çalışanlarının hükümetin başarısızlığı nedeniyle kendilerini içinde bulmaya devam ettikleri korkunç durumun daha fazla kabulüdür." değerlendirmesinde bulundu. "Gerçek bir hayal kırıklığı" Süreçte en az 50 doktor ve hemşirenin hayatını kaybettiğini söyleyen Harwood, sağlık çalışanlarının başkalarını kurtarmak için kendi hayatlarını riske atmalarının beklenmemesi gerektiğini ifade etti. Hükümetin aradan bir ay geçmesine rağmen kötüleşmeye devam eden koruyucu ekipman eksikliğini gideremediğini vurgulayan Harwood, bunun kendileri için gerçek bir hayal kırıklığı olduğunu belirtti. İngiltere'nin 1,4 milyon üyesi bulunan en büyük sendikası Unison'ın Sağlık Birimi Başkanı Sara Gorton da "Tulumlar tükenirse, yüksek riskli alanlardaki personel artık çalışmanın güvenli olmadığına karar verebilir." dedi. Türkiye'den 84 ton koruyucu ekipman bekleniyor İngiltere İskan, Topluluklar ve Yerel Yönetimler Bakanı Robert Jenrick, günlük basın toplantısında, koruyucu ekipman sıkıntısıyla ilgili soru üzerine, Türkiye'den yeni bir sevkiyat beklediklerini söyledi. Bu ürünlere küresel çapta yoğun talep olduğuna dikkati çeken Jenrick, "Yarın Türkiye'den yaklaşık 84 tonluk büyük bir kişisel koruyucu ekipman sevkiyatı bekliyoruz. Bunun içinde 400 bin önlük de olacak." dedi. Türkiye, geçen hafta İngiltere'ye 250 bin N95 maske, ameliyat maskesi ve tulum yardımında bulunmuştu. İngiliz yetkililer, bu yardım için Türkiye'ye teşekkür etmişti. İngiltere'de Kovid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı son 24 saatte 888 kişi artarak 15 bin 464 olmuştu.

Haberler
18 Nisan 2020 - 22:16
24 yılda 13 çocuğun koruyucu annesi oldu

24 yılda 13 çocuğun koruyucu annesi oldu

Aydın'n Kuşadası ilçesinde yaşayan 60 yaşındaki Fatma Çilingir, 24 yılda Sevgi Evleri'nde kalan 13 çocuğa koruyucu annelik yaptı.   Kızının yönlendirmesiyle uzun süre önce Sevgi Evleri'nde kalan çocuklarla tanışan Fatma Çilingir son olarak Aydın Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Sevgi Evleri'nde kalan 7 yaşındaki kız ve 10 yaşındaki erkek çocuğa yuvasını açtı.   Çilingir huzurevlerinde kalan yaşlıları ve yetiştirme yurtlarındaki çocukları ziyaret etmeyi çok seven kızı, 1999 yılında bir bebeğe koruyucu annelik yapmak için girişimde bulundu. Kahramanmaraşlı bebeğe kızıyla birlikte 13 yıl bakan Çilingir, bu süreçte evine "misafir çocuk" da alarak bakımlarını üstlendi.   Üçü erkek, dört evladı, eşi ve koruyuculuklarını üstlendiği çocuklarla mutlu bir yaşam süren Çilingir'in hayatı, 2009 yılında kızını kanserden yitirmesiyle üzüntülü bir sürece girdi. Eşini de 2016 yılında kaybeden Çilingir, kısa sürede kendisini toparlayarak, "kızımdan miras" dediği Sevgi Evleri'ni ziyaret etmeye devam etti.   Çilingir, evini açtığı 7 ve 10 yaşındaki çocuğa bu kez hem annelik hem babalık yapmaya başladı.   Bu zamana kadar Sevgi Evleri'nde kalan 13 çocuğa annelik yapan Çilingir'in onlara olan sevgisi çevresinde de takdir topluyor. Çilingir, bazıları öz ailesine dönen çocuklarla görüşmeyi sürdürüyor.   "Bu çocuklar, kızımın bana bıraktığı mirastı"   Çilingir, ilgilendiği çocukları evlatları gibi gördüğünü ve hayatını çocuklara adadığını anlattı.   Çilingir, şöyle konuştu:   "Çocukları çok seviyorum. İçimdeki bu sevgiyi başka çocuklarla da paylaşmak istedim. Yoksa benim 4 çocuğum var. Bu çocuklar kızımın bana bıraktığı mirastı. Çocuğumun mirasını devam ettiriyorum. Bu çocuklar aslında evladımdan geriye kalanlar. Onların 'annem' demesi bana yetiyor. Onlar benim her şeyim. Onları belki karnımda taşımadım ama yüreğimde taşıyorum. Karnında taşımak önemli değil. Önemli olan o koca yüreği verebilmek. Çocuk 9 ay sonra doğuyor ama ya sonra… Önemli olan sonrasında onlara sevgiyi verebilmek."   İlgilendiği çocukların dünyasını değiştirdiğini vurgulayan Çilingir, onlarla huzur bulduğunu belirtti.   Çocukların gelişiminde ilgi ve sevginin önemine işaret eden Çilingir, herkesi koruyucu ailelik konusunda duyarlı olmaya çağırdı. 

Haberler
11 Ağustos 2019 - 14:18
4 yaşındaki çocuğun söylediği kelime hayatlarını değiştirdi!

4 yaşındaki çocuğun söylediği kelime hayatlarını değiştirdi!

Antalyalı 39 yaşındaki Sami Kaplan ile 36 yaşındaki Nevruz Kaplan  çifti, 16 yıldır evliliklerinde ilk günden itibaren istedikleri, hasretiyle yanıp  tutuştukları halde evlat sahibi olamadı. Bunun üzerine çift, bir kız çocuğuna  koruyucu aile olmaya karar verdi. Yaklaşık 7 ay önce Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne başvuran  çift, yetkililerle görüşme yaptığı sırada sevgi evlerinde kalan 4 yaşındaki Berat  ile tanıştı. Bu sırada minik Berat'ın boyunlarına sarılıp "Ne olur beni  bırakmayın." demesinden çok etkilenen çift, kız çocuğu isteklerinden vazgeçerek  Berat'ın ailesi olmaya karar verdi. "Berat yalnız büyümesin, bir de kızımız olsun" diyerek 6 aylık Berra  bebeği de evlatlık alan çift, mutlu, huzurlu ve çocuk sesiyle dopdolu bir aile  ortamının mutluluğunu yaşıyor.  "BERAT EVİMİZE HUZUR VE NEŞE GETİRDİ" Ev hanımı Nevruz Kaplan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eşiyle  hastanede refakatçilik yaparken tanıştıklarını ve tanışmalarından 3 ay sonra  evlendiklerini söyledi. Mutlu bir evlilik süreci geçirdiklerini ancak çocuk  sahibi olamadıklarını belirten Kaplan, şöyle konuştu: "Her şeyimiz çok güzeldi. Tek isteğimiz ise bir evlattı. Evlat  hasretiyle yanıyorduk. Bir gün televizyonda koruyucu aile haberi gördük. 'Biz de  olabilir miyiz?' diye düşündük. Berat bizi ilk gördüğünde boynumuza sarıldı 'Ne  olur beni bırakmayın' dedi. İkimiz de çok ağladık. Gözümüzün içine bakarak bunu  söylemesi bende annelik hissi uyandırdı. Hemen izin alarak evimize getirdik,  sonra da koruyucu ailesi olduk. Berat evimize huzur, neşe getirdi. Bana "Anne"  diye seslenmesi bütün üzüntülerimi unutturdu. İçimizde büyük bir sevgi var ve bu  sevgiyi Berat'a çok güzel bir şekilde veriyoruz." Berat'la birlikte büyüsünler diye 6 aylık Berra'yı da evlat  edindiklerini vurgulayan Kaplan, "Öz kardeş gibiler. Berat, Berra'yı kabullendi.  Ömrüm yettiğince ikisine de bakacağım. Umarım birbirlerinden ayrılmadan büyürler.  İki çocuğumuz geldikten sonra anladım ki önce hiç yaşamıyormuşuz, her şeyimiz  boşmuş. Çocuklarımın teninin kokusunu içime çekiyorum, boyunlarından öpüyorum  evlat hasretim gidiyor." dedi. Tanker şoförü Sami Kaplan da Berat ile hayatlarına büyük bir renk ve  güzellik geldiğini söyledi. Berat ve Berra'nın öksüz ve yetim olmasının kendilerini onlara daha  içtenlikle bağladığına işaret eden Kaplan, "Berat boynumuza sarılınca 'Benim  oğlum olacak' dedim. Berat ve Berra ile evimize neşe geldi. Onlar büyük bir  özlemi giderdi." diye konuştu.

Haberler
18 Haziran 2018 - 14:32
Prof. Dr. Şahin: Güneş koruyucular 20 dakika önce sürülmeli

Prof. Dr. Şahin: Güneş koruyucular 20 dakika önce sürülmeli

Türk Dermatoloji Derneği üyesi Prof. Dr. Sedef Şahin, güneş koruyucu kremlerin plaja gittikten sonra sürülmesinin korumayı azalttığını belirterek, bu kremlerin dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce sürülmesi gerektiğini bildirdi. Şahin, yaptığı yazılı açıklamada, çocuklar, gençler, güneşte daha çok kalma ihtimali olan kişiler, dışarıda çalışanlar, organ nakli olanlar, kemoterapi ve radyoterapi görenlerin güneşten şiddetle korunması gerektiğini kaydetti. Bunun yanı sıra saçları açık renkli ve açık tenli kişilerin de güneşe duyarlı oldukları için daha fazla korunması gerektiğini ifade eden Şahin, güneşten koruyucu kremlerin de cilde uygun olanlarının kullanılmasının önemine işaret etti. Şahin, "Güneş koruyucu kremleri dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce sürmelisiniz. Plaja gittikten sonra sürülmesi etkinliğini çok azaltıyor. Miktar olarak da açıkta kalan bölgeye yeterince yayılmalı, yani yeteri miktarda kullanılmalı. Krem kullanıldıktan sonra iki veya üç saatte bir yinelenmeli." uyarısında bulundu. Prof. Dr. Şahin, güneş koruyucu kremlerin sürekli kullanımının kanser yapıp yapmadığına ilişkin bilimsel bir kanıt olmadığını aktararak, bunun halk arasında bir söylem olduğunu dile getirdi. Güneş koruyucu kremlerin eskiden sadece ultraviyole B ışınlarına karşı koruma sağladığını, dolayısıyla etkisinin sınırlı kaldığını belirten Şahin, şöyle devam etti: "Temelde iki tür koruyucu var; kimyasal koruyucu ve fiziksel koruyucu. Fiziksel koruyucuları özellikle çocuklarda daha çok tercih ediyoruz. Çünkü deri üzerinde bir tabaka yaşatıyorlar ve emilmiyorlar ama etkileri ultraviyole A'ya karşı çok daha düşük. Dolayısıyla erişkinlerde kimyasal ve fiziksel güneş kremlerini birlikte tercih ediyoruz. Bunların içerikleri değişmekle beraber etkin olması gereken bir seviye var. İçerdikleri şeyler mesela oksibenzon ve parsol gibi maddeler. Fiziksel koruyucular ise temel olarak çinko oksit içeriyor." "D vitaminini bloke etmiyor" Şahin, bu kremlerin güneş hasarıyla oluşan deri kanserinden koruduğunu vurgulayarak, güneş koruyucuların D vitaminine etkisini de şöyle anlattı: "Vitamin D aslında vücudumuzda var ama bunun dönüşümü için ultraviyole gerekli. Akdeniz ülkelerinde vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin öğlen güneşinde korunmasız olarak esmerlerde yaklaşık 10 dakika, daha açık renkli kişilerde 7 dakikada üretilir. Bunun için ellerin, kolların, ayak ve bacakların bir kısmının açık olması yeterlidir. Daha uzun süre güneşlenseniz bile bu durum daha fazla D vitamini oluşmasını sağlamaz. Aksine yarım saatten sonra daha fazla vitamin D almak yerine güneşte kaldıkça vitamin D yıkımı başlar. Ancak bazı kişilerin vitamin D oluşturmasında problem olabiliyor. Bazen esmer tenliler bazen de vitamin D düzeylerinde farklı durumlar olanlar sorun yaşayabiliyorlar. Güneşten koruyucu kullanarak vitamin D oluşturma süresini 7 dakikadan 21 dakikaya çıkarmış oluyoruz. Güneşten koruyucu kullanmak ultraviyoleyi tamamen bloke etmiyor, zaten vücudumuza bir miktar istesek de istemesek de giriyor."

Haberler
13 Haziran 2017 - 13:40
Türk Kızılayından Suriye'ye koruyucu kit yardımı

Türk Kızılayından Suriye'ye koruyucu kit yardımı

 Suriye'ye geçmek üzere Hatay'daki Cilvegözü Sınır Kapısı'na gelen Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık, gazetecilere yaptığı açıklamada, İdlib'in Han Sayhun ilçesine kimyasal silahlı saldırının olduğunu hatırlatarak savaş suçu sayılacak bu saldırıda çok sayıda masum insanın etkilendiğini ve etkilenmeye devam ettiğini vurguladı. Suriye içerisinde bu insanlara ilk müdahalenin yapılmaya çalışıldığını anlatan Kınık, "Özellikle bu saldırılar sırasında, o bölgedeki arama-kurtarma ekiplerinin kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) anlamında yeterince bilinçli olmadıkları ve gerekli ekipmanlara sahip olmadıkları görüldü. Bugün biz, kimyasal saldırılara maruz kalan ve halen kalma ihtimali olan İdlib bölgesindeki hem arama-kurtarma hem de sağlık ekiplerine koruyucu KBRN kit vereceğiz. 50 kişilik olan bu kitlerin yanında bir de eğitim vereceğiz." ifadelerini kullandı. Kitlerin içindeki malzemeleri tanıtan Kınık, bunların içinde yüz maskeleri, filtre, eldiven, koruyucu elbise ve bot olduğunu kaydetti. Bu malzemelerin eğitimi alan kişiler tarafından kullanıldığında, kimyasalların zararlarından korunabildiklerini aktaran Kınık, böylelikle olayın olduğu bölgeye gidip insanları güvenli şekilde kurtaracaklarını söyledi. Saldırı sırasında kurtarma çalışması yürüten bazı görevlilerin, koruyucu kitleri olmadığı için etkilendiğini ifade eden Kınık, "İnşallah bundan sonra böyle saldırılar yaşanmaz. Ancak olursa da en azından kendilerini korumuş olacaklar." dedi. #n-172802# #n-172791# #n-172781#

Haberler
08 Nisan 2017 - 20:48
81 ile acil kodlu yazı yollandı

81 ile acil kodlu yazı yollandı

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca  Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadele kapsamında gerçekleştirilen  incelemeler koruyucu ailelere uzandı. Türkiye genelinde sayıları 5 bini bulan  koruyucu ailelerin FETÖ/PDY ile bağının, irtibatının veya yakınlığının bulunup  bulunmadığının tespitine yönelik kapsamlı bir çalışma sürdürülüyor.  FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe  girişiminin ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya  imzasıyla, FETÖ/PDY yapılanmasıyla mücadele çerçevesinde 81 il müdürlüğü, merkez  teşkilatı ve darülaceze Başkanlığına gönderilen genelge kapsamında yürütülen  kapsamlı incelemeler devam ediyor.   Genelgeyle tüm birimlerde FETÖ/PDY yapılanmasının varlığını  araştırmaya yönelik kapsamlı çalışma başlatılırken, Bakanlığın denetiminde veya  koordinasyonunda olan hizmet modelleri de bu çalışma kapsamına dahil edildi. ÇOCUKLAR GERİ ALINACAK...  Bakanlığın genelgede yer alan talimatlar kapsamında FETÖ ile mücadele  için başlattığı çalışmaların bir kolu da Türkiye genelinde sayıları 5 bini bulan  koruyucu ailelere uzandı. İncelemeler sonunda FETÖ/PDY yapılanmasıyla herhangi bir aidiyeti,  bağı, yakınlığı olduğu ya da hakkında adli işlem başlatıldığı tespit edilen  koruyucu ailelerde bulunan çocuklar geri alınacak.Öte yandan devlet koruması altında bulunan ve yurtlarda kalan  çocukların ev ortamında büyümesini sağlamaya yönelik, geçen yıllarda hayata  geçirilen "Çocuk Evleri" sistemi de FETÖ ile mücadele çalışmaları çerçevesinde  mercek altına alındı.Bakanlık, Çocuk Evleri sistemi içinde geçmiş yıllarda sivil toplum  kuruluşları ve gönüllülerle yapılan iş birliklerine yönelik de kapsamlı bir  inceleme başlattı.   Bu çerçevede, yapılan ilk tespitlerde önceki yıllarda Çocuk Evleri  hizmeti için kiralanan, 15 Temmuz'dan sonra ise FETÖ/PDY çerçevesinde terör  örgütü mensubu olduğu belirlenen kişilere ait evler, il müdürlükleri aracılığıyla  farklı adreslere taşındı. Ayrıca Çocuk Evleri hizmetinin yürütülmesine yönelik FETÖ/PDY  soruşturmaları kapsamında terör örgütüyle bağı bulunduğu saptanan 4 sivil toplum  kuruluşu ve bir gönüllüyle olan tüm iş birliği protokolleri sona erdirildi. Bakanlığın FETÖ/PDY ile mücadele çerçevesinde söz konusu hizmet  modellerine yönelik başlattığı incelemeler de sürüyor. BAKAN KAYA'DAN MÜCADELE GENELGESİ  Bakan Kaya, 23 Ağustos tarihinde gönderdiği genelgeyle, tüm birimlere  FETÖ/PDY yapılanmasıyla mücadeleye yönelik çalışmalarda her türlü tedbirin  alınması, hizmetlerin herhangi bir aksamaya meydan verilmeden sürdürülmesi ve  yapılan iş ve işlemler hakkında Bakanlığın ilgili birimlerine bilgi verilmesi  konusunda talimat vermişti.  Genelgeyle koruyucu aile, evlat edinme, sosyo-ekonomik destek gibi  Bakanlık hizmet modellerinin içerisinde yer alan ve FETÖ/PDY silahlı darbe  teşebbüsü kapsamında hakkında işlem başlatıldığı öğrenilen ailelerde bulunan  çocukların da işlemlerinin ivedilikle yapılması istenmişti.  Ayrıca genelge kapsamında, "Özel bakım merkezleri, özel huzurevi, özel  aile danışma merkezleri ile özel kreş ve gündüz bakımevleri ile özel çocuk  kulüpleri"nden de FETÖ ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı tespit edilenlere  yönelik derhal kapatma işlemlerinin yapılacağı bildirilmişti.

Haberler
27 Kasım 2016 - 13:19