21˚
İstanbul
21˚
az bulutlu
Nem %56
Rüzgar 4.35 /s
Salı
23˚/16˚
Çarşamba
22˚/11˚
Perşembe
17˚/11˚
Cuma
19˚/12˚
16 Mayıs 2022 Pazartesi
Sonuç
Konya Meram’da katliam yapan Mehmet Altun kendini böyle savundu! “Amacım barıştı öldürmek değil”

Konya Meram’da katliam yapan Mehmet Altun kendini böyle savundu! “Amacım barıştı öldürmek değil”

Konya’nın Meram ilçesinde aynı aileden 7 kişiyi öldüren Mehmet Altun, ilk kez hakim karşısına çıktı. Altun, hakkında 7 kez müebbet hapis istenirken duruşmada yaşanan katliamı anlattı. "BARIŞ İÇİN GİTTİM" Eve giderken amacının katliam olmadığını ifade eden Altun, “Ablam Ayşe Keleş orada 20 yıldır yaşıyor, 20 yıldır tanırım. Yakın yürüme mesafesinde bu adrese sürekli giderim, hatta hafta sonları orada geçerdi. Çocukluğumdan beri husumet var. İlk husumet 20 yıl önce. Biz onlara yardım ederken tanıştık. Ablam onlara gitti, ağlayarak geldi. Sorduk, yevmiye ile çalışıyorduk, sürekli kavga vardı. Problemi ben de bilmiyordum. 18 yaşımda çalışırken, taş geldiğini gördüm. Taş bana doğru, bacağıma geldi. Sonra ben bunları saklanırken gördüm. Herkes işinde gücünde, onların işi gücü olmadığı için. Kesinlikle başka kimseyle husumetimiz yok. Buraya ev yapmayın demiş. 20 yıl önce alınan bir evin sahibi de bunlar yüzünden gitmiş. Askerden geldim. O sırada babama telefon geldi, babam ablama gitti. Sonra şüphelendim, gittim. 2010 yılında olan bu olayda o zaman da kavga olmuş, ben de babamdan tüfeği aldım havaya ateş ettim, karakolluk oldum. 2018 yılından beri silahım var. Evim kırsalda olduğu için silah aldım. Bu olaydan önce 3 ay işsizdim. Önceki kavgadan haberim yoktu, sonradan gittim. Kavgadan sonra 1 hafta ablamda kaldım, sonra evime gittim. Karşı taraftan tehdit olduğu için onlarla 1 hafta kaldım. Daha sonra ortalığın yatıştığına inandıktan sonra evime gittim. Bu silahı olay günü evden yanıma aldım. Öncelikle Keleşoğlu ailesinden bu olaylarla ilgili, son yaşanmış olayla ilgili azmettirme gibi bir şey söz konusu değildir. Amacım bu değildir. Barışın sağlanması için gittim. Amacım öldürmek değildi, kasten öldürme değildir, ben kasten öldürmedim” ifadelerini kullandı. “BENİ TANIMASINLAR DİYE BELEDİYEDEN GELİYORUM DEDİM” Zanlı Mehmet Altun, mahkeme başkanının “Silahı ne amaçla aldın” sorusuna ise “Evim kırsal alanda olduğu için, birkaç kere hırsızlık olayı da oldu, ben bu olaylardan sonra kendime 2018 yılında silah aldım. Olayla ilgili silah almak aklıma dahi gelmedi. Silah aldığım tarihte karşı tarafla benim aram iyiydi. O zaman bu kadar kötü değildik. İl dışına çıktım olaydan önce. Psikolojik sorunlarım vardı. Ailevi sorunlarım vardı, kafamın dağılması için gittim, gezdim. Karşı tarafın ailesine gitmeye 2 gün önce karar verdim. Büyük kavgadan sonra sürekli tehdit edildiğimiz için, aramız düzelsin diye gittim. Kimseyle konuşmadım, kendi ailemden izin vermediler çünkü ailem de göndermezdi. Ben kendim karar verdim. 2 şarjör aldım, silahımı çantasıyla kendimi korumak için yanıma aldım. Benzini önlem için aldım, başka bir niyetim yoktu. Kamera olduğunu bilmiyordum. Saat 18.00 gibi gittim oraya. Gündüz kimseyle konuşmadım. Silahı bir gün önce yanıma aldım, benzini de olay günü kiralık araç ile giderken aldım, aracı ise iki gün önce kiraladım. Barışmak için gittim, dosyayı aldım, maske taktım. Dosyaya isimleri yazdım. Beni tanımasınlar diye belediyeden geliyorum dedim, bizim belediye ile bir işimiz olmaz dediler. Barış da gelsin dedim. Sonra araca binerek olay yerinden çıktım" şeklinde konuştu. “KENDİMİ KAYBETTİM” Barış Dedeoğulları'nın geldiğini gördükten sonra maskeli bir halde tekrar eve girdiğini anlatan Altun, "Bahçede beni tanır gibi oldular, o sırada silahı çıkardım. Yaşar amca lütfen dur, sadece konuşacağım dedim. Hakaret, tehdit devam etti. Olayda kızları bana saldırdı. Silahı ateşlemeden önce taş attılar. Saldırmayı düşünmeyin dedim, kaçtım. Mesafemi hatırlamıyorum o anda kendimi kaybettim hepsine ateş ettim. Takip mesafesini de hatırlamıyorum. Evin avlusunda hep beraberdik. Kaç el ateş ettim hatırlamıyorum. Bir kere şarjör değiştirdim. Onlar yere düştükten sonra birine ateş ettim. Diğerlerine ateş ettim mi bilmiyorum. İçeri gidip birine iki kez ateş ettim. O da içeri silah almaya gitti diye düşünmüştüm. Maktullere kaç kere ateş ettim hatırlamıyorum. O anki ruh halimle orada kalmam 15-20 dakika oldu. Çıktım araca bindim, aklıma benzin geldi, benzini kullandım. Kameralar kalmasın, delil kalmasın dedim yaktım. Çıktım sonra Bozkır’a gittim, aracı kırsala koydum saat 8 gibi köyüme gittim. Telefonum açıktı. Rent a car işletmecisi arkadaşım aradı, uyardı hızlı gittiğimden ceza gelecek diye. Başka da kimseyle konuşmadım. 4-5 gün Bozkır’da, kırsal bölgelerde kaldım. Eve gelmediğim için arayan olmadı. Sonra kartı kırdım, telefonu attım. Ne yapacağımı bilmediğim için öyle yaptım” şeklinde konuştu. “BENİ KİMSE AZMETTİRMEDİ” Zanlı Altun, “Seni olaya azmettiren var mı” sorusuna ise “Beni kimse azmettirmedi. Yönlendirme gibi bir şey olmadı. Aklımda bir kin yoktu ama sürekli konuşmak istiyordum. Son 3-5 yıla kadar husumet olmadı, Ramazan ayındaki konuya kadar. Olaydan bir hafta önce oradan araç ile geçerken el kol hareketi yaptılar. 10 yıldır o yoldan geçme diye ailem beni uyarıyordu” dedi. Mehmet Altun son olarak, “Olay felaketle sonuçlandı, pişmanım” dedi. OLAYIN GEÇMİŞİ Konya’nın Meram ilçesinde meydana gelen olayda Yaşar Dedeoğulları’na ait eve gelen husumetli olduğu yan komşusu Lütfi Keleş’in başka mahallede oturan kayınbiraderi Mehmet Altun katliam yaptı. Bahçede aileyle bir süre konuştuktan sonra yanındaki tabancayla Altun, bahçede bulunan Yaşar Dedeoğulları ve eşi İpek Dedeoğulları (62) ile çocukları Serap (36), Serpil (32), Sibel (30), Metin (45) ve Barış Dedeoğulları’nı (35) ateş ederek öldürdü. Katil zanlısı Mehmet Altun polis ekiplerinin çalışmaları ile yakalanarak gözaltına alındı. Altun çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. #vd-51816#  

Haberler
14 Aralık 2021 - 15:26
Mahkemeden utandıran karar: Engellileri döven sanığa tahliye

Mahkemeden utandıran karar: Engellileri döven sanığa tahliye

İstanbul Beykoz'da engelli vatandaşları darp ettikleri gerekçesiyle “yaralama”, “hakaret” ve “tehdit” suçlarından yargılanan 2 sanığın yargılanmasına devam edildi. Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Oğuzhan Arıcı cezaevinden getirilirken, tutuksuz sanık Musa Sezer ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. "ÖLDÜRECEĞİM SİZİ" Duruşmada tanık olarak dinlenen bekçi S.H., “Olay günü Paşabahçe Polis Merkezi Amirliği’nde görevliydim. Kargo araçlarından birine tekme atıldığı ihbarı üzerine olay yerine gittim. Gittiğimizde Volkan Gider’in Oğuzhan Arıcı tarafından tokatlandığını gördüm. Oğuzhan Arıcı’nın hal ve hareketlerinden alkollü ya da uyuşturucu madde etkisi altında olduğunu fark ettim. Olayda Oğuzhan Arıcı’yı sakinleştirmeye çalışırken ben de yere düştüm. ‘Yarımsınız, yaşamayın’, ‘öldüreceğim sizi’ şeklinde söylemlerini duydum. Diğer sanık Musa Sezer, Oğuzhan Arıcı’yı zapt etmeye çalışırken beni de itip kakıyordu. Bir yandan da ‘Bırakın onu, bizim mahallenin çocuğu, onu almayın beni alın’ diyordu. Tavırları da siz gidin şeklindeydi. Videoda Musa’nın yüzünden yere düştüğüm görünmektedir” dedi. KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS ETTİLER Bunun üzerine söz alan sanık Oğuzhan Arıcı, “Olayın üzerinden yaklaşık 3 ay geçmiştir. Küfür etmiş olabilirim ama 'yarımsınız' gibi bir şey söylemedim” diye konuştu. Katılan avukatı Elçin Cemre Şencan söz alarak, “Sanığın kendinde olmadan öldürme saikiyle hareket ettiğini tanık beyanı ispatlamıştır. Bu nedenle sanığın hatırlamadığı yönündeki savunmalarını kabul etmiyoruz. Sanık da kendinde olmadığını söylemiştir. Burada herkesin duyduğu ‘öldüreceği’ yönündeki tehditlerle beraberinde gelen hakaretler sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğini ve kasten öldürmeye teşebbüs ettiğini ortaya koymaktadır. Her iki sanığın da cezalandırılmasını istiyoruz” dedi. “ÇOK PİŞMANIM, ÖZÜR DİLİYORUM” Tutuklu sanık Arıcı, “Benim öldürmeye niyetim olsaydı bu fiilim devam ederdi. Ben alkolün vermiş olduğu etkiyle yaptıklarımdan dolayı çok pişmanım. Taraflardan çok özür diliyorum” diye konuştu. Ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanık Oğuzhan Arıcı’nın tutuklulukta geçirdiği süre, tüm delilerin toplanmış olması, üzerine atılı suçların alt ve üst sınırlarını göz önünde bulundurarak tahliyesine hükmetti. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. #vd-50507#   #r-2796236,2796213,2795679,2793356,#

Haberler
30 Eylül 2021 - 18:54
Son dakika! 28 Şubat davasında 14 kişinin tamamı hakkında yakalama kararı

Son dakika! 28 Şubat davasında 14 kişinin tamamı hakkında yakalama kararı

28 Şubat davasında müebbet hapis cezaları kesinleşen, aralarında Çevik Bir ve Çetin Doğan'ın da bulunduğu 14 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çıkarılan yakalama kararının, infaz savcılığı tarafından emniyete talimat olarak gönderildiği öğrenildi. Aralarında Çetin Doğan ve Çevik Bir’in de yer aldığı 14 sanık hakkında çıkarılan yakalama kararına ilişkin ilam, infaz savcılığına gönderilmişti. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen dava dosyalarının incelenmesinin ardından infaz savcılığı sanıklar hakkında yakalamama çıkarıldı. TUTUKLAMA KARARI OLAN SANIKLAR Daha önce Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin onadığı ceza, yargılamayı yapan Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gelen dava dosyasıyla birlikte 14 sanık hakkında müebbet hapis cezası verilmişti. İnfaz savcılığına gönderilen dosyaların incelenmesinin ardından aralarında Ahmet Çörekçi, Aydan Erol, Cevat Temel Özkaynak, Çetin Doğan, Çetin Saner, Çevik Bir, Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri, Hakkı Kılınç, İdris Koralp, İlhan Kılıç, Kenan Deniz, Vural Avar ve Yıldırım Türker isimlerinin yer aldığı sanıklar hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. RÜTBELERİ SÖKÜLECEK 28 Şubat davasında müebbet hapis cezası alan 14 sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yakalama kararı çıkarmıştı. Hapis cezası kesinleşen sanıkların rütbelerinin sökülmesi için Genelkurmay Başkanlığı’na yazı gönderildi. DAVA SÜRECİ Yargıtay 16. yeni adıyla Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Şubat davasına ilişkin temyiz incelemesini 9 Temmuz'da tamamladı. Dairenin kararında, suçun icra hareketleri üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları tespit edildiği belirtilen sanıklar Ahmet Çörekçi, Aydan Erol, Cevat Temel Özkaynak, Çetin Doğan, Çetin Saner, Çevik Bir, Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri, Hakkı Kılınç, İdris Koralp, İlhan Kılıç, Kenan Deniz, Vural Avar ve Yıldırım Türker, olay tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 147. maddesindeki "Türkiye Cumhuriyeti icra heyeti vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek" suçu bakımından "müşterek fail" olarak sorumlu tutuldu. Daire, bu 14 sanık hakkındaki müebbet hapis cezalarını onamıştı. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanıklardan eski YÖK üyesi Erdoğan Öznal, dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. Halil Kemal Gürüz, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Hayri Bülent Alpkaya ve dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Muhittin Erdal Şenel'in eylemlerinin bu suça yardım kapsamında olduğu sonucuna vararak, bu sanıklara yerel mahkemece verilen müebbet hapis cezalarının bozulmasına hükmetmişti. Yerel mahkemece, zaman aşımı nedeniyle dosyalarının düşürülmesine ve beraatlerine hükmedilenlerin de arasında olduğu sanıklar İbrahim Selman Yazıcı, İzzettin İyigün, Altaç Atılan, Ersin Yılmaz, Kamuran Orhon, Köksal Karabay, Metin Yaşar Yükselen, Orhan Yöney, Refik Zeytinci, Şevket Turan, Şükrü Sarıışık ve Yücel Özsır hakkındaki hükümlerin bozulması kararlaştırılmıştı. Daire ayrıca diğer 37 sanık hakkındaki beraat kararlarını onamıştı.

Haberler
19 Ağustos 2021 - 14:16
Duygu Delen davasında tahliye kararı

Duygu Delen davasında tahliye kararı

Gaziantep'te şüpheli şekilde hayatını kaybeden Duygu Delen'in (17) ölümüne ilişkin açılan davanın 4'üncü duruşması görüldü. Gaziantep 10 Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada sanık Mehmet Kaplan katılırken, Delen ailesi avukatları Mehmet Balcı ve Ömer Faruk Akan, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü adına Av. Şafak Nur Atmaca, TBB Kadın Hakları Komisyonu adına Av. Meriç Güzel, sanık avukatı Enes Akbulut duruşmada hazır bulundu. Duruşmayı Delen ailesi de takip etti. Delen'in ölümüne ilişkin sanık avukatlarının talebiyle bilirkişi raporu hazırlayan Adli Tıp Uzmanı Nadir Arıcan, Murat Akbaba, Alpaslan Can, Çağlar Özdemir duruşmada hazır bulunurken soruşturma aşamasında dosyaya bilirkişi raporu sunan Prof. Dr. Hakan Kar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi'yle (SEGBİS) duruşmaya katıldı. 4'ÜNCÜ DURUŞMADA EV HAPSİ ŞARTI Gaziantep'te, Duygu Delen’in (17) balkondan düşüp öldüğü olaya ilişkin tutuklanıp hakkında 'kasten öldürme', 'cinsel istismar', 'yağma' ve 'hakaret' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 32 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan erkek arkadaşı Mehmet Kaplan, bugün görülen 4'üncü duruşmada 'ev hapsi şartıyla' tahliye edildi "ANNESİNİN PSİKOLOJİSİ BOZULDU" Adli Tıp Uzmanlarının dinlenmesinin ardından konuşan baba Bülent Delen, yaşanan olaydan beridir rahatsızlık yaşadığını söyledi. 2 gün önce bir esnafın kendisine gelerek “Amcası Yasin Kaplan ve bir yakını seninle görüşmek istiyor” şeklinde bir şey söylediğini aktaran Delen, “Ben ise onlara ‘Asla böyle bir şey ile yanıma gelmeyin' dedim. Annesinin psikolojisi bozuldu. Bundan dolayı mahkemeye gelemiyor. Şuan da benimle ne görüşmek istiyorlar. Bizim para pulla işimiz olmaz. Herkesin parası olabilir bizim şerefimiz var. Ben mahkemenizin adaletine güveniyorum” ifadelerini kullandı. #n-2780657#

Haberler
16 Haziran 2021 - 18:28
Boşandığı eşini öldüren sanık: Eşimi çok seviyordum, ona nasıl kıydım bilemiyorum

Boşandığı eşini öldüren sanık: Eşimi çok seviyordum, ona nasıl kıydım bilemiyorum

12 Mart 2020 tarihinde Aydın Yılmaz, 1.5 yıl evli kaldıktan sonra boşandığı eşi Vildan Akkaya ile konuşmak için çalıştığı iş yerine gitti. Tartışmanın başlaması üzerine Yılmaz, yanında getirdiği silahla boşandığı eşini vurdu. Uzaklaştırma kararına rağmen eski kocasının saldırısına uğrayan Akkaya ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve 112 ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılan Akkaya, 6. günün sonunda yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti. Eşini vurduktan sonra kaçmaya çalışan Yılmaz polis ekiplerince kıskıvrak yakalandıktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Tutuklu olarak yargılanan sanık Yılmaz, Karabük Ağır Ceza Mahkemesinde ilk kez hakim karşısına çıktı. Vildan Akkaya’nın yakınları ve avukatları duruşma salonunda hazır bulundu. Ailenin avukatları yaptıkları savunmada sanığın tasarlayarak ve soğukkanlılıkla bu suçu işlediğini belirterek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. “Antidepresan ilaçlarından bir avuç kadar aldım” Duruşmada kendini savunan sanık Aydın Yılmaz, “Olay tarihinde eylemi yaptığım sırada kendimde değildim. Olay günü saat 19.00 civarında yoldan geldim. Alışveriş sonrasında eve gittim, dinlenmek istiyordum. Antidepresan ilaçlarından bir avuç kadar attım. Akabinde iki şişe yüksek alkol oranı olan şaraplardan aldım. Sonra telefonumdan WhatsApp mesajlarına baktım. Boşandığım eşimle birlikte çekindiğimiz mutlu zamanlara ait fotoğraflara baktım. Hayal meyal mesaj çektiğimi de hatırlıyorum. ‘Öldür beni bu hayatı sensiz yaşamak istemiyorum’ diye yazdığımı hatırlıyorum” dedi. “Yuvamız kurtulabilir diye düşündüm” Uzaklaştırma kararına rağmen eşi ile görüştüğünü ifade eden Yılmaz, “Ben üzerimde silah taşıyordum hava almak için dışarıya çıktım. Eşimle uzaklaştırma kararına rağmen telefonla görüşüyorduk. WhatsApp'tan bazen mesajlaşıyorduk. Bazen beni engelliyordu. Kendimle mücadele ettim. Geç kalmış sayılmazsın diye telkinde bulundum. Yuvamı tekrar kurabileceğimi, kurtarabileceğimi düşündüm. Boşanma kararı verildikten ve gerekçeli karar yazılmadan önce eski eşimle buluştuk, birlikte olduk. Ben bunun sonrasında tekrar ümitlendim çocuğumuz olursa yuvamız kurtulabilir diye düşündüm” diye konuştu. “3-4 metre mesafeden tek el ateş ettim” Olay günü işyerine geleceğini eşine haber vermediğini kaydeden Yılmaz şunları söyledi: “Taksiye binerek çalıştığı iş yerine gittim. Ben genellikle gittiğimde personel kapısından abisinin işlettiği işyerine giren eski eşime eski şakalar yapardım. Yine personel kapısından girdim bu sırada maktül beni fark etti. ‘Ne işin var lan burada’ gibi bir şey dedi. Ben de refleks mi diyeyim yoksa başka bir şey mi açıklayamadığım bir şekilde anlık bir olay ile yanımda bulundurduğum silah ile 3-4 metre mesafeden tek el ateş ettim. Normalde nişan alsam isabet ettirmeye imkanım yoktu. İsmini koyamıyorum basiretim mi bağlandı bilemiyorum.” “Ona nasıl kıydığımı bilemiyorum, suçsuzum beraatime karar verilsin” Sanık Yılmaz, eski eşinin gelip elinden silahı aldığını dile getirerek, “Sonrasında Atakan gelerek elinden silahı aldı, kendimi de vurmak niyetim vardı. Sonrasında silahı elimden aldığım gibi bir şey yapamadım, beni de vurmalarını diledim tahrik edici şekilde konuştum. Olay bu şekilde oluyor. Bu olayı bir ömür vicdan azabı olarak çekeceğim. Pişmanım böyle bir olay başıma geldi, işin içinden çıkamıyorum. Eşimi çok seviyordum. Ona nasıl kıydığımı bilemiyorum. Suçsuzum beraatime karar verilsin. Mahkeme aksi kanaatte ise hakkımda lehe olan hükümler uygulansın. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verirsin” ifadelerine yer verdi. Mahkemenin daha önceki ifadelerini sorması üzerine sanık, ifadelerinin hepsinin doğru olduğunu söyledi. Mahkeme heyeti sanık Yılmaz'ı mahkeme tarafından 'eşini kasten öldürme' suçundan tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 18 Mayıs’a ertelendi. Duruşma sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan Avukat Nilda Baltalı, maktül Akkaya’nın evliliği boyunca şiddet gören bir kadın olduğunu aktararak şunları kaydetti: “Boşanmak için sonuna kadar mücadele vermiş mücadeleci bir kadındı. Bugün Vildan'ın anısına mücadelesini biz sürdürdük. Tanıklar anlattılar, müştekiler anlattılar, Vildan'ın yaşadığı şiddeti. Ölüm tehditleri aldığını, katil tarafından defalarca öldürmekle tehdit edildiğini bizzat Vildan kendisi de suç duyurusunda bulunarak söylemişti. Zaten ölümünden sadece birkaç gün önce ve 1 ay uzaklaştırma kararları var. Vildan suç duyurusunda bulunarak eşinin kendisini öldüreceğini söyleyerek çeşit mesajları gösteriyor. Bu mesajlar telefon konuşmalarında ‘seni öldüreceğim, seni yaşatmam, boşanırsam seni öldürürüm' şeklinde tehditlerde bulunuyor. Biz bugün aslında karar verileceğine çok emindik. Tasarlayarak öldürmeden çok önemli emsal bir karar alacağımızdan çok emindik. Çünkü kadın cinayetlerinde nitelikli halden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi için tasarlayarak öldürmeden iddianame hazırlanmıştı. Bütün suç unsurları burada mevcuttur. Savcı mütalaasında tasarlayarak öldürmeden görüş bildirdi. Sanığın akli dengesinin yerinde olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu'nda tekrardan rapor bekliyoruz. Duruşmanız 18 Mayıs'a ertelendi.” “Ağırlaştırılmış müebbet cezasını almasını istiyorum” Vildan Akkaya’nın ablası Nurhan Yücel ise “Acımız her geçen gün daha da artıyor. Yerine gelmesi, telafi edilmesi mümkün değil ama gerçekten çok büyük ölüm tehditleri aldı ve fiilen de gerçekleştirildi. Hak ettiği ağırlaştırılmış müebbet cezasını almasını gönülden istiyorum” ifadelerini kullandı.

Haberler
23 Şubat 2021 - 23:22
FETÖ sanıkları hesap veriyor

FETÖ sanıkları hesap veriyor

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) hain darbe girişimi sonrası yurt genelinde cumhuriyet başsavcılıklarınca başlatılan soruşturmaların ardından açılan davalardaki yargılamalar sürüyor.  Eylül ayında 4 ilde sanık sayılarıyla öne çıkan ve örgütün bazı kilit isimlerinin yargılandığı 21 dava görülecek. Bu davalarda 1084 sanık yargılanacak. Darbe girişimine ilişkin sanık sayılarıyla öne çıkan 3, örgütün yapılanmasına yönelik de 18 dava görülecek. Darbe teşebbüsüyle ilgili davalarda 622, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan açılan davalarda da 462 sanık hakim karşısına çıkacak. 15 Temmuz 2016'da darbecilerin komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılanmasına Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde 1 Eylül'de devam edilecek. Yine anı gün darbe girişimi sırasında FETÖ'nün Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki eylemlerine ilişkin 142 sanığın yargılandığı davaya Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde bakılacak. 1 Eylül'de FETÖ'nün iş dünyası yapılanmasına yönelik 43 sanığın yargılandığı dava ise İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. FETÖ'nün Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı açıktan giriştiği ilk operasyon olarak tanımlanan ve MİT Başkanı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu bazı kamu görevlilerinin ifadeye çağrıldığı 7 Şubat 2012'deki "MİT kumpası"na ilişkin 34 sanığın yargılandığı dava da 15 Eylül'de İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam edilecek. Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile eski MHP'li yöneticilerin özel hayatlarına ilişkin görüntülerin yayımlanmasıyla ilgili FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in de aralarında bulunduğu 171 sanığın yargılandığı "kaset kumpası" davası ise 29 Eylül'de Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Eylül ayında görülecek davalardan bazıları şöyle: 1 Eylül Dava adı: Akıncı Üssündeki eylemlere ilişkin dava (475 sanıklı) Yer: Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 1-16 Eylül Saat: 09.30 Dava adı: Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki eylemlere ilişkin dava (142 sanıklı) Yer: Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 1-30 Eylül Saat: 09.30 Dava adı: FETÖ'nün iş dünyası yapılanmasına yönelik dava (43 sanıklı) Yer: İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 1-4 Eylül Saat: 10.00 2 Eylül Dava adı: FETÖ/PDY'nin eğitim yapılanmasına yönelik dava (4 sanıklı) Yer: Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 2 Eylül Saat: 10.00 4 Eylül Dava adı: Büyükelçi Andrey Karlov suikastı davası (28 sanıklı) Yer: Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 4 Eylül Saat: 09.30 Dava adı: "FETÖ firarisi Adil Öksüz'ün saklanmasına yardım" davası (5 sanıklı) Yer: İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 4 Eylül Saat: 10.00 Dava adı: Ergenekon davası hakimi Hüsnü Çalmuk'un FETÖ davası (1 sanıklı) Yer: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 4 Eylül Saat: 14.00 Dava adı: FETÖ/PDY'nin eyalet yapılanmasına yönelik dava (4 sanıklı) Yer: Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 4 Eylül Saat: 10.00 10 Eylül Dava adı: Sakarya'da meslekten ihraç edilenlerin yargılandığı FETÖ/PDY davası (11 sanıklı) Yer: Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 10 Eylül Saat: 09.50 11 Eylül Dava adı: FETÖ/PDY'nin polis yapılanmasına yönelik dava (4 sanıklı) Yer: Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 11 Eylül Saat: 10.00  Dava adı: Eski Sakarya emniyet müdürleri Mustafa Aktaş ve Ali Bilkay'ın yargılandığı dava (11 sanıklı) Yer: Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 11 Eylül Saat: 10.00 15 Eylül Dava adı: FETÖ’nün "7 Şubat MİT Kumpası" davası (34 sanıklı) Yer: İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 15-18 Eylül Saat: 10.00 17 Eylül Dava adı: FETÖ/PDY'nin finans yapılanmasına yönelik dava (5 sanıklı) Yer: Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 17 Eylül Saat: 10.00 18 Eylül Dava adı: FETÖ/PDY'nin polis yapılanmasına yönelik dava (4 sanıklı) Yer: Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 18 Eylül Saat: 10.00 21 Eylül Dava adı: Adana ve Hatay'da MİT tırlarının durdurulması davası (50 sanıklı) Yer: Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 21 Eylül Saat: 10.00 22 Eylül Dava adı: Kapatılan Altın Lale Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği üyelerinin yargılandığı dava (34 sanıklı) Yer: Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 22 Eylül Saat: 10.00 23 Eylül Dava adı: FETÖ/PDY'nin Türkiye finans yapılanmasına yönelik dava (43 sanıklı) Yer: Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 23-24 Eylül Saat: 10.00 28 Eylül Dava adı: FETÖ/PDY'nin eyalet yapılanmasına yönelik dava (4 sanıklı) Yer: Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 28 Eylül Saat: 10.00 29 Eylül Dava adı: "Kaset Kumpası" davası (171 sanıklı) Yer: Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 29 Eylül Saat: 09.30 Dava adı: FETÖ/PDY'nin mahrem imam yapılanmasına yönelik dava (5 sanıklı) Yer: Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 29 Eylül Saat: 10.00 30 Eylül Dava adı: FETÖ/PDY'nin polis yapılanmasına yönelik dava (6 sanıklı) Yer: Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih: 30 Eylül Saat: 10.00

Haberler
31 Ağustos 2020 - 13:57
FETÖ sanığının inkar savunmaları çürütüldü

FETÖ sanığının inkar savunmaları çürütüldü

Sakarya'da FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan sanık hakkındaki gerekçeli kararda, yargılama safhasında inkar etmesine karşın sanığın "kullanmadım" dediği örgütün şifreli haberleşme programı ByLock'u kendi adına kayıtlı hat üzerinden 1,5 yıl boyunca kullandığı, tabletine parayla "Eagle" programı yüklettiği tespit edildiği belirtildi.  Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesince sanık Celal D. hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası kararının gerekçesi açıklandı. 18 sayfalık kararda, örgüte ilişkin bilgilerin yanı sıra, esasa ilişkin mütalaa, sanık savunması, mahkemeye gelen rapor ve evraklar ile tanık beyanları gibi bölümlere de yer verildi. Kararda, sanığın duruşmalardaki savunmasında "Bylock" indirmediği ve kullanmadığını belirttiği ancak söz konusu programı, kendi adına kayıtlı hat üzerinden 11 Ağustos 2014-19 Şubat 2016 tarihlerinde kullandığının anlaşıldığı kaydedildi. Bank Asya hesabındaki hareketlilik Sanığın, yine duruşmalarda "Kimsenin talimatıyla Bank Asya hesabıma para yatırmadım." dediği Bank Asya'da hesap hareketleri ve bilirkişi raporuna ilişkin bilgiler gerekçeli kararda şu şekilde yer aldı: "Sanığın ilk defa 2 Ocak 2014 tarihinde Bank Asya'da hesap açtığı, bankayı 2014-2015 yıllarında aktif olarak kullandığı, hesapta en yoğun para hareketliliğinin örgüt elebaşının 2014 yılı başlarında ilk talimatından sonra 6 Ocak'ta sanığın hesabına 6 bin 500 lira havale geldiği, ikinci talimat dönemi olarak kabul edilen 26 Ağustos 2014 tarihinde hesaba sanık tarafından 20 bin 470 lira yatırıldığı görülmüştür." Gerekçeli kararda, tanıkların beyanlarına göre Celal D'nin "Numan" kod adını kullandığı, tanık N.U'nun ifadesine göre sanığın örgüt hiyerarşisi içinde 2012-2016 yıllarında "KYK mesulü" olduğu, bu şekilde KYK yurdunda kalan üniversite öğrencilerini örgüte kazandırmaya çalıştığı belirtilerek, tanık F.U.A'nın beyanına göre sanığın 2015-2016 yıllarında "İl emincisi" olduğunu ve darbe girişiminden sonra da örgütsel yapılanmaya ne şekilde devam edeceğini söylediği kaydedildi. Parayla "Eagle" programı yükletmiş Sanık Celal D'nin 2017 yılı başlarında tanık F.U.A'ya para vererek aldırttığı tablete "Eagle" programını yüklediğinin aktarıldığı gerekçeli kararda, sanığın 2017 yılında firari olan örgüt mensuplarını "gaybubet evleri"ne yerleştirdiğinin anlaşıldığı belirtildi. Kararda, asker olan tanıkların beyanına göre sanığın askeri mahrem yapılanmada yer alarak asker kişilerle ilgilendiği aktarılarak, "Böylece tanık beyanlarından sanığın örgüt içerisinde üst düzeyde faaliyette bulunduğu anlaşılmıştır. Sanığın bu faaliyetlerine darbe girişimine kadar devam ettiği, darbe girişiminden sonra da kaçmaya devam ederek ve kaçan örgüt mensuplarına kalacak yer temin ederek örgütsel faaliyetlerine devam ettiği anlaşılmıştır." ifadeleri kullanıldı. Sanığın örgüt hiyerarşisinde asker mahrem yapılanmada faaliyette bulunarak "Numan" kod adını kullandığı, "KYK il temsilciliği" yaptığı, örgütteki pozisyonu ile darbe girişiminden sonra da faaliyetlerine devam ettiği anlaşıldığından sanığın üst hadden cezalandırılmasına hükmedildiği gerekçeli kararda vurgulandı. Süreç Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanık Celal D. hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası talep ediliyordu. Mahkeme heyeti, 12 Eylül'deki karar duruşmasında sanığın "silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapisle cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına hükmetmişti.

Haberler
10 Ekim 2019 - 15:42
Cinayet sanığından kan donduran itiraflar

Cinayet sanığından kan donduran itiraflar

Cinayet sanığı yabancı uyruklu Beitollah Tatlıdil, iki gün bodrumda sakladığı cesedi satır ile 4’e bölüp iki valize yerleştirdiğini itiraf etti. Balta ile öldürüp parçalara ayırdı Eskişehir’de 26 Temmuz 2019 tarihinde meydana gelen olayda, iki Afgan uyruklu Malik Gülen (27) ile Beitollah Tatlıdil (22) arasında para meselesi yüzünden çıkan tartışma sonrasında Tatlıdil, Gülen'i balta ile öldürüp parçalara ayırdıktan ve valizlere yerleştirdikten sonra olay yerinden kaçmıştı. Ardından ailenin durumu fark etmesi sonrasında şüpheli Tatlıdil, polis ekipleri tarafından yakalanmış, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanıp cezaevine gönderilmişti.  Verdiği ifade kan dondurdu Olay günü öldürdüğü Malik Gülen’den para istemek için eve gittiğini savunmasında belirten sanık Tatlıdil, “Benim maddi durumum kötü olduğu ve Malik’in parası olduğu için olay günü kendisinden para istedim. Evde buluna kişiler çalışma için dışarıya çıkmıştı. Özellikle kimsenin olmadığı zamanı seçmedim. Kendisinden para istedim o da bana sinkaflı küfürler ederek para vermeyeceğini söyledi. Bu nedenle aramızda tartışma başladı. Birbirimize vurduk. Masa üzerinde buluna siyah saplı bıçağı alarak bana bir iki hamle yaptı. Bir hamlesi beni hafif şekilde yaraladı. Ben de sopa sandığım yerde bulunan ancak yatağın altında olduğu için ucunu tam olarak göremediğin ve elime alınca satır olduğunu anladığım kesici alet ile ona vurdum. Yaralanınca hemen yere düştü. Bulduğum elektrik kablosu ile tek başıma öldürdüm” diye ifade etti.  “Cinayet sonrasında Kırşehir’e gittim”  Sanık Gülen, cinayet ve sonrasında yaşadıklarını ise şöyle anlattı:  “Öldürdükten sonra cesedi sürükleyerek bodrum kısmına götürdüm. Ardından Kırşehir’de buluna Haluk isimli arkadaşıma gittim. Haluk ile Malik arasında bir husumet yoktu. Sadece Haluk’a güvendiğim için akıl almaya gittim. O da bana 'Git teslim ol' dedi. Haluk bu işin içinde değildir. Haluk cesedin bulunduğu Jabbar’ı arayarak polise bilgi vermesini istemiş. Jabbar da polisi arayarak haber vermiş. Aramızda eş cinsel bir ilişki yoktu. Bana karşı cinsel bir saldırı olmamıştır. Sadece ailesel husumet ve olay günü bana para vermeyerek, küfür etmesinden dolayı aramızda çıkan kavga neticesinde öldürdüm.”  Cesedi iki gün sonra parçalamış  Cinayet sonrasında Malik Gülen’in bin 500 lirası ve cep telefonunu aldığını itiraf eden Sanık, ifadesinin geri kalanında ise yaptıklarını şöyle anlattı:  “Perşembe günü sakladığım ve üzerini tahta parçaları ile örttüğüm cesedi balta yardımı ile parçaladım. Dışarıdan aldığım iki adet valiz içerisine yerleştirdim. Amacım kimse yokken cesedin bulunduğu çantaları nehre atarak yok etmekti. Cinayeti tamamıyla tek başıma işledim. Beni azmettiren, yardım eden hiç kimse yoktur. Aldığım parayı taksi ve ulaşım giderlerine verdim. Malik'i gasp etme, parasını alma ve bunu tasarlayarak işleme gibi bir amacım yoktu. Malik benden iri ve güçlü biriydi. Elinde bıçak olması ve bana saldırması beni korkuttu. O yüzden Malik’i öldürdüm. Eğer Malik’i öldürmeseydim, elindeki bıçakla o beni öldürecekti. Pişmanım.” 

Haberler
03 Ağustos 2019 - 11:12
Sanığın sorusuna mahkeme başkanından tokat gibi cevap

Sanığın sorusuna mahkeme başkanından tokat gibi cevap

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 2014 yılında otobüs durağında dini nikahlı eşini otobüs durağında boğazını keserek öldüren şahsa verilen 25 yıl hapis cezası Yargıtay’ın bozma ilamı sonrası müebbette çevrildi.  BOĞAZINI KESEREK ÖLDÜRDÜ Olay, 20 Nisan 2014 tarihinde Kocaeli’nin İzmit ilçesi Hacıhızır Mahallesi İnönü Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Ömer Akdoğan (52) isimli şahıs, otobüs durağında karşılaştığı dini nikahlı eşi Sevgi Zağlı (42) ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi sonrasında Akdoğan, Zağlı’yı boğazından bıçakladı. Talihsiz kadın kanlar içinde yerde kalırken, Akdoğan Saraybahçe Polis Merkezi’ne giderek teslim oldu. Olayı gören çevredeki vatandaşların haber vermesi üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansa alınan Zağlı, Kocaeli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan kadın hayatını kaybetti. Gözaltına alınan Akdoğan ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.  TEKRAR HAKİM KARŞISINA ÇIKARTILDI 2014 yılı Aralık ayında hakim karşısına çıkartılan zanlı “Kasten Adam Öldürme” suçundan 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekalet ücreti nedeniyle mahkemenin verdiği karara itiraz etti. İtiraz sonrası Yargıtay, mahkemenin kararını bozarak yeniden gönderdi. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde söz konusu dava yeniden görüldü. Davaya Kartal H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu olarak bulunan Sanık Ömer Akdoğan SEGBİS aracılığıyla bağlanırken, taraf avukatları da davada hazır bulundu.  25 YIL HAPİS CEZASI MÜEBBETE ÇEVRİLDİ Yaptığı savunmada 2014 yılından beri tutuklu olduğunu belirten Akdoğan, Yargıtay’ın bozma ilamını kabul etmediğini belirtti. Sanık avukatı ise sanığın tahliyesini talep etti. Mahkeme tarafından son sözü sorulan sanık Ömer Akdoğan, takdirin mahkemenin olduğunu ifade etti. Mahkeme heyeti verdiği kısa bir aradan sonra kararı açıkladı. Mahkeme heyeti, Sevgi Zağlı’nın öldürülmesine ilişkin olarak sanık hakkında daha önce verilen 25 yıl hapis cezasını müebbet hapis cezasına çevirdi.  BAŞKANDAN TOKAT GİBİ CEVAP Öte yandan, Ömer Akdoğan hakkında mahkeme heyeti herhangi bir indirime gidilmeyeceğini belirtirken, Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın lehine vekalet ücreti talebini reddetti. Sanık Ömer Akdoğan mahkeme başkanına sorduğu “Vicdanınız rahat mı” sorusuna mahkeme başkanı “Benim rahat, asıl senin rahat mı” şeklinde cevap verdi. 

Haberler
18 Temmuz 2019 - 14:04
Cinayet sanığı kardeşe önce ceza, sonra tahliye

Cinayet sanığı kardeşe önce ceza, sonra tahliye

Olay, merkez Osmangazi ilçesi Alacahırka Mahallesi'nde geçen yıl Aralık ayında meydana geldi. Alkollü olduğu iddia edilen Münir Salır, sabah saatlerinde kardeşi Mümün Salır'ın evine giderek tartışmaya başladı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle çıkan arbedede Mümün Salır, abiğabeyi Münir Salır'ı, sol omzundan bıçakladı. Münir Salır, kanlar içinde yere yığılırken, olay yerine gelen sağlık ekibi Salır'ı Muradiye Devlet Hastanesi'ne kaldırdı. Durumu ağır olan Münir Salır, burada yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Polis ekiplerince gözaltına alınan Mümün Salır, tutuklanarak cezaevine konuldu. Bursa 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakkında 'üst soydan akrabayı öldürmek' suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemi ile dava açılan iki çocuk babası Mümün Salır, karar duruşmasında hazır bulundu. Sanık Mümün Salır, ifadesinde şunları anlattı: "Olay sabahı oturduğumuz aile apartmanında üst kattan ağabeyimin bağırma seslerini duydum. Yanına gittiğimde mutfakta idi. Sakinleştirmeye çalıştım. Bu sırada elimde bıçak vardı. Ağabeyimin bir bacağı protez idi. Aramızda bir metre mesafe vardı. Fayans üzerinde bulunan halı ağabeyimin ayağının altından kaydı ve benim üzerime doğru kapaklanınca ikimiz birlikte düştük.  Bıçağın sol omzuna geldiğini fark etmedim. Kendimi dışarıya attığımda elimde bulunan bıçakta kan izi gördüm. Oğlum aklıma gelince içeriye girdim. Bu sırada ağabeyim merdivende yerde idi. Bana 'Mümün' diye seslendi, 'Efendim abi' dedim. sağlık ekiplerine haber verdim. Hastaneye götürdüler. Sonra öldüğünü öğrendim. Kazayla oldu. Pişmanım."  Sanık avukatı ise olayın meşru müdafaa şartları altında oluştuğunu söyledi. Cumhuriyet savcısı mütalaasında sanık hakkında meşru müdafaa maddelerinin uygulanmasını istedi. Kısa bir aranın ardından mahkeme heyeti, sanığa ilk olarak müebbet hapis cezası verdi. Meşru müdafaa  şartları oluşturan TCK 25/1, TCK 27/1 maddeleri ile iyi hal ve tahrik indirimleri uygulayan heyet, cezayı 4 yıla, ardından 3 yıl 4 aya indirdi. Mahkeme heyeti, yurtdışı yasağıyla birlikte sanığa 2 yıl 9 ay 10 gün ceza vererek, tutukluluk süresini göz önünde bulundurup, tahliye etti.

Haberler
06 Temmuz 2019 - 08:54
DEAŞ sanıklarının 15 yıla kadar hapsi istendi

DEAŞ sanıklarının 15 yıla kadar hapsi istendi

İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya 11 tutuklu sanık ile tutuksuz sanık suça sürüklenen çocuk A.A. ve sanık avukatları katıldı. Duruşma savcısı, 11 tutuklu sanık hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan 15 yıla kadar hapis cezası isterken, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan 2 tutuklu sanığın hükümle tahliyesine karar verilmesi yönünde esasa ilişkin mütalaa verdi.  Tutuksuz yargılanan diğer sanıklar ile A.A.’nın bu suçtan beraatine karar verilmesini talep eden iddia makamı, sanıkların kullandığı pasaportların sahte olup olmadığına ilişkin İnterpol Daire Başkanlığına yazı yazılmasını istedi.  Tutuklu sanıklar, DEAŞ ile bir bağlantılarının olmadığını, suçsuz olduklarını savunarak beraat ve tahliye talebinde bulundu. Bazı sanık avukatları ise esasa ilişkin savunma yapmaları için süre talebinde bulundu.  Mahkeme heyeti, sanıkların kullandığı pasaportların sahte olup olmadığına ilişkin İnterpol Daire Başkanlığına yazı yazılması ve bazı avukatların süre talebinin kabulüne, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.  Olay  İstanbul Ortaköy’de bulunan Reina adlı eğlence merkezinde 39 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısıyla bağlantılı oldukları iddia edilen şüphelilere yönelik İzmir’de başlatılan operasyonda, terör örgütü DEAŞ üyesi olduğu öne sürülen 11’i kadın 22 zanlı, Buca ve Bornova ilçelerindeki 4 ayrı adrese eş zamanlı düzenlenen operasyonda gözaltına alındı.  Zanlıların, Reina saldırısını gerçekleştiren Abdulkadir Masharipov ile Konya’daki hücre evinde birlikte kaldıkları, terör örgütü DEAŞ’ın Suriye’deki yöneticilerinin talimatı ve İstanbul’daki örgüt üyelerinin yönlendirmesiyle İzmir’de hücre evi yapılanmasına gittiği öne sürüldü. 

Haberler
26 Şubat 2019 - 15:01
FETÖ sanığından tehdit: 'Nasıl olsa sizi...'

FETÖ sanığından tehdit: 'Nasıl olsa sizi...'

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi. İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya sanık eski Yargıtay üyesi Hüseyin Güngör Babacan ile avukatı ve yakınları katıldı. Duruşmada ilk olarak dosyaya gelen yazı cevapları ve belgelerin okunmasının ardından Yargıtay Cumhuriyet Savcısı'na söz verildi. Bu sırada, sanık Babacan "Bir dakika." diyerek araya girdi. Mahkeme Başkanı Maruf Alikanoğlu ise kullandığı üslup nedeniyle sanığa tepki gösterdi. Alikanoğlu, "Sen Yargıtay üyeliği yapmış adamsın, nasıl böyle müdahale edersin. Sonra söz vereceğim, konuşma üslubuna dikkat et" dedi. Sanık Babacan ise heyete bağırarak, "Beni azarlayamazsın, ben Yargıtay üyesiyim. Reddi hakim talebimi değerlendireceksiniz" ifadelerini kullandı. Bunun üzerine, Mahkeme Başkanı Alikanoğlu, sanığın tavırları nedeniyle duruşmadan çıkarılmasına karar verildiğini bildirdi. Sanık Babacan duruşma salonundan çıkarken, "Tahliye de talep etmiyorum, nasıl olsa sizi yargılayacağız biz" dedi. Sanığın salondan çıkarılmasının ardından avukatları savunma yaptı. Sanığın reddi hakim talepli dilekçesi de heyete verildi. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mutahhar Keleşoğlu, duruşmayı uzatmaya yönelik olduğundan sanığın reddi hakim talebinin kabul edilmemesini istedi. Verilen aranın ardından mahkeme heyeti sanığın reddi hakim talebini reddetti ve tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Haberler
18 Ekim 2018 - 18:24