22˚
İstanbul
22˚
hafif yağmur
Nem %49
Rüzgar 5.02 /s
Pazartesi
21˚/16˚
Salı
23˚/15˚
Çarşamba
24˚/16˚
Perşembe
25˚/18˚
22 Mayıs 2022 Pazar
Sonuç
Suriye Halk Meclisi'nden küstah Hatay açıklaması

Suriye Halk Meclisi'nden küstah Hatay açıklaması

Suriye Rejimi, Hatay’ın Türkiye’ye katılmasının 82’nci yılında Hatay’a ilişkin küstah bir açıklamada bulundu. Dönem dönem Hatay’ı içine alan Suriye haritası kullanan Suriye Halk Meclisi, Hatay konusunu yeniden açtı. Suriye Halk Meclisi, Hatay’ın Suriye toprağı olduğunu öne sürerek “Hatay’ı geri almak için her şeyi yapacağız” açıklamasında bulundu. Resmi kanallardan yazılı bir açıklama yapan Suriye Halk Meclisi, Hatay’ın Suriye toprağı olduğunu iddia etti. FRANSIZLARI SUÇLADILAR  Açıklamada  “Hatay’ı geri almak için her şeyi yapacakları” ve şehrin “işgal altındaki Suriye topraklarının bir parçası olduğu” iddia edildi. Dönemin Fransız mandasının, 2’nci Dünya Savaşı’nda Türkiye’yle müttefiklik kurmak için Hatay’ı rüşvet olarak verdiğini öne sürüldü. Esad rejiminin yasama organı diye anılan Suriye Halk Meclisi, 250 üyeden oluşuyor. Son seçimler 19 Temmuz 2020’de yapıldı. 167’si Esad’ın Baas Partisinden olmak üzere 183 sandalye kazanan Ulusal İlerici Cephe mecliste çoğunluğu elde tutuyor. Mecliste muhalefet neredeyse bulunmuyor.  HATAY TÜRKİYE’YE NASIL KATILDI? 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Anlaşması’nda Türkiye sınırları dışında kalan Hatay (İskenderun Sancağı), Suriye ile birlikte özerk bir yönetim olarak Fransız mandası altına girmişti. 1935 yılında Suriye ve Lübnan üzerindeki mandasını kaldıran Fransa, 9 Kasım 1936’da Suriye ile yaptığı anlaşma neticesinde Hatay’daki tüm haklarını Suriye’ye devretti. Ancak Türkiye bunun Ankara Anlaşması’nın ihlali olduğunu bildirerek karara karşı çıktı. Atatürk’ün de önemle üzerinde durduğu Hatay konusunda Türkiye’nin baskılarını arttırması sonucu 27 Ocak 1937’de Milletler Cemiyeti tarafından Hatay’ın bağımsızlığı kabul edildi. 29 Haziran 1939’da ise 40 üyeli Hatay Devleti Millet Meclisi, Türkiye’ye katılma kararı aldı. 7 Temmuz 1939 tarihinde Hatay il statüsü kazandı. Misak-ı Milli sınırlarında bulunan Hatay, Türkiye topraklarına katıldı.

Haberler
02 Aralık 2021 - 09:54
Esad rejiminden küstah karar! Sünni çoğunluk tasfiye ediliyor

Esad rejiminden küstah karar! Sünni çoğunluk tasfiye ediliyor

Suriyeli Müslümanların en yüksek dinî mercii olan Suriye Cumhuriyet Müftülüğü kurumu Esad yönetimi tarafından lağvedildi. Muhalifler bu karar üzerine harekete geçti ve yeni Suriye Müftüsünün Şeyh Usame el Rıfai olduğunu ilan etti. Nüfusun yüzde 83’ünü oluşturan Sünnilere yönelik alınan bu karar tüm dünyada büyük tepki gördü. Suriye İslam Meclisi Sözcüsü Muti el Batin, gazetemize yaptığı açıklamada, Suriye Müftülüğü makamının Osmanlı bakiyesi olduğunu ve Nusayri Esad yönetiminin Sünnileri yok sayan küstah bir karara imza attığını söyledi. Geçtiğimiz hafta alınan kararın Baba Esad’ın da hedefleri arasında olduğunu ancak buna fırsat bulamadığını aktaran Muti el Batin "Şu an 10 milyon Sünni sürgün edildi. Nusayri rejim 1 milyondan fazla Sünni Müslümanı da katletti. Sünniler ile ilgili kalplerinde taşıdıkları nefreti dışa vurdular" dedi. GİZLİ AKTÖR İRAN İran’ın İslam dünyasında gerçekleştirmeye çalıştığı Şia-Mezhep merkezli işgale dönük bir de kitabı bulunan Muti el Batin "Alınan kararın gizli aktörü İran’dır. Müftülük yerine Şii egemen bir korsan nitelikte dini merci ilan edecekler. Fiziki işgal yanında Suriye halkının fikri, inancı da işgal ediliyor. İnsanlar yüzlerce yıllık ata ocaklarını terke mecbur kılındı. Yerlerin Irak, Afganistan ve İran’dan Şii taşınıyor. İran’ın gerçek yüzü mezhep kamuflajı ile Fars milliyetçiliğini egemen kılmaktır. Sünni inanca olan düşmanlıklarını ülkenin tek Sünni müessesesini ortadan kaldırarak gösterdiler" şeklinde konuştu. Suriye İslam Meclisi’nin kararına başta Yusuf el Kardavi olmak üzere dünya geneli birçok öncü şahsiyet ve kurumdan destek mesajları geldi. Sözcü Batin, yeni müftünün geniş katılımlı bir Şûra Meclisi tarafından seçildiğini ve dinî alanda Suriye’nin tek yetkin temsil niteliği taşıdığına vurgu yaptı. Müftülük, halkın fetva makamı olma yanında Suriye’de PKK ile birlikte Şii, Rus, Batı işgaline karşı halkın çok yönlü bilinçlendirilmesi için de faaliyet yürütecek. Din alanında olduğu kadar ülkenin toprak bütünlüğünün korunması misyonu üstlenecek. Suriyeli Müslümanların “Sünnisiz Suriye planı” olarak gördüğü skandal karar sonrası Esad kanadı aralarında 10 Sünni, 10 Şii, 3 Nusayri, 3 Dürzi, 2 İsmaili ve 2 Mürşidi temsilcinin yer alacağı yeni bir yapılanmaya gidileceğini duyurdu. Muhalifler Suriye’de nüfusu yüzde 1 bile olmayan Şiilerin yarı oranda temsil edileceği bir mercinin gerçekçi olmayacağını kaydetti.

Haberler
23 Kasım 2021 - 06:31
Muhaliflerden Suriye'de 'tam' ve 'kalıcı' ateşkes çağrısı

Muhaliflerden Suriye'de 'tam' ve 'kalıcı' ateşkes çağrısı

BM Cenevre Ofisi'nde 24 Ağustos'ta başlayan Suriye Anayasa Komitesi 3. tur toplantıları sona erdi.  Görüşmelere ilişkin basın toplantısı düzenleyen Anayasa Komitesi'ndeki muhaliflerin eş başkanı Hadi el Bahra, toplantıların genel olarak olumlu bir havada geçtiğini söyledi. Bahra, bir sonraki turun eylül sonunda veya ekim başında yapılmasını beklediklerini belirtti. Taraflar arasında görüş ayrılıklarının yanı sıra bazı gündem maddelerinde ortak yönlerin de bulunduğunu aktaran Bahra, "Suriye'de askeri bir çözümün olmadığını düşünüyoruz. Fakat, mevcut durumda Suriye'de kalıcı bir ateşkes yok. "dedi. Bahra, Beşşar Esed rejiminin ateşkes ihlallerine tepki göstererek, "Şiddet ve askeri çatışmalar devam ettiği sürece, siyasi sürecin hızlı ilerlediğini görmeyeceğiz." diye konuştu. "Rejimin Suriye'de zafer kazanma şansı yok" Ateşkes için uluslararası toplumun rejime baskı yapması gerektiğini belirten Bahra, "Bunun gerçekleştiğini gördüğümüzde, tüm sürecin daha hızlı ilerlediğini göreceğiz çünkü o zaman askeri açıdan nihai bir zafer elde etmelerinin bir yolu olmadığını anlayacaklar." ifadesini kullandı. Bahra, rejimin askeri yollardan Suriye'de bir zafer kazanma şansının olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti. "Suriye'de halen kalıcı bir ateşkes yok. Askeri operasyonları sürdürme ısrarı faydasız. Suriye için daha fazla yıkıma yol açacak. Ülkemizden, ekonomimizden geriye ne kaldıysa hepsini yok edecek. Benim beklentim, önümüzdeki aylarda tüm Suriye'de tam ve kapsamlı bir ateşkes görmemiz ve bu durumda siyasi süreci daha hızlı ilerletmek için daha fazla ulusal çaba göreceğimizdir." Bahra, bir soru üzerine, Anayasa Komitesi toplantılarına katılan tüm tarafların, PKK/PYD/YPG gibi Suriye'deki terör örgütlerinin varlığını kabul etmediğini belirtti. ABD'li bir şirketin YPG/PKK ile yaptığı petrol anlaşmasına da tepki gösteren Bahra, ülkesindeki kaynakların Suriye halkının ortak malı olduğunu vurguladı. Öte yandan, rejimin eş başkanlığını yürüten hukukçu Ahmed Kuzbari ise üçüncü tur görüşmelerine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Haberler
29 Ağustos 2020 - 22:42
ABD yönetiminden Esad rejiminin parlamento seçimlerine tepki

ABD yönetiminden Esad rejiminin parlamento seçimlerine tepki

ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye'de Esad rejiminin düzenlediği parlamento seçimlerine, "Esad'in Baas Partisi hükümete geldiğinden bu yana Suriye'de hiçbir özgür ve adil seçim yapılmamıştır, bu yıl da istisna değildir." sözleriyle tepki gösterdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus yaptığı yazılı açıklamada, Esad rejiminin, iç savaşın devam ettiği süreçte pazar günü, 3. kez düzenlediği parlamento seçimlerini "sözde seçimler" olarak nitelendirerek, "Esad, şaibeli bu seçimi, sözde batının oyununa karşı bir başarı gibi sunmanın peşinde." ifadesini kullandı. Söz konusu seçimlerde, Suriye halkının gerçek bir seçeneğinin olmadığının ve seçimlerin özgürce yapılmadığının altını çizen Ortagus, "Esad'in Baas Partisi hükümete geldiğinden bu yana Suriye'de hiçbir özgür ve adil seçim yapılmamıştır, bu yıl da istisna değildir. Seçim görevlilerinin hali hazırda Baas Partisi adaylarının işaretlendiği seçim pusulalarını halka dağıttığına dair elimizde güvenilir bilgiler var. Halkın baskı altında sandığa gittiği ve seçmen mahremiyetinin sağlanmadığına dair de yaygın bilgiler var." yorumunda bulundu. Şu anda Suriye'nin dışında bulunan Suriyeli sayısının ülkenin eski nüfusunun neredeyse dörtte birine tekabül ettiğinin altını çizen Ortagus, bu kişilere de oy kullanma hakkı verilmediğine işaret etti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararı çerçevesinde Suriye'deki seçimlerin "özgür ve adil" ayrıca da "BM'nin gözetimi altında, diasporadakiler de dahil tüm Suriyelilerin katılımıyla" yapılması gerektiğini vurgulayan Ortagus, "Esad rejimi ve hükümeti bu şartlara izin verip, bunlara uyana kadar, uluslararası toplum bu şaibeli seçimleri, rejimin kendisine yönelik yanlış bir meşruiyet kurma ve BMGK'nın 2254 sayılı kararının gerektirdiği siyasi süreci önleme çabası olarak görmeye devam edecektir." ifadesini kullandı.

Haberler
21 Temmuz 2020 - 00:40
Esed rejimi ve Rusya'nın İdlib'e geçen ayki saldırılarında 188 sivil öldü

Esed rejimi ve Rusya'nın İdlib'e geçen ayki saldırılarında 188 sivil öldü

İdlib'de göç verilerine ilişkin çalışma yürüten Suriye Müdahale Koordinatörlüğünce yayımlanan raporda, Esed rejimi güçleri ve destekçisi Rusya'nın İdlib'e yönelik ocak ayındaki bombardımanlarında 64'ü çocuk 188 sivilin yaşamını yitirdiği kaydedildi. Hayatını kaybedenler arasında iki Sivil Savunma (Beyaz Baretliler) çalışanı ve bir de sağlık görevlisinin yer aldığı belirtildi. Rejim ve Rusya'nın bölgeye yönelik geçen ayki saldırılarında 28 okul, 7 çadır kent, 11 sağlık tesisi, 9 pazar yeri, 19 ibadethane, 5 sivil savunma merkezi, 3 su ve 2 elektrik santrali, 4 fırın hedef alındı. Astana anlaşmaları ve Soçi mutabakatına uymadılar Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib ili neredeyse iç savaşın başından bu yana muhaliflerin ve rejim karşıtı silahlı grupların kalesi niteliğinde bulunuyor. İç göçle nüfusu 4 milyona ulaşan İdlib'in merkezi, 2015'te muhaliflerin kontrolüne geçti. İdlib, rejimin en yoğun hedef aldığı bölgelerin başında geliyor. Türkiye, Rusya ve İran'ın katıldığı 4-5 Mayıs 2017'deki Astana toplantısında, İdlib ili ve komşu illerin (Lazkiye, Hama ve Halep vilayetleri) bazı bölgeleri, Humus ilinin kuzeyi, başkent Şam'daki Doğu Guta ile ülkenin güney bölgeleri (Dera ve Kuneytra vilayetleri) olmak üzere 4 "gerginliği azaltma bölgesi" oluşturuldu. Ancak rejim ve İran destekli teröristler, ateşkes ilan edilerek durumun muhafaza edilmesinin kararlaştırıldığı 4 bölgeden İdlib hariç kalanları, Rusya'nın hava desteği sayesinde ele geçirdi. Saldırılardan kaçan yüz binlerce sivil, kuzeyde Türkiye sınırına yakın kesimlere göç etti. Rusya'nın, Türkiye ile 17 Eylül 2018'de vardığı Soçi mutabakatından bir süre sonra da saldırılar devam etti. İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'ni hedef alan Rusya, rejim ve İran destekli teröristler, yalnızca 2019 başından bu yana Türkiye sınırı yakınlarına yaklaşık 1 milyon 300 bin sivilin göç etmesine sebep oldu. Bombardımanlarda 1800 civarında sivil can verdi.

Haberler
01 Şubat 2020 - 13:41
Esad rejimi ve YPG/PKK arasında birleşme pazarlığı sürüyor

Esad rejimi ve YPG/PKK arasında birleşme pazarlığı sürüyor

Rejimin dışişleri bakanı Velid Muallim, Eylül 2017'de örgütle özerklik konusunu müzakere etmeye hazır olduklarını söylemişti. Bunun üzerine rejim ve örgüt arasında, Şam ve Haseke illerinde iş birliği konusunda defalarca müzakereler yapıldı ancak sonuç alınamadı.  Rejim, Barış Pınarı Harekatı'yla darbe yiyen YPG/PKK'ya ekimde birleşme teklifinde bulunsa da örgüt, kendi yapısını koruma güvencesi verilmediği gerekçesiyle teklifi kabul etmedi. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, YPG/PKK ve rejim arasındaki görüşmeler sürüyor. Rejim ve örgüt arasında askeri ihtilaflar da mevcut Rejim, YPG/PKK işgalindeki bölgenin Ekim 2011'de çıkardığı yerel idareler kanunu çerçevesinde yönetilmesi gerektiğini savunuyor. Buna göre, söz konusu bölgede seçim yapılacak, seçilen kişiler Yerel İdareler Bakanlığına bağlı olacak. YPG/PKK ise özerklikte ısrar ediyor. Rejim ve örgüt arasında askeri ihtilaflar da mevcut. Esed rejimi, YPG/PKK ve ismini kullandığı SDG'nin tüm unsurlarının orduya katılmasını isterken, örgüt ancak kendi üyelerinin oluşturacağı ayrı bir alay olarak orduya katılabilecekleri yanıtını veriyor. Diğer yandan iki taraf da Arap aşiretleri kendi safına çekmeye çalışıyor. Rejim istihbaratının en tepe ismi olarak bilinen Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Memluk, geçen hafta aşiret temsilcileriyle görüşüp yetki ve ayrıcalık karşılığında güçlerini orduya katma çağrısı yapmıştı. Üç gün sonrasında ise YPG/PKK elebaşlarından Mazlum Kobani, aşiret liderleriyle toplantı düzenlemişti.

Haberler
14 Aralık 2019 - 12:10
Türkiye'den Esad rejimine İdlib uyarısı

Türkiye'den Esad rejimine İdlib uyarısı

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Sadık Arslan, BM Cenevre Ofisi'nde devam eden BM İnsan Hakları Konseyinin 41. oturumunda yaptığı konuşmada, Suriye'de Beşşar Esad rejiminin İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'ne yönelik saldırılarına tepki gösterdi.  "Terörizmle mücadele, sivillere yönelik ayrım gözetmeyen saldırıları haklı çıkarmaz." diyen Arslan, rejimin İdlib'e yönelik son dönemdeki saldırılarının sonucu olarak yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiğini ve 330 bin sivilin de yerinden edildiğini anımsattı. Arslan, hastane ve okullar da dahil olmak üzere bölgede sivil altyapının rejim tarafından kasıtlı olarak hedef alındığının altını çizdi. Rejimin İdlib'e yönelik saldırılarının insani felaket ve Suriye'deki siyasi sürecin çöküşü riskini taşıdığı uyarısında bulunan Arslan, "Türkiye, rejimin kontrol ettiği bölgelerden Türkiye'nin (İdlib'deki) gözlem noktalarının hedef alınmasına misilleme yapmakta tereddüt etmeyecektir. Bunu yaparken de İdlib'deki sivilleri terk etmeyeceğiz." ifadesini kullandı. Arslan, Suriye'deki çatışmaların başından itibaren Türkiye'nin, ilgili kurum ve kuruluşlarının muazzam çabaları sayesinde, Suriyeli sivillere insani yardım sağladığını ve onları koruduğunu vurguladı. Türkiye’nin çabalarının tek başına yeterli olmayacağını dile getiren Arslan, "Gerek İdlib'in korunması gerekse (Suriye'de) siyasi sürecin ilerleyebilmesi için uluslararası toplumun desteğini bekliyoruz." çağrısını yaptı. Arslan, Türkiye'nin Astana ortakları ve BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen ile Suriye'deki siyasi süreci ilerletme çabalarının devam ettiğini aktardı. Büyükelçi Arslan, Türkiye'nin bir komşu olarak istikrarlı, toprak bütünlüğünü koruyan, barışçıl ve demokratik bir Suriye görmek istediğini sözlerine ekledi.

Haberler
02 Temmuz 2019 - 17:17