21˚
İstanbul
21˚
açık
Nem %37
Rüzgar 6.38 /s
Cumartesi
23˚/13˚
Pazar
23˚/16˚
Pazartesi
21˚/17˚
Salı
22˚/15˚
20 Mayıs 2022 Cuma
Sonuç
Sondakika! Feyzioğlu dönemi bitti! Yeni Baro Başkanı Erinç Sağkan

Sondakika! Feyzioğlu dönemi bitti! Yeni Baro Başkanı Erinç Sağkan

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına, 348 delegeden 182'sinin oyunu alan Ankara Barosu Başkanı Ramiz Erinç Sağkan seçildi. FEYZİOĞLU 156 OY ALDI TBB'nin 36. Olağan Genel Kurulu, Av. Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapıldı. Genel kuruldaki başkanlık seçimini, 348 delegeden 182'sinin oyunu alan Ankara Barosu Başkanı Ramiz Erinç Sağkan kazandı. Diğer aday Metin Feyzioğlu ise 156 oy aldı. 10 delege ise başkanlık seçimi için oy kullanmadı. Genel kurulda, yönetim, disiplin ve denetleme kurullarının üyeleri de belirlendi. DEĞİŞİMDEN YANA TAVIR KONMUŞTUR Seçimin ardından açıklamalarda bulunan Sağkan, “Bu sonuçlar bize gösteriyor ki genel kurulun 348 delegesinin tamamının katıldığı oylama neticesinde değişimden yana tavır ortaya konmuştur. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma ihlali olmak üzere en temel hak ve özgürlüklerin ihlalinde en etkin şekilde yer alacak bir TBB isteğini hem dün hem bugün çok net olarak koyduk” diye konuştu. TBB'YE YURTTAŞLARIMIZIN ÇOK İHTİYACI BULUNMAKTADIR Bu seçimin yalnızca bir TBB seçimi olmaktan çıktığını söyleyen Sağkan, “Ülkemizde son yıllarda insan hakları ihlallerinin arttığı, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, Avrupa İnsan Hakları (AİHM) kararlarının uygulanmadığı ve tartışmaya açıldığı noktada TBB’ye yurttaşlarımızın çok ihtiyacı bulunmaktadır. Maalesef geçtiğimiz döneminde bu anlamda gerek mesleki sorunların iyileştirilmesinde gerekse hukukun üstünlüğünün tesisi için yeterli çabayı sarf etmediğine inandığımız bir anlayışın bugün itibarıyla sonuna gelmiş bulunuyoruz” açıklamasında bulundu. Sağkan, Türkiye’de hiçbir avukatın yalnız kalmayacağının altını çizerek, “Yeni barolar birliği anlayışı aslında yarım asırlık teamüllerinin getirdiği o hak savunuculuğu rolünü çok net olarak ortaya koyacağı ve yurttaşların kendisinin temel hak ve özgürlüklerinin teminatı hissedeceği TBB olacaktır” ifadelerini kullandı. Metin Feyzioğlu ERİNÇ SAĞKAN KİMDİR? Aslen Gümüşhane ilinin Şiran ilçesinden olan Erinç Sağkan ilk ve orta öğreniminden sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyeliği , 2014-2016 yılları arasında Ankara Barosu Genel Sekreterliği, 2016 yılından itibaren ise Ankara Barosu Başkan Yardımcılığı yaptı. Daha sonra Ankara Baro başkanlığına aday olan Erinç Sağkan, rakiplerine oranla en yüksek oyu alarak başkan seçildi. Seçimlere, Demokratik Sol Avukatlar grubu adayı olarak giren Erinç Sağkan 7 bin 227 oy ile baronun yeni başkanı seçilmişti. Erinç Sağkan #r-2722129,2708174,2697347,#

Haberler
05 Aralık 2021 - 17:47
Baro ve delege seçimlerine yönelik kanun teklifi iddialarına yalanlama

Baro ve delege seçimlerine yönelik kanun teklifi iddialarına yalanlama

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, barolar ve baro başkanları seçimi ile TBB Genel Kuruluna delege seçiminde değişiklik öngören kanun teklifinin bulunduğuna ilişkin iddiaları yalanladı. TBB'den yapılan açıklamaya göre Feyzioğlu, stajyer avukatlara yönelik sosyal medyadan gerçekleştirilen eğitim programındaki konuşmasında, sosyal medya üzerinden son günlerde 'Avukatlık Kanunu Taslağı' adıyla bazı paylaşımların yapıldığını hatırlattı. "Açık seçik altını çizerek ifade edeyim öyle bir taslak gündemde yok" Söz konusu taslak üzerinden tartışmaların gündeme geldiğini, çeşitli bildirilerin yayınlandığını ifade eden Feyzioğlu, şöyle devam etti: "Açık seçik altını çizerek ifade edeyim öyle bir taslak gündemde yok. Arşivlerde onlarca yıldır hazırlanmış onlarca taslak bulabilirsiniz. Ama hepsi kadük olmuştur. Yani gündemden, değerden düşmüş, takibi bırakılmıştır. Anlamadığım bir sebeple ya da anladığım, tahmin ettiğim sebeplerle böyle bir söylenti dolaştırılmakta. " TBB'nin öncelikli görevinin tüm avukatları, stajyer avukatları ve 'kırılgan grup' olarak görülen genç meslektaşları korumak olduğunu vurgulan Feyzioğlu, bunun aksine tek bir adım atılmayacağını, tek bir söz duyulmayacağını kaydetti. Feyzioğlu, gençleri ve tüm avukatları ne pahasına olursa olsun koruma gayretinde ve kararlılığında bulunduklarını kaydetti.

Haberler
04 Mayıs 2020 - 13:40
Feyzioğlu: Hepimiz Ermeniyiz gibi sloganları bir kenara bırakalım

Feyzioğlu: Hepimiz Ermeniyiz gibi sloganları bir kenara bırakalım

Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçiliği tarafından ortaklaşa düzenlenen “30. Yılında 20 Ocak 1990 Olayları: Azadlığa Giden Yolun Asimetrik Savaşı” konulu etkinlik ve “Kanlı Ocak Resim Sergisi" açılış töreninde Türkiye Odalar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve Azerbaycan Büyükelçisi Hazar İbrahim’in konuşması damga vurdu. Programların açılış törenine Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı Aygün Attar, ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Do. Dr. İsmail Safi katıldı. “Bakü’de insanlık dramı yaşanıyordu” Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu konuşmasında, “Tarihte Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesi sürecine baktığımızda, Azerbaycan Türkü’nün, Azerbaycan halkının bağımsızlık için çok ağır bedelleri ödediğini görürüz. Bu bedelleri doğrudan büyütmüşler, bazen de büyük güçlerin kullandığı ya da onları arkasına alan Ermeniler tarafından Türklere ödetilmiştir. Son 150 yıl maalesef katliamlarla doludur. Azerbaycan Türklüğü, halkı köklü devlet geleneğinin onda verdiği yetki ve ruhla direnmiş ve asla boyun eğmemiştir, bedel ödemiştir. 1990 döneminin sonlarına doğru Sovyet Rusya'sında Azerbaycan'a karşı faaliyetler doruk noktasına ulaşmıştır. Azerbaycan Türklüğü ’nün milli lideri Haydar Aliyev’in Sovyet Yönetimi’nden Gorbaçov ve onun destekçisi Ermenilerin yoğun baskıları sonucunda ayrılmak zorunda kalması bu gerçeğin ispatıdır. Ermeniler, Azerbaycan içinden toprak isteme sürecine girmiştir. 1990 yılının 19 Ocak günü saat 19:27’de Sovyetler Birliği Devlet Birliği Komitesi yani KGB, Azerbaycan TV binasının elektrik ünitesini bombaladı. Basın susturuldu ve görsel yayın imkanı kalmadı. 19 Ocak 1990 gecesi asıl katliamı gerçekleştiren Ermeni komutanların komutasında özel birliklerdir. Kanıtlar mevcudiyetini korumaktadır. Ermeni komutanların komutasında bu özel birlikler, insanları sokakta yürürken, evlerinde, otobüs durağında ve araçlarında evlerine giderken katletti. 21 yüzyılın eşiğinde Bakü’de insanlık dramı yaşanıyordu” diye konuştu. “Hepimiz Ermeniyiz gibi sloganları bir kenara bırakalım” 134 kişi şehit düştüğünü 600’den Azerbaycan Türkü’nün yaralandığını ve 800’ünün de haksız yere acımasızca tutuklandığını belirten Feyzioğlu, “Sovyet Ordusu, Bakü’ye girmesindeki amacı barış ve güvenliği sağlamaktır diye savunuyor ve yalan üstüne yalan söylüyordu. Elbette Ocak katliamının sadece Azerbaycan’da tanınması yeterli değildir. Uluslararası hukuk açısından bakıldığında insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamına dahil edilmesi ve sorumluların bu kapsamda takibinin sağlanması lazım. Türk milletinin haksız ve iftira niteliğindeki soykırım suçlamalar karşısındaki sessiz kalacağı, boynunu bükeceği hiçbir şey yoktur. Bu iftiraların gerçek sebebinin Ermenilerin Türklere karşı işlediği katliamlar olduğunu hiç unutmayın. Hepimiz Ermeniyiz gibi sloganları bir kenara bırakalım da ağız dolusu, Türk milletinin uğradığı bu katliamlara karşı hepimiz Türk’üz diyelim. Mezhepçilikten, etnikçilikten, ırkçılıktan uzak bu milletin asır unsurum diyen herkesin bu topraklara gönülden bağlı geleceği birlikte inşa etme ülküsüne kendisini adamış hepimiz Türk’üz. Türk milleti ve Türk devletleri bir daha böyle bir katliamın yaşanmaması için insanlık dışı uygulamaların takipçisi olmalıdır. Filistin’deki katliamları takip edeceği elbette ama Türk milletine yönelik katliamları öncelikle takip etme yükümlülüğümüz var” sözlerini kullandı. “O zamandan farklı güçlü Azerbaycan Ordusu var” Azerbaycan Büyükelçisi Hazar İbrahim ise, “Bugün o zamanda farklı olarak; bizim güçlü silahlı kuvvetlerimiz var. Bugün o günden farklı olarak güçlü Azerbaycan var. Bugün o günden farklı olarak bizlere karşı asimetrik savaş açmış Sovyetler'den farklı olarak, bizim dünyaya iletebileceğimiz sesimiz var. Biz bugünleri, kendimize karşı devam eden tepkileri de işgali de, hakkımızla hukukumuzla, var gücümüzle reddedebilelim. Amacımız budur ki; dünyada her yerde uluslararası hukuk amaç olsun. Biz kimsenin kanının dökülmesini istemeyiz. Ona göre ne kadar asimetrik savaşlar Azerbaycan'a karşı, kardeş Türkiye’mize karşı, Türk devletlerine karşı açılsa da bizim sesimiz her zaman güçlü olacak ve emimin ki her zaman kazanacağız” ifadelerini kullandı.

Haberler
20 Ocak 2020 - 17:52
TBB'den ABD Senatosunun 'Ermeni kararı'na tepki

TBB'den ABD Senatosunun 'Ermeni kararı'na tepki

Türkiye Barolar Birliği'nden (TBB), yapılan yazılı açıklamada, ABD Senatosunun 1915 olaylarını "Ermeni soykırımı" olarak tanımlayıp, onaylaması eleştirildi. Bu adımla ekonomik ve siyasal çıkarların, tarihsel gerçekliğin ve hukukun önüne geçtiği belirtilen açıklamada, "Birinci Dünya Savaşı koşullarında, Çarlık Rusyası ile doğu cephesinde zorlu bir savaşa tutuşan Osmanlı İmparatorluğu'nun, cephe gerisini güvenceye alma çabası hukuk meşruiyeti içinde değerlendirilmesi gereken bir durumdur." ifadeleri kullanıldı. Osmanlı devleti vatandaşı olan bazı Ermenilerin, ayrılıkçı silahlı terör örgütleri kurduğu hatırlatılan açıklamada, bu örgütlerin Rusya ile savaş halinde bulunan Osmanlı ordusunun ikmal yollarını kestiği, savaşın kaybına yol açacak ölçüde ciddi tehlike oluşturduğu vurgulandı. Açıklamada, ulusal güvenliği ciddi ölçüde tehdit eden terör örgütü üyeleri ile yataklık ve lojistik destek sağlayanların, Osmanlı'nın siyasi sınırları içinde bulunan bazı bölgelerde geçici iskanını "soykırım" olarak tanımlanmasının tarihe, bilime ve hukuka atılmış çirkin bir iftira olduğu belirtildi. Türk Milletini ve onun kurtarıcı lideri Atatürk'ü bir türlü içlerine sindiremeyenlerin, asrın iftirası olan "Ermeni soykırımı" yalanını ortaya attığına işaret edilen açıklamada şunlar kaydedildi: "Bu iftira, emperyalist devletlerce Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türk milletine yönelik daimi bir şantaj ve tehdit sopası olarak kullanılmaktadır. Kendi geçmişlerine ve kanlı ellerine bakamayanların, güncelleyip süsledikleri yeni Sevr dayatmasına karşı milli refleksi kaynağında söndürmeye yönelik baskı ve şantajlarının hiçbir hukuki temelinin olmadığı bilinmelidir."

Haberler
13 Aralık 2019 - 17:15
35 Baro Başkanlığı, TBB'de olağanüstü genel kurul çağrısına karşı çıktı

35 Baro Başkanlığı, TBB'de olağanüstü genel kurul çağrısına karşı çıktı

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Şanlıurfa, Diyarbakır, Aydın, Van ve Tunceli baro yönetimleri, TBB'nin "seçimli olağanüstü genel kurula gidebilmesi" için yönetim kurullarınca karar aldı. 11 baro başkanlığının, "olağanüstü genel kurula çağrı"yı içeren kararları TBB'ye iletildi.  Olağanüstü genel kurul isteyen 11 baroya karşılık Ağrı, Afyonkarahisar, Aksaray, Bartın, Çankırı, Çorum, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane-Bayburt, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Konya, Kütahya, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Tokat, Uşak, Yozgat, Zonguldak, Ardahan ve Giresun Baro Başkanlıkları olağanüstü genel kurul istemedi. Türkiye genelindeki 80 barodan 35'i, "11 baronun TBB'nin olağanüstü genel kurula götürülmesine yönelik girişimlerini doğru bulmadıklarını" bildirdi. Olağanüstü genel kurula karşı çıkan barolardan yapılan açıklamalarda, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu ve TBB yönetimine destek verildi, genel kurulun zamanında yapılması istendi. Olağan Genel Kurul Mayıs 2021'de TBB'de başkanlık seçimi 4 yılda bir yapılıyor. Metin Feyzioğlu, 2013 yılı mayıs ayında yapılan seçimle başkanlığa getirilmiş, 13-14 Mayıs 2017 tarihlerinde gerçekleştirilen 34. Olağan Genel Kurul'da TBB Başkanlığına yeniden seçilmişti. TBB'nin 35. Olağan Genel Kurulunun 2021 yılı mayıs ayında yapılması öngörülüyor.

Haberler
08 Kasım 2019 - 12:12
Türkiye Barolar Birliği Adli Yıl Açılış Töreni'ne katılmayacak

Türkiye Barolar Birliği Adli Yıl Açılış Töreni'ne katılmayacak

Türkiye Barolar Birliği (TBB), 2016-2017 Adli Yıl Açılış Töreni'ne katılmama kararı aldı. TBB'den yapılan yazılı açıklamada, Yargıtay Başkanlığınca bir otelin kongre salonunda düzenleneceği duyurulan 2016-2017 Adli Yıl Açılış Töreni'ne TBB'nin davet edildiği anımsatılarak, "Geleneğe uygun bir şekilde konuşma yapmamız istendiğinde bunu memnuniyetle kabul etmiştik" ifadesi kullanıldı. Açıklamada, "Törenin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılacağına dair 21 Ağustos'ta medyada haberler çıkması üzerine, bu durumun kuvvetler ayrılığı ilkesine zarar vereceğini, yargının bağımsızlığı ile tarafsızlığının ulusal ve uluslararası kamuoyunda yıpratılmasına neden olabileceğini Yargıtay Başkanlığı’na aynı gün sözlü olarak iletmiştik. Yargının adil olması kadar adil görünmesi gereğini de vurgulayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihadına da işaret etmiştik" değerlendirmesinde bulunuldu. TBB'nin açıklamasında, şunlar kaydedildi: "Yine aynı gün yaptığımız kamuoyu açıklamasında, '15 Temmuz sonrası yaşanan, hepimizin ihtiyaç duyduğu milli birlik ve beraberlik ruhuna, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını ulusal ve uluslararası kamuoyunda sorgulatarak zarar verebilecek bir organizasyonu doğru bulmayacağımızı ve meselelerin iletişim yoluyla çözülebileceğine dair inancımızı' dile getirmiştik. Bu süreçte, Yargıtay Başkanlığı ile karşılıklı sürdürdüğümüz yapıcı ve iyi niyetli diyaloğa rağmen, sorunun çözülememesi üzerine, 21 Ağustos tarihli kamuoyu açıklamamıza uygun şekilde yönetim kurulumuz, 2016-2017 Adli Yıl Açılış Töreni'ne Türkiye Barolar Birliğinin katılmamasına karar vermiştir. Bu kararımız, tamamen yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki hassasiyetimizden kaynaklanmaktadır."

Haberler
27 Ağustos 2016 - 14:16
Yeni avukatlık ücret tarifesi yayımlandı

Yeni avukatlık ücret tarifesi yayımlandı

Hukuki yardım ve davalarda avukatlara ödenecek yeni  ücretler belirlendi. Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan yeni avukatlık ücret  tarifesi bugünkü Resmi gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.  SÖZLÜ DANIŞMANLIKTA SAATİ 250 TL Buna göre, büroda sözlü danışmanlıkta ilk saat için 250, takip eden  her saat için 150 lira, gidilen yerde sözlü danışmanlıkta 500, takip eden her  saat için 250, dilekçe, ihbarname, ihtarname ve protesto düzenlenmesi 360, miras  sözleşmesi ve vasiyetname hazırlamada bin 450, ticari işlerle ilgili sözleşme  düzenlemede bin 500 lira avukatlık ücreti alınacak.  İş takibi konusunda uluslararası yargı yerlerinde duruşmalı hukuki  danışmanlık için 9 bin, duruşmasız için 5 bin 250 lira ödenecek.  Kanun gereği bulundurulması zorunlu sözleşmeli avukatlara ödenecek  ücretler de yeniden belirlendi. Buna göre, yapı kooperatifleri için ücret bin,  anonim şirketler için ise sözleşmeli avukatlarına ödenecek ücret bin 500 lira  olacak.  O ÜCRETLER DE ARTIRILDI Yargı yerleri ile icra ve iflas dairelerinde yapılan ve konusu para  olmayan veya parayla değerlendirilemeyen hukuki yardımlar için ödenecek ücretler  de artırıldı. Buna göre, icra dairelerinde yapılan takipler için ücret 300, ceza  soruşturma evresinde takip edilen işler için 600, fikri ve sınai haklar  mahkemelerinde takip edilen davalar için 2 bin 600, ağır ceza mahkemelerinde  takip edilen davalar için 3 bin 600, Yargıtay'da ilk derecede görülen davalar  için 3 bin 500, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Sayıştay'da temyiz yoluyla  görülen işlerin duruşması için bin 350, Yüce Divan sıfatıyla bakılan davalarda da  6 bin lira avukatlık ücreti alınacak. Bireysel başvurularda duruşmalı işlerde 3  bin 600, duruşmasız işlerde bin 800 lira ödenecek.  Yargı yerleri ile icra ve iflas dairelerinde yapılan ve konusu para  olan veya parayla değerlendirilebilen hukuki yardımlara ödenecek ücretlerde de  belirli oranlarda artış yapıldı.   

Haberler
21 Aralık 2015 - 10:17
Ankara Barosu'ndan Feyzioğlu'na istifa çağrısı

Ankara Barosu'ndan Feyzioğlu'na istifa çağrısı

Ankara Barosu, seçimlerde başarısız olduğu iddiasıyla CHP'yi olağanüstü kurultaya çağıran Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu'nun artık bağımsız ve tarafsız olarak 87 bin avukatı temsil edemeyeceğini gösterdiği belirterek, Feyzioğlu'nu, istifaya davet etti.  Feyzioğlu; "#CHPninCikisYolu kurultaya giderek önce güvenoyu almak ve güven veren bir kadro ile koalisyon müzakeresi yapmaktır." demiş ve gerekçelerini sıralamıştı. Ankara Barosu tarafından yapılan açıklamada, Feyzioğlu'nun  sosyal medya üzerinden milletvekili genel seçimleri hakkında değerlendirme yaptığına işaret edildi. Açıklamada, şöyle denildi: "Ancak Sayın Başkan, açıklamasında görevi gereği üzerinde durması gereken demokrasi, hukuk, seçim güvenliği ile seçim hukukuna dair konular dışında üyesi ve eski parti meclisi üyesi olduğu partiye ilişkin seçim sonuçlarını değerlendirmiş ve bu partiye seçimli kurultay çağrısında bulunmuştur.  Sayın Birlik Başkanı'nın söz konusu çağrısının muhatabı, kuşkusuz meslektaşları ve meslek örgütü olan barolar değildir. Ancak anılan açıklamalar ve yapmış olduğu kurultay çağrısı, Birlik Başkanı'nın bu saatten sonra bağımsız ve tarafsız olarak 87 bin avukatı temsil edemeyeceğini ne yazık ki göstermektedir.  Kendisinin siyasi ve meslek ahlakının, mesleğimizin ve Türkiye Barolar Birliği'nin kurumsal kimliği üzerine bu gölgenin düşmesine izin vermeyeceğine inanıyor ve ilk iş olarak gereğini yapmasını bekliyoruz. Sayın Feyzioğlu'na, aklında ve gönlünde olduğunu ilan ettiği siyasi mücadelesinde meslektaşları olarak başarılar diliyoruz."

Haberler
11 Haziran 2015 - 10:49
Feyzioğlu, HDP’nin silah bırakma çağrısını değerlendirdi

Feyzioğlu, HDP’nin silah bırakma çağrısını değerlendirdi

Feyzioğlu, “Bilmediğimiz bir konuda bir karanlığın içerisinde ilerlemek istemiyoruz. 77 milyonu bir karanlık tünelde kim götürüyor, rehberimiz kimdir? Bunu bilmeden olumlu yorumlar yapmakta tereddütlü davranıyorum” dedi. Manisa Toplumsal Dayanışma ve Kültür Derneği tarafından Manisa Büyükşehir Belediyesi Kültür Sitesi Lale Salonunda düzenlenen “1 Mart Tezkeresi ve Türkiye’de Hukuk ve Demokrasi” söyleşisine katılmak üzere Manisa’ya gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, söyleşi öncesi basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. Türkiye’de hukukun dış politika ile çok fazla iç içe yürüdüğünü belirten Feyzioğlu, gerçekleştireceği söyleşide konuşacaklarını şöyle özetledi: “Dış politikadaki gelişmeler Türkiye’nin rejimini etkiliyor. Türkiye’nin hukuk sistemini etkiliyor bunları konuşacağız hep birlikte. Ortadoğu’nun sınırlarının değişmesi, emperyal devletlerin bir takım menfaatleri uğruna yeni yapılandırmalar, Türkiye’de de rejimi zorluyor. Bunları konuşacağız.” HDP’NİN SİLAH BIRAKMA ÇAĞRISI HDP tarafından Abdullah Öcalan’ın Kandil’e yaptığı silah bırakma çağrısını da değerlendiren Feyzioğlu, “2013 yılında Öcalan’ın İmralı’dan yazdığı söylenen mektup, hükümetle birlikte yazılmıştır dediğim bir mektup bir manifesto var. O zaten bir yol haritası. Dünkü 10 emri ya da 10 maddeyi bu yol haritası ile birlikte okumak lazım. Biz Türkiye’de kimsenin burnu kanasın istemeyiz. Bunu tartışmak söz konusu bile değil. Askerimizin, polisimizin, yurttaşlarımızın, saçının teline zarar gelsin istemeyiz. Kan dursun istiyoruz, bunda tartışma yok. Kanı durdurmak için, toplumsal barışı sağlamak için, ne yapılması gerekir işte bu noktadayız. Bugün müzakere ya da çözüm süreci denilen süreç, hükümetle ve özelde Tayyip Erdoğan’la PKK arasında yürüyen ve kimsenin içeriğini aslında bilmediği bir süreç. Nereden öğreniyoruz içeriğini? Yine hükümetten değil, 10 emri okuyanlardan öğreniyoruz. Yani ‘İmralı böyle dedi’ diye öğreniyoruz, Abdullah Öcalan’ın mektubundan öğreniyoruz” dedi. “OLUMLU YORUMLAR YAPMAKTA TEREDDÜTLÜ DAVRANIYORUM” Yapılan görüşmelerde Anayasanın ilk 3 maddesinin değiştirilip değiştirilmeyeceğini soran Feyzioğlu, “Bana birisinin ağız dolusu şunu söylemesi lazım; Anayasa’nın ilk 3 maddesini değiştirmek istiyor musunuz? Yani o 10 emirde anayasanın ilk 3 maddesinin değiştirilmesi var mı? Müzakere masasında anayasanın ilk 3 maddesini değiştirebiliriz sözü verdiniz mi? Bunu duyalım. ‘Hayır asla ilk 3 maddede bir değişiklik düşüncemiz yoktur’ desinler, ağız dolusu bir desinler devam edelim. Ama Türk milletini parçalara ayırıp, farklı milletler oluşturup, o farklı milletler üzerinden yeni bir yapılanma sonuç itibariyle Türkiye’yi bugünden de kötü koşullara zorlar. 2010 tarihinde ‘yetmez ama evet’ diye bir yola çıktık. Bir sandala bindirildik. Bugün 2010’da ‘yetmez ama evet’ diyenlerin bir kısmı ya hapse girdi, ya da ‘bin pişmanız’ dedi. Unutmayın bunu. Niye, çünkü düşünmediler. ‘Olsun bir kere değişsin de nasıl değişirse değişsin’ dediler. Biz kalıcı bir toplumsal barış için tartışmak zorundayız. Tartışmayı, konuşmayı ‘vatan hainliği, sen barış istemiyor musun?’ gibi duygusal salvoyla karşılamak bu millete iyilik ve hayır değildir. Biz tartışmak, konuşmak, öğrenmek istiyoruz. Bilmediğimiz bir konuda bir karanlığın içerisinde ilerlemek istemiyoruz. 77 milyonu bir karanlık tünelde kim götürüyor, rehberimiz kimdir? Bunu bilmeden olumlu yorumlar yapmakta tereddütlü davranıyorum” şeklinde konuştu. PROTOKOLDE AYRILAN YERE OTURMADI Feyzioğlu daha sonra söyleşi için Lale Salonuna çıktı. Salonu dolduran kalabalık tarafından coşkulu bir şekilde karşılanan Feyzioğlu, protokolde kendisi için ayrılan yere oturmak yerine salonun ortalarında bir alana oturdu. Salonu dolduranlar sık sık ‘Faşizme karşı omuz omuza’ ve ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sloganlarıyla tempo tutarken, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından kürsüye çıkan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, “1 Mart Tezkeresi ve Türkiye’de Hukuk ve Demokrasi” konulu söyleşisini verdi.

Haberler
02 Mart 2015 - 01:22
Feyzioğlu itiraf etti, ' Siyaset yapıyoruz'

Feyzioğlu itiraf etti, ' Siyaset yapıyoruz'

SAMSUN'da, Avukat Hakları Merkezi Karadeniz Bölge Çalıştayı'na katılan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, "Dibine kadar, sonuna kadar, en büyük harflerle ve altını çizerek siyaset yapıyoruz. Ama bu siyaset hukukun üstünlüğü siyasetidir" dedi. TBB Avukat Hakları Merkezi Karadeniz Bölge Çalıştayı Samsun Serra Otelde başladı. Çalıştayın açılışında konuşan Metin Feyzioğlu, Türkiye Barolar Birliği ve baroların hukukun üstünlüğü, insan hakları ile demokrasi mücadelesinin en güçlü mevzilerini oluşturduğunu söyledi. Feyzioğlu şöyle konuştu: "Bugün Türkiye'de milyonlarca yurttaşımız son birkaç yıldır 'iyi ki avukatlar, iyi ki barolar var' demektedir. Şimdi baro başkanlarımız bunları ifade ettikçe, birileri bize 'siyaset yapıyorsun' demektedir. Basın huzurunda ve değerli meslektaşlarım huzurunda cevap veriyorum. Dibine kadar, sonuna kadar, en büyük harflerle ve altını çizerek siyaset yapıyoruz. Ama bu siyaset birilerinin anladığı, bildiği, siyaseti bugüne kadar okuduğu gibi popülist, sığ, 2 gün sonrayı değil, bu akşamı kurtaracak ucuz siyaset değildir. Bu siyaset hukukun üstünlüğü siyasetidir. 77 milyonu eşit vatandaşlık paydasında buluşturma, kucaklaştırma siyasetidir. Türkiye'de bu ülkenin üzerine kurulu olduğu fay hatları sorunsuzca kırılmak istenirken, bizim siyasetimiz, 77 milyonun insan hakları, hukukun üstünlüğü temelinde buluşturma siyasetidir. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, ortak lisan olan hukukun üstünlüğü lisanıyla sağlama siyasetidir."  CUMHURBAŞKANI'NIN SÖZLERİNE ELEŞTİRİ Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan'a da göndermede bulunan Feyzioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Cumhurbaşkanı bu sözlerle yurttaşlık sıfatına bağlı olan, seçme seçilme hakkını inkar etmiştir. Kendisini Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyan milli iradeyi, seçilir seçilmez haftasında inkar etmiştir. Umut ederim ki sayın Cumhurbaşkanı bunu bilerek sarf etmemiştir. Geldiğimiz nokta itibari ile biz avukatların, baroların ve Türkiye Barolar Birliği'nin hukukun üstünlüğünü savunması, avukatlık kanununun bize vermiş olduğu açık yetkiye dayanmakla birlikte, bunun çok ötesine geçmiştir. Hukukun üstünlüğü mücadelesi artık avukatların ekmek mücadelesidir, aş mücadelesidir, ay sonunu nasıl getireceğinin mücadelesidir."

Haberler
24 Ocak 2015 - 12:47
Feyzioğlu PYD'ye silah yardımına karşı çıktı

Feyzioğlu PYD'ye silah yardımına karşı çıktı

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, IŞİD ile bazı Kürt gruplar arasındaki çatışmalara ilişkin "Türkiye PKK'nın bir kolu olan PYD'ye ağır silah yardımı yapamaz ve yapmamalıdır. Kendisine dönecek silahları kendi eliyle başka bir terör örgütüne vermemelidir" dedi.Feyzioğlu, bir dizi etkinlik ve ziyarette bulunmak üzere geldiği Hatay'da, Antakya ve Hatay Gazeteciler Cemiyeti'nde basın mensuplarıyla bir araya geldi.Feyzioğlu, burada yaptığı açıklamada HSYK seçimlerine değinerek, bağımsız, tarafsız, adil yargılama yapabilen ve hesap verebilir bir yargının gerekli olduğunu söyledi.Kanunların her yerde ayrımcılığa veya ayırıcılığa izin vermeksizin eşit olarak uygulanması gerektiğinin vurgulayan Feyzioğlu, "Hükümetin artık hiç gizlemeden kulis yaptığı, bir taraftan da cemaatin çalışmalar yürüttüğü bir seçimden ben yargı bağımsız olacak diye bir sonuç değil, yargı kime bağlı olacak diye bir soru işareti çıkartıyorum" dedi.Türkiye'nin her alanda özgürlükler sorunu içinde olduğunu savunan Feyzioğlu, "Türkiye'deki Kürt sorunu üst başlıkta insan hakları sorunudur. O insan hakları sorununun bir parçası Alevilerdir, bir parçası emekçiler, öğrenciler, basın mensupları, üniversitelerdir. Her alanda Türkiye özgürlükler sorununun içindedir. İnsan hakları sorununun ortasındadır. Ben, kendisi demokrat olmayan bir hükümetin sadece demokrasiyle çözülebilecek bir sorunu çözebildiğini sanmıyorum" diye konuştu.Türkiye'nin Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğüne mutlak olarak saygı göstererek sınırını teröristlere karşı mühürlemesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Feyzioğlu, "HDP'nin 'eğer koridor açmazsanız, silah yardımı yapmazsanız barış süreci tehlikeye girer' şeklindeki açıklamaları 'Türkiye Cumhuriyetini tehdit' gibi algılanır. Türkiye PKK'nın bir kolu olan PYD'ye ağır silah yardımı yapamaz ve yapmamalıdır. Kendisine dönecek silahları kendi eliyle başka bir terör örgütüne vermemelidir" ifadelerini kullandı.

Haberler
12 Ekim 2014 - 19:18
CHP'de tartışma oluşturacak fotoğraf basına sızdı

CHP'de tartışma oluşturacak fotoğraf basına sızdı

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Başbakan Erdoğan karşısında başarısız olması sonrası CHP'de işler karıştı. Bir grup milletvekili Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu istifaya çağırırken Grup Başkan Vekili Muharrem İnce de adaylık sinyali verdi.TARTIŞMA OLUŞTURACAK FOTOĞRAFGenel başkanlık için bir çok isim gündeme gelirken, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu önceki gün İstanbul’da bazı CHP’lilerle bir toplantı yapması gündeme bomba gibi düştü. Akşam gazetesinde yer alan habere göre; Eski İl Başkanı Nebil İlseven, işadamı Ali Fatinoğlu ve eski ilçe başkanlarının katıldığı toplantıda Feyzioğlu "Ben de varım" diyerek destek istedi. Eski Fatih Meclis Üyesi Mustafa Sarmusak’ın ofisinde yapılan toplantıya Eski CHP İl Başkanı Nebil İlseven, Sanica Boru’nun sahibi işadamı Ali Fatinoğlu, yine Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa ve Küçükçekmece’nin eski ilçe başkanları ve 10 kongre üyesi de katıldı."BAŞBAKANLIK İÇİN HAZIRIM" MESAJIMetin Feyzioğlu burada CHP Genel Başkanlığı’na aday olduğunu açıklayarak, “Ben sadece CHP Genel Başkanlığına değil Başbakanlığa hazırım. Bu odadan bir başbakan en az iki bakan neden çıkmasın. Sizlerden kurultayda destek istiyorum” dedi.GENÇLİK KOLLARI YEMEK VERDİFeyzioğlu’nun Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay tarihini belirlemesinden sonra adaylığını açıklayacağı öğrenildi. Fatih’teki toplantıdan sonra CHP İstanbul İl Gençlik kollarında görevli bazı isimler Metin Feyzioğlu’na Büyük Kulüp’te yemek vererek desteklerini ifade ettiler.Kaynak: Milliyet 

Haberler
16 Ağustos 2014 - 10:23
İşte Mustafa Sarıgül'ün asıl planı

İşte Mustafa Sarıgül'ün asıl planı

Cumhurbaşkanı seçim sonuçları üzerine başlayan tartışma CHP’de kurultaya yol açtı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu önce ulusalcı kanatta yer alan 6 milletvekilinin ardından da Grup Başkanvekili Muharrem İnce’nin kurultay çağrısına meydan okuyarak yanıt verdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu muhalif kanadın olağanüstü kurultay için imza toplayabilecek çoğunlukta olmadığını ifade ederek ‘ kurultay toplayacak gücünüz yok’ demeye getirdi.AlJazeera Türk'ün haberine göre;  Kılıçdaroğlu 14 Ağustos Perşembe akşamı Yenimahalle Devlet Devlet Hastanesi’nde Gazze’den gelen yaralıları ziyarete gitti ve ziyaret sonrasında hastane çıkışında “ Kurultay isteyen arkadaşlarımın toplayamayacağı anlaşıldı. Bu nedenle kurultayı ben toplayacağım” diye konuştu.Kurultaya gitmenin 3 yolu varCHP tüzüğüne göre olağanüstü kurultay çağrısı yapılmasısının üç yolu var. Delegenin salt çoğunluğunun imzası ile olağanüstü kurultay toplanabiliyor, kayıtlı delege sayısı ise 1180. Bu sayı esas alındığında muhaliflerin kurultayı toplantıya çağırabilmesi için 591 imza gerekiyordu. Ancak Kılıçdaroğlu muhalifler imza toplama girişimine başlamadan tüzüğün kendisine verdiği yetkiyi kullanacağını açıkladı. CHP tüzüğü genel başkana olağanüstü kurultayı toplantıya çağırma yetkisi veriyor. CHP tüzüğüne göre Parti Meclisi kararı ile de olağanüstü kurultay toplantıya çağırılabiliyor.Kurultay takvimi nasıl işleyecek?CHP liderinin 'kurultayı ben toplayacağım' demesinin ardından kurultay takviminin resmen başlaması için Kılıçdaroğlu’nun kurultay çağrısını ve gününü ilan etmesi gerekiyor. CHP tüzüğü “ Olağanüstü toplantı en az 15 gün önce ilgililere duyurulmak koşuluyla en geç 45 gün içinde yapılır” diyor.CHP yönetimi Pazar mesaisi yapacakCHP Merkez Yönetim Kurulu 17 Ağustos Pazar günü Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında toplanacak.  Haftalık rutin toplantılarını genelde Çarşamba günleri yapan CHP yönetimi en son toplantıyı 13 Ağustos’ta yapmıştı.  Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının parti içinde başlattığı kurultay tartışmaları nedeniyle yönetim bu hafta bitmeden ikinci kez toplanmış olacak. Toplantıda kurultay takviminin de değerlendirilmesi bekleniyor. “ Kurultay tarihine arkadaşlarla görüştükten sonra karar vereceğim” diyen CHP liderinin MYK toplantısının ardından veya gelecek hafta başında  kurultay tarihini ilan etmesi durumunda, tüzük gereği CHP eylül ayı içinde veya en geç ekim başında olağanüstü kurultayını toplayacak .Kılıçdaroğlu’nun potansiyel rakipleriCHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce Meclis’te düzenlediği basın toplantısında hem parti yönetimini eleştirdi hem de adaylık sinyali verdi.  İnce Kılıçdaroğlu’nun kurultayı toplayacağım açıklamasının ardından da grup başkanvekilliğinden istifa edeceğini duyurarak genel başkanlık yarışına gireceği yönündeki işaretleri kuvvetlendirdi. İnce’nin adaylığı kesin gibi. İnce’nin  Meclis’te düzenlediği basın toplantısında Baykal dahil eski genel başkanları telefonla aradığını söylemesi ve ‘ yalnız değilim’ mesajı vermesi  parti yönetimi tarafından arkasında ‘ Baykal’ın desteğini almış görünüyor’ şeklinde yorumlandı.CHP içinde ulusalcı kanatta yer alan Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Fevzioğlu’nun da adaylık için adları geçiyor. Ancak muhalif kanatta ‘kurultay yarışında sonuç alabilmek için parçalı bir yapıyla değil tek bir aday üzerinde birleşerek kurultaya gidilmeli’ yorumları yapılıyor.Baykal çıkabilirCHP içinde Baykal’a yakın isimler ise Baykal’ın partinin başına yeniden geçmesini istiyor ve ‘Baykal’a geri gel’  çağrıları yapıyor.  Kurultaya doğru yol alan süreçte CHP içindeki tartışmaları Al Jazeera’ya değerlendiren ve Baykal ile da uzun yıllar birlikte çalışan bir CHP yöneticisi ‘ Deniz Baykal sonuçtan emin olursa ortaya çıkar’ değerlendirmesini yaptı. Baykal’ın ise böyle bir havayı görmesi ve ortaya çıkması durumunda ise delegenin ve kamuoyunun karşısına yeni bir toplumsal sözleşme toplumsal mutabakat çağrısıyla çıkmayı düşündüğü dile getiriliyor. Yani Baykal kurultay yarışında sahneye çıkması durumunda reçete ortaya koymayı planlıyor.Sarıgül sessizMustafa Sarıgül cephesi ise şimdilik sessizliğini koruyor. 2005 yılında Baykal’a karşı rakip olan ve daha sonra partiden ihraç edilen Sarıgül’e partiye dönüş yolunu Kemal Kılıçdaroğlu açtı. Kılıçdaroğlu Sarıgül’ü 30 Mart yerel seçimlerinde İstanbul’dan aday gösterdi. Sarıgül Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde aday belirleme sürecinde ‘ Partili bir aday olmalı’ dese de seçim çalışmaları sırasında Ekmeleddin İhsanoğlu’na destek verdi. Sarıgül cephesinden seçimin ardından da bir yorum gelmedi. CHP kaynakları ‘ Sarıgül’ün asıl amacı 2015 genel seçimlerinde milletvekili seçilmek bu nedenle bu kurultayda yönetimi karşısına almaz. Kendisi kurultay yarışına katılmazsa da Kılıçdaroğlu’na destek verir’ yorumunu yapıyor.Adaylık için imza şartıCHP tüzüğüne göre kurultayda genel başkanlık yarışına katılabilmek için imza şartı aranıyor. Buna göre genel başkanlığa aday gösterilmek için delegenin yüzde 10’unun imza toplaması ve divan başkanlığına sunması gerekiyor.Yani 1180 kayıtlı delege sayısı esas alınırsa  118 delegenin imzasını alan Kılıçdaroğlu'na rakip olabilecek.

Haberler
15 Ağustos 2014 - 16:45
Erdoğan resti çekti, 'O konuşacaksa ben yokum'

Erdoğan resti çekti, 'O konuşacaksa ben yokum'

12. Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen "AK Parti 13. Kuruluş Yıl Dönümü Resepsiyonu"nda  Adli Yıl Açılış Töreni'ne katılıp katılmayacağı sorusu üzerine Erdoğan, toplantıya katılacak kişilerin kendisi için çok önemli olduğunu vurgulayarak, Danıştay'ın kuruluş yıl dönümü toplantısında yaşadıkları olayı bir daha yaşamak istemediğini kaydetti. Türkiye Barolar Birliği Başkanının bu toplantılarda konuşmasının bir teamül olduğuna vurgu yapan Erdoğan, "Eğer Yargıtay, Baro Başkanını çağırıp orada konuşturacak olursa oraya ben katılmam. Cumhurbaşkanı gelip de orada Baro Başkanını dinlemek durumunda değil. Bugüne kadar bu tür şeyler olduysa artık bunların reforme edilmesi lazım. Bütün bunlara rağmen Yargıtay Başkanı orada konuşacaksa, Yargıtay Başkanını ben de seve seve dinlerim, Yargıtay'ın başı olduğu için dinlerim" ifadelerini kullandı.Bir gazetecinin törenlerdeki konuşma sürelerinin 20 dakika ile sınırlandığını anımsatması üzerine de Erdoğan, "Beni süreler hiç ilgilendirmez, katılmam. Orada Yargıtay Başkanı sadece konuşacaksa eyvallah, ödüllerine vesaire eyvallah. Zaten işin asıl formatında, yasal formatında bu yok. Neymiş teamülmüş. Bir teamül arıyorsanız, böyle bir yerde konuşması gereken Yargıtay üzerinde böyle birşey aranıyorsa orada cumhurbaşkanı konuşur" diye konuştu.Başbakan Erdoğan, 15 Ağustos gününden itibaren başbakan olarak imza yetkisini kullanamayacağı yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine de "Bunu söyleyenler kendilerine göre mevzuat uyduranlardır. Bekara karı boşamak kolay, bunlar hala evlenemediler. Sen yasalara bak, 15'inden sonra da imzaladıklarımı görürsünüz" diye konuştu. Erdoğan, daha sonra medya kuruluşlarının Ankara temsilcilerinin isteği üzerine hatıra fotoğrafı çektirdi.

Haberler
15 Ağustos 2014 - 11:16
Feyzioğlu'ndan muhalefete 'çatı aday' tepkisi

Feyzioğlu'ndan muhalefete 'çatı aday' tepkisi

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, dün yapılan Cumhurbaşkanlığı seçim sonucuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada muhalefeti suçladı. Feyzioğlu, "Çatı aday formülü, seçimin ilk turda bu şekilde bitmesinin sebebi olmuştur" dedi. Cumhurbaşkanlığı seçiminin, muhalefetin yenilgisi ile sonuçlandığını ifade eden Metin Feyzioğlu, 'çatı aday dayatması'na dikkati çekti. Feyzioğlu, "Yurttaşların siyasi tercihlerini hiçe sayarak çatı aday dayatan muhalefet, özgür seçim hakkını çiğnemiş ve Türkiye'nin daha otoriter bir zemine kayma riskinin gerçekleşmesine yol açmıştır. Bu yenilgi, sandığa gitmeyenlere ya da tamamen dışlanan parti teşkilatlarına yüklenemez" dedi. Demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün korunabilmesinin, siyasi muhalefetin, siyasi iktidara alternatif oluşturmasına bağlı olduğunu kaydeden Feyzioğlu, açıklamasında şunları kaydetti: "Demokrasi mücadelesi verdiğini söyleyen siyasi partiler; parti içinde demokrasiyi işletmezse, sağlam kadrolar kurmazsa, teşkilatlarının değerlendirmelerini ciddiye almazsa, halkın her sorununu bilip, inandırıcı çözümler üretmezse, yegane sürprizin çalışmak olduğunu görmeyip sürpriz arayışında olursa, yurttaşla arasında gönül köprüleri kurmayı başaramazsa, güven odağı haline gelemezler. Bu çerçevede, bir siyasi partinin seçimde doğrudan veya dolaylı yolla gösterdiği aday, o siyasi partinin tabanının tercihini yansıtmıyorsa, bahsi geçen siyasi parti, toplumda güven odağı haline gelemez. Mevcut tabanını ikna edemeyen, o tabanı genişletemez, toplumun diğer kesimlerini de ikna edemez.İKİNCİ TURDA BİRLEŞME OLURİki turlu seçimler, siyasi partilerin tabanları karşısında zor durumda kalmamaları, yapay, faydasız ve çoğu zaman ilkesel anlamda zararlı üst yapı birleşmelerine yönelmemeleri için keşfedilmiştir. Buna göre, iki turlu seçimlerde birleşmeler, tabanın iradesiyle ikinci turda gerçekleşir.ÇATI ADAY ELEŞTİRİSİCumhurbaşkanlığı seçiminde 'çatı aday' düşüncesi ortaya atıldığında, aday daha belli değil iken (en azından kamuoyu ve partilerin tabanları adayın kim olacağını bilmez ve anketlerden çıkan sonuçlara göre aday belirleneceğini düşünürken) düşüncemizi toplumla paylaşmış ve siyasi partilerin üst yönetimlerine gerekli uyarıları bu yolla yapmıştık. Demiştik ki; 'Çatı aday fikri, iki turlu seçimin mantığına aykırıdır. Çatı aday ısrarı, ilk turda birinci gelme ihtimali düşük olan, fakat ikinci turda taban birleşmesi yoluyla kazanma şansı yüksek olan partilerin zararınadır. Çünkü çatı aday formülü, seçimi fiilen tek turlu hale getirir. İlk turda siyasi partiler kendi tabanları tarafından sahiplenilecek, ancak diğer muhalefet partisinin tabanına da itici gelmeyecek adaylarla seçime katılmalıdır. Aksi takdirde, sandığa gitmemeler ve taban kaymaları yaşanır. Çatı adayında ısrar, 30 Mart seçimlerinin aritmetiğine göre ilk turda sonuçlanması mümkün olmayan bir seçimi, ilk turda hediye etmek anlamına gelir.'Sonuçta, gelinen nokta şaşırtıcı olmamıştır. Çatı aday formülü, seçimin ilk turda bu şekilde bitmesinin sebebi olmuştur. Siyasi parti yöneticileri, basiretli davranmak zorundadır. Çatı aday altında birleşme denemesinde, kendi tabanının ve birleşmeyi umut ettiği tabanın nasıl davranacağını öngörmekle yükümlüdür."

Haberler
11 Ağustos 2014 - 15:15