16˚
İstanbul
16˚
kapalı
Nem %57
Rüzgar 7.26 /s
Cuma
20˚/12˚
Cumartesi
23˚/13˚
Pazar
23˚/16˚
Pazartesi
20˚/16˚
19 Mayıs 2022 Perşembe
Sonuç
Evdeki gizli tehlike: Biri sizi gözetliyor olabilir

Evdeki gizli tehlike: Biri sizi gözetliyor olabilir

Son dönemin en gözde ürünleri robot süpürgeler. İki yıldır telefonu tahtından eden akıllı süpürgeler özellikle ev hanımlarının tercihi oluyor. Türkiye’de aylık satışları ise 100 bini zorluyor. Robot süpürgeler odaların haritasını çıkarıyor, silip süpürüyor, şarj noktasına giderek otomatik olarak şarj ediyor. Özellikle evcil hayvanları olan kullanıcılar tarafından tercih edilen bu süpürgelerin oluşturduğu haritalar bulut sistemlerinde depolanıyor.  Bu da kullanıcıları gizlilik ihlallerine açık hâle getiriyor. Bazı uzmanlar reklam verenlerin, gelir seviyesine ilişkin bir gösterge olarak evin büyüklüğü ve hayat tarzıyla ilgili ipuçları verebilecek diğer bilgilere erişebileceğine dikkat çekiyor.   BEYAZ EŞYALAR TRUVA ATINA DÖNÜŞÜYOR Beyaz eşyalar da artık daha akıllı. Kameralarla donatılan buzdolabı tükenen ürünleri kullanıcıya cep telefonu üzerinden bildiriyor. Akıllı çamaşır makineleri ise deterjan bittiğinde e-Ticaret sitesinden sipariş veriyor. Android işletim sistemi ile çalışan beyaz eşyalar Alex’a ile sesli olarak da kumanda edilebiliyor. Özellikle üzerinde kamera barındıran cihazların telefon işletim sistemi kullandığı düşünülürse düzenli olarak güncellenmesi gerekiyor. Güncellenmeyen bu cihazlar kolay bir şekilde ele geçiriliyor. Bu tür cihazlar ddos saldırıları için de truva atı olarak kullanılabiliyor. BEBEK ODASINA BİLE SIZIYORLAR Siber saldırganlar ses ile çalışan aydınlatma ve perdelerden, akıllı asistanlara, WiFi kontrollü kahve makinelerine ve WiFi bağlantılı bebek kameraları ve telsizine kadar akıllı cihaz üzerinden saldırı düzenleyebiliyor. Bu konuda en son örnek ise geçtiğimiz günlerde ABD’nin Mississippi eyaletinde yaşandı. Bir siber korsan, çocuk odasına yerleştirilen kamerayı hack’ledi. Anne Ashley LeMay tarafından 8 yaşındaki Alyssa’nın güvenliği için yerleştirilen kamerayı hack’leyen kişi çocukla iletişim kurmaya çalıştı. Bu tür ürünlerin büyük bir bölümü ise Çin menşei ve birçok güvenlik açığı bulunuyor. Onun için cihazların şifre ve parola ile korunması, güncellenmesi gerekiyor. KAMERALI TV'YE DİKKAT Evimizin en çok kullanılan cihazlarından biri hiç şüphesiz televizyonlar. Yeni nesil televizyonlar sadece internete bağlanmakla kalmıyor görüntülü ve sesli olarak da kumanda edilebiliyor. Hacker’lar siz farkında olmadan televizyonlarınıza sızabilir, mahremiyetinizi ihlal edebilir. Onun için bu özelliği kullanmadığınız durumda kapatın. Örneğin, bazı TV modellerinin API’leri saldırganların sistemde uzaktan keyfî komutlar çalıştırmasına izin veren güvenlik açıklar içerir. TV’lerin sesli asistanlara sahip olması ve çeşitli IoT sensörlerine bağlanması, başka potansiyel saldırı da beraberinde getiriyor TV’lere takılan USB’ler de TV’lerinizi savunmasız hâle getirebilir. #r-2798726,2639860,2730351,#

Haberler
28 Kasım 2021 - 06:59
Yoldaki bilinmeyen tehlikeler

Yoldaki bilinmeyen tehlikeler

Yolda insan yaşamını en fazla tehlikeye atan faktörlerin başında yol hipnozu geliyor. Yol hipnozu, genelde uzun süre boyunca araç kullananlarda ortaya çıkıyor. Çünkü çevreyi artık algılayamaz hale geliyor. Özellikle önündeki araca veya yol kenarında duran bir araca çarpmanın nedeni daha çok yol hipnozu sebep oluyor.  Bu durum, birçok ölümcül kazaya da sebebiyet veriyor. Bu nedenle bu konuda dikkatli olmak gerekiyor. Yol kenarlarında düşen kaya parçaları, toprak yığınları veya yol kenarından aniden çıkan ayı, domuz, tilki, köpek gibi hayvanlar veya kaplumbağa, kirpi hayvanlar gibi hayvanlar da kazalara sebebiyet verebiliyor. Yine yollardaki diğer bir tehlike ise diğer araçlardaki yazılı sloganlar ve yol kenarındaki reklam tabelaları. Bunlar, kişilerin dikkatini anide dağıtmakta ve kazalara neden olmakta. Kurallara uymamak kazaları arttırıyor. Özellikle emniyet kemeri takmamak, seyir halindeyken cep telefonu kullanmak, sosyal medyaya bakmak, yanındakiyle konuşmak ve aşırı hız yapmak kendi kendimize oluşturduğumuz tehlikeli hareketler arasında yer alıyor.  Göz hastalıkları da trafik kazalarına neden olup hayatımızı tehlikeye atabiliyor. Bu nedenle uzun yola çıkmadan önce mutlaka göz kontrolünüzü yaptırmanızda fayda var. Ayrıca güneş ışınlarına karşı güneş gözlüğü kullanmalıyız.  Yeterince alınmamış bir uyku, uzun süreli açlık durumu veya çok yeme dikkat dağınıklığına neden olabiliyor. Bunlar da kazaların sebepleri arasında yer alıyor. Her ne kadar yaz ayında olsak da gittiğimiz bölgenin hava durumunu kontrol etmekte fayda var. Özellikle yağışlı havalar kazalara neden oluyor.    Ayrıca yol boyunca sigara, alkol ve uyuşturucu madde kaza neden olan sebeplerin başında yer alıyor.         #r-2739233,2729453,#

Haberler
18 Temmuz 2021 - 17:19
Sosyal medyada 'profilime kim baktı' reklamlarına dikkat!

Sosyal medyada 'profilime kim baktı' reklamlarına dikkat!

Son yıllarda hayatımızın vazgeçilmez parçası haline gelen sosyal medya, bir yandan da tuzaklarla dolu. Bunlar arasında en çok düşülenlerden biri de "Profilime kim baktı?" tarzındaki reklam ve uygulamalar.  Siber Güvenlik Uzmanı Vahap Eren, “Bu tarz uygulamalar ile asla profilinize kimlerin baktığını gösteremezsiniz. Peki bu uygulamalarla hedeflenen ne? Telefonlarınıza yüklediğiniz birçok uygulamaya verdiğiniz izinlerle kişisel bilgileriniz çalınabiliyor. Daha ilerisi banka hesaplarınız boşaltılabilir” dedi. "PROFİLİNİZE BAKANLARI GÖRMENİZ MÜMKÜN DEĞİL" İnternet korsanlarının daima kullanıcıların zaaflarına göre harekete geçtiğini belirten Vahap Eren, "Instagram dünyanın en popüler uygulamalarından bir tanesi ve profilinize bakanları görmek istemeniz de gayet normal; ancak maalesef profilinize bakanları görmeniz mümkün değil. İnsan doğası gereği meraklı ve hesaplarına kimlerin baktığını bilmek istiyor. Bunun birçok çeşitli sebebi olabiliyor. Örneğin; eşinden ayrılmış biri ‘acaba eski eşim profilime bakıyor mu?’ iş arayan kişi ‘acaba başvuru yaptığım firmadan birisi profilimi ziyaret etti mi?’ gibi birçok neden bu merakı artırıyor. Ve insanlar da bu merakını gidermek için bu tür uygulamaları sürekli arıyorlar. Sanal korsanlar da bu zaafları fırsata çeviriyor" ifadelerini kullandı. ÇALINAN BİLGİLERLE ŞANTAJ YAPILABİLİR Yabancı devletlerin istihbarat kurumlarının da bu uygulamaları kullandığına değinen Eren, "Bu tür uygulamalar son derece tehlikeli ve riskli, uygulamayı yüklemeniz bir süre açık tutmanız bile kişisel verilerinizin hızlıca başkalarının ellerine geçmesine neden olabiliyor. Çok kritik durumlarda ise şantaj yapılmak suretiyle bu bilgiler kullanılabiliyor. Bu nedenle bu tür uygulamaları kesinlikle yüklemeyin" şeklinde konuştu. #n-2784000# #n-2765853#

Haberler
20 Haziran 2021 - 16:27
20 Years Challenge akımına katılmadan önce bir daha düşünün

20 Years Challenge akımına katılmadan önce bir daha düşünün

Sosyal medyanın son çılgınlığı, adeta paylaşım rekoru kıran "20 Years Challenge" akımı oldu. Siyasilerden sporculara, şarkıcılardan oyunculara kadar pek çok ünlü sima 20'li yaşlarındaki fotoğraflarını çeşitli etiketlerle paylaştı.  Türkiye'den de büyük katılımın olduğu akımla ilgili Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Dijital İletişim Araştırmacısı Doç. Dr. Ali Murat Kırık'tan birtakım uyarı geldi. Zararsız bir eğlence gibi görünüyor ama... Akımın zararsız bir eğlence gibi görünse de katılmadan evvel iyice düşünülmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ali Murat Kırık, "Yapay zeka, toplu bilgi veritabanlarını toplamak için makine öğrenimi tekniklerini kullanmaktadır. İyi vakit geçirdiğiniz eğlenceyi yayınlarken, kişisel verileriniz, yani yüzünüz birçok farklı şirketin yüz tanıma yazılım programları tarafından taranıyor. Bu programlar sizi etiketliyor, bilgilerinizi inceliyor ve kişisel hesabınızda bilgi oluşturuyor. Sosyal medyada arkadaşlarınızla fotoğraf paylaşmak eğlenceli olabilir, ancak gizlilik ayarlarınızı ve bu verileri kimlerle paylaştığınızı bilmek de aynı derecede önemlidir. Zira son iki günde Türkiye’de bu akıma dâhil olan kullanıcı sayısı 30 milyonun üzerine çıkmış durumda" dedi. "Haz uğruna kendi elimizle kişisel verilerimizi paylaşıyoruz" Sosyal medyadaki beğenilme isteğinin bağımlılık haline gelebileceğine dikkat çeken Dijital İletişim Araştırmacısı Ali Murat Kırık, beğenilerin insan beynine endorfin salgıladığını ve insanları daha fazlasına ulaşmaya yönelik arayışa soktuğunu, bazı insanların sosyal medyada ilgi gördükçe daha fazla paylaşım yaptığını dile getirip şöyle devam etti: "Aynı şekilde büyük veri, ele alınamayacak kadar büyük veya karmaşık olan veri kümelerini analiz etme, sistematik olarak bilgi çıkarma veya bunlarla başka şekilde ilgilenme yollarını ele alan bir alandır. Akımların büyük veriye hizmet ettiğini ifade edebilmek mümkündür. Örnek vermek gerekirse yaşla ilgili özellikler ve daha spesifik olarak yaş ilerlemesi (örneğin, insanlar yaşlandıkça nasıl görünecekleri) üzerine bir yüz tanıma algoritması oluşturmak istediğinizi düşünün. İdeal olarak, çok sayıda insanın resmini içeren geniş ve titiz bir veri kümesi istersiniz. Böylelikle yüz tanıma algoritması sistemlerini ciddi bir veri desteği sağlanmış olur. Böylece haz uğruna kendi elimizle kişisel verilerimizi paylaşmış oluyoruz.” 20 yıl önceki fotoğraflar paylaşıldığında yapay zeka algoritmasının yaş ilerlemesini fark edebildiğini vurgulayan Doç. Dr. Kırık, “Basitçe söylemek gerekirse, çoğu insan 20 yıllık bir dönemi göz önünde bulunduracaksa nasıl göründükleri konusunda önemli farklılıklar gösterir. Bu, yapay zekanın insanlarda yaş ilerlemesini daha iyi öğrenmesine yardımcı olur. Yapay zekanın çalışma şekli beynimizin çalışma şekline çok benzer. Beynimiz, bilgiyi bir alandan diğerine taşıyan sinir ağları üzerinde çalışır ve tekrarlanan veri girişi yoluyla, sonunda bilgiyi saklar ve öğreniriz. Öğrenme yeteneğinde ustalaştıktan sonra, veri parçalarını bir araya getirmeyi ve fikirler oluşturmayı ve hatta sorunlara çözümler keşfetmeyi başarırız. Yapay zekanın temel tasarımı, yapay bir sinir ağı sistemidir. Oluşturulduğunda bilgi olmadan başlar, ancak veri beslemesi gerekir. Örneğin, bir yüz tanıma programına öğrenmesi için milyonlarca yüz verilebilir. Bebeklerden yaşlılara kadar insanların görüntülerini kapsar. Buradaki temel sorun bu verilerin bir gün kötüye kullanılacağı ve kendi kişisel verilerinizin rızanız olmadan toplanacağı fikridir. Şirketler imajınızdan yararlanıyor ve katılımınız için size para bile verilmiyor” ifadelerini kullandı. "Fotoğraf paylaşımıyla istenen hedefli reklamcılık" Kullanıcıların fotoğraf paylaşmasından ziyade eski ve yeni hallerini yan yana paylaşmanın sıkıntı oluşturabileceğinin altını çizen Murat Kırık, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Kullanıcılar belirli bir sırayla fotoğraflarını paylaşınca sosyal ağların bunları analiz etmesi çok daha kolaydır. Ayrıca, insanların nasıl göründüğünü ve nasıl yaşlandıklarını yakalamaya çalışan teknoloji için bu durum çok daha kullanışlıdır. Yani bir pazarlama aracıdır. Sonuç olarak bu yeni derlenmiş verilerle, hedefli reklamcılığa destek olunacağı açıktır. Yaşlarımız ilerledikçe, reklam mesajları bizler için birçok özelliğe göre değiştirilecek ve görsel özellikler de önemli bir kriter haline gelebilecektir. Böylece bu durum konum izleme, beğenilerimiz ve etkileşimlerimiz ile bir araya geldiğinde durumun vahameti daha iyi anlaşılmaktadır. Katılmak eğlenceli olsa da, çevrimiçi gönderdiklerinizin kişisel verileriniz için riske değdiğinden emin olunuz. Her zaman gizlilik ayarlarınızı kontrol edin ve zamanınıza ve emeğinize değecek şeylere katılımınızı sınırlayın. Çocuklarınızı da koruyun ve yayınlayabileceklerini sınırlayın. Ayrıca, herhangi bir görüntüyü göndermeden önce, fotoğraf arka planınızdaki tüm meta verileri kaldırdığınızdan emin olun. Zira yüzünüzü başkasına veriyorsanız yakın gelecekte ev adresinizi de vermenize gerek kalmayacak.”

Haberler
05 Mayıs 2021 - 17:28
TikTok’ta challenge akımına dikkat: Çocuklarınız eğlenirken ölebilir

TikTok’ta challenge akımına dikkat: Çocuklarınız eğlenirken ölebilir

Daha çok müzik videolarının dudak eşleştirilmesi ile seslendirilmesi ve bunlara klip çekilmesi temeline oturtulan “TikTok” gibi uygulamaların, en fazla genç ve çocuklar tarafından kullanıldığına dikkati çeken uzmanlar, bağımlılık yapan bu uygulamalarda küfür ve argo kullanımı, şiddet, cinsellik, çıplaklık, uyuşturucuya teşvik, siber zorbalık ve cinsel istismarın da had safhaya ulaştığına işaret etti. Terör örgütlerini övücü video ve içeriklerin de son dönemlerde “TikTok”ta giderek arttığını aktaran uzmanlar, çocuk ve gençler başta olmak üzere toplumun milli ve manevi değerlerini zedeleyen uygulamaya karşı aileleri ve gençleri uyardı. “ÇOCUKLAR PARA KAZANMAK İSTERKEN MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZİ AYAKLAR ALTINA ALABİLİYOR” Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selman Tunay Kamer, uzmanlık alanının eğitim sosyolojisi olduğunu belirterek, toplum, kültür ve eğitim üzerinde araştırmalar yaptığını kaydetti. Bu kapsamda pandemi döneminde vakit geçirmek için eğlence amaçlı kullanılan TikTok uygulamasının özellikle çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler bıraktığını söyleyen Kamer, “TikTok uygulaması 15 saniyelik videoların paylaşıldığı bir platform olarak değerlendiriliyor. Bu aslında eğlence amaçlı başlayan bir uygulama. Uygulamada canlı yayın yapma özelliği var. Diğer sosyal medya platformlarında olduğu gibi burada da arkadaş takip özelliği, mesajlaşma gibi bir takıl özellikleri var ama canlı yayın yapma özelliği uygulamanın en önemli özelliklerinden bir tanesi. Canlı yayın yapıldığı sırada çocuklar para kazanmak amacıyla bir takım hoş olmayan davranışlar içerisine girebiliyor. Hatta bu milli ve manevi değerlerimizin ayaklar altına alınması noktasında da değerlendirilebilir. Sıklıkla gündeme geliyor. Çünkü baktığımızda özellikle son yıllarda şu anda 2 milyarın üzerinde indirilme rakamına ulaştı. Bu uygulama bakıldığında son birkaç yıldır piyasada ama en hızlı şekilde yükselen bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Aktif olarak şu anda 689 milyon kullanıcısı var. Çok ciddi bir pazarı da var. Canlı yayın sırasında para kazanma uğruna milli ve manevi değerler ayaklar altına alınıyor” dedi. “HESABINIZA MASUMANE YÜKLEDİĞİMİZ JETONLAR, CANLI YAYIN YAPAN KİŞİYE PARA OLARAK AKTARILIYOR” TikTok’ta para kazanmanın söz konusu olduğunu belirten Doç. Dr. Kamer, “Uygulamanın içerisinde Türkçe ile söylendiğinde bir jeton uygulaması bulunuyor. Kendi hesabınıza 100 jeton ile 10 bin jeton arasında yüklemeler yapabiliyorsunuz. Canlı yayın esnasında seyrettiğiniz kişiye bu sanal hediyeleri gönderebiliyorsunuz. Çok masumane gözüken bu hediyeler gül, öpücük, nazar boncuğu, para yağmuru, yat, araba gibi hediyelerden oluşuyor. Bu hediyeler değişik şekilde ücretlendirilebiliyor. Bunun karşılığında canlı yayın yapan kişi para kazanıyor ama bu çok büyük bir sektör bakıldığında, yaklaşık yüzde 60 kesinti yapılarak canlı yayın yapan kişilere bu ödemeler gerçekleştiriliyor” diye konuştu. “SİBER ŞİDDET GİBİ BİR TAKIM UYGULAMALARLA ÇOCUKLARIMIZ İSTİSMAR EDİLİYOR” Siber zorbalık ya da siber şiddet gibi bir takım uygulamalarla çocukların istismar edildiğini işaret eden Kamer, “Bu da milli ve manevi değerleri ayaklar altına alan bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Bu kapsamda cinsellik, bir takım şiddet içerikleri, hatta terör örgütlerinin propaganda amacıyla kullandığı bir uygulamadır. Siber zorbalık, siber şiddet gibi bir takım uygulamalarla çocuklarımız maalesef istismar edilebiliniyor. Peki, yaş sınırlaması bu uygulamada yok mu? Elbette diğer uygulamalarda olduğu bunda da yaş sınırlaması mevcut. 13 yaş sınırlaması mevcut. Ama maalesef çocuklar yaşını küçülterek sisteme dahil olabiliyorlar. Canlı yayın yapmanız içinde 18 yaş beyan etmeniz lazım. 18 yaşın altındakiler canlı yayın yapamıyorlar. Bu konuda aileler tavsiyemiz, profil sekmesinde dijital özelliği bulunuyor. Buradan bir takım kısıtlamalar getirerek en azından filtreleme özelliği getirerek çocukların belli başla zararlı içeriklerden çocuklarımızın uzaklaşmasını sağlamış olabiliriz. Yine profil hesabından özel hesap haline dönüştürüp en azından herkesi takip etme özelliğini kapatabiliriz. Diğer taraftan mesajlaşma kısıtlamalarını getirebiliriz. Canlı yayın yapan çocuğumuzun en azından hiç tanımadığınız kişiler tarafından bir takım yorumlara maruz kalmasını engellemiş olabilirsiniz. Ayrıca ekran zaman yönetimi diye bir özelliği mevcut. Bunda da kısıtlamalar getirerek çocuğunuzun TikTok uygulamasını daha az sürede kullanmasını sağlayabiliyorsunuz. Bu konuda 2 saate kadar kısıtlamalar TikTok içerisinde var” şeklinde konuştu. “CHALLENCE DENİLEN AKIMLA SON DÖNEMDE ÇOK FAZLA ÇOCUĞUN ÖLDÜĞÜNÜ GÖZLEMLİYORUZ” Challence (meydan okuma) denilen akım ile çocukların son dönemlerde öldüklerini gözlemlediklerini vurgulayan Kamer, “TikTok uygulaması Dünyada yoğun bir şekilde kullanılıyor, ülkemizde de kullanılıyor. Bakıldığında gençlerimiz için gerçekten çok fazla olumsuz örnekler oluşturabilecek içeriklerinin olduğunu görüyoruz. Bu kapsamda Amerika Birleşik Devletlerinde liselerde artık TikTok öğrenci kulüplerinin dahi olduğunu gözlemliyoruz. Bir de TikTok’da challence (meydan okuma) denilen bir akım var. Challence (meydan okuma) akımında bir kişi bir faaliyeti gerçekleştiriyor, sen daha ne kadar fazlasını yapabilirsin diyerek diğer arkadaşına gönderme yapabiliyor. Bu konuda maalesef en yaygın içeriklerden bir tanesi nefes tutma challence denilen akım. Son dönemlerde bu konuda çok fazla çocuğun vefat ettiğini gözlemliyoruz. Gerçekten olumlu hiçbir yararın olmadığını görüyoruz TikTok’un. Eğlence amaçlı yapılan şeylerin eğlence amacından çıkarak çocuk ölümlerine, cinsellik, çıplaklık, terör örgütlerinin ağına düşürmek gibi bir takım faaliyetleri kapsamında çocukları maalesef ağına düşürüyor. Bu konuda gerçekten ebeveynlerin rol model olarak hareket etmeleri gerekiyor” ifadelerini kullandı. “TİKTOK UYGULAMASINI TELEFONLARDAN SİLİNMESİNİ TAVSİYE EDİYORUZ” Ailelerin TikTok gibi uygulamalara karşı bilinçli olmaları gerektiğini kaydeden Kamer, “Bu kapsamda TikTok uygulamalarının telefonlardan silinebiliyor olması aslında en büyük tavsiyem ama silinemiyorsa da dediğimiz gibi profil sekmesinden bir takım kısıtlamalar var. En azından bunları yaparak ya da ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte bu uygulamayı kullanarak sapıkların ya da terör örgütlerinin ya da siber zorbaların ağına düşmesini engellemiş oluyoruz. Sosyal medya platformları ülkemizde temsilcilik açmalarıyla ilgili Cumhurbaşkanlığımız nezdinde bir takım girişimlerde bulunuldu. Bu kapsamda temsilcilikler açıldı. Ben bunu gerçekten anlamlı buluyorum. Çünkü istenmeyen ya da hoş olmayan bazı görüntüler olduğunda en azından müdahale etme hakkımız böylelikle olacak. Gerçekten milli ve manevi değerlerimizi ayaklar altına alan bir uygulama. Bu konuda aileler yoğun bir şekilde TikTok kullanmaları noktasında çocuklarını takip etmelerini öneriyorum" dedi. “TİKTOK’U DEĞERLERİMİZDEN UZAK GÖRDÜĞÜMÜZ İÇİN KULLANMIYORUZ” Sosyal medyalar içerisinde TikTok’u kullanmadığını söyleyen Sabri Büyükyıldız ise, “TikTok ile ilgili şaibeler var. Çin menşeili olmasından dolayı, çok güvenilir olmadığını, insanların bilgilerini kullandığını düşünüyorum. Çocuklarıma da kullandırtmıyorum. Söyledim, bu konuda çocuklarımı da uyardım. Onlarda biliyorlar bende takip ediyorum” derken, Fırat Yıldız, “TikTok kullanıcısı değilim, olmadım olmayacağımda. Ahlaki bulmuyorum. Değerlerimizden uzak olduğuna inanıyorum” diye konuştu. Emre Aydınlı, “TikTok kullanmıyoruz. Çünkü onun alternatifi olan birçok platform var. Daha kaliteli içerikler üretiliyor. TikTok’a bu nedenle pek sıcak bakmıyorum” şeklinde konuştu.

Haberler
03 Nisan 2021 - 13:19
"Kuraklık virüsten daha tehlikeli"

"Kuraklık virüsten daha tehlikeli"

Türkiye ve pek çok ülke için uydu üzerinden görüntüleme yapan NASA, 11 Ocak 2021 tarihinde yayımladığı görüntülerle Türkiye’nin yeraltı suları için kritik durumu gözler önüne sermişti. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün daha önce yayımlanan kuraklık haritalarına göre Türkiye’nin önemli bölümünün yağış almadığı, ‘olağanüstü, çok şiddetli ve şiddetli kuraklık’ yaşandığını gösteren haritalarda olduğu gibi NASA’nın yayımladığı haritada da şiddetli kuraklık tehlikesine işaret edildi. Türkiye’de kuraklığın en belirgin yaşadığı bugünlerde çok sayıda göletin büyük bir kısmının kuruduğu görüntüler de ortaya çıktı. “Türkiye çok yağış alan bir ülke değil” İHA muhabirine konuşan Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alaeddinoğlu, Türkiye’nin orta kuşakta yer alan bir ülke olduğunu ve bu yüzden orta kuşakta yer almanın getirdiği bazı dezavantajların olduğunu belirtti. Türkiye çok yağış alan bir ülke olmadığının altını çizen Prof. Dr. Alaeddinoğlu, “Ülkenin bütününü düşündüğünüzde iç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgeleri fazla yağış almıyor. Karadeniz ve Akdeniz bölgelerin de kıyı dışında kalan alanları çok yağış almıyor. Doğal olarak uzun yıllık bir periyot içerisinde bakıldığı zaman, küresel ısınmadan kaynaklı artan bir sıcaklık etkisi var. Dünya sürekli ısınıyor. Bunun önüne geçebilecek çalışmalar var. Dünyanın son birkaç yıldır bu konuda attığı adımlar var. Dünyanın hızlı gelişen ekonomileri dahil olmak üzere küresel ısınmayı birçok ülke ciddiye alıyor. Şu an içinde bulunduğumuz Kovid-19 pandemisinden çok daha büyük bir tehlikeli ve tehdit var. Bunu tüm dünya için söylemek mümkündür" diye konuştu.

Haberler
25 Ocak 2021 - 09:37
Önlem alınmazsa kuraklık koronavirüsten daha tehlikeli hastalıklara yol açacak

Önlem alınmazsa kuraklık koronavirüsten daha tehlikeli hastalıklara yol açacak

Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yağışlarda azalma yaşandı. Yağışlarda yaşanan bu azalma kuraklığı da beraberinde getirdi. Yağışların azalmasıyla su rezervlerinde yaşanan azalma nedeniyle tarımsal faaliyetler de olumsuz etkileniyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün tüm dünyayı gelecekte su yüzünden bulaşıcı hastalıkların artacağını ve korona virüsten daha tehlikeli hastalıkların gelebileceği konusunda öngörülerini hatırlatan uzmanlar, tarımsal sulamada ve su tüketiminde kapsamlı önlemlerin alınması konusunda uyarılarda bulundu. “Pandemi bir felaketti ama daha büyük felaketler ülkemize gelecektir” Susuzluğun korona virüsten daha tehlikeli neticelere yol açacağını söyleyen Çevre Koruma Mühendisi ve Ziraat Teknisyeni Sedat Acar, “Geçtiğimiz aylarda ve yazın özellikle hiç yağmur yağmadı. Ülkemizde yağmadı ama dünyada da yağmadı. Ülkemizde ise son yılların en kurak bir mevsimini geçirdik. 2020’yi pandemi ile birlikte yaklaşık 5-6 aydır yağmur yağmıyor. Ülkemizde özellikle İstanbul’da su sıkıntısının hat safhada olduğu gözüküyor. Bazı açıklamalar duyuyoruz son günlerde, işte 40 günlük, 50 günlük suyumuz kaldı diye. İçilebilir su miktarına da gerçekten ulaşmak zor. Dünyanın yüzde 70’i sularla kaplı. Fakat içilebilecek su miktarı yüzde 2,5. Yüzde 2,5’in de sadece 1,5’i ve 1’ine ulaşılabiliyor. Mevcut olan su yataklarımızı kollamamız lazım. Yani mevcut olan temiz su yataklarımızı, muhafazasından veya kirlenmemesine çünkü temiz su kaynaklarına ulaşmak ileride gerçekten çok zor olacak. Kişi başına şuanda Türkiye’de yıllık bin 400 metreküpken şu 5 yıl sonra bin 100’lere düşeceği söyleniyor. Yani bizim artık pandemi bir felaketti ama daha büyük bir felaketler ülkemize gelecektir” dedi. “Vahşi sulamayla verimli arazilerimizi de öldürmüş oluyoruz” Vahşi sulamanın tarımsal arazilere verdiği zararın önüne geçilebilmesi amacıyla çiftçilerin bilinçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Acar, "Dünyanın gıdaya ihtiyacı var ve bu gıda su ile sağlanıyor. Türkiye’de de kuraklık ve mevsimler özellikle küresel ısınma ile birlikte bunlar kendini göstermeye başladı. Özellikle tarımda görüyoruz ki tarımsal sulamalar artık vahşi sulamadan yani yenilebilir enerji ile birlikte damla sulama yöntemlerine geçmek zorundayız. Yani vahşi sulamayla aslında bizler bir yandan verimli arazilerimizi de öldürmüş oluyoruz. Tuzlandırmış oluyoruz, orada tarım yapılamaz hale geliyor. Yani bu konuda çiftçilerimizin de bilinçli olması gerekiyor. Tarımda belli bir yerlerde kışın yağan yağmurları depolayabilsek, tarımda kullanabilsek bu bile bizim için devrim olur. Türkiye’de son 20 yıldır 30 tane gölümüz kurudu. Bunlar gerek içme suyu olarak kullanılan göllerdi, gerekse tarımsal sulamada kullanılan göllerdi. Yağış miktarımız gerçekten güzel ama yağışlarda da şu an iklimde bir değişiklik var. Eskiden yavaş yavaş yağardı, şimdi 4 ay, 5 ay yağmur yağmıyor ve yağdığında 1 saat içinde yağıyor, afet veya sel felaketi olarak geçiyor” diye konuştu. “Su bilim kurulu Türkiye’de kurulmalı” Kuraklık için bir bilim kurulu kurulması gerektiğini söyleyen Acar, “Tarımın ve gıdanın ana kaynağı su. Devlet politikası olarak da nasıl sağlıkta bir bilim kurulu kurduysak, devlet politikası olarak biz su bilim kurulu Türkiye’de kurulmalı. Su yataklarının doğru değerlendirilmesi için. Çiğ sulama yerine damlama sulamayı tercih edersek veya spring sulamayı tercih edersek hem verimliliği arttırmış oluruz. Az yerden çok ürün alırız hem de su kültürünü daha güzel kullanmış oluruz” şeklinde konuştu. “Günde bin 100 kişi susuzluktan ölüyor” Kuraklık nedeniyle ilerleyen yıllarda daha büyük olumsuzlukların yaşanabileceğine dikkat çeken Acar, “Özellikle Dünya Sağlık Örgütü ileride su yüzünden bulaşıcı hastalıkların artacağını, yani Korona virüsten daha tehlikeli hastalıkların gelebileceği konusunda uyarılarda bulundu. Günde yaklaşık bin 100 kişi susuzluğa bağlı bazı hastalıklardan veya susuzluktan günde bin 100 kişi susuzluktan ölüyor dünyada. Bunun 10 yıl sonra milyonları bulabileceğinden bahsediyorlar. Bu bir felaket senaryosu değil öngörmedir. Tedbirleri almamız gerekir. Bunu dünya ülkeleri ile birlikte yönetmemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

Haberler
13 Aralık 2020 - 13:02