21˚
İstanbul
21˚
açık
Nem %37
Rüzgar 6.38 /s
Cumartesi
23˚/13˚
Pazar
23˚/16˚
Pazartesi
21˚/17˚
Salı
22˚/15˚
20 Mayıs 2022 Cuma
Sonuç
Dünya, Türkiye’nin salgınla mücadeledeki başarısını konuşuyor

Dünya, Türkiye’nin salgınla mücadeledeki başarısını konuşuyor

Ülkede ilk Covid-19 vakası görülmeden önce de Türkiye’nin salgınla mücadelede “önde gelen bir örnek” olduğunun konuşulduğu aktarılan yazıda, Türkiye’nin karantina önlemlerinden çıkarken de alkışı hak edecek nedenleri olduğu ifade edildi. Yazıda, Türkiye’nin, salgını Avrupalı ve Amerikalı müttefiklerinin pek çoğundan daha iyi ele aldığı belirtildi. Türkiye’nin geleneksel karantina önlemlerine meydan okuduğu ifade edilen yazıda, şunlar kaydedildi: “Yetkililer tüm ekonomiyi durdurmak yerine, gençlerin ve yaşlıların evde kalmalarını, işletmelerin ve çalışanların işe başlamalarını istedi. Büyük şehirlerde hafta sonları ve tatillerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bazı iç hat uçuşları 1 Haziran'da yeniden başladı. Kafeler, restoranlar, plajlar ve parklar yeniden açıldı ancak çocuklar ve 65 yaş ve üstü vatandaşların haftada birkaç saatten fazla dışarda kalmasına izin verilmedi. Türkiye’nin stratejisi işe yaramış gibi görünüyor. En savunmasız olanlar, pandeminin en kötüsünden sakınılırken hastalığa yakalanan çoğunlukla çalışma yaşındaki yetişkinler iyileşti. Vaka sayısına rağmen ölüm sayısı düşük seyretti. Bir ay öncesinde 5 binin üzerinde bir seviyede olan yeni vaka sayısı, mayıs ayının ortasından bu yana günde 1.000 civarında gerçekleşti. Ölüm sayısı hiçbir zaman günde 127'den fazla olmadı. Türkiye, Fransa ile aynı test oranına ve İngiltere'nin 10 katından daha düşük bir ölüm oranına sahip. Demografi önemli. OECD ülkeleri arasında yalnızca Meksika ve Kolombiya'da 65 yaş ve üzerindeki insanların oranı Türkiye'den daha düşük. Avrupa ve Amerika'da da virüsün yayılma alanı haline gelen bakım evlerinde çok az yaşlı Türk yaşıyor.” The Economist’teki yazıda, “Bir salgın sırasında işletmeleri açık tutan herhangi bir ülke, sağlık sisteminin bunun sonuçlarıyla başa çıkabileceğinden daha da emin olmak zorundadır. Türkiye bu meselede zirveye oynadı” denildi. Son 18 yılda sağlık sistemine 10 milyarlarca dolar yatırım yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti hükümetlerinin son olarak uluslararası bir havalimanı büyüklüğündeki hastanelerden oluşan bir ağ kurduğu belirtilen yazıda, “Bunların en sonuncusu 21 Mayıs'ta açıldı ve yoğun bakım üniteleriyle yaklaşık 2 bin 700 yatağa sahip. Bu ekstra kapasitenin yardımı oluyor. Covid-19 enfeksiyonları dalgası, sağlık sistemini yorma noktasına asla yaklaşmadı ve tıbbi malzemeler hiç tükenmedi” değerlendirmesi yapıldı. Yazıda, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve iktidardaki AK Parti’sinin neredeyse 20 yılda bir genel seçim bile kaybetmemesinin bir nedeni daha var. Eleştirmenlerin bile kabul ettiği gibi, AK Parti çok çalışıyor ve işleri hallediyor. Eğer muhalefet partileri iktidara gelselerdi, bu kadar çok çalışabileceklerini kanıtlamak zorunda kalacaklardı'' yorumu yapıldı.

Haberler
04 Temmuz 2020 - 15:53
The Economist'in Türkiye-Rusya korkusu

The Economist'in Türkiye-Rusya korkusu

Economist dergisinin bu haftaki sayısında Türkiye ile Rusya ilişkilerine değinen bir haber yer aldı. TÜRKİYE-RUSYA YAKINLAŞMASI ZARAR VEREBİLİR BAŞLIKLI HABER BBC Türkçe'nin haberine göre, internet sitesinde 'Türkiye'nin Rusya'ya yanaşması ona zarar verebilir' başlığıyla verilen haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ilişkiden farklı ve çelişen beklentilerinin olduğu yazıyor. TARİH BOYUNCA SAVAŞMIŞTINIZ DİYOR Makale iki gücün tarih boyunca birbiriyle savaştığını hatırlatarak başlıyor. 2015'te Türkiye'nin Rus savaş uçağını düşürmesinden sonra ise iki ülkenin savaşmaktan ziyade atışmalar ve yaptırımlarla yetindiğini yazıyor. Ancak zaman içinde ilişkilerin düzeldiği, dahası iki ülke arasında ticareti beşe katlayarak yıllık 100 milyar dolara çıkarma sözü verildiği belirtiliyor. "İKİ ÜLKE SAVAŞI DURDURDU" Haberde "Hatta Avrupalı ve Amerikalı diplomatlar kenardan izlerken, Aralık ayında ikili savaş altındaki Halep'te ateşkesi sağladı ve bir sonraki ay tüm Suriye'de çatışmayı durduracak bir plan yaptı" deniyor. Makale şöyle devam ediyor: "İhtilafın zirve yaptığı dönemde Putin ve Erdogan birbirlerini DEAŞ'ı desteklemekle suçluyorlardı. Şimdi ise iki otokrat ona karşı Suriye'de hava saldırıları düzenliyor." "RUS ELÇİ ÖLDÜRÜLMESİNE RAĞMEN YAKINLAŞILMASI ÜRKÜTÜCÜ" Rusya'nın Ankara Büyükelçisi'nin bir Türk polisi tarafından suikasta uğramasının bile ilişkileri zedeleyemediğinin belirtildiği makalede, yakınlaşmanın hızının ve boyutunun "ürkütücü" olduğu söyleniyor. "ÇELİŞEN BEKLENTİLER TAŞIYORLAR" Makalede "Ancak buna rağmen iki güçlü kişi farklı ve çelişen beklentiler taşıyorlar. Erdoğan Putin ile ilişkisini Batılı müttefiklerinin taviz vermesini sağlayacak bir yol olarak görürken, Putin NATO içinde en zayıf halka olarak gördüğü Türkiye'nin bağını zayıflatmak istiyor. İkisinden biri hayal kırıklığına uğrayacak gibi" deniyor.

Haberler
17 Şubat 2017 - 12:26
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan The Economist’e sert tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan The Economist’e sert tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “AK Parti’ye, Recep Tayyip Erdoğan’a oy vermeyin” yazan İngiliz The Economist Dergisi’ne isim vermeden tepki göstererek, “Size ne. Siz kendi ülkenizdeki seçimlerle ilgilenin. Ama Türkiye’deki seçimlerle ilgili benim ismimi zikrederek, parti ismi kullanarak ‘sakın oraya vermeyin’ yaklaşımı çok ciddi. Bunun siyasi ahlakla uyuşur bin yanı yoktur” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rumeli Hisarı içinde yer alan Fetih Mescidi’nde yaptığı incelemelerin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan yarın yapılacak seçimle ilgili olarak, “Birliğimizi, beraberliğimizi bozmadan, milli iradenin tecellisi noktasında herkes iradesini kullanmalı. Bu akşama kadar tüm liderler, siyasetçiler Türkiye genelinde bütün düşüncelerini, siyasi partilerine yönelik teveccühü arttırmak için her şeyi söylediler. Vatandaşlarımız kime nasıl oy kullanacağının tercihini yapacaktır. Tercihini yaptıktan sonra çıkacak neticeye hep beraber saygı duyacağız” diye konuştu. İsim vermeden The Ekonomist dergisini de eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin birliğini beraberliğini bozmaya gayret eden odaklar var. İçeride var, dışarıda var. Son dönemde dışarıdaki bazı uluslararası medya kuruluşlarının üst akıldan aldığı talimatla gerek şahsıma, gerek bazı siyasi partilere yönelik açıklamaları herhalde siz de okuyorsunuz. Bunlar manidardır. Size ne. Siz kendi ülkenizdeki seçimlerle ilgilenin. Ama Türkiye’deki seçimlerle ilgili benim ismimi zikrederek, parti ismi kullanarak ‘sakın oraya vermeyin’ yaklaşımı çok ciddi. Bunun siyasi ahlakla uyuşur bin yanı yoktur. Biz ülkede birliğimizi koruyacak şekilde, terör örgütlerine fırsat vermeyecek şekilde, teröre sırt dayananlara fırsat veremce şekilde inşallah bu nokta anlamlı bir oylamaya gidilir. Bu seçim istikrar ve güvenin devamına yönelik bir seçimdir. İstiyorum ki istikrar kazansın, güven kazansın, Türkiyemiz kazansın” ifadelerini kullandı.  

Haberler
31 Ekim 2015 - 15:17
The Economist, 'Erdoğan vazgeçilmez ortak oldu'

The Economist, 'Erdoğan vazgeçilmez ortak oldu'

The Economist dergisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hafta başındaki Brüksel gezisini değerlendirerek göçmen krizinin Erdoğan'ı AB nezdinde "vazgeçilmez bir ortak yaptığı" yorumunda bulundu. İngiltere'de yayımlanan haftalık The Economist dergisinde bu haftaki sayıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hafta başındaki Brüksel gezisini değerlendiren bir makale yer aldı. “TÜRKİYE’NİN AB ADAYLIĞINDA ROLLER DEĞİŞTİ” Recep Tayyip Erdoğan’ın gezisine geniş yer veren dergi, Erdoğan’ın gezisinde ana gündemin Türkiye'nin AB adaylığı olmadığını, Türk bakanların AB'nin Türkiye'ye, Türkiye'nin AB'ye olduğundan daha fazla ihtiyacı olduğunu söylediğini ve artık rollerin değiştiğini yazdı. AK Parti’nin 1 Kasım'daki seçimde, mecliste çoğunluğu sağlamak için mücadele ettiğini vurgulayan Economist, Türk liderlerin uzun yıllardır Avrupa’yı rica eden taraf olarak ziyaret ettiklerini ve insan hakları konusunda olumsuz bir tutumla karşılaştıklarını ancak bugün Avrupa'nın mülteci krizini beceriksizce yönetmesi nedeniyle Erdoğan'ın fazlasıyla öne çıktığını vurguladı. Erdoğan'ın Brüksel’de AB'den Türk vatandaşları için vize muafiyetinin yanı sıra ekonomik yardım ve enerji alanında işbirliği de istediğini belirten dergi, AB liderleri ve Erdoğan'ın bu görüşmelerin ardından, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde son on yılda başarılandan daha fazlasını elde edebileceklerinin mümkün olduğu yorumunu yaptı. “AB UYUMU ÖNEMLİ” Anlaşmanın koşullarının mültecilerin yerleştirilmelerine yönelik kapsamlı bir anlaşma ile Türkiye'nin sınırlarını daha sıkı kontrol etmesi karşılığında Avrupa'dan maddi destek alması olabileceğini olduğunu vurgulayan dergi, ancak bu durumun AB'nin Türkiye'ye NATO gibi yaklaşması riskini taşıdığı bunun da ortak çıkarlara dayalı stratejik bir müttefik ilişkisi anlamına geldiğini oysa AB'nin, potansiyel bir üyesinin içindeki gelişmelere de uyum sağlamasının önemine dikkat çekti.

Haberler
09 Ekim 2015 - 16:29
1 Mayıs, The Economist ve Fethullah Gülen'in iadesi

1 Mayıs, The Economist ve Fethullah Gülen'in iadesi

1 Mayıs'ta meydana gelen olayları yakından takip ettik. 1 Mayıs olaylarından önce, buradaki köşemde, vandalizmin baş göstereceğini kaleme almıştım.Nitekim öyle de oldu...Allah'tan can kaybı olmadı...Ama mal kaybı oldu!Yine sokaklar, kaldırımlar, işyeri camları vs. vs...Yazımın başında da dediğim gibi Allah'tan can kaybı olmadı...Buna da şükür ediyoruz.1 Mayıs'ı tam atlattık derken The Economist dergisi, ikinci kaos planının fotoğrafını önümüze koydu. Yani anlayacağınız, The Economist dergisi ağzındaki baklayı çıkardı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığının tehlikede olduğunu yazdı. Gerekçe olarak da hükümetin, 31 Mayıs'ta ülke çapında kutlanacak Gezi protestolarının birinci yıldönümünü bastırmada, bu kez başarılı olmayabileceğini satırlarının arasına ekledi.Kısacasıi The Economist aba altından sopayı gösterdi...İyi de bu dergi, hükümetin bu kaos eylemini durduramayacağını nereden biliyordu?Bu kadar net bir yazıyı nasıl oldu da kaleme alabildi?Hep diyoruz ya!Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlar bitmek bilmiyor...-Gezi...-1 Mayıs...-Şimdi de karşımıza Gezi'nin yıldönümü senaryoları...The Economist'in öngürülerine bakılırsa uluslararası örgütler yine sahnede boy gösterecek!Hayırlısı olsun diyelim...Aslında bu köşemde yazacağım çok konu var. Ancak hangisini işleyeyim derken 'paralel yapı' ile mücadele kısmını bugün kaleme alayım dedim.Casusluk, 'Paralel yapı', dinlemeler vesaire derken konu Fethullah Gülen'e geldi...Bir iddiaya göre; Türkiye, ABD'de yaşayan Fethullah Gülen'in iadesi için düğmeye basmış...Gözler ise 2 ülke arasındaki iade trafiğine kilitlenmiş...miş... miş... miş...'Paralel yapı' diye ortaya atılan faili meçhul kelimenin muhatapları daha netleşmeden, örgüt ve benzeri alanda bir soruşturma ya da yargıya intikal eden bir durum yokken (En azından biz böyle biliyoruz) bu mış'lı miş'li kelimeleri hep görüyoruz, okuyuruz...İyi de sonuç nedir?Paralel yapı adına kaç kişi tutuklandı...Dinleme, casusluk denildi ve bu konuya muhatap kaç kişi cezaevinde...Bu konu da tıpkı 'Paralel' kelimesi gibi faili meçhul...Fethullah Gülen'in Türkiye'ye iadesine ABD ne der bilemiyorum ama ABD'nin bizden istediği isimleri tıpış tıpış teslim etmişiz.ABD, son 5 yılda, Türkiye'den 6 ismin iadesini istemiş...Bir sanığın iadesi, suçunun zaman aşımına uğraması nedeniyle reddedilmiş..."Terör suçu"ndan aranırken geçtiğimiz martta Türkiye'de yakalanan ve "Somalili Obama" diye anılan Ahmed Diini, iade amacıyla tutuklanmış, Diini, sözleşme gereği, 60 günlük "iade dosyası bekleme" sürecine girmiş...Mortgage skandalında adı geçen Virjinyalı Diane Frederick Atari, 2011'de ABD'ye iade edilmiş...2009 yılında iade edilenler ise cinayetten Ürdün uyruklu Fahed Kutkut, kaçakçılıktan Ukrayna uyruklu Yuri Zinchenko ve dolandırıcılıktan İran uyruklu Mahdavi Mortazavi olmuş...Bakalım ABD, bize tıpış tıpış iadesini istediğimiz ismi-isimleri verecek mi?

Haberler
05 Mayıs 2014 - 19:03