24˚
İstanbul
24˚
şiddetli yağmur
Nem %57
Rüzgar 10.44 /s
Perşembe
16˚/11˚
Cuma
20˚/12˚
Cumartesi
22˚/13˚
Pazar
23˚/16˚
18 Mayıs 2022 Çarşamba
Sonuç
TİSK asgari ücrette ‘önermediği’ rakamı revize etti

TİSK asgari ücrette ‘önermediği’ rakamı revize etti

7 milyondan fazla çalışanı ilgilendiren asgari ücret görüşmelerinin üçüncüsünden de sonuç alınamadı. Gözler asgari ücrette yapılacak zam oranı için sendikalara çevrilse de yapılan açıklamalar daha da kafaları karıştırdı. Toplantı sonrası Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Nurcan Önder, “Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) asgari geçim tutarını 3 bin 100 TL, Türk-İş 3 bin 579 TL öngörüyor” açıklamasını yapmıştı. Bunun üzerine İşveren tarafı önce, “3 bin 100 TL gibi bir teklifimiz söz konusu değil” demiş, ardından da rakam önerisinde bulunmadıklarını açıklamıştı. #n-2804799# TİSK'e sosyal medyadan tepki yağmasının ardından sendikadan, “Bugünkü Asgari Ücret Belirleme Komisyonu toplantısının ardından tarafların önerileri olarak basına bazı hatalı rakamların yansıdığını üzülerek takip etmekteyiz. Asgari Ücret Belirleme Komisyonu toplantısında asgari ücrete ilişkin hiçbir teklif veya rakam dile getirilmemiştir” denildi. Basın açıklamasının ardından bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada kafaları daha da karıştıran TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol, rakamın 3 bin 500 TL'den fazla olacağını belirtti. Akkol, “Üstüne ne yapılabilir diye çalışıyoruz. 3500 TL'yi geçtik. Daha fazlası için çalışıyoruz. Teşviktir, vergi indirimidir." ifadelerini kullandı. TİSK: YÜZDE 21 ZAMMI KAFADAN VERECEĞİZ Akkol, TÜİK'in açıkladığı resmi enflasyon olan yüzde 21'lik zammı kafadan vereceklerini söylerken, “İşveren fedakârlık yapacak. İşçiyi enflasyona kesinlikle ezdirmeyeceğiz. TÜİK'in açıkladığı resmi enflasyon olan yüzde 21 zammı kafadan vereceğiz. Üstüne 'Ne yapılabilir' diye çalışıyoruz. 3500 TL'yi geçtik. Daha fazlası için çalışıyoruz. Teşviktir, vergi indirimidir” dedi. #n-2804780# HAZİNE BAKANI NEBATİ’DEN ASGARİ ÜCRETTEN UMUTLANDIRAN AÇIKLAMA Son olarak asgari ücret ile ilgili umutlandıran açıklama Yeni Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’den geldi. Bakan Nebati, “2022 yılında da Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü ile işçilerimizin, Toplu Sözleşme uyarınca da memurlarımızın maaşlarında artışlar yapılacağı unutulmamalıdır. Asgari ücrete ilişkin de görüşmeler devam etmekte olup 2022 yılı için asgari ücrette herkesin beklentilerini karşılayacak bir artış yapmayı planlıyoruz” diye konuştu. #r-2804793,#

Haberler
10 Aralık 2021 - 12:36
TİSK’in asgari ücret teklifinde kafalar karıştı

TİSK’in asgari ücret teklifinde kafalar karıştı

Asgari ücret görüşmelerinin üçüncüsünden de sonuç alınamadı. Ancak toplantı sonrasında yapılan açıklamalar kafa karıştırdı. Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Nurcan Önder, “TİSK asgari geçim tutarını 3 bin 100 TL, Türk-İş 3 bin 579 TL öngörüyor” dedi. TİSK Genel Sekreteri Akansel Koç, “3 bin 100 TL gibi bir teklifimiz söz konusu değil”, TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol ise, “Rakam önerisi olmadı” açıklamalarında bulunmuştu. Ancak TİSK tarafından yapılan duyuruda asgari ücret komisyon toplantısında rakam dile getirilmediği bildirildi. #n-2804693# “TEKLİF VE RAKAM DİLE GETİRMEDİK” "Bugünkü Asgari Ücret Belirleme Komisyonu toplantısının ardından tarafların önerileri olarak basına bazı hatalı rakamların yansıdığını üzülerek takip etmekteyiz. Asgari Ücret Belirleme Komisyonu toplantısında asgari ücrete ilişkin hiçbir teklif veya rakam dile getirilmemiştir denilen açıklamada, “Toplantıda TÜİK tarafından sağlanan parametreler ve Hacettepe Üniversitesi beslenme kalıbı referanslarına göre asgari geçim tutarına ilişkin hesaplamalar yapılmıştır. Geçtiğimiz yıllarda kullanılan formüller, hesaplamalar, varsayımlar ve yaklaşımlar üzerinden yapılan çalışmada, asgari geçim tutarına ilişkin belli bir bant aralığında sonuçlara ulaşılmış ve komisyon çalışmalarında değerlendirilecek göstergelerden biri olarak değerlendirmeye sunulmuştur” ifadeleri kullanıldı. “BÖYLE BİR ÖNERİMİZ YOK” TİSK’in 3 bin 100 TL önerisinde bulunmadığının altı çizilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bu rakamlar kesinlikle herhangi bir tarafın asgari ücret önerisini içermemektedir. Bu kapsamda TİSK'in asgari ücretin 3 bin 100 TL olarak belirlenmesi yönünde bir önerisi almamıştır. Toplantı sonrası yapılan basın açıklamasında da Genel Sekreterimiz Akansel Koç herhangi bir rakamsal öneri sunulmadığının altını özellikle çizmiştir. Asgari ücretli çalışanları enflasyona karşı koruyacak ve tüm tarafların üzerinde anlaşabileceği ortak bir rakam tespit edilmesi için çalışmalar devam etmektedir. Çalışanlarımızla birlikte büyümeyi benimsemiş bir kuruluş olarak, çalışanlarımıza, işletmelerimize ve ülkemize fayda sağlayacak her kararın altına imza atacağımızı bir kez daha vurgulamak isteriz.” #r-2804692,#

Haberler
09 Aralık 2021 - 17:28
İşverenler açıkladı: Asgari ücret beklentiyi karşılayacak mı?

İşverenler açıkladı: Asgari ücret beklentiyi karşılayacak mı?

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu, yılın son aylarına gelinmesiyle birlikte 2022 yılında geçerli olacak asgari ücret teklifini komisyona sunmak için çalışmalarına devam ediyor.  TİSK Yönetim Kurulu, konuya ilişkin yayımladığı yazılı açıklamasında, yaşanılan olağanüstü süreçte devletin tüm kurum ve kuruluşlarının Kovid-19 salgınının ülkedeki ve çalışma hayatındaki etkilerini en aza indirmek için büyük bir özveri ile çalıştığını vurgulandı. "HEM ÇALIŞAN HEM İŞVEREN HAKLARINI KORUMAK İÇİN..." Yeni yılda geçerli olacak asgari ücret konusunda başta Türk-İş olmak üzere işçi konfederasyonları, işveren kuruluşları, 81 ildeki işletme ve temsilcileriyle sıkı bir istişare halinde olduklarını belirten TİSK Yönetim Kurulu, açıklamada şu ifadeleri kullandı: Asgari ücreti, yasa gereği 5’er işçi, işveren ve devlet temsilcisi olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor.  "Çalışma hayatının paydaşları, işçi, işveren ve kamu olarak ortak akılla hareket ederek tüm tarafların refahını koruyacak bir asgari ücret için çalışmalarımız devam ediyor. Milyonlarca çalışanımızın hayatını doğrudan ilgilendiren bu konuda, hem çalışan hem işveren bakışını anlamak için gerçekleştirdiğimiz araştırmalar ile kamuoyunun beklentilerini takip ediyoruz. Bu doğrultuda, sahadan aldığımız yüz binlerce satır veri, görüş ve öneri, ayrıca uzman ekipler ile gerçekleştirdiğimiz teknik analizlerle çalışmalarımızı yapmaya devam ediyoruz." "BİRİNCİ ÖNCELİK SÜRDÜRÜLEBİLİR REFAH" TİSK Yönetim Kurulu, birinci önceliklerinin her zaman olduğu gibi ülkenin ve çalışanların sürdürülebilir refahı olduğunu bildirerek, şunları kaydetti: 2021 yılında asgari ücrete yüzde 21.56 oranında zam yapıldı "Bu yıl, asgari ücret müzakereleri küresel boyutta devam eden olağanüstü ekonomik şartların gölgesinde gerçekleşecek. Refah seviyelerini, istihdamı korumak, ilave istihdam ve yeni yatırım oluşturmak, salgında zor durumda kalan sektörlerin üzerindeki baskıyı azaltmak için dönemin koşullarını ve uzun vadeli ekonomik etkileri dikkate alan, dengeli bir asgari ücretin belirlenmesini bu yıl her zamankinden de önemli buluyoruz." "TOPLAM FAYDA ODAKLI ÇALIŞIYORUZ" "Bizim için tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte büyüyebilmek esas." ifadelerini kullanan TİSK Yönetim Kurulu, şu değerlendirmelerde bulundu: 2020 yılında asgari ücret net 2 bin 324 lira iken 2021'de ise geçen yıla oranla 500 lira artarak net 2 bin 825 lira 90 kuruş oldu.  "Çalışma arkadaşlarımızın hayat kalitesini kalıcı şekilde artıracak ve büyük küçük bütün işletmelerimize değer katacak her türlü kararın en büyük destekçisiyiz. Bu yaklaşımla ortaya koyacağımız toplam fayda odaklı çalışmalarımızı komisyona sunmaya hazırlanıyoruz. Bu sene asgari ücret için gerek küresel enflasyon, gerek ülkemizin rekabetçiliğini etkileyen diğer faktörler de değerlendirilerek optimal ve akılcı seviyede uzlaşı sağlayacağımıza inancımız tamdır." #r-2800677,2800614,2800609,#

Haberler
07 Kasım 2021 - 12:32
TİSK'ten Milli Dayanışma Kampanyası'na 20 milyon lira destek

TİSK'ten Milli Dayanışma Kampanyası'na 20 milyon lira destek

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Biz Bize Yeteriz Türkiyem" sloganıyla başlatılan Milli Dayanışma Kampanyası'na 20 milyon lira destek vereceklerini bildirdi.  Akkol, yazılı açıklamasında, yeni tip koronavirüs salgınının küresel bir soruna dönüştüğünü belirterek, virüsün yaşamın her alanını etkilediğine dikkati çekti.  Yaşanılan zor günlerin birlik ve beraberlik ruhuyla aşılabileceğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan Milli Dayanışma Kampanyası'nın bu anlamda önemli olduğunu vurgulayan Akkol, şunları kaydetti: "TİSK camiası olarak büyüklüğümüzün ve sorumluluğumuzun farkındayız. Bu süreçte, her şeyin devletten beklenmemesi gerektiğini çok defa dile getirmiştik. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yönelik bu kampanyaya, 20 milyon lira ile güçlü bir destek vereceğiz. Bu destekte TİSK Mikrocerrahi ve Rekonstrüksiyon Vakfımız en ön safta yer aldı. Hassasiyet ve katkılarından dolayı yönetimine teşekkür ederim."  "Çalışanlara 3 milyon maske ve 100 bin ton dezenfektan dağıtıldı"  İnsan sağlığını her şeyin üzerinde gördüklerine dikkati çeken Akkol, bu süreçte konfederasyonları bünyesindeki 12 bin işletmede iş sağlığı-güvenliği kurallarının yanında, devletin aldığı tedbirlerin de titizlikle uygulandığını aktardı.  TİSK olarak çalışma hayatını da etkileyen bu zor dönemi en iyi şekilde yönetme gayretinde olduklarına işaret eden Akkol, bu kapsamda yürütülen çalışmalara ilişkin şu bilgileri paylaştı: "İlk olarak işletmelere 2 milyon maske dağıttık. Üye sendikalarımızın dağıttıklarıyla sayı 3 milyona çıktı. İşletmelere gönderilmek üzere 100 bin ton dezenfektan temin ettik. İşveren sendikalarımızın üye işletmelere destek olabilmek için kuracakları yardımlaşma ve dayanışma fonundaki sınırın nakit mevcutlarının yüzde 25'inden yüzde 35'ine yükseltilmesini talep ederek, bunun yasalaşmasını sağladık.  Diğer taraftan, çalışanlara eğitim verecek online gelişim platformu kurmak için kolları sıvadık. Bu platform üzerinde yaklaşık 100 bin çalışana 3 ay boyunca iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin yanında, ailelere ebeveyn eğitimleri, psikolojik destek eğitimleri vermeyi hedefliyoruz. İlerleyen süreçte geleceğin işlerine yönelik eğitimlerle de platformu zenginleştirilmeyi planlıyoruz."  Akkol, Sağlık Bakanlığına 20 solunum cihazı bağışlamak için çalışmalara başladıklarını da bildirerek, bu zor süreçte fedakarca görev yapan sağlık çalışanları başta olmak üzere hizmetlerin aksamaması için özveri gösteren tüm kamu ve özel sektör çalışanlarına şükran ve minnet borçlu olduklarını aktardı. 

Haberler
01 Nisan 2020 - 16:30
TİSK'ten kıdem tazminatı açıklaması

TİSK'ten kıdem tazminatı açıklaması

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonundan (TİSK), kıdem tazminatı sistemi tartışmalarıyla ilgili, "Her kesimin mutlu olacağı bir çözüm oluşturulması, güçlü sosyal diyalog anlayışı ile tarafların dengelerinin gözetildiği, çalışma barışının korunduğu bir ortamının sağlanması için yapılacak her türlü çalışmaya katkı sunmaya hazır." değerlendirmesinde bulunuldu. TİSK'ten yapılan yazılı açıklamada, son günlerde kıdem tazminatıyla ilgili tartışmaların kamuoyunun ve özellikle de iş gücü piyasasının aktörlerinin gündemini meşgul ettiği vurgulandı. Açıklamada, kıdem tazminatının iş sözleşmesinin belirli nedenlerle feshi halinde, özellikle işsizlik sigortası ve iş güvencesinin olmadığı dönemlerde işçinin içine düşeceği ekonomik zorluğu belirli bir süre için telafi etmeyi amaçladığı belirtilerek, şunlar kaydedildi: "Ülkemizde ilk kez 1936'da yürürlüğe giren ve başlangıç aşamasında işveren ve işçi tarafları açısından dengeleri gözeten bir uygulama olarak ortaya çıkan kıdem tazminatı zaman içerisinde değişikliğe uğramıştır. Kıdem tazminatı ödemesine işsizlik sigortası ve iş güvencesinin de eklenmesiyle, işverenin maliyetleri yükselmiş ve mali yükü artmıştır." "Kıdem için sürdürülebilir işletmelerin varlığı öncelikli koşul" Türkiye'de istihdam vergilerinin ve kıdem tazminatının yüksekliğinin özellikle ekonomik dalgalanma dönemlerinde işverenlerin ödeme güçlüğüne düşmesinin en önemli nedenlerinden olduğunun vurgulandığı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: "Birbirinden bağımsız olarak yapılan işsizlik sigortası, iş güvencesi ve kıdem tazminatı uygulamalarının ortak amaca hizmet ettikleri göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenmesi, işveren maliyetlerinin hakkaniyete uygun bir düzeye indirilmesine, istihdamın artırılmasına ve dolayısıyla rekabet gücü artacak işletmelerin ülke ekonomisine daha güçlü katkı sunmasına vesile olacaktır. Kıdem tazminatının sürdürülebilirliği için sürdürülebilir işletmelerin varlığı öncelikli koşuldur. İşveren maliyetleri içinde önemli yer tutan kıdem tazminatının mali yükünün hafifletilmesi ile sürdürülebilirlik güvence altına alınacağı gibi kıdem tazminatına daha fazla çalışanın erişmesine de imkan sağlanmış olacaktır." "Beklentimiz, işletmelerimizin rekabet gücünün artırılması" Ülke ekonomisinin gücünün işçi ve işverenin birlikte oluşturdukları işletmelerin gücü ile doğru orantılı olduğunun belirtildiği TİSK açıklamasında, kıdem tazminatı sistemi tartışmalarıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulunuldu: "Türkiye'nin, üretim ve yatırım ortamları iyileştirilen işletmelerin büyümesi ile dünya rekabet gücü sıralamasında daha üst sıralarda yer alacağı kuşkusuzdur. Beklentimiz, mevcut kıdem tazminatı uygulamasına, ekonominin lokomotifi olan işletmelerimizin üzerindeki yüklerin azaltılarak ve kıdem tazminatı konusundaki hassasiyetlerinin gözetilerek devam edilmesi ve bu sayede işletmelerimizin rekabet gücünün artırılmasıdır. Her kesimin mutlu olacağı bir çözüm oluşturulmasını, güçlü sosyal diyalog anlayışı ile, tarafların dengelerinin gözetildiği, çalışma barışının korunduğu bir ortamının sağlanması için yapılacak her türlü çalışmaya katkı sunmaya hazırız."

Haberler
28 Nisan 2019 - 19:16
TİSK'ten asgari ücret açıklaması

TİSK'ten asgari ücret açıklaması

Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder başkanlığında toplanan Komisyonda, işçi tarafını Türk-İş, işveren tarafını TİSK temsil etti. Toplantının açılışında konuşan TİSK Genel Sekreteri Akansel Koç, asgari ücretin belirlenmesinde enflasyon verileri dışında işsizlik oranı, Türkiye'nin rekabet edebilirliği ve yatırımların da dikkate alınması gerektiğini söyledi. İşverenler olarak 100 liralık asgari ücret desteğinin 2018'de de devam etmesini istediklerini belirten Koç, şöyle konuştu: "100 liranın verilmemesi demek mevcut asgari ücret maliyetlerinin yüzde 6 artması demek. 2018 yılında hedeflenen enflasyonu dikkate aldığımızda bir açmazdayız. Bugün Kalkınma Bakanının hazırladığı raporu tekrar gözden geçireceğiz, ona göre son toplantıda gerekli düşüncelerimizi söyleyeceğiz." Koç, bir basın mensubunun, "Türk-İş'in beklentisini yüksek mi buldunuz?" sorusu üzerine, "Çok yüksek. Şöyle söyleyeyim, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Bey'in geçen hafta açıkladığı rakam, net asgari ücretin yüzde 35 artışı demektir. Biz, Türk işvereni olarak 2015 sonunda yapılan artıştan dolayı hala iş yerlerimizde sorunlarımızı gideremedik. Türkiye gerçeklerine uygun bir rakam değil." dedi. - "Net bin 893 lira 90 kuruşluk teklifimizin arkasındayız" Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat da asgari ücret artışında resmi ve objektif verilerin dikkate alınması gerektiğini ifade ederek Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hesaplanan bir kişinin asgari geçim tutarının da bu verilerden olduğunu dile getirdi. Beklenen enflasyonun değil gerçekleşen enflasyonun asgari ücret üzerinde etkili olduğunu dile getiren Irgat, "Enflasyon, yüzde 10'un üzerinde. Bu mevcut asgari ücretin yüzde 2 değer kaybettiği anlamına geliyor. Hayatın gerçekleri yani çalışanların enflasyonunu belirleyen kalemler dikkate alındığında enflasyon oranının daha da yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bundan dolayı Türk-İş olarak net bin 893 lira 90 kuruşluk teklifimizin arkasındayız." diye konuştu. - Toplantı 1 saat sürdü Konuşmaların ardından toplantıya basına kapalı olarak devam edildi. Yaklaşık 1 saat süren toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Çalışma Genel Müdürü Önder ise şu bilgileri verdi: "Bugünkü toplantıda işveren tarafının taleplerini, Kalkınma Bakanlığının analizlerini dinledik. Bakanlık olarak bazı verileri paylaştık. Geldiğimiz noktada her iki tarafın da taleplerini aldık. Biz bunları değerlendireceğiz, işçi ve işveren tarafları da değerlendirecektir. Bu ayın son haftasında Bakanlığımızdaki toplantıyla rakamı açıklayacağız."

Haberler
22 Aralık 2017 - 18:41
TOBB ve TİSK’den ortak asgari ücret talebi

TOBB ve TİSK’den ortak asgari ücret talebi

5 milyondan fazla işçiyi ilgilendiren asgari ücret, yeni yılla birlikte yeniden belirlenecek. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), yaptıkları açıklama ile asgari ücrete 2016 yılında yapılan yüzde 30 oranındaki artışın ardından artan istihdam maliyetlerinin istihdama olumsuz yansımaması amacıyla uygulanan devlet desteğinin devam etmesinin sürdürülebilir istihdam için önemli olduğunu vurguladı. 2016 yılında yapılan asgari ücret zammı sonucunda ortaya çıkan istihdam maliyetlerinin bir kısmının devlet tarafından karşılanması amacıyla çalışanlar için aylık 100 TL destek uygulanıyor. Bu destek, özellikle asgari ücretli çalışanların yoğun olduğu küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından işletmelerin rekabet gücünün artırılması ve kayıtlı istihdamın teşvik edilmesi adına olumlu sonuç doğurmuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde başlatılan istihdam seferberliği ile işverenlerin son bir yılda yaklaşık 1,5 milyon kişiye yeni istihdam sağladığını belirten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Dünyada yaşanan belirsizlikler ve özellikle bölgemizde karmaşaya rağmen 1,5 milyon kişiye yeni iş imkânı sağlanması çok önemli bir başarı hikâyesidir. Türkiye tarihinde işverenlere verilen en kapsamlı istihdam teşvikleri olarak nitelendirdiğimiz destekler, işsizlik göstergelerine olumlu katkı sağlamıştır. Bu kapsamda istihdam artışlarına devam edilebilmesi için asgari ücrete verilen 100 liralık desteğin devam etmesi çok önemlidir” dedi. Konuyla ilgili açıklama yapan TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen ise, son iki yılda asgari ücrete yapılan yaklaşık yüzde 48 oranındaki zammın istihdam maliyetleri üzerindeki etkisinin bir kısmını devlet desteği ile gideren işletmeler için teşvik programının devam etmesinin önemine dikkat çekti. Devlet desteğinin devam etmemesinin işletmelerin rekabet gücünü negatif etkileyebileceğini vurgulayan Önen, “2017 yılında yeni işe alınan çalışanlar için işverenler tarafından ödenmesi gereken primlerin devlet tarafından karşılanması, şirketlerin sürdürülebilir bir büyüme kaydetme yolunda toparlanmalarını sağlamıştır. İşsizlik göstergelerine olumlu katkı sağlayan tarihimizin en geniş istihdam desteklerinin ülke ekonomisine uzun vadeli faydası, teşvikin devam ettirilmesi ile sağlanacaktır. Türk işverenleri olarak rekabet gücünün, istihdamın ve ülke refahının artışına, yatırım ortamının iyileştirilmesine ve sürdürülebilir büyümenin sağlanmasına yönelik atılan her adımın önemine inanıyor ve destekliyoruz” ifadesini kullandı.

Haberler
15 Kasım 2017 - 11:20
15 Temmuz için ortak açıklama

15 Temmuz için ortak açıklama

15 Temmuz darbe yıldönümü dolayısıyla Gaziantep’teki Oda ve Borsalar ile HAK-İŞ, MEMUR-SEN, KAMUSEN, TİSK, TÜRK-İŞ, TESK ve TZOB temsilcilerinin katılımıyla, ortak basın toplantısı yapıldı.  Gaziantep Sanayi Odası’nda (GSO) düzenlenen toplantıya, GSO Meclis Başkanı Mustafa Topçuoğlu, Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, Gaziantep Ticaret Odası Meclis Başkanı Settar Konukoğlu, Yönetim Kurulu Başkanı Beyhan Hıdıroğlu, Gaziantep Ticaret Borsası Meclis Başkanı Selami Memiş, Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Nizip Ticaret Odası Meclis Başkanı Mustafa Doktoroğlu, Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özyurt, Nizip Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mahmut Şahin, Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Sarı, İslahiye Ticaret Odası Meclis Başkanı Osman Yıldırım, Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Türkmen, TOBB Gaziantep Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hülya Akkaya, TOBB Gaziantep Genç Girişimciler Kurulu Başkanı İbrahim Yetkinşekerci ile TÜRK-İŞ İl Temsilcisi Nuri Bay, TESK İl Başkanı Ömer Küsbeoğlu, MEMUR-SEN Gaziantep İl Başkanı Ahmet Gök, HAK-İŞ İl Temsilcisi Mehmet Geçer, TZOB İl Temsilcisi Cuma Yiğit, TİSK İl Temsilcisi Ufuk Ekinci ve KAMU-SEN İl Temsilcisi Bekir Avan katıldı. Toplantıya katılan STK’ların ortak basın açıklaması metnini okuyan GSO Meclis Başkanı Mustafa Topçuoğlu, “Bu masada oturan demokrasi sevdalısı kurumlar olarak, bu ortak açıklamayı 81 ilde aynı anda yapıyoruz” dedi. “Tarihimizin en zor günlerinden biri olan 15 Temmuz’un yıldönümüne giriyoruz. İki hafta boyunca, farklı etkinliklerle, hazırladığımız afişlerle ülkemizin tamamında 15 Temmuz ruhunu canlı tutacağız.15 Temmuz’u unutmayacağız, unutturmayacağız” diyen Topçuoğlu, şöyle devam etti: “15 Temmuz’un Türkiye için bir milat olduğuna inanıyoruz. Çünkü bu alçak saldırı, darbenin ötesinde bir işgal girişimiydi. 15 Temmuz, İstiklal Harbi’nden bu yana ülkemizin karşılaştığı en büyük tehlikeydi. O gece Fetullahçı terör örgütü, ‘devleti’ ele geçirmeye, milleti tahakküm altına almaya kalkıştı. Darbe girişiminin asıl amacı; ülkemizi tarihimizde görülmemiş bir kaosa sürüklemek, kardeş kavgası başlatmak ve Türkiye’yi iç savaş ortamına sokmaktı. Darbe teşebbüsünün nihai amacı; Türkiye Cumhuriyetini bir daha ayağa kalkamayacak duruma düşürmekti. Allah’a şükürler olsun milletimiz, cesareti ve feraseti ile bu belayı, bu fitneyi durdurdu. Milletimiz demokrasimize ve özgürlüğümüze kasteden bu saldırı karşısında dik durdu, canı pahasına değerlerini savundu. Bu masadaki kuruluşlarının tamamı da, ilk andan itibaren, devletimizin ve milletimizin yanında yer aldı.” Topçuoğlu, “Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Gazi Meclisimiz, Başbakanımız, siyasi partilerimiz, milletimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve medyamızın kararlı duruşuyla bir destan yazdık. Haince planlanmış darbe girişimini savuşturan milletimizin önünde saygıyla eğiliyoruz” ifadelerine yer verdi. Türkiye, en zor demokrasi sınavını büyük başarıyla vermiştir GSO Meclis Başkanı Topçuoğlu, Türkiye’de demokrasinin hiçbir kaba kuvvete teslim olmayacak kadar güçlü olduğunun herkese gösterildiğine dikkati çekerek, “Milletimiz darbeye karşı durarak şunu açık şekilde ilan etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devletini milletin iradesi dışında hiçbir güç yönetemez. Bu, dünyaya örnek olacak bir tavırdır. Elbette bunun için büyük bir bedel ödedik. Darbe girişimine karşı verdiğimiz bu mücadelede, 250 vatandaşımız şehit oldu” diye konuştu. Topçuoğlu, darbe girişimi sırasında 2301 vatandaşın gazi olduğunu anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Gazilerimizi şükranla anıyoruz. Milletimiz onları daima minnetle ve rahmetle anacaktır. Dünyada çok az millet bu bedeli ödeyebilir. Siyasi görüşü fark etmeksizin Türkiye’nin geleceğine sahip çıkan 15 Temmuz ruhu, demokrasinin sigortasıdır. Bir daha böyle hain girişimlerin yaşanmaması için FETÖ ile mücadele her alanda etkin ve kararlı şekilde sürdürülmelidir. Yargı kurumları, darbecilere ve onların destekçilerine hak ettikleri en ağır cezayı vermeli, milletimizin vicdanını rahatlatmalıdır.” "Toparlandık" Topçuoğlu, en az 15 Temmuz kadar, darbe girişiminden sonrasının da, Türkiye açısından zorlu bir süreç olduğunun altını çizdi. Darbe girişimi sonrası toplumun büyük bir travma yaşadığına işaret eden Topçuoğlu, şunları kaydetti: “FETÖ, yalan haberlerle yurt dışında ülkemiz aleyhine karalama kampanyaları yürüttü. Ekonomimiz de bu saldırıdan olumsuz etkilendi. Allah’a şükür, birlik ve beraberliğimiz sayesinde bunların hepsini de kısa sürede atlattık. Hükümetimizin bizlerle istişare içinde aldığı önlem ve yaptığı reformlarla hızla toparlandık. Daha darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçmeden ekonomide yüzde 5’lik büyümeyi yakaladık. İstihdam rekorları kırdık. Bu yılın ilk altı ayında tam 1 milyon 200 bin insanımıza yeni istihdam sağladık. İhracatımızı rekor düzeyde arttırmaya başladık. Yabancı yatırımcıların güvenini yeniden kazandık.” "Türkiye dünyanın en zor stres testinden başarı ile çıkmıştır" “Ülke olarak dimdik ayaktayız. Emin olun bizim son bir yılda yaşadıklarımızı başka bir ülke yaşasaydı bir daha ayağa kalkamazdı. Ama biz dimdik ayaktayız” diyen Topçuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Böyle bir coğrafyada, en zor koşullar altında hiç kimsenin yapamayacağını yaptık. Ama rehavete kapılmayacağız. Yapacak daha çok işimiz, büyük hedeflerimiz var. 15 Temmuz sonrası toparlanma sürecini tamamladık. Şimdi yeni bir atılım sürecini başlatmamız gerekiyor. Ayağımızdaki prangayı çözdük, şimdi koşma zamanı. Büyümede, istihdamda, ihracatta yeni rekorlar kırmalıyız. Vatandaşlarımızın refah seviyesini daha da artırmalı, demokratik kazanımlarımızı güçlendirerek ileriye taşımalıyız. Bütün bunlar için ortak akılla ve istişare içinde, yeni bir reform süreci başlatmalıyız. Buradan yurt dışındaki dostlarımıza da sesleniyoruz. Aldığı yaraları saran milletimiz, bu büyük demokrasi sınavının birinci yılında bütün dostlarını yanında görmeyi arzulamaktadır. Dostlarımızı iftira kampanyalarına değil, gerçeklere kulak vermeye, buna göre tavır almaya davet ediyoruz. FETÖ ile mücadelede dost ve müttefik devletlerin de desteklerini bekliyoruz. Kaynağı ne olursa olsun darbe ve terör bir insanlık suçudur. Ancak birlikte çalışırsak daha iyi bir gelecek inşa edebiliriz. Bizler ülkemiz ve milletimiz için şimdi daha büyük bir azimle çalışacak ve Türkiye’yi büyük hedeflerine taşıyacağız. Üzerine basarak bir kez daha ifade ediyoruz: Türkiye’nin sivil toplumu olarak, 15 Temmuz’u asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Ülkemizin geleceğini inşa ederken yaşadıklarımızdan aldığımız dersler bize ışık olacak. Biz bu ülkenin geleceğinden umutluyuz. Gücümüz milli irade, hedefimiz büyük Türkiye.”

Haberler
13 Temmuz 2017 - 15:37
İşçi eylemleri sanayiyi nasıl etkiledi?

İşçi eylemleri sanayiyi nasıl etkiledi?

TİSK, ‘Mayıs Ayı Ekonomi Bülteni’nde yaptığı değerlendirmede, “Ülkemiz sanayinde üretim, ciro ve kapasite kullanımı arttı. Ancak, Mayıs ayının son haftasında otomotivde ortaya çıkan iş bırakma eylemleri artış sürecini olumsuz etkiledi. Etkileri ilgili dönem göstergelerinde izlenmeli” ifadelerini kullandı. Sanayi sektöründe Mart ayı gerçekleşmelerinin, üretim, ciro ve kapasite kullanımının yükseliş yönünde ivmelendiğini gösterdiği kaydedilen bültende, “Sektörün bu eğilimi güçlendirmesi için üretimde orta-yüksek ve ileri teknoloji ürünlerine yönelmesinde fayda bulunmaktadır” denildi. Sanayi üretiminde Mart ayında son dört yılın en yüksek düzeyinin yakalandığına işaret edilerek, sanayideki gelişmelere ilişkin şu görüşlere yer verildi: “Sanayi üretiminde Mart ayında son dört yılın en yüksek düzeyi yakalandı. Yıllık bazda artış yüzde 4,7 oldu. Sanayi genelinde, Takvim Etkisinden Arındırılmış Sanayi Ciro Endeksi Mart’ta, geçen yılın Mart ayına göre yüzde 6 arttı ve endeks 2012’den beri en yüksek düzeyine ulaştı. İmalat sanayii kapasite kullanım oranı Mayıs’ta 0,8 puan artışla yüzde 74,9’a yükseldi”. 2015 yılı Nisan ayı verilerine göre, kapasite kullanımını kısıtlayıcı faktörler arasında yüzde 21 ile talep yetersizliği ilk sırayı alıyor. Bu faktörü sırasıyla işgücü ve hammadde yetersizliği izliyor. TİSK’in Ekonomi Bülteni’nde, işsizliğin büyüdüğü ve 2015 Şubat döneminde işsiz sayısının yıllık bazda 401 bin kişi artarak, 3 milyon 226 bin kişiye çıktığı belirtildi. İşsizlik oranının yüzde 11,2’ye, tarım dışı işsizlik oranının yüzde 13,2’ye, genç işsizliğinin ise yüzde 20’ye yükseldiğinin altı çizilerek, “Sanayinin istihdamdaki payının azaldığına” dikkat çekildi. Bülten’de, “işsizliğin para politikasıyla değil, işverenin istihdam oluşturmasını kolaylaştıracak yapısal düzenlemelerle azaltılabileceği” değerlendirmeleri yer aldı. Yılın ilk dört ayında hem ihracatın, hem ithalatın azalmasının, büyümenin zayıfladığını gösterdiği kaydedilen bültende, Ödemeler Dengesi’ne yönelik yapılan değerlendirmede ise şu görüşlere yer verildi: “Nisan ayında en fazla ihraç edilen mal 1,8 milyar dolarla altın oldu. Cari işlemler açığı beklentilerin üzerinde büyüyerek 45,5 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk çeyreğinde parasal olmayan altın ihracatının yüzde 61 artarak 4 milyar dolara çıkması, cari açığı etkiledi. Cari açığın finansmanını ise net hata noksan kaleminden giren döviz miktarı belirliyor. Yurtdışından doğrudan yatırım girişi 2014’te 2011’e göre yarıya düştü. Buna karşılık Türk vatandaşlarının dış ülkelere doğrudan yatırımları ikiye katlandı. 2015’in ilk çeyreğinde ise her ikisinde de azalış var. Yabancıların portföy yatırımları küçüldü”. “ENFLASYONDA BEKLENTİLER İHMAL EDİLMEMELİ” Enflasyona ilişkin bölümünde, yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 7,91’e yükseldiği anımsatılan bültende, “TCMB’ye göre temel faktörler petrol ve işlenmemiş gıda fiyatları. Ancak ‘beklentiler’ ihmal edilmemeli; Tüketici Güven Endeksi ve Reel Kesim Güven Endeksi yıllık bazda geriledi. Beklentilerin pozitife dönmesi açısından sadece TCMB sorumlu görülmemeli; diğer kurumsal yapılar da Bankaya destek vermeli” ifadeleri kullanıldı. TİSK Bülteni’nde, Mart ayında kamu harcamaları ve faiz giderlerindeki artışlar nedeniyle bütçenin açık verdiği hatırlatılarak, “Açık, yıllık bazda yüzde 34,4 genişledi. Bütçe giderlerindeki artışın, gelir artışına kıyasla yüksekliği bunda etkili oldu” denildi. SURİYELİ SIĞINMACILARIN TÜFE’YE ETKİSİ Bölgeler itibariyle enflasyon oranına bakıldığında, TÜFE artışında, Suriyeli sığınmacı akınına uğrayan bölgelerin öne çıktığı kaydedilen bültende, “Buna göre aylık en yüksek fiyat artışı yüzde 2,02 ile Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye bölgesinde, bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek artış ise yüzde 9,17 ile Şanlıurfa ve Diyarbakır bölgesinde görülmüştür” denildi. DÜNYA EKONOMİSİNDE BÜYÜME GÜÇLENİYOR TİSK Aylık Ekonomi Bülteni’nde dünya ekonomisinde büyümenin güçlendiği ifade edilerek, “İtici güçler konumundaki ABD, Çin ve Euro Ülkeleri’ne ilişkin büyüme oranları olumlu beklentileri artırdı. Özelli  

Haberler
01 Haziran 2015 - 16:06
Eylemdeki işçilere ortak çağrı geldi

Eylemdeki işçilere ortak çağrı geldi

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB),  Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) ve Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD),otomotiv sanayinde devam eden iş bırakma eylemlerine ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı. Son günlerde otomotiv sektöründe karşı karşıya kalınan sürecin, tüm taraflara zarar verdiği ifade edilen açıkalamada, şunlar kaydedildi: "Bugüne kadar işçi, işveren ve işveren temsilcilerinin uyumu ülkemiz otomotiv sanayinin en önemli güçlerinden olmuştur. Şüphesiz sektörümüzde, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da iyi niyetli, barışçıl ve yapıcı iklimi korumak tüm tarafların sorumluluğundadır. Ülkede üretimden yana olan, Türkiye'nin geleceğine katkıda bulunmak isteyen tüm kesimlerin çalışma barışına katkıda bulunması gerekmektedir. Sendikal örgütlenmenin olduğu bir sektörde, hak aramanın yolunun karşılıklı diyalog ortamını korumaktan geçtiği aşikardır. Toplu iş sözleşmesi yürürlükte iken, yasal olmayan yollara başvurmak, sadece üretimin sürekliliğine zarar vermekle kalmayacak, bu diyalog ortamının zedelenmesine de sebep olacaktır. Sürecin, sosyal diyalog ve çalışma barışı ile olumlu bir noktaya gelmesi tüm tarafların ortak çıkarınadır. Nasıl ki  işçi kardeşlerimizin taleplerini dinlemek ve değerlendirmek işverenlerin sorumluluğu ise sadece sektörü değil ülke ekonomisini de telafisi güç zararlara uğratacak üretim kaybının olmaması ve üretim sürekliliğinin sağlanması da işçilerimizin ve bağlı bulundukları sendikaların sorumluluğundadır.Otomotiv sektörüne hizmet veren kurum ve kuruluşlar olarak, işçilerimizi sağduyu ile davranmaya, işverenin çağrısına kulak vermeye ve eylemleri sona erdirmeye çağırıyoruz. Ülkemize, işimize, ailelerimize ve işletmelerimize olan sorumluluğumuzla kaybedecek tek bir günümüz olmamalı, sağduyu içerisinde üretime başlamalı, işlerimize dört elle sarılmalıyız."

Haberler
21 Mayıs 2015 - 16:29