21˚
İstanbul
21˚
az bulutlu
Nem %56
Rüzgar 4.35 /s
Salı
23˚/16˚
Çarşamba
22˚/11˚
Perşembe
17˚/11˚
Cuma
19˚/12˚
16 Mayıs 2022 Pazartesi
Sonuç
Zatürre her yıl binlerce çocuğu hayattan koparıyor

Zatürre her yıl binlerce çocuğu hayattan koparıyor

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nevin Hatipoğlu, çocuklarda zatürrenin tüm dünyada ve Türkiye'de en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan hastalıklar arasında olduğunu belirtti.  Hatipoğlu, çocuklarda zatürreye bağlı ölümleri azaltmak, erken teşhis ve tedaviyi sağlamak, bu hastalığın daha çok kış aylarında artması nedeniyle konuya dikkati çekmek ve toplumun bilgilendirilmesi amacıyla kasım ayının son haftasının "Zatürreden Ölümlerin Önlenmesi Haftası" olarak belirlendiğini aktardı. Doç. Dr. Nevin Hatipoğlu, "Zatürre dünyada her yıl 5 yaşın altındaki 800 binden fazla, yani günde yaklaşık 2 bin 200 çocuğun hayatına mal olmaktadır. 5 yaşın altındaki çocukların tüm ölüm nedenlerinin yaklaşık yüzde 17'sini zatürre oluşturmaktadır. Her 40 saniyede bir çocuk zatürre nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Önlenebilir bu ölümleri sona erdirebilmek için ebeveynlerin, dolayısıyla toplumun eğitimi ve bilinçlendirilmesi çok önemlidir." diye konuştu. Zatürrenin akciğerleri etkileyen şiddetli bir alt solunum yolu enfeksiyon türü olduğuna işaret eden Hatipoğlu, şunları kaydetti: "Zatürre ile irin ve sıvı akciğerleri doldurur ve bu oksijen emilimini engelleyerek nefes almayı zorlaştırır. Zatürreye virüsler, bakteriler ve mantarlar sebep olabilir. İçinde bulunduğumuz Kovid-19 pandemisinin en önemli komplikasyonu ve ölüm nedenlerinden bir tanesi de hastalık mikrobunun yapmış olduğu zatürredir. Zatürre öksürük, ateş, halsizlik, sık nefes alıp verme, göğüs ağrısı şikayetlerine sebep olabilir. Ağır vakalarda bilinç kaybı, kasılmalar ve hipotermi (vücut ısısında düşüklük ) gelişebilir. Bu tür belirtileri olan çocuklar muhakkak doktora götürülmelidir. Bu yakınmalarla gelen hastaya klinik muayene ve akciğer filmi ile tanı konur. Ek kan ve balgam tahlillerine ihtiyaç duyulabilir. Zatürre ihmal edilmemesi gereken bir sağlık sorunudur. Erken teşhis ve tedavi ölümleri azaltmaktadır." "Genel korunma stratejileri zatürrenin sıklığını ve ağırlığını azaltabilir" Doç. Dr. Nevin Hatipoğlu, genel korunma stratejilerinin zatürrenin sıklığını ve ağırlığını azaltabildiğini vurgulayarak, "Anne sütünün önemi, sağlıklı beslenme, temiz su, hijyen, aşılamanın önemi ve uygulanması, mekan hava kirliliği ve sigara içiminin engellenmesi korunmada yol haritamız olmalıdır. Ülkemizde ulusal bağışıklama programında olan kızamık, boğmaca, pnömokok, verem, Hib aşıları bu tür enfeksiyonlara bağlı zatürre vakalarının oldukça azalmasını sağlamıştır." şeklinde konuştu. Araştırmaların sabunla elleri yıkamanın zatürre riskini yarı yarıya azalttığını gösterdiğine dikkati çeken Hatipoğlu, şu bilgileri verdi: "Günümüzdeki Kovid-19 hastalığında da olduğu gibi salgın dönemlerinde kalabalık temasın azaltılması ve maske kullanılması zatürreden korunmanın önemli yöntemleri arasında yer alır. Bebek ve çocukların bulunduğu ortamların havası temiz, uygun sıcaklıkta ve nemde olmalıdır. Eğer kalorifer dışında bir ısıtıcı kullanılacaksa ortam havasını kirletmeyen, zararlı gazlar yaymayan ısıtıcılar kullanılmalıdır."

Haberler
28 Kasım 2020 - 21:55
Zatürre bu yıl çok daha tehlikeli bir hastalık

Zatürre bu yıl çok daha tehlikeli bir hastalık

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı ve Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) İnfeksiyon Grubu Başkanı Doç. Dr. Berna Kömürcüoğlu, "Zatürre Ölümlerinin Önlenmesi Haftası" dolayısıyla AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Pnömoni (zatürre) konusunda önemli uyarılarda bulunan Kömürcüoğlu, zatürenin akciğer dokusunun iltihaplanmasıyla oluşan ve insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olduğunu söyledi.   Kömürcüoğlu, "Zatürre, çağlar boyunca insanlığın uğraştığı en ciddi enfeksiyon hastalıklarının başında gelmiştir. Etkin antibiyotiklerin ve aşıların geliştirilmesi ile sıklıkları ve ciddiyeti azalsa da halen zatürre tüm dünyada tek başına enfeksiyon kaynaklı ölümlerin en büyük nedenidir." diye konuştu. Zatürrenin sıklıkla bakteriyel, viral ya da daha nadiren mantar enfeksiyonuna bağlı olarak oluşabildiğini belirten Kömürcüoğlu, şunları kaydetti: "Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi vücudumuzun savunma sistemi ile enfeksiyon ajanları arasında sürekli bir savaş söz konusu. Doğal olarak immunitenin daha zayıf olduğu 5 yaş altı çocuklar ve 65 yaş üzeri yaşlıların yanı sıra, eşlik eden bağışıklık sistemini zayıflatan hastalığı olan bireyler enfeksiyonlara ve zatürreye daha yatkınlar. Zatürre belirtilerini Kovid-19 nedeniyle hemen herkes öğrendi. Bakteriyel pnömoniler daha çok yüksek ateş, öksürük, göğüs yan ağrısı gibi gürültülü klinik semptomlarla başlarken, viral pnömoniler daha farklı halsizlik, kas ağrısı, kuru öksürük, subfebril ateş gibi semptomlarla seyredebilir." Doç. Dr. Berna Kömürcüoğlu, Kovid-19'un da aslında viral zatürreye neden olduğunu belirterek, "Ancak zatürre sonrası vücutta neden olduğu aşırı immun yanıt ile oluşan sitokin fırtınası ve akciğer zararlanması ile yüksek oranda solunum yetmezliğine ve ölüme neden olabiliyor." ifadelerini kullandı. "Çok ciddi ve ölümcül bir sorunla karşı karşıyayız" Doç. Dr. Berna Kömürcüoğlu, zatürrenin bu yıl tüm dünyayı kasıp kavuran Kovid-19 salgınına bağlı ciddi şekilde artan pnömoni ve ölümlerle daha önceden hiç olmadığı kadar gündemi oluşturduğunu vurgulayarak, şu bilgileri verdi: "2019 yılında 672 bini çocuk olmak üzere, yaklaşık 2,5 milyon kişi zatürreye bağlı nedenlerden hayatını kaybetmiştir. Daha etkin bir tedavi ya da aşı bulunmazsa Kovid-19'a bağlı ölümlerin bu sayıya yılda 1,9 milyon kişiyi ekleyebileceği düşünülüyor. Bu pnömoniye bağlı ölümlerin önceki yıllara göre yüzde 75 artışına denk geliyor ki çok ciddi ve ölümcül bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Kovid-19 enfeksiyonundan korunmamıza sağlayan maske, sosyal mesafe, el yıkama önlemleri, aslında tüm etkenlere bağlı zatürreden korunmaya yardımcı olacaktır. Hala mevcut pnömokoksik pnömoni aşısı ve influenza aşının yapılması, bu etkenlere bağlı oluşan zatürreye karşı koruyucudur. Aşılama hem enfeksiyonun hafif geçmesine ve hem de sekonder bakteriyel/viral enfeksiyonların engellenmesinde önem taşımaktadır." Bu yıl önceki yıllardan çok daha ciddi ve ölümcül bir viral zatürre salgını ile karşı karşıya olunduğuna dikkati çeken Kömürcoğlu, "Maske, sosyal mesafe, el hijyeni önemleri, özellikle kalabalık kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçınılması ile kişilerin Kovid-19 enfeksiyonun bulaşmasından kendilerini aktif bir şekilde korumaları çok önemlidir." diye konuştu. Kömürcüoğlu, "Aşılama hala önemini korumaktadır, özellikle çocukların ve riskli grupların diğer zatürre etkenlerine karşı pnömokok ve mevsimsel grip aşılaması yapılmalıdır. Aşılama bu etkenlere bağlı zatürre sıklığını ve ölümleri azaltırken, hem de Kovid-19 enfeksiyonu ile karışabilecek klinik tabloları ve enfeksiyona bağlı direnç düşüklüğü önleyecektir." uyarısında bulundu.

Haberler
26 Kasım 2020 - 10:55
Zatürre aşısı korona virüsten korumuyor

Zatürre aşısı korona virüsten korumuyor

Korona virüs vaka sayıları artmaya devam ederken grip ve zatürre aşılarına olan talep arttı. Ancak bu yıl pandemi sürecinde grip aşısının uygulanması e-Nabız sistemindeki kriterlere tabi tutulurken vatandaşlar ise gribe yakalanıp korona virüse yakalandıkları şüphesiyle hastanelere başvurmaya başladı. Prof. Dr. Tuba Turunç, yaptığı açıklamada, grip aşısı olamayan bazı vatandaşların korona virüsten koruyor iddiasıyla zatürre aşısına talep gösterirken Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuba Turunç, halk arasındaki doğru bilinen yanlışlarla ilgili açıklamalarda bulundu. "Grip ve korona virüs birbirine benziyor" Bazı vatandaşların grip olup korona virüse yakalandığını hissedip hastaneye başvurduğunu ancak bazılarının da korona virüs olup kendini grip gibi hissedip hastaneye başvurmadığını söyleyen Turunç, “Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarında influenza dediğimiz grip mevsimi başlıyor. Fakat insanların çoğunluğu korona virüsü de gripmiş gibi algılayıp doktora müracaat etmiyorlar. Bu yanlış bir inanış. Çünkü ikisinin de benzeyen çok yanları var belirti olarak. İkisinde de kas, boğaz ve baş ağrısı ile halsizlik ve ateş gibi belirtiler oluyor. O yüzden ikisi klinik olarak birbirine karışabilen bile hastalıktır” diye konuştu. “Zatürre aşısı korona virüsten korumuyor” Zatürre aşısının korona virüse karşı iyi geldiği iddiasını da değerlendiren Prof. Dr. Tuba Turunç, “Zatürre aşısıyla ilgili yanlış bir inanış var. Biz belirli risk gruplarında bulunanlara zatürre aşısını öneriyoruz ama zannediliyor ki o aşının korona virüse karşı koruyucu özelliği var. Bu inanış yanlıştır. Grip aşısı gripten korunmak için yapılıyor, zatürre aşısını da belirli risk gruplarının olması gerekiyor. Onun dışında normal herhangi bir hastalığı olmayan genç yaş grubundakilerin zatürre aşısı yaptırmalarına gerek yok. Korona virüsten korumuyor böyle bir inanış yanlış” ifadelerini kullandı. “Toplu yerlere girilmemeli” Korona virüse karşı geliştirilmiş bir aşının olmadığını bu nedenle vatandaşların çok dikkat etmesi gerektiğini de anlatan Turunç, daha sonra şunları söyledi: “Korona virüse karşı henüz geliştirilmiş, ruhsatlandırılmış bir aşımız yok ve çalışmalar devam ediyor. Halkımıza şunları öneriyorum. Evet korona virüsün semptomları griple benziyor ama grip benzeri şikayetleri olanların en yakın sağlık kuruluşlarına müracaat etmesinde fayda var. En önemlisi de vatandaşların toplu yerlere girmemelerini öneriyorum.”

Haberler
11 Kasım 2020 - 09:48
Salgın döneminde zatürre ve grip aşısının etkileri

Salgın döneminde zatürre ve grip aşısının etkileri

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Şevin Demir grip ve zatürre aşısıyla ilgili merak edilen bu soruları yanıtladı. Aşılanmadaki temel amacın “birey ve toplumun bağışıklığının sağlanarak salgınların önlenmesi, hastalıkların kişilerde bırakabileceği sekellerin ve ölümlerin azaltılması” olduğunu belirten Dr. Demir, pandemi sürecinde Covid-19 dışındaki virüslerin yayılmasını azaltmak ve birliktelik göstermeleri halinde oluşabilecek problemleri ortadan kaldırabilmek için bağışıklık kazanmaya ekstra önem verilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Demir, bu kapsamda en çok grip ve zatürre aşısına dikkat çekti. Grip aşısını kimler olmalı? Grip hastalığının genellikle bir- iki hafta içinde tedavisiz iyileşmekle beraber, çok küçük yaştakiler, yaşlılar ve kronik hastalığı olan gruplarda hastane yatışlarına ve hatta ölüme neden olabildiğini anlatan Demir, şunları söyledi: “65 yaş ve üzerindeki kişiler, gebe kadınlar, bakımevlerinde kalanlar, astım, KOAH, kalp hastalıkları, diyabet, kanser, obezite gibi kronik hastalığı olanlar, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanan hastalar grip oldukları taktirde hastalığı daha ağır geçirebilirler. Hastalığı ağır geçirme ihtimali olan tüm bu gruplara ve sağlık çalışanlarına grip aşısı olmalarını öneriyoruz. Ancak diğer bireylerin de vurulmalarında bir sakınca yoktur” Demir, aşının koruyucu etkisi uygulamadan 1-2 hafta sonra başladığı için vurulmak için en uygun zamanın, gribin en sık görüldüğü ayların hemen öncesi, yani ekim ve kasım ayları olduğunu, coğrafi bölgeye göre önerilen aşılanma zamanının değişebildiğine dikkat çekti. “Zatürre aşısının mevsimi yok” Akciğer enfeksiyonlarının en sık nedeninin “Streptococcus pneumoniae” adındaki bakteriler olduğunu belirten Dr. Demir, zatürrenin öksürük, balgam, nefes darlığı, ateş gibi semptomlarla kendini gösterirken yaşlılarda ve bağışıklık sistemi zayıf olanlarda genel durum bozukluğu, bilinç değişikliği hatta ölüme sebep olabildiğine dikkat çekti. Tıpkı gripte olduğu gibi zatürrede de hastalığın ağır geçebilme ihtimali olan tüm gruplarda zatürre aşısının yapılmasını önerdiklerini vurgulayan Demir, şöyle devam etti: “Biri polisakkarit (Pneumovax 23), diğeri konjuge (Prevnar 13) olmak üzere iki tip zatürre aşısı var. Bağışıklık yanıtının daha geniş olmasını sağlamak amacı ile konjuge aşıyı takiben polisakkarit aşı kullanılması en etkin yöntemdir. İki aşı arasında olması gereken süre mevcut sağlık durumumuzdan etkilenebileceği için, aşılama öncesi hekime danışmakta fayda vardır. Grip aşısından farklı olarak özel bir vurulma mevsimi yoktur” Aşının faydası nedir? Covid-19, zatürre ya da gripten herhangi birini geçirirken vücut direncinin düşeceğini ve diğerlerine karşı daha duyarlı hale geleceğine dikkat çeken Demir, zatürre ya da grip aşısı olmanın bu hastalıkları daha rahat atlatılmasını sağlayarak Covid-19'la mücadele sırasında daha güçlü olmamıza olanak sağlayacağını söyledi. Demir, hava yoluyla bulaşan hastalıklar olan grip ve zatürreden korunmak için -tıpkı Covid-19 gibi- maske takmak, sosyal mesafeye dikkat etmek gibi önlemlerin hayati değerde olduğunu sözlerine ekledi.

Haberler
16 Eylül 2020 - 15:41
Aile hekimlerinden "zatürre aşısı" uyarısı

Aile hekimlerinden "zatürre aşısı" uyarısı

Dernek tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Son zamanlarda özellikle Kovid-19 pandemisinin olumsuz etkileri açısından riskli olarak nitelediğimiz ileri yaşlı ya da kronik hastalığı olan vatandaşlarımız yoğun şekilde 'zatürre aşısı' olmak için aile sağlığı merkezlerine akın etmektedir” denildi.  Basın yayın organlarında yer alan bazı tıbbi bilgilerin halk tarafından dönem dönem yanlış değerlendirilebildiğini dile getiren Dernek, “Bu durumun en önemli örneği halk arasında 'zatürre aşısı' olarak bilinen pnömokok aşısı ile ilgili yaşanan kaos durumudur” ifadelerine yer verdi.  Bu aşının bütün zatürreleri engelleme özelliğinin olmadığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: “Kovid-19 virüsü akciğer dokusuna yerleşip zatürreye neden olabilir. Ancak bizim aile sağlığı merkezlerimizde yapılan pnömokok ya da halk arasındaki yeni adı ile 'zatürre aşısı'nın bütün zatürreleri engelleme gibi bir özelliği yoktur. Mevcut aşı sadece pnömokok bakterisi nedeni ile oluşabilecek zatürreyi engelleyebilir.”  Aşı olup zatürreden korunmak isterken bilinçsizce sağlık merkezlerine akın etmenin Kovid-19’a yakalanma riskini artırabileceğine değinilen açıklamada, “Kişi eğer Kovid-19 ile enfekte olup zatürre olur, üzerine bir de pnömokok dediğimiz bakteri ile eş zamanlı enfekte olur ise, enfeksiyonun daha ağır seyretmesi muhtemeldir. Ancak bu durum çok sık görülmemektedir. Son zamanlarda yapılan bir bilimsel çalışmada Kovid-19 zatürresi olmuş kişilerde aynı zamanda pnömokok zatürresinin de olup olmadığına bakılmış, bu oranın ise ancak binde 4’ler civarında olduğu görülmüştür. Başka bir deyişle Kovid-19 zatürresi olur iseniz, üzerine bir de pnömokok bakterisi ile enfekte olma ihtimaliniz mevcut verilere göre yüzde 1’in altındadır. Oysa akın akın bu aşı için sağlık kuruluşlarına gitmek, bu maksatla sosyal mesafe ve izolasyon kurallarını hiçe saymak sizlerin Kovid-19’a yakalanma ihtimalinizi muhtemelen yüzde 1’in üzerine çıkaracaktır” sözleri kullanıldı. 

Haberler
10 Eylül 2020 - 17:49
Akciğerde Su Toplanması Nedenleri Tedavisi Ne Kadar Sürer

Akciğerde Su Toplanması Nedenleri Tedavisi Ne Kadar Sürer

Akciğerde su (sıvı) toplanması neden olur? Akciğerde su olarak da adlandırılan plevral efüzyon, akciğerleriniz ve göğüs boşluğunuz arasındaki alanda aşırı miktarda sıvı birikmesidir. Plevra adı verilen ince zarlar, akciğerlerin dışını ve göğüs boşluğunun içini kaplar. Plevra denilen bu zarlar; tahriş olduğunda, iltihaplandığında veya enfekte olduğunda çok fazla sıvı meydana gelir. Bu sıvı, akciğer dışındaki göğüs boşluğunda birikerek plevral efüzyon yani akciğerin su toplaması olarak bilinen bir şeye neden olur. Bazı kanser türleri, plevral efüzyonlara yani akciğerde su toplanmasına, özellikle; erkeklerde akciğer kanserine ve kadınlarda meme kanserine, neden olabilir. Makalemizde Akciğerde su toplanması nedenleri tedavisi ne kadar sürer ve akciğerde sıvı birikmesi toplanması nedir nasıl anlaşılır tedavisi konularında sorularınız cevaplarını bulabilirsiniz. Akciğerde su toplanmasının nedenleri Konjestif kalp yetmezliği (genel olarak en yaygın neden) Siroz veya zayıf karaciğer fonksiyonu Kan pıhtısı kaynaklı ve akciğer arterlerinde tıkanma olan pulmoner emboli Açık kalp ameliyatından kaynaklanan komplikasyonlar Zatürre Şiddetli böbrek hastalığı Lupus ve romatoid artrit gibi otoimmün hastalıklar Akciğerde su toplanmasının belirtileri Bazı insanlarda belirtiler meydana gelmeyebilir. Kişinin bir şikayeti olmaksızın, hasta bir muayene esnasındayken doktoru tarafından fark edilebilir. Bu genellikle röntgen gibi ultrason gibi tıbbi araçlarda ortaya çıkıp kendini belli edebilir. Bunun dışında bazı kişilerde de belirtileri olabilir. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir; Tıkanmış lenf veya kan damarları İltihap Tümörler Akciğer hasarı belirtisi gösteren kişilerin akciğerinin su toplamasının nedeni olarak genellikle mantar enfeksiyonları veya zatürre gibi hastalıklar olabilmektedir. Göğüs ağrısı Kuru öksürük Ateş Uzanırken nefes almakta zorluk Nefes darlığı Derin nefes almakta zorluk İnatçı hıçkırıklar Fiziksel aktivite zorluğu Akciğerde su toplanmasının tedavisi nasıldır Sıvı boşaltması Genel olarak, tedavi, bir iğne veya göğse sokulan küçük bir tüp ile sıvının göğüs boşluğundan boşaltılmasını içerir. Bu işlemden önce tedaviyi daha konforlu hale getirecek lokal anestezi alacaksınız. Anestezik madde aşındıktan sonra insizyon bölgesinde bir miktar ağrı veya rahatsızlık hissedebilirsiniz. Çoğu doktor ağrıyı hafifletmek için ilaç yazacaktır. Sıvı tekrar oluşursa, bu tedaviye bir kereden fazla ihtiyaç duyabilirsiniz. Eğer kanser plevral efüzyonun nedeni ise, sıvı birikimini yönetmek için başka tedaviler gerekebilir. Plörodez Plörodezis, akciğer ile göğüs boşluğu plevrası arasında hafif bir acı oluşturabilen bir tedavidir. Fazla sıvıyı göğüs boşluğundan çıkardıktan sonra, doktor bölgeye bir ilaç enjekte eder. İlaç genellikle bir talk karışımıdır. Bu ilaç, plevranın iki katmanının birbirine yapışmasına neden olur ve bu, aralarında gelecekte sıvı birikmesini önler. Cerrahi Müdahale Daha ciddi durumlarda, doktor cerrahi olarak bir şant veya küçük bir tüpü göğüs boşluğuna yerleştirir. Bu, sıvının göğüsten karın bölgesine yönlendirilmesine yardımcı olur, burada vücut tarafından kolayca çıkarılabilir. Bu, diğer tedavilere cevap vermeyenler için bir seçenek olabilir.  

Haberler
07 Şubat 2019 - 16:40
Grip hakkında doğru bilinen yanlışlar

Grip hakkında doğru bilinen yanlışlar

Üst Solunum Yolu Hastalıkları gerekli önlemler alınmazsa ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Vücut direnciniz az ve ya çok olması bu enfeksiyonlar için belirleyici husustur. Soğukta kalmak, aşırı yorgunluk, stres, hastalıklı kimselerle temas, düzensiz beslenme, kalabalık ortamlarda kalmak, sigara içmek gibi etmenler hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Bunlarla beraber alerjik bünyeli olmak da üst solunum yolu enfeksiyonlarına kolay yakalanmanıza sebep olabilir. Bu durum burun, boğaz ve akciğerlerinizi de kapsayan solunum sisteminizi etkileyen bulaşıcı bir viral enfeksiyondur. Dünyada her yıl yüzbinlerce insan grip hastalığına yakalanıyor. Hatta küresel salgın dönemlerinde binlerce insan hayatını kaybediyor. Hastalıkla birlikte gribin dünya ekonomisine faturası ise milyonlarca doları aşıyor. İşte grip hakkındaki yanlış bilgiler:GRİP SOĞUK ALGINLIĞINDAN FARKLI BİR ŞEY DEĞİLDİR: Gribin belirtileri (ateş, öksürük, boğaz ağrısı, kas ağrısı, baş ağrısı ve aşırı yorgunluk) takatinizi keserken, birçok insan birkaç gün ile 2 hafta içinde iyileşir. Ciddi vakalarda gribe yakalananlarda ciddi dehidrasyon ve vücutta mikroplanma da görülür. Gerçek risk grip virüsünün doğrudan etkilerinden olmayabilir, vücudu zayıflatan grip kişiyi ölümcül olabilen diğer hastalıklara karşı da savunmasız hale getirir. Mevsimsel griple ilgili oluşan ölümlerin çoğu kişi gribe yakalandıktan birkaç hafta sonra oluşur. Bu kişilerde bakteriyal pnömoni gibi ikinci bir bakteriyal enfeksiyon gelişir. Diğer vakalarda grip kongestif kalp yetmezliği veya kronik pulmoner kalp hastalığı mevcut kronik hastalığı kötüleştirir. Astım hastaları için grip ölümcül risk taşıyor. Soğuk algınlığı ise daha hafiftir. ARALIĞA KADAR GRİBE YAKALANMAZSANIZ, GRİPTEN KURTULDUNUZ DEMEKTİR: Bu da doğru değil. Grip salgınlarının zamanını önceden tahmin etmek mümkün değil. Fakat verilere göre, 1982-83 ve 2011-12 sezonları arasında hastalığın zirve yaptığı dönem Şubat ayıydı. Ayrıca Ocak ve Mart aylarında da grip hastalığı çok fazla görülüyor. MİDE GRİBİ BİR TÜR İNFLUENZADIR: Bazı insanların uzun yıllar kendilerini çok kötü hissettiklerini ve kusmayı engelleyemediklerini duymuşsunuzdur. Çünkü bu insanların problemi mide gribi denen mide hastalığıdır. Grip genellikle çocuklarda kusma, ishal gibi belirtilere yol açsa da bunlar gribin esas belirtileri değildir. Bunlar başka nedenlerden kaynaklanır. Mide gribine virüsler, bakteriyal enfeksiyonlar ve hatta parazitler neden olur. ÇOCUKLAR GRİP AŞISI NEDENİYLE OTİZM OLABİLİR: İnternette biraz dolaştığınızda aşılar ile otizm gibi bozukluklar arasındaki bağ ile ilgili olarak birçok bilgiyle karşılaşırsınız. Bu da birçok hatırı sayılır kaynakta görünen şüphelerden biridir. Daha önce yapılan araştırmalarda otizmle bazı aşılar arasında bir bağ olduğu belirtilmişti, ancak sonradan yapılan araştırmalarda aşılarla otizm arasındaki bağ olmadığı açıklandı.ANTİBİYOTİKLER GRİPLE SAVAŞMAYA YARDIM EDİYOR: Kesinlikle gribin tedavisinde antibiyotiğin yeri yoktur. Utah Üniversitesi’nde görevli doktorlar, antibiyotiklerin sadece bakterilere karşı işe yaradığını, gribe de yol açanlar dahil olmak üzere virüsler üzerinde herhangi bir etkilerinin olmadığını açıkladılar. Bir hastaya sahte ilaç veya antibiyotik verirseniz ikisinin de aynı hızda iyileştiğini görürsünüz. Antibiyotiğin aşırı ve gereksiz kullanımı burnunuzdaki ve boğazınızdaki bakterilerin ilaca karşı dirençli hale gelmesine yol açar.GRİP AŞISI GERÇEKTEN İŞE YARAMIYOR: Grip aşısının her zaman işe yaramadığı doğrudur. Araştırmalara göre aşı, hastalığa yakalanmayı yüzde 60 oranında önlüyor. Bu durum yaşınıza ve sağlık durumunuza göre değişebiliyor; genç ve sağlıklı insanlarda daha iyi sonuçlar alınıyor. Diğer bir faktör ise bu yılki aşının grip ırkıyla uyumlu olmasıdır.GRİP AŞISI SİZİ GRİP YAPABİLİR: Birçok insan hastalıktan değil, sizi buna karşı koruyacak olan aşıdan korkuyor. Dünya genelinde insanların önemli bir oranı aşının kendilerini hasta yaptığına inandıkları ifade ediliyor.  Enjeksiyonla yapılan grip aşısı aktif değildir. Bazen çocuklara yapılan burun spreyi şeklindeki grip aşısı etkisi zayıflatılmış canlı bir virüs içeriyor. Fakat bu aşının içindeki mikrop soğuğa uyumludur. Sadece burnun içindeki daha soğuk ortamda enfeksiyona yol açabilir. Grip aşısının bazen yan etkileri olabilir. Enjeksiyon bölgesinde kızarıklık veya şişme, başağrısı, hafif ateş bunlardan bazılarıdır. Bazı insanlar bazı tibbi durumları nedeniyle doktora danışmadan aşı olmamalı. GRİP AŞISINI SEZONUN BAŞINDA OLURSANIZ, ETKİSİ AZALACAKTIR: Bazı sağlık otoriteleri, grip mevsiminin Mart ayında da devam ettiği ve erken aşı olmanız halinde koruyuculuğun azalacağı konusunda endişeliler. Fakat, bu endişenin yersiz olduğu belirtiliyor. Aşının etkisinin Ekim ayından ilkbaharda grip mevsimi sonuna kadar devam edeceğini belirttiler. Bazı durumlarda, bu etki kişinin bağışıklığına bağlı olarak yıl boyunca devam edebiliyor. Henüz grip aşısı yaptırmadıysanız geç kalmış sayılmazsınız, aşınızı Kasım ayı içinde de yaptırabilirsiniz.GEÇEN YIL AŞI YAPTIRDIYSANIZ, BU YIL YAPTIRMANIZA GEREK YOK: Bu düşünce yanlıştır. Önceki bölümde belirtildiği gibi, grip aşısı size aylarca ve hatta bir yıl boyunca bağışıklık sağlayabiliyor.

Haberler
22 Ocak 2014 - 19:16
Zatürre yetişkinlerin de korkulu rüyası

Zatürre yetişkinlerin de korkulu rüyası

Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda aşılamayla önlenebilen enfeksiyon hastalıklarında önemli başarılar sağlandığını belirterek, risk grubundaki yetişkinlerin de aşı olması gerektiğini söyledi. Ceyhan, Dünya Sağlık Örgütü'nce zatürre hastalığıyla mücadeleye dikkat çekmek amacıyla, her yıl 12 Kasım'ın Dünya Zatürre Günü olarak kabul edilmesi nedeniyle yaptığı açıklamada, aşıyla pek çok hastalığın zaman içerisinde yok edildiğini, Türkiye’de aşı yapılmasaydı yılda 14 bin 248 çocuğun 13 farklı hastalıktan kaybedileceğini ifade ederek, aşılamanın yalnızca çocuklar için geçerli olmadığını, yetişkinlerin de olması gereken aşılar bulunduğunu kaydetti. "Zatürre hem çocuklarda hem yetişkinlerde en çok ölüme neden olan hastalık" diyen Ceyhan, zatürrenin en sık görülen nedeninin diyafram denilen akciğer ve karın boşluğunu ayıran zar üzerinde pnömokok bakterisi kaynaklı enfeksiyonlar olduğunu, bu bakterinin zatürrede, kulak iltihaplarında, sinüzitte, menenjitte, kana bakteri karışması anlamına gelen bakteriyemide en sık görülen etken olduğunu bildirdi. Ceyhan, "Zatürre aşısı diye bilinen aşı, sadece zatürreye karşı korumuyor, bu hastalıklara karşı da koruyor. Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında bu aşı tüm çocuklara yapılmaya başladığından beri, pnömokok bakterisine bağlı menenjit vakalarında çok büyük azalma gördük. Mesela iki sene önce çocuklardaki menenjit oranı yüzde 40 iken, bu sene yüzde 14'e kadar düştü. Çünkü çocuklara yaygın olarak bağışıklık uygulanıyor. Dünyada bildirilen zatürre vakalarında ise yüzde 40 azalma görülüyor" diye konuştu. Pnömokok aşısında çocukluk çağındaki aşılama oranlarının Türkiye'de yüzde 97 gibi yüksek rakamlara ulaşarak oldukça başarılı bir noktaya geldiğini ifade eden Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, korunmanın doğar doğmaz çocukluk çağıyla başladığını, ancak yinelenmesi gerektiğini dile getirdi. Yeniden hasta olma olasılığının küçümsenmemesi gerektiğini vurgulayan Ceyhan, 65 yaşın üzerindekilerin 5 yılda bir zatürre, her yıl da grip aşısı yaptırması gerektiğini belirtti. Dünyanın her yerinde çocuk aşılamasının yetişkine göre daha yaygın ilerlediğini, aşılamanın çocuklara bir program dahilinde devletler tarafından uygulanarak başladığını ifade eden Ceyhan, yetişkin aşılamalarının dünyada en iyi yapıldığı İskandinav ülkelerinde bile yüzde 50'leri geçmediğini, Türkiye gibi ülkelerdeyse, grip aşısındaki oranın biraz yüksek olduğunu, pnömokok aşısının ise yüzde 1'in altında kaldığını anlattı.  

Haberler
12 Kasım 2013 - 11:44