Tarih : 06.04.2021 - 00:04 Yorum : 0

Bağışıklığı yüzde 99 kuvvetlendirdiği kanıtlandı

Dr. Öğr. Gör. Şebnem Şenol Akar, aşının erkeklerde yüzde 97, kadınlarda ise yüzde 99 oranında bir antikor geliştirme oranı olduğunu vurguladı.

Bağışıklığı yüzde 99 kuvvetlendirdiği kanıtlandı

Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları, Halk Sağlığı ve Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim elemanları tarafından yürütülen 'SARS CoV-2 İnaktif (Sinovac-Coronavac) Aşısının Bağışıklık Yanıtı' konusundaki bilimsel çalışma tamamlandı. 

“Antikor geliştirme oranı yüzde 97’nin de üzerine çıktı”
Araştırmaya bin 53 sağlık çalışanının katıldığını belirten Manisa CBÜ Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğrt. Üyesi Şebnem Şenol Akar, “Çalışmamıza başlangıçta bin 53 kişi daha önce hastalığı geçirmemiş ve antikoru negatif olan sağlık çalışanları katıldı. Bin 53 kişinin öncelikle hastalığı geçirmediği yaptığımız antikor testleriyle kanıtlamış olduk. Birinci aşının ardından ikinci aşıdan önce bir kan aldık. Bu kan alımında antikor düzeylerini saptadık. İkinci aşıdan en az 28 gün sonra ikinci kanlarımızı topladık. Bu durumda birinci aşıdan sonra 900’ün üzerindeki sağlık çalışanında, ikinci aşıdan 28 gün sonra da 771 sağlık çalışanında kanlarımızı topladık. Çalışmanın sonucunda gördüğümüz önemli durumlardan bir tanesi nötrolizan antikor ve titreyle baktığımız antikor sonuçlarının uyumlu olmasıydı. Birinci aşıdan sonra antikor geliştirme oranı yüzde 25’te kaldı. İkinci aşıdan sonra antikor geliştirme oranı yüzde 97’nin de üzerine çıktı. Bu da demek oluyor ki birinci aşıdan sonra yeterli bağışıklık oluşmamakta, ikinci aşıdan sonra toplumun büyük bir kısmında bağışıklığını oluşturmuş durumdayız” ifadelerini kullandı.

“Kadınlarda yüzde 99 oranında bir antikor geliştirme oranı söz konusu”
Antikor geliştirme oranlarına bakıldığında kadınlarda daha yüksek bir oranın dikkat çektiğini belirten Akar, “Antikor geliştirme oranı her iki cinsiyette de yeterli ve anlamlı bir düzeyde olmakla birlikte kadınlarda bir miktar daha yüksek antikor düzeyi saptadığımız doğrudur. Erkeklerde yüzde 97, kadınlarda yüzde 99 oranında bir antikor geliştirme oranı söz konusuydu. Bu oranı bir miktar cinsiyetle farklılık gösterebilir. Bunun kesinlikle cinsiyetle ilişkili olup olmadığını istatiksel alt değerlendirmeler sonuçlandığında söylemek daha doğru olacaktır. Burada vurgulamamız gereken şey bir doz aşının asla yeterli olmayacağı, muhakkak ikinci dozun olunması gerektiği, koruyuculuğun bu şekilde oluşabileceğini söylememiz çok önemli” diye konuştu.

“Kişisel korunma önlemlerini aralık vermeden devam etmemiz gerekiyor”
Aşı olunsa dahi maske, mesafe ve hijyen kurallarına aralık verilmemesi gerektiğine dikkat çeken Akar, “Çalışmamızda göstermiş olduğumuz yüksek antikor düzeyleri hastalıktan yüzde 100 korunacak oldukları anlamına gelmemektedir. Kesinlikle kişisel korunma önlemlerini aralık vermeden devam etmemiz gerekiyor. Maske kullanımına, kişisel mesafe kurallarına dikkat edilmesi mutlaka gerekiyor. Kapalı ortamlardan korunma, böyle ortamlarda maskemizi çıkarmama gibi önemli konulara dikkati çekmemiz gerekiyor” dedi.

“Hastalığı geçirmektense aşılı olmak çok daha güvenli”
Tereddütleri azaltmak amacıyla yan etkilerin de takip edildiğini belirten Akar, “Hastalığı geçirmektense aşılı olmak çok daha güvenli. Tereddütleri azaltmak amacıyla biz bu çalışmamızda yan etkileri de yakından takip ettik. Yan etkilerin son derece az olduğunu gözlemledik. Özellikle yüzde 25’in altında sadece aşı yerinde ağrı gibi ya da baş ağrısı gibi çok az yan etkiler görüldüğünü gözlemledik. Yüzde 1’in altında hastaneye başvurmayı gerektirecek ciddiyette yan etkiler olduğunu gözlemledik. Bu da aşının son derece güvenli olduğunu gösteren önemli bir kanıt” ifadelerini kullandı.

Kaynak : İHA
 
 

YORUM YAPIN

 
 
© 2004 - TGRT Haber