Tgrt Haber
02 Ocak 2024 14:43 - Güncelleme : 02 Ocak 2024 14:44

Şairler uğruna iddiaya girmişti! "Mona Roza" şiirinin ilham kaynağı, Cemal Süreya ve Sezai Karakoç'u anlattı

Cemal Süreya'nın Sezai Karakoç ile uğruna iddiada soyadından bir harf kaybettiği 94 yaşındaki Muazzez Akkaya, iki şairin kendisine olan aşkını anlattı. Karakoç'un Mona Roza' şiirinin ilham kaynağı Akkaya, "Bana yazılan şiirleri zaman içinde ne yazık ki kaybettim, buna gerçekten üzülüyorum, keşke saklasaydım" dedi.

Editör: Suat Vilgen / Kaynak: Anadolu Ajansı
Şairler uğruna iddiaya girmişti! "Mona Roza" şiirinin ilham kaynağı, Cemal Süreya ve Sezai Karakoç'u anlattı
Mona Roza, Sezai Karakoç, Cemal Süreya, Şair

Türk Edebiyatı'nın iki güçlü kalemi Cemal Süreya ve Sezai Karakoç'un Mülkiye Mektebi'nden sınıf arkadaşları Muazzez Akkaya'ya besledikleri büyük aşk büyük bir iddiayı da beraberinde getirmişti. .

İddiaya göre aynı zamanda yakın arkadaş olan iki büyük şairden kim Muazzez'in gönlünü kazanırsa diğeri soy isminden sonsuza kadar bir harfi silecekti. Rivayete göre kaybeden Cemal Süreyya oldu ve soy ismindeki "y" harflerinden birini böyleye kaybetti. Şair Karakoç ise Akkaya için yazdığı "Tek Gül" anlamına gelen "Mona Roza"yı Türk Edebiyatı'na kazandırdı .

VE MONA ROZA 70 YILSONRA KONUŞTU

Kıta başlarındaki harfler yan yana getirildiğinde "Muazzez Akkayam" akrostişi ortaya çıkan Mona Roza'nın sırrı 2007'de kamuoyuna yansıdı. 70 yılı aşkın süre gizemini koruyan iki şairin büyük aştkı Muazzez Akkaya ilk kez konuştu.

Şimdilerde 94 yaşına basan, evlatları ve 6 torunuyla mutlu bir yaşam süren Akkaya, genç Muazzez'in bilinmeyen yönlerini anlattı.

Şairler uğruna iddiaya girmişti! "Mona Roza" şiirinin ilham kaynağı, Cemal Süreya ve Sezai Karakoç'u anlattı

Geyve'de 1930'da dünyaya gelen, yakın zamanda yaşamı Emine Öte tarafından "Mahrem Şiir: Mona Rosa" ismiyle kitaplaştırılan Akkaya, babası Hamit Akkaya'nın Kurtuluş Savaşı'nda görev aldığını, İstiklal Madalyası'nın bulunduğunu belirterek, ailesinin Cumhuriyet'in kıymetini bildiğini ve okumak isteyen kız evlatlarına hep destek olduğunu vurguladı.

Ciddi yokluk ve zorluklarla mücadele etmiş bir aile olduklarını söyleyen Akkaya, "Bizler İstiklal Harbi'nden yeni çıkmış genç Cumhuriyet'in çocukları, gururlu bir nesildik. Genç kızlara, kadınlara değer veren Cumhuriyet'le birlikte çok mutluyduk" dedi.

CEMAL SÜREYA CEBİME ŞİİRLER KOYARDI

Kandilli Lisesi'ni bitirmesinin ardından 1949'da Mülkiye Mektebi'nin yatılı sınavını kazanan ilk kız öğrenci olduğunu ama o dönem kız yatakhanesi olmadığı için okula evden gidip geldiğini anlatan Akkaya, ilk senesinde iki kız olarak başladıkları üniversite yıllarında zorlanmadığını, sonrasında 8 kız öğrenci arkadaşıyla güzel anılar biriktirdiklerini ifade etti.

Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç ve Cemal Süreya'nın kendisine olan sevgisine ilişkin, "Cemal Süreya daha çok cebime şiirler koyardı. Sonra sınıfa girince aynı şiiri tahtada da görürdüm. Şiirlerin ona ait olduğunu sonradan öğrendim. Ben o dönem bu şekilde bir arkadaş edinmeyi, ilerletmeyi hiç düşünmedim." diye konuştu.

Şairler uğruna iddiaya girmişti! "Mona Roza" şiirinin ilham kaynağı, Cemal Süreya ve Sezai Karakoç'u anlattı

KARAKOÇ YAŞI HANDİKABI OLMUŞ

Sezai Karakoç'un ise daha ısrarcı bir tavrının bulunduğunu vurgulayan Akkaya, o dönem yaşananları şu sözlerle dile getirdi: "Büyüklerimizin kafamıza çiviyle çaktıkları bazı fikirler var, 'erkek yaşça büyük, hanımı ondan küçük olmalı' gibi. Annem-babam, çevremdeki herkes de böyleydi. Sezai Karakoç da benden 1-2 yaş kadar küçüktü, benim için ilk handikap oydu zaten. Bu nedenle ihtimalini bile düşünmedim çünkü kafamda yaş konusu yerleşmişti."

"BİZİ AYNI MASADA GÖRÜNCE HARFİ SİLDİRDİ"

Cemal Süreya'nın soy isminden bir harfi eksilttiği olaya da ilk kez açıklık getiren Akkaya, şöyle konuştu: "Benimle gelip konuşmaya hiç çalışmadı. Bir iddiaya girmişler, onun sonucu soy isminden bir harfi attığı doğru. Hangimiz daha ileride olursak, diğeri bir şeyinden vazgeçecek diye iddiaya girmişler. Bu olay olduğunda Mülkiye'nin kafesinde arkadaşlarımızla oturuyorduk. Arkadaşlarım yanlarında Sezai Karakoç'la gelmişti. Aynı masadaydık. Sonra diğer arkadaşlar kalkıp gidince ve sadece Sezai Karakoç'la benim masada kaldığım anı görünce Cemal Süreya, soy isminden bir harfi sildirmiş. Bana böyle izah etmişlerdi."

İKİSİNİ DE TERCİH ETMEDİ

Sezai Karakoç'la da detaylı hiçbir diyaloğunun olmadığını vurgulayan Akkaya, "Üniversite 2. sınıftaydık. Yazdığı şiirleri bana vermek için çok uğraşıyordu, ben mecburen tekrar ısrar etmesin diye alıyordum. Ama dediğim gibi o zamanlar okuldan biriyle arkadaş olmayı, ikisinden birini tercih etmeyi hiç düşünmedim. Okul sonrası seçtiğim eşim, o da Mülkiye mezunu olan rahmetli Orhan Giray'la çok mutlu bir hayatım oldu, 4 güzel evlat yetiştirdik" ifadesini kullandı.

"KEŞKE O ŞİİRLERİ SAKLASAYDIM"

Karakoç ve Süreya'ya yakınlık gösterecek, umut verecek bir davranışta da bulunmadığının altını çizen Akkaya, üniversitede sosyal, enerji dolu bir öğrenci olduğunu ve pinpon oynamayı çok sevdiğini aktardı.

Muazzez Akkaya, "Bana yazılan şiirleri zaman içinde ne yazık ki kaybettim, buna gerçekten üzülüyorum. Evlenirken problem olmasın diye düşünerek ablamın evinde bir yere koymuştum. Sonra da eşimle bir sorun yaşamayalım diye geri almadım. Maalesef orada da şiirler zamanla telef oldu. Buna gerçekten üzülüyorum, keşke o şiirleri saklasaydım" şeklinde konuştu.

KARAKOÇ'UN DİKKATLİ BAKIŞLARI

Muazzez Akkaya, ömrü boyunca evlenmemeyi tercih eden Karakoç'a ilişkin, şunları kaydetti: "Böyle bir duruma sebep verdiysem diye üzülüyorum ama bir yerden de teselli oluyorum çünkü hiçbir yakınlık göstermedim, umut vermedim. Ancak üzüldüğüm bir şey var, Sezai Karakoç'u vefatından bir ay kadar önce Fenerbahçe sahilinde gördüm. Karşıdan yürüyordu ve o kadar dikkatli bana bakıyordu ki... Ama beyaz saçları, sakalları olunca tanıyamadım. Bir süre sonra gazetede vefat ilanını görünce onun Sezai Karakoç olduğunu anladım. Eğer o olduğunu bilseydim, bir kafede oturup beraber bir kahve içmek isterdim."

EŞİNİN YAZDIĞI ŞİİRİ OKUDU

Sezai Karakoç ve Cemal Süreya'nın kendisine olan sevgisini eşi Orhan Giray'ın hiç dile getirmediğini anlatan Akkaya, "Rahmetli eşimle çok mutlu günler geçirdik, iyi ki de onu seçmişim. Eşimle bu konuları hiç konuşmadık ama belki de haberi vardı. Çünkü bana küçük bir şiir de yazmıştı. Dizeleri hatırımda, ezberimde, 'İsterim ömrümce, buldum ben gönlümce/Gözlerimde yaş, arzuyla demlenince' böyle bir şiirdi. Belki çok küçük bir şiir ama emek verip, buna uğraşması benim için çok kıymetliydi" dedi.

Akkaya, edebiyat tarihinde adına şiir yazılan çok fazla kadın olduğunun da altını çizdi.

Şairler uğruna iddiaya girmişti! "Mona Roza" şiirinin ilham kaynağı, Cemal Süreya ve Sezai Karakoç'u anlattı

HAYATI KİTAP OLDU

Hayatının Emine Öte tarafından kaleme alınan, "Mahrem Şiir: Mona Rosa" isimli kitapta bir araya getirilmesinden mutluluk ve onur duyduğunu ifade eden Akkaya, "Emine Hanım, torunlarımdan birinin edebiyat öğretmeniydi. Torunum benden bahsedince o da hayatımı kitaplaştırmak istedi. Bu vesileyle tanıştık, sağ olsun güzel bir kitap yazdı" diye konuştu.

Mülkiye'nin ardından hukuk okuduğunu, 30 yıl boyunca Hazine avukatlığı yaptığını ve bir yandan da dört çocuk büyüttüğünü belirten Akkaya, tüm zorluklarına karşın işini bırakmayı hiç düşünmediğini söyledi.

KIZ ÇOCUKLARINA NASİHAT: AYAĞINIZIN ÜSTÜNDE DURUN

Yanına aldığı, maddi zorluklar içerisindeki bir genç kızın desteğiyle çocuklarını büyüttüğünü vurgulayan Akkaya, bugünün kız çocuklarına da "Kız çocuklarının muhakkak eğitimlerini alması, çalışmaları ve kendi ayakları üzerinde durmaları lazım" önerisinde bulundu.

Zaman içerisinde dört evladından birini kaybettiğini, İstanbul'da yaşadığını, torunlarıyla vakit geçirmeyi ve kitap okumayı çok sevdiğini aktaran Akkaya, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarında görev aldığını, sosyal yaşamdan hiç kopmadığını ve hayatını renklendirmek için çabaladığını sözlerine ekledi.

EMİNE ÖTE: CUMHURİYETİN KADINLARINA ARMAĞAN OLSUN

Yazar Emine Öte de Cumhuriyet'in 100. yıl dönümünde okuyucuyla buluşan "Mahrem Şiir: Mona Rosa" kitabına ilişkin, "Kitap, sadece aşkı değil, bir Cumhuriyet kadını Muazzez Hanım'ı, genç Cumhuriyet'i ve kızların eğitim almasının ne denli önemli olduğunu işliyor. Kitabımı Cumhuriyet'in 100. yılında, 29 Ekim'de Türk kadınlarına bir armağan olarak çıkarttım. Muazzez Hanım'ın hayatı genç nesillere örnek olsun istedim."

Kaynak: Anadolu Ajansı
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Sonraki Haber Yükleniyor...